Elazığ'ın en gözde ilçesi belli oldu! Elazığ'ın en gözde ilçesi belli oldu!

İklim krizinin etkilemediği hemen hemen hiçbir sektör yok. Ama İklim krizinin en derinden etkilediği sektörlerin başında arıcılık geliyor. Bu konuyu ve arıcılık sektörünün geleceğine yönelik atılması gereken adımları Elazığ Arıcılar Birliği Başkanı Fırat Canbay ile masaya yatırdık. İşte Başkan Canbay’ın görüşlerinden öne çıkan kesitler…

“İklim değişikliğinin arıcılık sektörüne olumsuz etkisi var”

“İklim krizlerinden en fazla etkilenen sektörün başında; arıcılık sektörü geliyor” diyen Başkan Canbay; “Arıcılığın % 75’i doğa ile temaslıdır. Doğa ile temasta illa ki ekstrem olaylardan olumlu ya da olumsuz etkilenir. Küresel ısınmanın oluşturmuş olduğu iklim değişikliğinin arıcılık sektörüne olumsuz etkisi var. Çünkü arının da bir meteorolojik bir hafızası vardır ve bu hafızası bozuldu. İlkbahar ve sonbahar kavramları ortandan kalktı. Yazdan kışa, kıştan ise yaza geçiş oldu. Yani bahar kavramları hemen hemen lügatımızdan çıktı. Bundan dolayı hem verim düşüklüğü söz konusu hem de arıların mukavemeti de bu durumdan etkilendi. Adaptasyon sorunu yaşanıyor” diyerek bu durumun bir nevi  arıcılığın da balın da tadını kaçırdığına değindi.

“Bal da rekolte 12 kilogramdan 6 kilograma düştü”

Bitkilerin adaptasyon sorunu yaşamasından dolayı bitkilerden alınan nektar miktarının da düştüğünü ifade eden Başkan Canbay; “Yaptığımız çalışmada Elazığ bölgesinde kovan başına; bal miktarı 12 kilogramdı ortalama olarak geldiğimiz noktada son 3 yıldır;  6 ya da 7 kilogramlık rekolte ile sezonu kapatıyoruz. Baktığınız zaman artık bu sektör sürdürülemez. Arıcılık sürdürülebilir bir faaliyet olmaktan çıktı” dedi.

“Tek başına arıcılık ile geçinmek güç”

Açıklamasını sürdüren Başkan Canbay; “Peki nasıl oluyor da üreticiler hâlâ bu işe devam ediyor? Derseniz şundan dolayı çünkü Elazığ’da arıcılık kadim bir kültüre sahip. Yüzyıllardır bu bölgede arıcılık kültürü var. Babadan oğula geçmiş. Hepimiz bu mesleği kazanalım ya da kaybettirelim devam ettiriyoruz. Bölgemizdeki arıcıların çoğu ek işle de uğraşıyor. Hobi olarak yapmak dışında bu meslekten tek başından gelir elde edemediği için farklı iş kollarında çalışmalar oluyor. Farklı iş kollarında çalışarak, hayatlarını idame ettiriyorlar” dedi.

Arı kayıpları da azımsanmayacak boyutta

Rekolte oranlarının bir hayli düştüğüne değinen Başkan Canbay; “5 ya da 6 kilogramlık bir rekolte ile arıcıların evini geçindirmesi, kovan varlığını muhafaza etmesi, bir sonraki seneye aktarması ve bu sektörde tutunabilmesi mümkün değil. Çünkü girdi maliyetlerine baktığımız zaman çok yüksek noktada. 5 ya da 6 kilogramlık bir rekolte ile bu iş yürütülemez. Kesinlikle bu konuda bölgede bir sıkıntı var. Bir de iklim değişikliği yüzünden bölgede bazı dış parazitler var. Bu parazitlerinde arı yaşamında olumsuz etkileri var. Bundan kaynaklı da bölgede şu anda sahada %30 ile % 40 civarında bir arı kaybımız söz konusu oldu. Bu kış kayıpları ile birlikte maalesef herhalde %50’ye ulaşacak gibi görünüyor” dedi.

