“HERKES SEYİRCİ, TALİHSİZ BİR DURUM YAŞIYORUZ!” « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

“HERKES SEYİRCİ, TALİHSİZ BİR DURUM YAŞIYORUZ!”

Bu haber 12 Temmuz 2020 - 18:41 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Eğitim Bir- Sen 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Bahşi ile eğitimi adeta a’dan z’ye masaya yatırdığımız son derce keyifli ve bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında Başkan Bahşi, “Eğitimde acil eylem planı yapılmalı” diyerek ilimizdeki eğitim sorunlarının siyasiler ve bürokratlar tarafından görmezden gelindiğine değindi. Başkan Bahşi; “Herkes seyirci, talihsiz bir durum yaşıyoruz” dedi. Ayrıca Bahşi, depremde yıkılan okulların yenisine yenilerinin yapılması adına henüz bir adım dahi atılmadığını belirterek, pandemi sürecinde olurda yüz yüze eğitim verilmeye başlanırsa mevcut öğrencilerimizin sadece 3’te 1’ine yüz yüze eğitim verebilecek durumda olduğumuzu çünkü bilim kurulu üyelerinin 4 metrekareye bir öğrenci olacak şekilde bir düzenlemeden söz ettiğine değindi.

 

 

Röportaj: Kübra TÜRKAN- Fotoğraf: Aysun ÇETİN

Eğitim Bir- Sen 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Bahşi söyleşimiz sırasında eğitim yuvalarının  yapımının konusunda bir adım atılmamasına da bir hayli tepki göstererek, ilimizde bir çok devlet kurumunun hızlı bir şekilde modern binalara taşınırken Milli  Eğitim Müdürlüğümüzün sağlıklı bir binasının olmadığına dikkat çekerek, bu konuda hem siyasilerin hem de bürokratların üzerlerine düşeni yapması gerektiğini vurguladı. İşte Başkan Bahşi ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin detayları…

 

 

31 ağustosta takvim değişmediği takdirde öğrencilerimize yüz yüze eğitim verilebilecek. Lakin 24 Ocak Elazığ Depremi dolayısıyla birçok okul binalarımız hasar görmüş bundan dolayıda bazı okullarımızda tam gün eğitim sisteminden ikili eğitim sistemine geçiş yaşandı. Koronavirüs pandemisi sırasında öğrencilerin daha mesafeli konumlandırılması gerekecek. Şimdi biz böylesi bir süreçte eksik olan eğitim yapılarımızın sıkıntısı ile karşı karşıya olmayacak mıyız?

“İKİNCİ DÖNEM ÖĞRENCİLERİMİZ NEREDEYSE HİÇ DERS İŞLEYEMEDİ”

Öncelikle Elazığ’ımızda eğitim ve öğretim 24 Ocak Depremi nedeniyle maalesef öğrencilerimiz 2. Dönemde öğrencilerimiz yüz yüze eğitimi doğru düzgün göremedi. Deprem sonrası okul binalarımız hasar aldı bir kısmı yıkıldı. Ayrıca sağlam eğitim yuvalarımız ise evsiz kalan depremzedelerin hizmetine açılmıştı. Bu nedenle öğrencilerimiz;  2. döneme diğer illerdeki kadar erken merhaba diyemedi. Tam bu süreç bitti ,öğrencilerimiz okula başladı derken pandemi süreci başladı.  Koronavirüsten dolayı uzaktan eğitim süreci başladı. 2. dönemin en can alıcı 1,5 – 2 ayı Türkiye geneli ders işlenebilirken;  bizim ilimizde 2. dönemin ilk 3 haftası okullarımız tatil oldu. Adeta eğitim- öğretim hiç yapılamadı. Yani il olarak hem depremin hem de pandeminin sıkıntıları birleşince  pandemiden dolayı alınması gereken tedbirlerin sıkıntısını katmerli bir şekilde yaşamış olduk. Eğitim yuvalarımızın şu andaki mevcut yapısından söz edelim. Depremde hasar alan okullarımız, binası sağlam olan okullarımız ile birleştirildi. Bundan dolayı bazı okullarımızda ikili eğitim sistemine geçiş zorunlu oldu.

