GÜNCEL DEĞİNMELER « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

GÜNCEL DEĞİNMELER

Bu haber 17 Şubat 2020 - 8:21 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Terör, salgın, deprem, çığ, trafik-uçak-tren-iş kazaları, denetimsiz başıboş mülteciler, gençlerimizin şehit düşme haberleri derken içimiz geçti, yaşama küstük, bıktık.

Her gün olağanüstü gündemlerden, terörden, yıkımlardan, siyasal gücün ısrarcı zorlamalarından ve kısır muhalefetten ve bunların çevresinde dolanan yalaka takımından da yorulduk.

Bir süredir, her an yeni olaylar, büyük yıkımlar yaşıyor, bazen ölüyor bazen de şans eseri kurtuluyoruz.

Ama artık yorulduk. Ne olursa olsun hiçbir siyasetçi hiçbir kamu görevlisi hiçbir koşulda gitmiyor, bırakmıyor, toplumda da, kültürel, toplumsal çürüme, ayrışma, Orta Doğululaşma önlenemiyor.

Eminim ki, bu halkın çok büyük çoğunluğu can ve mal güvenliğini sağlayacak, hukukun, adaletin, huzurun egemen olduğu, düşüncelere, inançlara saygılı, insan onuruyla yaşayabileceği, özgür ve demokratik bir düzenden yana.

Onuruyla, namusuyla, içtenliğiyle, özveriyle, iyi niyetiyle çalışan binlerce görevli ve gönüllüye haksızlık yapmayalım, yüreğimizi yerinden oynatan, içimizi titreten, o kendi yakınını kurtarır gibi enkaz altındakine seslenen bir askerimizin ve bir kadın görevlinin depremzedelerle konuşmaları asla kulaklarımızdan gitmeyecektir. Onlara ve tüm görevlilere sonsuz teşekkürlerimizi, şükranlarımızı sunuyoruz.

Evet, 41 hemşehrimizi yitirdik, yaralananlar oldu, binlerce yapı etkilendi, evsiz, yuvasız kalanlarımız var. Abdullahpaşa’da İstasyon Caddesi’nde ve Nailbey’de neredeyse sağlam apartman kalmadı. Bu korkunç yıkıma karşın can yitimlerimizin yine de az sayılabilir olmasından dolayı binlerce kez şükrediyoruz.

Ama söylemeden geçemeyeceğiz, depremde bir iki din iman soslu demeç, üç beş yardım kolisi ve o an sosyal medyada paylaşmayla görevini yaptığını sanan bazı siyasetçiler bu demeçleri, geçici çözümleri, günü kurtarmayı (idareyi maslahat) görevi ifa sanıyorlar.

Hele bir de yerel-ulusal televizyonlarda, radyolarda, gazetelerde bunları alkışlayan, öven, bunlara yaranmak isteyen bir dalkavuk takımı var ki bu memleket için en kötüleri inanın ki onlar…

Son 25-30 yılda Ataşehir, Sürsürü gibi yemyeşil köşeleri, yüzlerce dönüm sulu ve verimli araziyi imara açanları, Nailbey Mahallesi’ndeki bahçeli tek ya da iki katlı evleri beton yığınına dönüştürenleri, iki katlı evlerle son derece planlı bir mahalle olan Doğukent’i son beş yılda beton bir mahalleye dönüştürüp, yeni hastanenin çevresini çok katlı yapılara boğanları, Malatya yolunda, eski adliyenin karşısında, Medikalpark yanında yükselmiş 20-30 katlı yapılarla Elazığ’ı betonlara gömenleri, imar affı ile -yıkılması zorunlu yapılara- ruhsat verenleri, Elazığ ve Harput’un kent dokusunu, aziz siluetini yok edenleri de alkışlamıştınız, aferin, böyle devam edin…

Oysa, çok katlı yapılaşmayı önlemek, önüne gelenin müteahhitlik yapmasına engel olmak, insanları köylerine, ilçelerine çekebilmek, tarımı ve hayvancılığı geliştirmek, kentleri daha yaşanabilir düzene sokmak, sağlam zeminlere, sağlam konutlar yapmak, kentsel dönüşümü sıkı denetimlerle gerçekleştirmek bu denli mi güç?

Bilimi, aklı, devletin temel direkleri olan laikliği, adalet, ordu, dış ve iç işleri, eğitim gibi devlet kurumlarını, değerlerimizi yerle bir edip, sonra beddua, dua ile Allah’tan yardım dilemenin yanlışlığını, “düşünüp akıl etmeyenlerin büyük acı (azap) göreceğini” insanoğluna kaç kez anlatmış kutsal kitabımız, daha anlamamışız, anlayamamışız, anlayamıyoruz.

Görülüyor ki, yaraşırlık (liyakat) diye bir şey yok. Kim niye yönetici, mevki makam sahibi yapılmış geçmişinde bunu hak edecek ne yapmış da bu makamlara layık görülmüş bilen yok.

Bu yolla, ne devletin işleri hızlanır, ne doğru kararlar alınır ne istikrar sağlanır. Memleketin son yılları amatör ve yetersiz kamu görevlilerinin ellerinde deyim yerindeyse heder oldu. Yetkin, hukuka ve yasalara bağlı, becerikli kimler kaldı bilemiyorum. Her işimizi Allah’a bırakmış durumdayız. Yani her şey “Allah’a emanet!”

Bir ülkenin yönetilebilmesinin bireylere, gruplara, tarikatlara, partilere, kayırılmış insanlara değil; güçler ayrılığına, sağlıklı yasalara ve ilkelere, bu yasa ve ilkelere uymak zorunda olan yetkin yöneticilere ve bunları yetiştirecek eğitim ve bilim sistemine bağlı olduğunu bilmek, öğrenmek zorundayız.

Yazımı, Harput’u anlatan eski harflerle yazılmış bir belgede gördüğüm ve çok sevdiğim sözü bir kez daha yineleyerek bitiriyorum:

Maazallahi Teâlâ…

Kaynak :

1-Murat Sevinç, Bu Sistemin Sürme İhtimali Yok, diken.com.tr, 20.01.2020
2-Abdulbâki Gölpınarlı, Kur’an Meâli, Yunus 100., Elif yy.
3-Ömer Zülfü Livaneli, Orta Zekâlılar Cenneti 2016 Doğan yy.

 

Cem Bayındır
Cem Bayındırbayindircem@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.