Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Çölleşme ve Kuraklık Günü’ne ilişkin gazetemize önemli açıklamalarda bulundu

Bilindiği üzere 17 Haziran, ülkemizde ve dünyada çölleşmeyle mücadelenin önemine dikkat çekmek maksadıyla ‘Çölleşme ve Kuraklık Günü’ olarak kutlanmakta. Biz de Fırat gazetesi olarak günün anlam ve önemine binaen farkındalığı artırmak amacıyla İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Orman Fakültesi, Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay’ın görüşlerine başvurduk. Prof. Dr. Tolunay, çölleşmenin en önemli küresel ekolojik sorunlar arasında kabul edildiğine dikkat çekerek, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan çölleşme hassasiyet haritasına göre ülkemizin % 23’ünün yüksek ve % 51’inin ise orta hassasiyet sınıfına girdiğini belirtti. Prof. Dr. Tolunay;  “Ne yazık ki ülkemizin büyük bir kısmının yarı kurak bir iklime sahip olmasına, artan nüfusuna paralel olarak su ile gıdaya olan talebin de artmasına ve etkisini her geçen gün hissettiren iklim değişikliğine rağmen su kıtlığı ve kuraklıklarla mücadele etmiyoruz. Tarım, orman ve mera arazilerimizi tahrip ettiğimizin dâhi farkına varmıyoruz” dedi. Türkiye'de kuraklık hangi boyutlarda, kuraklığın günlük yaşantımıza etkileri neler?  Kuraklık ve çölleşme ile mücadelede alınan önlemler yeterli mi? İnsanlığı nasıl bir tehlike bekliyor? Tüm bu sorularımızın yanıtı haberimizin detayında.

GÜNDEM 16.06.2022, 16:30 27.06.2022, 17:30
Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Çölleşme ve Kuraklık Günü’ne ilişkin gazetemize önemli açıklamalarda bulundu

Haber: Songül DURSUN/ÖZEL

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Orman Fakültesi, Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı ile birlikte çölleşmenin en önemli küresel ekolojik sorunlar arasında kabul edildiğini kaydederek, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan çölleşme hassasiyet haritasına göre ülkemizin % 23’ü yüksek ve % 51’i orta hassasiyet sınıfına girdiğini belirtti.

“ÇÖLLEŞME VE KURAKLIKLAR İNSAN SAĞLIĞINI ETKİLEMEKTE”

17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’nde farkındalık yaratmak amacıyla gazetemize önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Doğanay Tolunay, dünyamız ve insanlığın geleceğinin çölleşme ve kuraklık yüzünden tehlike altında olduğuna dikkat çekerek,  Çölleşme ve kuraklığın insan sağlığını da önemli ölçüde etkilediğini söyledi. Prof.Dr Tolunay; “Çölleşme iklimsel olarak kurak ve yarı kurak bölgelerdeki arazi tahribatlarıdır.  Bu arazi tahribatları üretken bir arazinin üretkenliğinin azalması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Örneğin dönümünden 300 kilogram buğday üretimi yapılan tarladan 250 kilogram üretilmeye başlanması, meraların ot veriminin azalması hatta buraların yapılaşmayla kaybedilmesi de çölleşme olarak kabul edilmektedir. Bu arazi tahribatları, dünyanın her yerinde olsa da iklim olarak kırılgan olan kurak ve yarı kurak alanlarda tahrip edilen arazilerin yeniden eski haline gelmesi oldukça zor olduğu için ayrı bir öneme sahiptir. Dünya genelinde; Orta Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya çölleşme riskinin en fazla olduğu bölgelerdir. Bu bölgelerde 2 milyardan fazla insanın yaşaması, bu insanların kuraklıklar nedeniyle temiz içme suyuna erişimlerinin kısıtlı ve tarımsal üretimin sınırlı olması nedeniyle iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı ile birlikte çölleşme en önemli küresel ekolojik sorunlar arasında kabul edilmektedir. Bu üç ekolojik sorun da birbirini tetiklemektedir. Örneğin arazi tahribatları aynı zamanda karbon yutakları olan tarım, orman ve mera arazilerine zarar vermekte ve böylece küresel ısınmayı arttırmaktadır. Yine kuraklıklar ve arazi tahribatları habitatlara zarar verdiği için biyolojik çeşitliliği de tehdit etmektedir. Bunların tersi de geçerlidir. Başka bir ifadeyle biyolojik çeşitlilik kaybı ve iklim değişikliği de çölleşme riskini yükseltmektedir. Çölleşme ve kuraklıklar aynı zamanda insan sağlığını da etkilemektedir. Başta açlık ve beslenme sorunları ile temiz suya erişimin kısıtlı olması nedeniyle suyla bulaşan salgın hastalıklarda artış bu sağlık sorunlarına örnek olarak verilebilir. Hatta çölleşme ve kuraklıklar tahrip olan kurak alanlardaki tozlar havaya karışarak hava kalitesini de bozmakta ve solunum yoluyla insan sağlığını etkilemektedir. Nitekim ülkemizde İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde toz fırtınalarıyla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu nedenle 17 Haziran günü konuya dikkat çekmek için Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü olarak ilan edilmiştir” dedi.