İlimizde ikili eğitime geçişler de söz konusu oldu. Tam gün eğitim modelinde ciddi bir başarı yakaladıktan sonra yeniden bazı okullarımızda ikili sistem eğitim veriliyor olması eğitim başarımızı da alt üst eden bir durum olmadı mı?

“EĞİTİMDE ACİL EYLEM PLANI YAPILMALI”

Kesinlikle! Tam gün eğitime geçiş 2023 hedefleri arasında devletimizin. Elazığ % 95- % 96 oranında tam gün eğitime geçiş konusunda ciddi bir başarı yakalamıştı. Az öncede ifade ettiğim gibi depremden dolayı derslik sayımız azaldığı için maalesef bu oran % 80’lere kadar düştü. Ben Sayın Valimiz başta olmak üzere siyasilerimizden bu işte paydaş olan bütün bürokratlardan eğitimde bir acil eylem planına geçilmesini istiyorum.

“SAYIN VALİMİZİN GEREKLİ BÜTÜN KURUMLARI HAREKETE GEÇİRECEĞİNE İNANIYORUZ!”

Şu anda ilimiz genelinde 30’a yakın eğitim kurumu depremden hasar aldı. Bunların yeniden yapılması için hayırsever iş insanlarımız vaatlerde bulundu. Allah kendilerinden razı olsun. Ama şu anda hâlâ temeli atılan hiçbir okulumuz da temeli atılan hiçbir kurumumuz da yok. Pandemi süreci bahane edilebilir. Ama biz bu işin yani sürecin en fazla zaman alan işlemleri;  ruhsatlar, ihale süreçlerinin çözülmesini isterdik. Yani bina yapımından önceki teknik süreçlerin bitmesini isterdik. Bu çalışmalar pandemi sürecinde de yapılabilirdi. Çünkü bizim çok acil binalara ihtiyacımız var. Hayırseverler, okulların gelip nereye yapılacağı gibi fiziki şartlara müdahil olmazlar. Bu konuya Sayın Valimiz ve İl Milli Eğitim Müdürümüzün de hassasiyet göstereceğine inanıyoruz. Özellikle Sayın Valimizin bu konuda gerekli bütün kurumları harekete geçireceğine inanıyoruz.

“KONUT YAPIMINDAKİ HIZ, EĞİTİM YUVALARINA YANSIMIYOR!”

Neredeyse temmuz ayının ortasındayız. Depremde yıkılan binaların yerine yapılan TOKİ’lerin hızla yükseldiğini görüyoruz. Bundan da gurur duyuyoruz. Cenab-ı Allah devletimize zeval vermesin ama bu duruma eğitim kurumları açısından baktığımızda; maalesef bu hızlı çalışmayı eğitim yuvalarımızın yapımı konusunda göremiyoruz. Burada yapılması gereken şu okul binalarının nerede yapılacağı belirgin. Mesela acil yıkılması gereken Elazığ Ortaokulumuz da yıkım işleri son derece hızlı yürütüldü. Hatta içerisindeki malzemelerin bile tamamı çıkarılmadı. Bina hemen çökecek gibi acil bir müdahale yapıldı. Bunun üzerine eğitimci İbrahim Taşel, Elazığ Ortaokulu’nu kendisinin yapacağını ifade etti. Kendisinden Allah razı olsun ama işte henüz bu konularda bir adım atılmadı. Bu bina ile ilgili binanın  ne aşamada olduğunu da bilmiyoruz. Üstelik bunu kime soracağımızı da bilmiyoruz. Milli Eğitim’e soruyoruz. Şu an bir faaliyet yok. Durumu Vali beye sormak istiyoruz ama o da görevine yeni başladı ve hayırlı olsun ziyaretlerinden fırsat bularak Valimize bu derdimizi de anlatamıyoruz.

31 Ağustos’ta okullar yüz yüze eğitim başlatırsa eğer Elazığ’ı ne bekliyor?

“ŞU AN MEVCUT ÖĞRENCİLERİMİZİN 3’TE 1’İNE BİLE EĞİTİM VERECEK DURUMDA DEĞİLİZ!”

