19.11.2022, 12:02

Kalemler Emanettir -II

Peki bu nasıl oluyor? 

Yazmıştım, ilahi beyanın hatırlatmak fayda verir ikazınca yineleyelim;

Bugün en karşıt olanlarımızın bile ‘evrensel değerler’ denince gayrı ihtiyarî yüzünü Batı’ya dönmesi tesadüf değil zira bu ayrım aslında zihinsel bir ayrımdır ve geçmişten devralınmıştır.

Çünkü geçen yüzyılın zihinsel mantığıyla hemen hepimiz dünyayı ‘gelişmiş’ ve ‘gelişmemiş’ bloklar olarak ikiye ayırmayı alışkanlık edindik veya bu tablo zihin ve ruh dünyalarımıza öyle enjekte edildi. İncelikle uygulanmış planlı bir örtbas etme senaryosunun neticesi olan bu ayrımsamada dünyanın neresinde yaşıyor olursanız olun oluşturulan algıda ‘gelişmiş’ olan genel anlamda batı; ‘gelişmemiş’ olan da dünyanın geriye kalan kısmı oluyor. 

Akledebilen bir kalple bakın dünyaya…

Yerleri ve yurtları talan edilmiş, doğal kaynakları yağmalanmış ve kendilerine kendi yurtlarında yaşam hakkı tanınmamış mülteciler denizlerde kitleler halinde can veriyor, sığınma kamplarında yürek sancısı manzaralarla olumsuz şartlar altında yaşıyor, ulus aşırı göçmenler karın tokluğuna batı şehirlerinin kenar mahallelerinde çok zor yaşam koşulları altında işçilik yapıyor.

Tüm bunların sorumlusu “tek dişi kalmış canavar”, bu tabloya rağmen son birkaç asırdır ilerleme ve aydınlanma illüzyonuyla sömürgeci geçmişinin ve zorba günlerinin günahlarını aklıyor, örtbas ediyor. Bu da yetmiyor; bir de üste çıkıp, tahtına oturduğu medya krallığından ekonomiden siyasete, tarihten edebiyata, kültürden sanata, dini meselelerden ahlaki değerlere kadar birçok konuda dünyanın bütün ‘öteki’ ilan ettiklerine arsızca, utanmazca, pişkince ‘gelişme’, ‘insanlık’, ‘erdem’ ve ‘etik’ mamulleri satarak, psikopat bir katilin suçu maktule atan pişkinliğiyle yalan söylemeye ve suyu bulandırmaya devam ediyor.

Pek tabi ki içinde yaşadığımız mümbit coğrafya da bu toplumsal değer aşınmasından nasibini alıyor. Zira kendini evrenin merkezine yerleştirerek kendisi dışında tüm kültürleri reddeden gelişmiş(!) batı, bütün dünyayı kasıp kavurduğu yetmezmiş gibi iştahlı bir köpek balığı gibi her fırsatta bizim sahillerimize de vuruyor.

Peki, yenilgiyi kabullenip (diğer dindaşlarımızın yaptığı gibi) tasımızı toprağımızı toplayarak gidecek miyiz yoksa her karışı şüheda kokan bu mümbit coğrafyada o kutlu mirasın şahitleri hatırına da olsa “Rabbin bizden bir umudu var” diyerek, yarınlar daha güzel olacak umudunu besleyerek direnecek miyiz? Bugün asıl turnusol bu bence.

Kabul ediyorum!

Bir kum tanesi olup çölün derdiyle dertlenmek, yani tek başına insanlığın kanayan yaralarını pansuman etmek gibi kara bir sevdaya tutulmak tıpkı Hz Nuh(as) gibi karada gemi yapmaya talip olmaya benziyor.

Öyle ya, herkes kuruşuna kadar hesaplı davranırken “hasbi” davranmak; herkes dalgasına bakarken, dalgalarda batanların imdadına yetişmek için gecesini gündüz etmek; uykusunu dışardaki yangınlarla yitirmek, “kıl beşi, bitir işi” zihniyetinden kurtulup, “kul olmak kesmez, dost olmak lazım” diyerek insanlığın yükünü yüklenmek günümüz insanı için akıl kârı mıdır?

Dalga geçenler, dudak bükenler, bıyık altından alaycı tebessümleriyle kendilerini tatmin edenler, kendi haline bakmayıp sözüm ona “acıyanlar” ise işin cabası.

Peki neden salt kendini kurtarmak varken başkası için sancılanır insan?

Bu farkındalığa Freud “olgunlaşma” diyor ama bunun irfanımızdaki dili “kemale ermek” ya da daha amiyane bir tabirle “olgunlaşmak” olsa gerek.

Zira yaşanmışlık, adanmışlık ve sanırım en çok da aldanmışlıklarınız sizi öyle bir seviyeye taşıyor ki;

O seviyeden sonra “manevi kalpazanlar” veya “gönül haramileri” olarak tanımladığım samimi olmayan hiç kimseye hiçbir şekilde ihtiyacınız kalmıyor.

Hayatın sadece bir “seda bırakmak” ve size ayrılan sürede “ne kadar iyi işler yaptığınızı” belirlemek amacı ile verilen bir süre olduğunu anlıyorsunuz.

Gölgesi ömrünüze düşen aile kavramı (ve sanırım zürriyetinizin devamı, sizden sonraki amel defterinizin kâtibi evlatlarınız) daha çok ön plana çıkıyor.