“ÇÖLLEŞMEYE YOL AÇABİLECEK UYGULAMALARDAN UZAK DURULMALI”

Kurak ve yarı kurak iklimlerde çölleşmeye yol açabilecek uygulamalardan uzak durulması gerektiğinin altını çizen Prof.Dr. Tolunay; “Kurak ve yarı kurak bölgelerde su ve rüzgar erozyonu, ormanların tahrip edilmesi ve ormansızlaşma, yoğun kimyasal gübre kullanımı dâhil hatalı tarım uygulamaları, aşırı otlatma, yanlış sulama, toprakların yanlış ve amaç dışı kullanımları, kentleşme, toprak kirliliği gibi uygulamalar arazi tahribatlarına yol açmaktadır. İklim değişikliği de çölleşme riski yüksek olan kurak ve yarı kurak bölgelerin genişlemesine neden olmaktadır. Dolayısıyla kurak ve yarı kurak iklimlerde çölleşmeye yol açabilecek bu gibi uygulamalardan uzak durulması gerekmektedir” dedi.

“EN ÖNEMLİ TARIM ALANLARIMIZIN, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE BAĞLI OLARAK GELECEKTE DAHA DA KURAKLAŞMASI BEKLENMEKTE”

Ülkemizin en önemli tarım alanlarının iklim değişikliğine bağlı olarak gelecekte daha da kuraklaşmasının endişesini taşıyan Prof. Dr. Doğanay Tolunay; Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan çölleşme hassasiyet haritasına göre Ülkemizin % 23’ü yüksek ve % 51’i orta hassasiyet sınıfına girdiği bilgisini paylaştı. Tolunay; “Başta İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere ülkemizin geniş bir bölümü de yarı kurak iklime sahiptir. Doğu Anadolu’daki Iğdır da ülkemizin en kurak illerindendir. Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan çölleşme hassasiyet haritasına göre Ülkemizin % 23’ü yüksek ve % 51’i orta hassasiyet sınıfına girmektedir. Bu bölgeler aynı zamanda ülkemizin en önemli tarım alanlarıdır ve iklim değişikliğine bağlı olarak da gelecekte daha da kuraklaşması beklenmektedir. Ancak tarım alanlarının ekilmekten vazgeçilmesi ya da yapılaşma ile kaybedilmesine bağlı olarak tarım alanlarımız giderek azalmaktadır. Buna karşılık birim alanda üretimi arttırmak için daha fazla su tüketimi ve kimyasal gübre kullanımı yaygınlaşmaktadır. Nitekim 2008 yılında 34 milyar m3 olan tarımsal sulamada kullandığımız su miktarı 2020 yılında 44 milyar m3’e çıkmıştır. Bilinçsiz yapılan sulama ve gübrelemeler de toprakların verimliliğini azaltmakta hatta toprakların tuzlanmasına neden olabilmektedir. Tarımda artan su kullanımı kuraklıktan bağımsız olarak suya olan talebi arttırmıştır. Özellikle 2020 ve 2021 yıllarında yaşanan kuraklıklar çiftçileri zor durumda bırakmıştır. Tarımsal ürünlerin ihtiyacı olan zamanlarda yağışın olmaması ya da sulama suyuna ulaşılamaması nedenleriyle verim azalmaları yaşanmakta ve bu da gıda fiyatlarına yansımaktadır. Dolayısıyla çölleşme ve kuraklıklar bir bakıma önce su krizine, su krizi de gıda krizine dönüşmekte bu da gıda güvenliğini ve güvencesini riske atmaktadır” diye konuştu.

“TARIM ARAZİLERİ HIZLI BİR ŞEKİLDE ARSAYA DÖNÜŞÜYOR”

İklim değişikliğine rağmen ülkemizde kuraklıkla mücadele edilmediğini aktaran Tolunay, 2020 ve 2021 yıllarında su sorunu sürekli gündemdeyken;  2022 yılında su sorununun neredeyse hiç gündeme gelmediğini kaydetti.  Prof. Dr. Tolunay; “Ne yazık ki ülkemizin büyük bir kısmının yarı kurak bir iklime sahip olmasına, artan nüfusuna paralel olarak su ile gıdaya olan talebin de artmasına ve etkisini her geçen gün hissettiren iklim değişikliğine rağmen su kıtlığı ve kuraklıklarla mücadele etmiyoruz. Tarım, orman ve mera arazilerimizi tahrip ettiğimizin dâhi farkına varmıyoruz. Örneğin şiddetli kuraklıkların yaşandığı 2020 ve 2021 yıllarında su sorunu sürekli gündemdeyken, önceki yıllara göre biraz daha yağışlı olan 2022 yılında su sorunu neredeyse hiç gündeme gelmedi. Geçen yıl suyun depolanması için yeraltı barajlarının yapılacağı açıklanmışken bu yıl tamamen unutuldu. Diğer yandan tarım arazileri yoğun bir yapılaşma baskısı altında ve giderek azalıyor. Kentlerin çevresindeki tarım arazileri hızlı bir şekilde arsaya dönüşüyor” dedi.