Temmuz ayının ortasına geldik ve bir adım atılmış değil. Temmuz ve Ağustos aylarındayız pandemi süreci ile ilgili Bilim Kurulu yüz yüze eğitim ile ilgili karar verecektir ve şu anki mevcut şartlarda Sayın Bakanımız eğitim ve öğretimin 31 Ağustosta başlayacağını duyurdu ama bununla ilgili ağustos verilerine ilişkin kararlar baz alınarak nihai karar verilecek. Şayet koşullar uygun olursa Elazığ’ımızı ne bekliyor? Sorunuza da yanıt vermiş olayım: Şu an mevcut öğrenci sayısının 3’te 1’ine bile eğitim veremeyecek durumdayız. Çünkü bizim şu andaki mevcut binalarımız bir öğrencinin 4metrekare alanı kapsayacak şekilde konumlandırılmasına olanak sağlamıyor. Oysa Bilim Kurulu Üyeleri pandemiden dolayı okullardaki fiziki imkanların böyle olmasını ifade ediyorlar. Maske ve dezenfaktan şartı kolay ve çözülebilir ama derslik olarak bir öğrenciye 4 metrekare alan düşecek ölçüde şartlarımız yok!

“ÖĞRENCİLERİN TAMAMI AYNI ANDA YÜZ YÜZE EĞİTİM ALAMAZ!”

Türkiye genelinde öğrencilere dönüşümlü eğitim verilebilir. Öğrencilere 3 ya da 4 saat yüz yüze eğitim yapılabilir. Ana dersler yüz yüze verilerek, diğer dersler evde uzaktan eğitimle verilmeye devam edilebilir. Bunun altyapısı konusunda bakanlığımız hazırlıklı.  Zaten bazı okullarımızda sabah ve öğlen devresi adı altında iki okulun öğrencisine birden hizmet vermekte. Bir okul sabah bir okul ise öğlen devresini kullanıyor. Bu öğrencilerin tamamı sabah üzeri geldiğinde bir öğrenciye 4 metrekare alan açacak bir dersliğimiz yok. Elazığ’da sınıftaki öğrenci ortalamamız iyi bir derslikte ortalama 30 öğrencimiz var.  Ama pandemiden dolayı Bilim Kurulu’nun kararı olan bir öğrenci için 4 metrekare alan tahsisine uyulursa o zaman bir sınıfta ortalama 10 ya da 12 öğrenci bulunmalı. Bu öğrencilerin tamamına aynı anda yüz yüze eğitim vermemiz bu şartlarda mümkün değil.

“BÖYLE GİDERSE İKİNCİ DÖNEME BİLE EĞİTİM YUVALARIMIZ YETİŞMEZ!”

Eğitim yuvalarımızın acilen yapılması gerekiyor. Geçen sene bizler, eğitim öğretim yılı başlar başlamaz yani birinci dönemin başında basın açıklaması yapmak zorunda kaldık. Çünkü ilimizdeki yeni yapılan beş altı okulun yapımında aksaklıklar vardı. Müteahhitler inşaatlar başladıktan 5-6 ay gibi kısa bir sürede bitirip teslim etmeliydiler. Bu süre aşılınca bizler basın açıklaması yapmıştık. Ödeneklerinin verilmediğini ifade etti. O dönem Elazığ Valisi olan Vali Çetin Oktay Kaldırım’a bu durumu ilettik kendileri de durumu çözdü ve okullar teslim edilerek, eğitim ve öğretim hizmetine sunuldu. Az önce de ifade ettiğim gibi eğitimde acil eylem planı yapılmalı, okul sözü veren iş adamlarımızı Sayın Valimiz Valilikte hemen ağırlayarak bunların hemen okul yapımına başlaması gerekiyor. Biz eğer böyle beklersek eylül ekim ayında okulların açılışına zaten yetişmez böyle giderse ikinci döneme bile yetiştirilmesi güç. Bu okulların acilen temelinin atılması ve inşaatlarının başlaması gerekiyor. Hem devletimizin hem de hayırseverlerin yapacakları okullar var. Artık gerekli girişimler yapılmalı.