Gaye ve hedefiniz artık içinde yaşadığınız toplumun belirlediği “itibar” değil, sıkı sıkıya sarılarak biriktirdiğiniz değerlerinizin toplamı kişiliğiniz oluyor. Bu yüzden isminizin önündeki etiketler umurunuzda dahi olmuyor.

Fiyatlar değil, değerler ilgi alanınıza giriyor ve ruh köklerinize, sizi siz yapan dinamiklerinize daha çok sarılma ihtiyacı hissediyorsunuz.

Ölümün kaçınılmaz bir son olduğunu ve yaşam denen yolculukta aslında hemen her şeyin mutlak bir bitişe kodlandığını ihmal ettiğiniz vücudunuz, diyetini isteyerek ve sizi hastane kapılarına mecbur ederek hatırlatıyor.

Riyakâr, samimiyetsiz, yaşamlarını yalan üzerine bina eden insanları çok daha çabuk keşfediyor ve onlardan sessiz sedasız bir şekilde uzaklaşıyorsunuz. Onlar, nasıl bir değer kaybettiklerinin farkına çok daha sonra varıyorlar ama size geri dönmeye çalıştıklarında isimlerini dahi anmak istemiyorsunuz. Yaşamın “elalem ne der?” putuna tazim edecek kadar uzun olmadığını, aslolanın “önce ve mutlaka” kendine değer vermek olduğunu ve aslında tüm dertlerinin dermanının da kendi içinizde yeşerttiğiniz gönül coğrafyanızda olduğunu fark ediyorsunuz.

Bu yüzden de gürültülü ortamlardan, gürültülü insanlardan, gürültülü fikir ve ideolojilerden, hamasi nutuklardan adım adım uzaklaşıyorsunuz.

Elinizdeki zaman ipine tane tane sabır boncuğu dizebilmeyi ise eninde sonunda öğreniyorsunuz. Bu da yaşamı hızlı değil yavaş ve olması gerektiği yaşamanızı sağlıyor ve en nihayetinde de sessizliğin bile sesini duyar hale geliyorsunuz.

Zira okudukça, anladıkça, fark ettikçe, dert ettikçe anlıyorsunuz ki;

Var olan kirli zihniyeti değiştirmek için bir öksüz ve yetimin tertemiz vicdanından dünyaya fısıldanan ilahi hitap; kız çocuklarını diri diri toprağa gömen kömür karası bir toplumdan yerdeki haşerat ezilmesin diye ayağına çıngırak bağlayan bir toplum inşa ettiyse bunun yegâne sebebi, inen hitabın muhataplarının yüreğini öpmesi ve ruhlarını kuşatması idi.

Bu hitap “iyi olmayı değil, iyi işler yapmayı; cennetperestliği değil ekildiğin yerde yeşererek bulunduğun zamanı, kaderi kaderinle kesişen mahlukatın yaşamını cennete çevirmeyi vazediyordu.

Tıpkı Hz. Nuh(as) gibi “bittim, yetiş Ya Rabbi!” demeyi hak edecek kadar koşan, soluğu tükenene kadar durmayan, varını yoğunu ortaya koyup “İşte, hepsi bu!” diyen kaç fani var dünyada bilmiyorum ama tam da bu noktada tek ipliğini çekince kırk yaması dökülecek pejmürde bir bohçayı andıran hali pür melalimizle sormak lazım; Tahrif edilmesi ilahi beyanla güvenceye alınan ve indiği çağı inşa ederek çağlar üstü bir medeniyeti ihya eden aynı hitap, bugün her tarafta gürül gürül okunmasına rağmen yaşam ve zihin konforlarımızı bozup bir zihniyet değişimine sebep olmuyorsa sebep gırtlaktan kalbe inmeyen imanımız değil midir?

Bunların farkında olmayanlar mı?

Onlar, İblis’in tebessümlerini süslemek adına umutsuz!

Koşanlar ise su geleceğine dair “şüphesiz umutla” gemisini yapmakla meşgul!

Kalemi emanet bilenlere selam olsun!

Yorumlar (2)
Sare 6 gün önce
Hocam yüreğinize bilginize kaleminize sağlık…bilgileri kültürleri harmanlayarak güncellemeniz anlaşılabilir kılmanız/aktarmanız ne muhteşem.. Allah sağlık afiyetle ömrünüze ömür katsın ki hep yazabilesiniz inş. saygı ve selamlar sunarız…
sare 6 gün önce
Yine babamın söylediklerini yazmadan geçemeyeceğim…Rıdvan hoca büyükleri ile birlikte ya ! çok çekmiş veya Dünya da ve Ülkesinde olan bitenleri duyarlı/ince ruhlu bir şekilde acıyla hisetmiş ve/veya kendini bu konuları derinlemesine bilip öğrenip bunu yürekli bir şekilde aktarma yı bu dünya daki görevi olarak ahdetmiş… ha! ne mutlu ona ne mutlu okuyucularına…Ayriyetten Gazete sahibi beyefendiye de şükranlarını sunuyor…
Namaz Vakti 26 Kasım 2022
İmsak 05:43
Güneş 07:10
Öğle 12:15
İkindi 14:49
Akşam 17:11
Yatsı 18:32
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 14 33
2. Rizespor 14 25
3. Boluspor 14 25
4. Pendikspor 13 24
5. Keçiörengücü 13 24
6. Samsunspor 13 23
7. Bodrumspor 14 22
8. Manisa FK 13 20
9. Sakaryaspor 15 19
10. Altay 14 18
11. Bandırmaspor 13 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 14 16
15. Erzurumspor 13 14
16. Altınordu 13 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4