KALYON İNŞAAT VE AK PARTİ « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

KALYON İNŞAAT VE AK PARTİ

Bu haber 19 Ekim 2020 - 7:49 'de eklendi.

Basın ve medyada bir haber günlerce yer buluyor, KALYON inşaata ballı bir ihale verilmiş, kredi açılmış, vergi muafiyeti getirilmiş, falan filan, muhalifler saldırıda, iktidar yanlıları savunmada günlerce devam ediyor savaş.

Aslında işin haber değeri bile yok, köpeğin birini ısırması gibi bir haber.

Sıradan bir olay!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir seçkinler devletidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir Oligarşidir.

Seçkinler yönetimi ve seçkinler devleti insanın yerleşik hayatı ile birlikte hep var olan bir devlet biçimidir.

Oligarşi; küçük ve imtiyazlı bir grubun iktidarda olduğu yönetim şeklidir, bu grup bencilce ve görevini kötüye kullanarak despot bir yönetim şekli benimser, bu grubun mensuplarına Oligark denir.

Oligarkın karşılığı ‘’Seçkindir’’

Seçkinler Devleti Ak Parti İle var olan bir Devlet şekli değildir.

Ak Parti Oligarşik Devlet biçimini devam ettiren bir partidir.

Ak Parti Öncesi farklı bir Devlet şekli yoktu.

Ak Parti sadece mevcut seçkinlere kendi seçkinlerini ilave etti.

Bu seçkinler devletinde;

Yargı ve Yürütme seçkinlere hizmet eder.

Sermaye ve üretim araçları seçkinlerin elindedir.

Yasalar seçkinleri korumak için çıkarılır.

Seçkinler Devletin esas sahibidir.

Seçkinlere dokunulmaz.

Seçkinler devletin efendisidir.

Seçkinlerin evlilikleri bile ya akraba evliliğidir, ya da seçkin evliliklerdir.

Servetlerinin bölünmesini istemezler.

İhale Kanunları bu seçkinler için hazırlanır.

Bankalar seçkinlere finansman sağlar.

Güvenlik politikaları seçkinler için belirlenir.

Milletvekilleri listeleri bile seçkinlerin görüşü alınmadan hazırlanmaz.

Yapılan tüm askeri darbeler, verilen muhtıralar seçkinlerin onayı ile yapılır.

Bu Devlet şeklinde, seçkinler Milli Gelirin büyük bir kısmını elinde bulundurur.

Bizim gibi ülkelerde seçkinlerin serveti genellikle yurt dışı bankalardadır.

Pek vergi vermezler.

Seçkinlere zorunlu olarak tahakkuk eden vergiler ise zamanla affa uğrar.

Ülkenin çalışan her kademedeki emekçileri bu seçkinlerin refahı için ölesiye çalışır.

Seçkinlerin dışında kalan halk, bir üretim aracı olarak görülür.

Üretim aracı olarak görülen halk, sadece üretim yapmak için vardır, hayatlarını devam ettirebilecek kadar milli gelirden pay alırlar.

Üretim faaliyetinde yer bulamayan halk ise seçkinler tarafından lanetli görülür.

Seçkinler devletinde tüm siyasi partiler sistemin devam etmesi için yapılandırılır, iktidar yıprandığında yedekte bekleyen siyasi parti ve partilere görev verilir, seçimler sadece kalkın gönlünü almak için yapılan bir formalitedir.

Seçkinler devleti, en çok sivil itaatsizlikten ve anarşiden korkar, halk ayaklanmaları korkulu rüyasıdır seçkinler devletinin.

Bunu önlemek için de, Din ve kaderci bir anlayış ile halkı uyutmayı hedeflerler.

Bu uyutma ve uyuşturma işlerini de yine kendilerinin besleyip, kurumsallaştırdığı tarikat ve cemaatler eli ile yaparlar.

Genel olarak seçkinler devletini anlatmaya çalıştım.

Çok fazla uzatmaya gerek yok, ana hatları ile Ülkedeki sistem budur.

Gelelim, Kalyon ve Ak Parti meselesine.

Kalyon, Limak, Cengiz, Kolin Vs. bunlar Havuz şirketleri olarak bilinir ve Devletin yani Oligarşik Devletin kaymağını yiyen Ak Partinin himayesindeki şirketlerdir.

Geçmişteki Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi holdinglerden farklı değillerdir.

Kalyonun ballı ihale alması, vergi muafiyeti, kredilendirilmesi bu Devlet düzeni için sıradan bir iştir ve sisteme göre çok normalidir.

Aksi olması şaşırtır ve haber değeri taşır.

Bu normal işlerin tartışılıp konuşulması sadece halkın gazının alınmasından öteye gitmez.

Zaten halk konuşmayı çok seviyor, konuşarak avunuyor.

Halk için bir başka avunma aracı, siyasi partilerdir, tarafgirlik ile kendilerine bir rol kaparlar, bu rol ile avunur, çatışır, kimlik edinirler, edindikleri kimlik ile kalır, sistem içinde köle olmaya devam ederler.

Bu sistem içinde aydınların rolü çok önemlidir, sistemin aydınları sisteme dokunmadan her türden algı yönetimini, muhalif söylemleri günün her saatinde dillendirir, halk bunlara bakarak umutlanır, bunları önder görerek, kendileri için bir kurtarıcı kabul ederler.

Hülasa Oligarşik Devlet, kendi kurguladığı, en ince detaya kadar hesapladığı yönetim modelini devam ettirir.

Bunları niye yazmaya gerek gördüm, bir haber beni bunları yazmaya mecbur etti, bu sıradan haber bu Ülkenin gerçeğidir.

Kimse kendini, demokratik bir sistem de yaşıyorum, Devlet benim Devletim, Devlet benim kutsalım, devlet ne yaparsa haklıdır teraneleri ile avutmasın, gerçekle yüz yüze gelsin diye yazıyorum.

Hayallerde yaşayan Devlet ile Gerçek hayattaki Devlet çok farklı.

Gerçek devlet, Kalyon’un, Kolin’in, Limak’ın, Cengiz’in, Sabancı’nın, Koç’un, Eczacıbaşı’nın Devletidir, Halkın Devleti değil.

Halk bu devlet içinde sadece özgürmüş gibi davranan Kölelerdir.

Sanal Özgürlük çok konforlu geliyor Halka.

Burada İnsanı da tanımlamak gerekiyor, İnsan yaratıcının istediği gibi özgür olmayı istemiyor, İnsan güdülmeyi çok seviyor.

İnsanın serüveni galiba köle olarak sona erecek.

Seçkinlerin kölesi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Murat Ünal
Murat Ünalmuratunal@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.