Devlet, toplum düzenini korumaktan yana! O Kural iptal edildi

Anayasa Mahkemesi boşanma davası reddinin kesinleşmesinden sonra 3 yıl boyunca ortak hayatı yeniden kuramayan çiftlerin, "Evlilik birliğinin temelden sarsıldığı" kabulüyle boşanma davası açabilmesini öngören kuralı iptal etti.

Devlet, toplum düzenini korumaktan yana! O Kural iptal edildi
Devlet, toplum düzenini korumaktan yana! O Kural iptal edildi
Haber albümü için resme tıklayın

Haber: Beyza Bişkin

Aile hayatının devamı ve düzenin sağlanmasına ilişkin yasa, aile birliğinin sarsılmamasına ilişkin düzenlemeye girdi. Avukat Adem Aydın; “Başvuru gerekçesinde kuralda belirtilen sürenin adil olmadığı, kural nedeniyle eşlerin uzun sürelerin sonunda boşanabildikleri, bu durumun herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu öngören anayasal hükümle bağdaşmadığı, kuralda öngörülen sürenin ilgililerin evlilik dışı ilişki yaşamalarına neden olduğu, bu suretle kuralla kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının yanı sıra devletin aileyi koruma yükümlülüğünün de ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür” dedi. Düzenlemeye ilişkin detaylar şu şekilde…

3 yıllık sürenin geçmesinden sonra açılan boşanma davası fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasıdır

Kanun koyucu tarafından düzenlenen Türk Medeni Kanunu Madde 166 ''Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir ifadelerini kullanan Av. Aydın; “Hükmü uyarınca taraflardan biri tarafından açılmış olan bir boşanma davasının reddine karar verilmesi halinde taraflar arasında aynı sebeplere dayanılarak yeni bir boşanma davası açılması için 3 yıllık sürenin geçmesi kuralı öngörülmüştür. Taraflar arasında bu 3 yıllık sürenin geçmesinden sonra taraflar arasında ortak hayatın kurulmaması halinde tarafların boşanması uygun görülmüştür. Bu 3 yıllık sürenin geçmesinden sonra açılan boşanma davası fiili ayrılık nedeniyle boşanma davasıdır” ifadelerini aktardı.

Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı dayanağı ile boşanma kararı verilecek davalara fiili ayrılık sebebidir

Av. Aydın; “Boşanma sebeplerinden herhangi birine dayanılarak açılmış ve feragat ya da başkaca sebeple reddedilmiş olan davaya ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıl boyunca evlilik birliği tekrar kurulamamışsa eşlerin bulunacağı talebe ilişkin olarak evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı dayanağı ile boşanma kararı verilecek davalara fiili ayrılık sebebiyle boşanma davası denir” ifadelerine yer verdi.

Anayasa Mahkemesi boşanma davasının reddi sonrası 3 yıl bekleme ve yeni dava açamama kuralını iptal etti

Av. Aydın;  “Anayasa Mahkemesi boşanma davası reddinin kesinleşmesinden sonra 3 yıl boyunca ortak hayatı yeniden kuramayan çiftlerin, "evlilik birliğinin temelden sarsıldığı" kabulüyle boşanma davası açabilmesini öngören kanun hükmünün iptal edildiğini ifade eden Av. Aydın; “Söz konusu kuralın taraflar arasında büyük problemlere neden olması ve ilgili sürenin çok uzun olması ve hak kaybına neden olması söz konusu olmaktaydı. İptal öncesinde iptal edilen TMK Madde 166 hükmünde "Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak 3 yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir." hükmü yer alıyordu. Bahse konu kanun hükmünün hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru ile Anayasa Mahkemesi 22/2/ 2024 tarihinde E.2023/116 numaralı dosyada, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin dördüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir” ifadelerini aktardı.