Başkan Canbay, arı ölümlerinin gündem olmamasını da eleştirdi

50 bin arının ölmesinin neden gündem olmadığını da sorgulayan Başkan Canbay; “Sık sık gündeme getirdiğim bir durum daha var. Türkiye genelinde şöyle bir durum söz konusu; bir yerde 5 ya da on tane hayvan telef olunca manşet oluyor bizler diyoruz 50 bin arı ölüyor kimsenin umurunda değil. Belki bu birilerinin suçu değildir ve ilgi alanına girmiyordur lakin yine de bir sosyal sorumluluk söz konusu” dedi.

“Arı sektörü olmazsa bitkisel verim düşer”

“Bir de arıcılık olmadığı zaman diğer tarım sektörleri de etkileniyor ve onlarda da verim düşüklüğü oluyor” diyen Başkan Canbay; “İşte bu yüzden tarımın diğer alanlarından bahsetmek için arıcılığı, arı varlığını ve arıcıları korumalı ve ayakta tutmalıyız. Her sektör birbiri ile bağlantılı. Arı sektörü olmazsa bitkisel üretimde verim düşüklüğü ile sekteye uğrayacaktır veya meyvecilik alanında da verim düşüklüğü söz konusu olacaktır. Bu sektörlerin var olabilmesi için arıcılığın daimi olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Geven balına coğrafi işaret alırken yoğun araştırmalar yapıldı”

Geven balının tescili alınmadan bir analiz süreci geçirdiklerini de kaydeden Başkan Canbay; “Geven Balı ile ilgili tescil almadan önce 3 yıl önce bu bal ile ilgili farklı üniversite ve enstitülerde analiz imkânı oluşturduk ve 3 yıl ortalamasına göre bu balın fizikokimyasal ve apiterapik özelliklerini de ortaya çıkardık.  Fizikokimyasal derken; gıdaya uygunluğu noktasında hangi noktada olduğu ortaya çıktı. Apiterapik olarak ise insan sağlığı açısından kullanıldığında insan sağlığına hangi noktalarda olumlu yansımaları var.  Geven balına coğrafi işaret almadan bu çalışmaları ortaya koyduk” dedi.

Balın faydalarından ne kadar haberdarız

Geven balının özelliklerinden de bahseden Başkan Canbay; “Geven balının tıbbi olarak öne çıkan en önemli özelliği; antibakteriyel ve antioksidan özelliklere sahip oluşudur. Bizler bu özelliklerini konu alarak şu anda Avrupa Birliği’nin tescilini de başvurmuş durumdayız. Çünkü bu bölgeye münhasır ve bu coğrafya yapısında bir takım değerler kazanarak kendi rüştünü ispatlamış, farklı yöresel bir ürün olarak ortaya çıkmıştır. Biz bunu Avrupa’ya ispatlamaya çalışıyoruz. Balı sadece kişiler sofrada bir besin olarak görsün ve sadece sabah kahvaltı sofralarında yer alsın şeklinde bakmıyoruz. Tüketicinin bilinçlendirilerek; balın sağlık noktasında ne gibi katkıları olacağını bilerek tüketilmesi istenmeli” ifadelerini kullandı.

“3. Geven balı çalıştayını iki yıl ara verip, öyle gerçekleştirmeyi düşünüyoruz”

2. Geven Balı Çalıştayını geride bıraktınız. 3. Geven Balı Çalıştayı peki ne zaman olacak dememiz üzerine de Başkan Canbay; “Bizler 3. Geven Balı Çalıştayına iki yıl ara verip öyle gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bunun nedeni ise şu; burada sonuç bildirgemizde yer aldığı üzere biz Avrupa Birliği’ne başvurduk. Orada aldığımız bildirgedeki sonuçların takipçisi olacak, aksayan yönleri tespit edecek ve her iki çalıştayın çıktıları sonucunu sahaya uyarlayıp, uyarlayamadığımızı da göreceğiz. Bu benim bir vazifem, bu bir etkinlik tamamladık bitti demeyeceğiz. Biz bu çalıştaylardan sonuç bildirgesi çıkardık ve bu sürecin de takipçisi olacağız.  Bakanlık nezdinde verilen bir takım vaatler var. Bizler bunların takipçisi olacağız.  Ayrıca bizlerin de bir takım vaatleri var. Bizler de kendimizden sorumluyuz ve kendimizi de kontrol edeceğiz” diyerek açıklamasını tamamladı.

Editör: Haber Merkezi