“TARIM ALANLARINI VE MERALARI RESTORE ETMEK İÇİN BİR SEFERBERLİK BAŞLATILMALI”

“Çölleşme ve kuraklıklarla mücadele için öncelikle arazi kullanım planlaması yapılmalı tarım, orman ve mera arazileri korunmalıdır” diyerek sözlerini sürdüren Tolunay, kuraklıkla mücadelede alınması gereken önlemlere de açıklık getirerek; “Ek olarak Anadolu’da binlerce yıldır devam eden tarım ve hayvancılık nedeniyle bitki örtüsünü yok olan, erozyona uğrayan, organik maddesini kaybeden tarım alanlarını ve meraları restore etmek için bir seferberlik başlatılmalıdır. Tarım alanlarında ekilecek ürünün belirlenmesinde yörenin iklimi temel alınmalı, yarı kurak alanlarda az su tüketen tarım bitkileri teşvik edilmelidir. Tarım alanlarında toprakların organik madde içeriğinin yükseltilmesi son derece önemlidir. Böylece hem kimyasal gübre kullanımı azaltılacak hem de organik madde nedeniyle toprakların su tutma kapasitesi arttırılacaktır. Çünkü en iyi yağmur hasadı yağış sularının bentler ile depolanması değil, suyun toprağa sızdırılmasıdır. Topraklar oldukça yüksek miktarda su depolayabilmektedir. Örneğin 1 m3 hacme sahip taşsız bir toprak 500 litre kadar su depolayabilmektedir. Bu miktarın 100-150 litresi yerçekimine karşı da toprak gözeneklerinde saklanmakta ve üzerindeki bitkiler tarafından kullanılabilmektedir. Bu miktar yarı kurak alanlardaki yağışın üçte birine karşılık gelmektedir. Topraklarda artan organik madde yağış sularının yüzeysel akışa geçmeden toprağa sızmasına katkı sağlamaktadır. Ek olarak oldukça eğimli topoğrafyaya sahip olan ülkemizde eğimli alanlarda çok yıllık bitkilerin dikilmesi, teraslar yapılması, toprak işlemenin eğim dikkate alınarak su erozyonuna yol açmayacak şekilde yapılması da alınabilecek önlemler arasındadır. Yağış sularının toprağa sızdırılması aynı zamanda sellerin de önlenmesine katkı sağlamaktadır” dedi.

“ÇÖLLEŞME VE KURAKLIKLA MÜCADELE KONUSUNDAKİ POLİTİKALAR KÂĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI”

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Orman Fakültesi, Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay son olarak; ülkemizin çölleşme ile mücadele kapsamında bir genel müdürlük kurmuş ilk ülke olduğunu belirterek, çölleşme ve kuraklıkla mücadele konusundaki politikaların uygulamaya aktarılmasında sorunlar yaşandığını ve bu politikaların kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğine vurgu yaptı ve “Ne yazık ki ülkemizde suyun verimsiz kullanılmasına ve toprakların tuzlanmasına neden olan vahşi sulama oldukça yaygındır. Bu durum uzun yıllar kuru tarım yapan çiftçilerimizin sulu tarım konusundaki bilinçsizlikleri ve ne kadar çok su o kadar fazla verim şeklinde düşünmelerinden kaynaklanmaktadır. Güneydoğu Anadolu Projesi ve diğer sulama projelerinde sulama kanallarının üstünün açık olması da buharlaşma ile su kaybına yol açmaktadır. Ülkemiz çölleşme ile mücadele kapsamında bir genel müdürlük kurmuş ilk ülkedir ve çölleşme ve kuraklıkla mücadele konusunda politikaları ve eylem planları mevcuttur. Ancak bu politikaların uygulamaya aktarılmasında sorunlar yaşanmaktadır. Bu politikaların kâğıt üzerinde kalmaması çiftçilerin refah düzeyini de arttıracak şekilde kırsal gelişmeyi sağlayarak, çiftçilerin kuraklığa dayanıklı ürün yetiştirmesinden kaynaklanacak zararlarını karşılayarak, daha az su ve kimyasal kullanarak daha fazla ürün sağlayabilecekleri iyi uygulama örneklerini arttırarak mümkün olacaktır” diyerek sözlerini noktaladı.

banner3
Yorumlar (0)
15
açık
Namaz Vakti 04 Temmuz 2022
İmsak 03:07
Güneş 04:57
Öğle 12:33
İkindi 16:27
Akşam 19:59
Yatsı 21:40
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31