HUZUR « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

HUZUR

Bu haber 25 Mart 2020 - 7:55 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Ayna

İnsanın yaşamındaki en büyük arzusudur HUZUR. Huzur arar durur ömrü boyunca. Bunu belki bilmez ya da adını koyamaz ama aradığı hep huzurdur aslında. İbadet ederken de dünyevi işleri için koştururken de hep huzur bulmak ister. Ne yazık ki çoğu kez bulamaz huzuru. Ya yanlış adreslerde aradığı için yahut hatalı yollardan gittiğinden, belki de yolu bilmeyenlerle yürüdüğünden varamaz menziline…

İçerisindeki şartları düzeltmeden, dışarıdaki şartlara bağlar huzuru bulmayı ve büsbütün yanılır. Zanneder ki ne bileyim çok zengin olsa, makamı mevkisi yüksek olsa insanlar kendisini sevse saysa huzuru bulacak. Yahut alkışlansa, şöhret olsa, nüfuzunu artırsa… Kimisi de daha azıyla bulacağına inanır huzuru. Sağlık sıhhat, iyi bir eş, hayırlı evlatlar, kimseye muhtaç olmayacak bir maişet yeterli gelir ona. Daha azı bu mudur? Yoksa asıl çokluk burada mı siz karar verin!

Sanki sadelik ve kanaat, huzura daha fazla yaklaştırıyor gibi…

Yaşamınızın renkliliği arttıkça, gürültüsü çoğaldıkça, her konuda hayat ile iştigalinizi artırdıkça; esasında huzuru değil huzursuzluğu bulursunuz karşınızda. Huzur sadeliğin asaletinde gizliyken şah şaha önce size hoş görünse de sonrasında yorar ve sıkar. Kalabalıkların bulunduğu ortamlar sizi kendisine çeker önceleri. Herkes bir sebepten kafa dağıtmak gerekçesiyle koşturur durur caddelerde, pazarlarda, alış veriş merkezlerinde, kafeteryalarda. Kimisi sinemaya, oradan tiyatroya, oradan da günü müsaitse kadın gün evleri yahut tuttuğu takımın maçına atar kendini. Kimisi arkadaşlarının yanında arar teselliyi. Eh insanız ve sosyal bir varlığız olacak bunlar tabi. Ancak gözden kaçırdığımız bir şeyler var sanki.

Huzur bunlarda bulunur mu ki?

Huzur dışarının şartlarından çok, içimizdeki sukut ile ilgili sanki. İçimizin sessizce bağıran huzur çığlıklarını bastırmak için dışarının daha fazla gürültülü ortamlarında teselli mi arıyoruz acaba? Kendimizi dinlemeden başkalarını dinlemek (?) Hep birilerinin etkisinde kalmak. Kendimizde bize ait olamamak. Ruhumuzun“aslına dön” seslenişlerini daha yüksek sesli ortamlarda, kalabalıklarda gayri ihtiyari susturmaya çalışmak. Nefsin kölesi olmayı, arzular denizinde şuursuzca kulaç atmayı, özgürlük sanmak. Bu sözde özgürlük ile huzur bulacağına inanmak (?)Kulluğun sonsuz hürriyetinden bihaber yaşamak (!)

Peşin hükümler vermeyi sevmem. Ama görünen o ki yanlış yollar ve kılavuzlarla doğru hedeflere varılmaz. Kendimizi dinlemeden, iç sesimize kulak vermeden, aslımıza rücu etmeden huzuru bulamayacağız anlaşılan. Özetle içimizi mamur etmeden, dışarının mamur görüntüsü bizi mutlu etmeyecek hiçbir zaman.

Tavsiye kabilinde bu salgın günleri bir fırsat olsun hepimize dileklerimle; EVDE KALMAYA devam edelim, kendimizi dinleyelim ve sukut ile sekinete erelim diyorum. Sağlık Bakanımızın dediğini çok yerinde buluyorum: “Hayat Eve Sığar” diyor. Bendeniz de bir ekleme yapayım:

Hayat Eve, Bütün Âlem ise Kalbine Sığar. Hatta daha fazlası da var: “Yere göğe sığamadım, mü’min kulumun kalbine sığdım” diyor Yüce Yaradan…

Artık huzuru dışarıda değil, gönlünde ara! Doğru bir yol ve doğru kılavuzlarla…

Baki selam ve daim muhabbetlerimle.

 

Prof. Dr. Ömer Atalar
Prof. Dr. Ömer Atalaromeratalar@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.