Sadece okullarımız değil Milli Eğitim Müdürlüğünün hizmet binası da depremde zarar gördü. Milli Eğitim binası ile ilgili gelinen nokta nedir? Bu konudaki görüşlerinizi de alabilir miyiz?

“DİĞER KAMU KURULUŞLARINA BİNALAR KAZANDIRILDI, AMA SIRA MİLLİ EĞİTİME GELİNCE BİR YAPIYA İHTİYAÇ YOKMUŞ GİBİ DAVRANILDI”

İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün bir hizmet binası da yok. Biliyorsunuz depremde mevcut hizmet binası ağır hasar aldı ve yıkıldı. Şu an Elazığ’da kamu kurum ve kuruluşlarının diğerlerine bu denli hizmet binası kazandırıldı. Ancak sıra Milli Eğitim Müdürlüğümüze gelince; sanki bir yapıya gerek yokmuş gibi davranıldı. Hatta deprem sürecinde gidin çadırlarda idare edin gibi cümleler kurularak, böyle şeylere muhattap kalındı. Burada Milli Eğitim Müdürlüğü’nün gerçekten bir binaya ihtiyacı var.

“ÖĞRETMENEVİ’NE DE İHTİYAÇ VAR, MEVCUT ÖĞRETMENEVİMİZDE ÇALIŞAN PERSONELİNİN MAAŞLARI ÖDENİRKEN SIKINTI YAŞANIYOR!”

Öğretmenevimiz de ağır hasar aldı. Bir Öğretmenevimiz de yok. Öğretmenevimiz daha önce Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak adlandırılan alanın yani Milli Eğitime tahsis edilecek alanda Öğretmenevi ile ilgili bir çalışma var. Lakin burada da Öğretmenevi Müdürümüz yalnız bırakılmış durumda. Herhangi bir destek görmüyor. Binanın restorasyonuna çabalıyor.  Ama mevcut yapı otel ve restoran hizmetleri veremediği için bir geliri de yok. Personelin maaşlarını da ödemekte sıkıntı çekiyor.

Birçok sıkıntıdan bahsettiniz. Siyasilerimizin, bürokratlarımızın sizce bu duruma bakış açıları nasıl?

“BU DURUMLARDAN NE SİYASİLER NE DE BÜROKRATLAR HABERDAR!”

Bütün bu olumsuzluklar Elazığ’da yaşanırken, Elazığ’ın ne siyasetçileri ne bürokratları bu olaylardan haberdar değil.  Herkes bunları seyrediyor ve böyle talihsiz bir durum yaşıyoruz. Burada yetkililer yani bu işte sorumluluğu olanlar bu konulara el atmalı.  Biz bu sorunları çözüme kavuşturmak zorundayız. Okulların aciliyeti olduğunu yeniden vurguluyorum. Çünkü bu bizim geleceğimiz dediğimiz çocuklarımız için en güzel hizmet eğitim ve öğretimdir.

“BİZLER GERÇEKTEN DERTLİYİZ”

Depremde hasar alan okulları bizzat tek tek gezdim. Örnek veriyorum; Gazi Meslek Teknik Anadolu Lisesi gibi okullarımızın atölyeleri var. Orası cihazlarla donatılmış bunlarda herhangi bir hasar yok bunların güçlendirerek yeniden kullanılması gerekiyor. Bir de Elazığ Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’dekampüs gibi devasa atölyeleri var bunların tek tek yıkılması devlete ciddi külfet olacaktır.  Buradaki cihazların başka yerlere taşınması da ekstra maliyet. Bu yapıların yerine yenilerini yapmak en az iki üç yıl sürer. Derslikler ağır hasar almışsa onlar yıkılabilir atölyeleri güçlendirmeye gitmeliyiz. Teorik eğitimi yakında bir okulda alabilir ama atölye uygulamalarını çocuklar mevcut okullarında alabilirler. Bu şekilde kullanılırsa devlete ciddi bir zararda çıkmamış olur. Bu konuda da ivedilikle karar alınmalı.  Biz bu konularda sesimizi duyurmak istiyoruz. Bizler gerçekten dertliyiz.

