KABADAYININ SONU « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

KABADAYININ SONU

Bu haber 15 Şubat 2018 - 14:26 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Sene 1967

Bir iki aylık evliyim. Çiçeği burnunda bir devlet memuruyum.

Akpınar Mahallesi’nde çıkmalı bir evde oturuyorum.

Akpınar Mahallesi Elazığ’a özgü kabadayısı bol olan birkaç mahallemizden birisi… Belki de en önde geleni. Gün geçmiyor ki bu mahallede bir olay vuku bulmasın bir hadise olmasın.

Bu mahalle bu özellikleri ile diğer adı da Derviş Mahallesi ismiyle üne kavuşmuştu.

Kabadayısı oldukça bol olan bu mahallede 35–40 yaşlarında bir adam her gün kafayı çekiyor, sebebi bilinmeyen bir nedenle sokağın başına geçip bu mahallede “Kendisine yan bakan” cümle vatandaşların anasını avradını yâd ediyordu.

“Yan bakmak”

Sözlükte “Beğenmeyerek veya düşmanca bakmak, kötü niyet beslemek” anlamına gelen yan bakmanın o zamanlar ne olduğunu bile tam olarak bilinmiyorduk. Buna rağmen kendisine yan bakıldığını iddia eden kişi kendisine yan bakanların anasını avradını yâd ediyor kurunun yanında yaşta yanmış oluyordu.

Bu hadise üçte, beşte kalmıyor haftanın birkaç günü sürüp gidiyordu.

Bu şehrin yerlisi olmama rağmen bu mahallenin yabancısı sayılırdım. Yeni evliydim. Henüz yirmi iki veya yirmi üç yaşlarında deli dolu birisiydim.          Yine bir akşam, yağmurlu bir gece, yine bu adam, aynı yerde yine küfürler savuruyordu…

***

Daha fazla dayanamadım kendimi attım dışarı. Küfürbaz benim geldiğimi hissetmedi bile küfürlerine devam ediyordu kolundan tutuverdim. “Bak arkadaş” dedim “Senin bu mahalle ile alış verişin nedir?…Neden millete küfür ediyorsun?…Değince adam. Şöyle bir yalpaladı…

“Sana ne ulen sen bu mahallenin dayısı mısın?”   dedi.

Adam o kadar sarhoştu ki dokunsan yıkılacak gibiydi öyle de oldu ufak bir dokunmamla adam çamurun içerisinde yığılıp kaldı. Bu kez ben üzülmüş, yaptığıma da pişman olmuştum. Koluna girdim ayağa kaldırmaya çalıştım komşular başımıza toplandılar kimileri beni kınıyor, kimileri de “aferin” dercesine iyi ettiğimi söylüyorlardı.

İyi mi etmiştim kötü mü etmiştim. O sarhoş adam hüzünlü gözlerle yüzüme bakıyor “Eyvallah abi sana eyvallah” diyordu. Bizde “Eyvallah” demek karşısındaki gücünü kabul etmektir. Oysa benim gözle görülür bir gücümde yoktu. Sadece kimsenin yapmadığını yapmış adamın küfürlerini yutmamıştım.

O günden sonra bu adam bir daha gelip millete ulu orta küfür etmedi.

Ben burada kendime hiçbir pay çıkarmıyorum aksine yaptığımın büyük bir hata ve yanlış olduğuna inanıyorum.

İnanayım inanmayayım ama o günden sonra mahallemizde adımızın “Deli”ye çıktığı da bir gerçekti. Bu yüzden bir yerde her zaman bir delinin olmasında fayda görürüm.

***

Deli dedim de aklıma geldi. Beni benden daha iyi tanıyan eğitimci şair ve yazar kardeşim R.Mithat Yılmaz sürekli bana benim birkaç tahtamın eksik olduğunu söylüyor.

Doğru da söylüyor sevgili kardeşim.

Sen misin mahallenin kabadayısı?..

Sana ne adamın ettiği, mahallelinin yediği küfürlerden?..

Küfür etmekte, küfür yemekte bir hazım meselesidir.

Kimileri hazmeder, kimileri hazmedemez.

Burada mühim olan kendini bilmektir.

Kabadayılığında bir raconu vardır.

Kabadayılar da sonunu düşünmek zorundadır. Her kabadayının bir gün bir çamura düşmesi de mukadderdir.

Öyle değil mi?..

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.