“Devletin aileyi koruma yükümlülüğünün de ihlal edildiği belirtilerek kuralın anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür”

Av. Aydın; ''Başvuru kararında özetle; kuralda belirtilen sürenin adil olmadığı, kural nedeniyle eşlerin uzun sürelerin sonunda boşanabildikleri, bu durumun herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğunu öngören anayasal hükümle bağdaşmadığı, kuralda öngörülen sürenin ilgililerin evlilik dışı ilişki yaşamalarına neden olduğu, bu suretle kuralla kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının yanı sıra devletin aileyi koruma yükümlülüğünün de ihlal edildiği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür'' dedi.

“Türk toplumunun temeli olarak kabul edilen aile kurumunun ayakta tutulmasının hedeflendiği görülmektedir”

'Ortak hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabilmesi için boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi gerektiği öngörülmek suretiyle ailenin korunmasının amaçlandığını söyleyen Av. Aydın; “Başka bir ifadeyle boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra ortak hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığından söz edebilmek için üç yıl geçmesi gerektiğinin öngörülmesi suretiyle Türk toplumunun temeli olarak kabul edilen aile kurumunun ayakta tutulmasının hedeflendiği görülmektedir. Aile kurumunun anayasal önemini göz önünde bulundurmak suretiyle boşanmaya ilişkin usul ve esasları düzenleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu bağlamda ortak hayatın yeniden kurulmaması nedeniyle evlilik birliğinin temelden sarsılmış sayılmasının şartlarını belirlemek de kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Bununla birlikte kuralın boşanma kararı verilebilmesini önemli oranda güçleştirmemesi ve ortak hayata yeniden dönmek istemeyen ilgilileri makul olmayan süreler boyunca evlilik birliğini devam ettirmeye zorlamaması gerekir” ifadelerini aktardı.

Devlet, toplum düzenini korumaktan yana! O Kural iptal edildi

“Boşanma kararı verilebilmesi için öncelikle daha önce açılmış bir boşanma davasının reddedilmiş olması şartı aranmaktadır”

Açıklamalarına devam eden Av. Aydın; “Dava konusu kuralda, boşanma kararı verilebilmesi için öncelikle daha önce açılmış bir boşanma davasının reddedilmiş olması şartı aranmaktadır. Boşanma davasında yazılı yargılama usulünün uygulandığı da göz önünde bulundurulduğunda ilke olarak anılan davanın reddedilmesi çok kısa sayılamayacak bir sürenin sonunda gerçekleşebilecektir. Öte yandan kurala göre ortak hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabilmesi için anılan ret kararının kesinleşmiş olması gerekmektedir. Ret kararına karşı ilgililerin kanun yoluna başvurmalarının mümkün olduğu dikkate alındığında kararın kesinleşmesinin de uzun bir süre alabileceği açıktır. Ayrıca kuralda ortak hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabilmesi için ret kararının kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmesi gerektiği öngörülmüştür. Buna göre boşanma kararı verilebilmesi için kuralda öngörülen süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde ortak hayatın yeniden kurulamadığı hâllerde makul olmayan bir süre boyunca ilgililerin boşanma kararı elde etmelerine imkân tanınmadığı görülmüş ve ortak hayatın yeniden kurulamadığı hâllerde evlilik birliğini uzun bir süre boyunca sona erdiremeyen ilgililere katlanamayacakları bir külfet yüklendiği anlaşılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı ile aile kurumunu koruma amacı arasında makul bir denge sağlamayan kuralın ölçülülük ilkesini orantılılık alt ilkesi yönünden ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır” dedi.

Karar ne zaman yürürlüğe girecek?