Meslek okullarındaki sıkıntıdan bahsettiniz. Buralarda verilen uygulama eğitimlerini düşünürsek eğitimin kalitesi düşebilir diyebilir miyiz?

“MESLEKİ EĞİTİM ALANLARA İYİ ORTAM HAZIRLAMADAN ONLAR MEZUN OLMUŞ OLACAK!”

Mesleki eğitim alan öğrencilerimiz ciddi ciddi sıkıntı yaşayacaklardır.  Eğitim kalitesi düşecektir. Bütün  öğrencilerimizin depremde psikolojileri bozuldu. Sonrasında da pandemi süreci ile birlikte uzaktan eğitim başladı. Mesleki okulda okuyan öğrencilere; bizler iyi bir ortamdan hazırlamadan onlar mezun olmuş olacak. Bu çocuklarımız heder olacaktır. Bu çocuklarımızın vebali bizlerin üzerinedir. Onun için bu konularda yetkililerden acil destek bekliyoruz.

Bu süreçte öğretmenlerin ders ücreti almasına da tepkiler geldi. Bu konu özelinde neler diyecek siniz?

“EĞİTİM ORDUSU, ÖĞRENCİLER VE VELİLERLE İRTİBATI KOPARMADI”

Öğretmenler bu süreçte yan gelip yattı neden onlara ders ücreti verildi diye tepkiler oldu. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk depremden hemen sonra ilimize gelerek, mensubu olduğum bu camiadaki eğitim çalışanlarımızla gurur duydum.  Eğitimciler okulları açarak, depremzedelere hizmet etti. Psikososyal destek ekipleri kurdular. Depremle ilgili süreçte lokomotif görevi vardı. Bir yardımcı personel gibi müdürler, öğretmenler eski hastane binalarını depremzedelerin konaklayabileceği uygun yerler haline getirmek için çabaladı. Pandemi sürecinde de evlerde kalın uyarısı yapıldı. Tüm kamuya esnek çalışma uygulaması getirildi. Öğretmenlerimiz evlerinde de boş kalmadı. Buzdolabının üzerini tahtaya çeviren öğretmenlerimiz oldu. Öğrencilerine ders anlattılar. Öğrenciler EBA üzerinden eğitim aldılar. Eğitim ordusu, öğrencilerle ve velilerle sık sık teknolojik imkanlar vasıtası ile bağlantı kurdu. Pandemiden dolayı Vefa Sosyal Destek ekiplerine de gerekli desteği sağladılar.

“KAMU ÇALIŞANLARI ALTI AY DAHA DEPREM TAZMİNATI ALMALI!”

Sayın Bakanımız Elazığ’a geldiğinde Elazığ zorunlu hizmet bölgesi olsun demiştik. Bu talebimiz kabul gördü. Ayrıca kamu çalışanları 693 TL bir deprem tazminatı da istemiştik. Bu talebimizde karşılık buldu. Şimdi biz bunun ikinci altı ay içinde devam etmesini talep ettik. Cumhurbaşkanlığımıza bu talebi ilettik. Cevabı bekliyoruz. Elazığ zarar gördü. Elazığ’dan dışarıya göç olmasın istiyoruz.  Bu konuyu siyasilerimizin de iletmesini istedik. Diğer illerde bu tazminat alındıysa bizde de alınmalı. İlimiz sıkıntı yaşadı ilimizdeki durum düzeltilene kadar bu 693TL’nin  verilmesine devam edilmeli. Bir de kamu çalışanlarına yapılan her iyileştirme her zam piyasaya direk yansıyor. 693 TL ile kamu çalışanlarının eli daha da rahat eder.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk depremdeki duyarlılığından dolayı özveri gösteren eğitimcilerin tamamına başarı belgesi vereceklerini ifade etmişti. Bu konuda da bazı eğitimciler çalıştıkları halde bu belgeyi alamadıkları için bu duruma sitem etti. Acaba süreçteki aksaklığın nedeni ne?

“SAĞLIKLI BİR LİSTE OLUŞTURULUP BAKANLIĞA SUNULMADI”

Sizin de ifade ettiğiniz gibi; eğitim camiasının depremdeki başarısını takdir eden Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,  eğitimcilere başarı belgesi verileceğini ifade etti. Ancak bu başarı belgelerinin  dağıtımında da sıkıntı çıktı. Çünkü bizler sağlıklı birer liste oluşturup, bakanlığa veremedik. Adil bir şekilde kim görev aldıysa onun adını yazamadık.  Bunlar bizi üzen şeyler. Sayın Valimize bu durumu ilettik. İnşallah çözecek. Ben kimin adı yazılı bilmiyorum. Zaten burada benim üyem onun üyesi değil düşünülmesi gereken. Önemli olan; deprem zamanı kendi ailesini korkusuyla bırakıp, okullarda depremzedeler ile birlikte kalan ve onlara okullarını açıp, kriz merkezlerinde çalışan kişilerin bir adaletsizliğe uğramadan belge almasıdır. Biz Sayın Bakanımıza şunu da söyledik: Bu arkadaşlarımızın hiç biri belge için çalışmadı. Ama madem belge verildi. O zaman herkese adil şekilde verilmeli!

Sözleşmeli öğretmenlerin varlığı sizi rahatsız ediyordu ve hâlâ bu süreç devam ediyor. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

“SÖZLEŞMELİLERİN GÖZYAŞI DİNMELİ!”

Sözleşmeli uygulaması başlı başına kanayan bir yara. Kırka yakın sözleşmeli personel çeşidi var. Kamu çalışanları olarak bunun en büyük zararı şu: Sözleşmeniz her an fes edilebiliyor. Devlet kadrolu sisteme geçmeli. Tek istihdam türü olmalıdır. Sözleşmeli personel oldukları için aileler farklı illerde çalışmak zorunda kalıyor bu da aile bütünlüğünü bozuyor. Dört yıl okuyan kişi öğretmen olmak için okuyor. Ona başka alternatif bırakmazsanız o da mecbur sözleşmeyi imzalıyor. Bunun düzeltilmesi gerekiyor. Sözleşmelilerin gözyaşı dinmeli!

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mi? Ayrıca ilimiz tam eğitimde bir başarı yakalıyor derken ardı ardına olumsuz süreçler geçirdik. Siz Elazığ’ımızdaki eğitimimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

“EĞİTİM HAMLESİ YAPMAK ZORUNDAYIZ”

Elazığ Milli Eğitiminde bir ekip ruhu olduğuna inanmıyorum. Ekip ruhu yok. Birlikte çalışıp, Elazığ olarak eğitimi şu seviyeye getireceğiz gibisinden bir hedefimiz yok. Milli Eğitim Müdürümüzün de oradaki görevli arkadaşlarımızın da elbette bir gayretleri var.  Emekte ortaya koyuyorlar. Eğitimcilerimizde her şeye rağmen gayretliler. İlimizde her şey var. Bütün dinamikler bir araya gelerek Sayın Valimiz önderliğinde toplanarak bir eğitim hamlesi yapmak zorundayız. Okul türü çeşitliliğimiz çok fazla gerçi fiziki altyapımız bozuldu.

“BİNGÖL’DE DEPREM SONRASI BÜTÜN OKUL BİNALARI YENİLENMİŞTİ”

Ben Bingöl depreminden sonra oraya gittim depremden sonra bütün okul binaları yenilenmişti. Ama biz Elazığ’da maalesef bu konuda atılan bir adım göremedik. Yıllardır bizler dile getiriyoruz.  Biz kavşak noktadayız bir Öğretmenevimiz bile yok. Hizmet içi eğitim binamız yok.  Diyanet İşleri Başkanlığı nasıl ki din adamlarını yetiştirmek adına Harput Eğitim Merkezi varsa biz eğitimcilerin de hizmet içi eğitimler alacağı bir yere ihtiyacı var. Harput’ta da olabilir bu yapı Sivrice’de de bu ilimizin ekonomisine de ciddi katkı sağlayacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilimize eğitimcilerin faydalanacağı hizmet içi eğitim merkezi kazandırılabilir. Biz bu konu özelinde de defalarca dosya vermemize rağmen bu konuda da bizler ne siyasilerden ne de bürokratlardan bugüne kadar destek görmedik.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.