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdiğini açıklayan Av. Aydın; “Ancak önemle belirtmek isterim ki her ne kadar mevcut durumda ilgili kanun hükmü iptal edilse dahi bu kararın yayınlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girecek olması nedeniyle ilgili süreye dikkat edilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

“Tarafların resmiyette boşanamaması ancak ayrı yaşamaları beraberinde birçok sorunu da getirmekteydi”

Türk Medeni Kanunu Madde 166/4 hükmü ile getirilen 3 yıllık bekleme süresindeki temel amaç aile birliğinin korunması ve taraflar arasında evlilik birliğinin yeniden sağlanmasını kolaylaştırma olduğunu ifade eden Av. Aydın; “İlk aşamada her ne kadar bu kural nedeniyle boşanamayan eşlerin tekrar bir araya gelerek evlilik birliğini sürdürecekleri akla gelse de uygulamada her ne kadar taraflar arasında boşanma davası reddedilse dahi tarafların aralarında evlilik birliğinin yeniden kurulamaması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. İlgili kanun hükmü ile getirilen sınırlama nedeniyle taraflar arasında ortak hayat kurulamadığı gibi tarafların boşanması da mümkün olmamaktadır. Bu kapsamda tarafların boşanamaması nedeniyle evlilik birliği kâğıt üstünde olarak tabir edilecek bir evlilikten öteye gitmemektedir. Tarafların resmiyette boşanamaması ancak ayrı yaşamaları beraberinde birçok sorunu da getirmekteydi. Tarafların boşanma olmaksızın ayrı yaşamları nedeniyle tarafların müşterek çocukları ve taraflar bu 3 yıllık sürede ciddi sorunlar yaşamaktaydı. 3 yıllık süre dikkate alındığında bu sürenin çok uzun olduğu ve taraflara ciddi zararlar verdiği gibi hakkaniyete de pek uygun olmadığı ortadadır. Bunun yanında ilgili 3 yıllık süre kuralının boşanma kararı verilebilmesini önemli oranda güçleştirmemesi ve ortak hayata yeniden dönmek istemeyen eşleri uzun süreler ile evlilik birliğini devam ettirmeye zorlamasının insanı olmadığı gibi hakkaniyete uygun düşmediği ortadadır” şeklinde konuştu.

“İptal kararının karar tarihinden sonraki 9 ay sonra yürürlüğe girecek”

Sözlerine devam eden Av. Aydın; “Yine mahkemelerde yargılama süreçlerinin tamamlanma süreci dikkate alındığında ilgili 3 yıllık sürenin de kesinleşme tarihi itibari ile başlaması nedeniyle tarafların açılan bir boşanma davasının reddi kararı sonrasında fiili ayrılık nedeniyle boşanabilmesi için çok uzun bir zamanın geçeceği ortadadır. Anayasa mahkemesi kararı gerekçesinde de değinildiği üzere yargılamanın zaten uzun sürüyor olması ve taraflar arasında davanın bu süreçte kesintisiz olarak devam etmesi taraflar arasındaki evlilik birliğinin kalmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda yargılama süresi ve 3 yıllık süre dikkate alındığında aralarında evlilik birliği kalmayan tarafların resmi nikah olmaksızın yeniden evlendikleri ve bu evliliklerinde de çocuklarının dünyaya gelmesi durumları ile de çok fazla karşılaşılmakta olup bu durumda da ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Bu kapsamda birçok mağduriyete ve hak kaybına neden olan Türk Medeni Kanunu Madde 166/4 hükmünün iptaline ilişkin olan 22/2/2024 tarihinde E.2023/116 numaralı Anayasa Mahkemesi kararının yerinde ve haklı olduğunu söyleyebilirim. Ancak ilgili kararın yerinde olduğunu söylemekle birlikte ilgili karar ile ilgili kanun hükmünün birçok hak kaybına neden olduğunun vurgulanmasının yanında ilgili iptal kararının karar tarihinden sonraki 9 ay sonra yürürlüğe girecek olması dikkate alındığında geçen bu süreçte yine birçok mağduriyetin ve hak kaybının yaşanacağını da söylemek gerekir” diyerek sözlerini noktaladı.

Devlet, toplum düzenini korumaktan yana! O Kural iptal edildi

16 May 2024 - 16:14 Elaziğ/ Elaziğ- Gündem

Mahreç  Beyza Bişkin


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.