GİDEN GİDER, KALAN KALIR… « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

GİDEN GİDER, KALAN KALIR…

Bu haber 06 Aralık 2019 - 8:38 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Türkiye’de yaşayan sığınmacı ve mültecilere yardım etmek amacıyla 1995 yılında Ankara’da kurulan Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ve Mülteci Destek Derneği (MUDEM) iş birliği ile düzenlenen ‘Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları’ semineri için geçen hafta sonunu Ankara’da geçirdim.

Göç ve mültecilik alanında medyanın rolü, haber üretimindeki farkındalık, mülteci haklarına ilişkin yasal çerçeve ve doğru terminoloji kullanımı hakkında olması gerekenleri resmî ve özel olmak üzere yerli ve yabancı konunun muhataplarından dinledik.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Akarca’nın bizzat bilgilendirdiği, tarafları dinleyerek Notlar aldığı seminer sayısal katılım ve nicelik açısından iyi, nitelik açısından beklediğim verimi alamadığım bir haldeydi.

Yapılan çalışmalar, planlamalar, teoride olması ümit edilenler ancak sahada tatbik edilirken halen çözülemeyen sorunların tartışılması bu meselede bir yerlerde sorun var diye bas bas bağırıyordu sanki.

Seminerin adı ‘Medya ve Mülteciler Basın Buluşması.’ Olurken;

-Tartışılan konunun ana merkezinde mülteci bile olmayan Suriyelilerin olması dikkatimi çekti.

İsim başka tartışılan kitlenin statüsü başka olunca anlatılanlar üzerinden Suriyeliler ile ilgili bir neticeye ulaşamadım.

Ve şu soruyu sordum doğal olarak;

“ Türkiye’de bulunan ve yaşayan Suriyelilerin resmî statüsü nedir?..’

Açık kapı politikası ile topraklarımıza kabul ettiğimiz, geri göndermeme ilkesine bağlı olan, gelen kişilerin temel ve acil ihtiyaçlarının karşılanmasını gerektiren üç temel unsuru bünyesinde barındıran uluslararası literatüre göre ‘Geçici Koruma’ sağlanan kişiler olarak geçiyor Türkiye’deki Suriyeliler.

Düzensiz göçle gelen desem olmuyor.

Kendi vatandaşlarının koruma yükümlülüklerini yerine getirmediği için ‘Uluslararası Koruma’ statüsündeler desende olmuyor.

Çatışma ve zulümden kaçan kişilere denen ‘Mülteciler’ tanımı nispeten uysada, resmi olarak bize uymuyor.

Şartlı mülteci ise hiç değiller.

Ülkesine geri gönderilirse ölüm cezasına çarptırılacak olanlara uygulanan ‘İkincil koruma’ statüsünde de değiller.

Talebi henüz işleme alınmamış kişilere söylenen ‘Sığınmacı’ da değiller.

‘Göçmen’de olmuyorlar.

‘Düzensiz göçmen’ hiç değiller.

‘Ekonomik göçmen’de olamıyorlar.

Yasa ve uluslarası haklara tabi olarak yukarıda belirtilen tanımlara uyan Türkiye’de Yabancılar var mı?

Var tabi!..

Suriyelilerin Türkiye’deki statüsü ‘Geçici Koruma’ altındaki kişiler olarak biliniyor ve tanımlanıyor.

Bunu da; ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönmeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen ve haklarında bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemi yapılamayan yabancılara sağlanan koruma olarak açabiliriz.

Türkiye’deki Suriyelilerin statüsü ‘Geçici Koruma’ altındaki kişiler olarak kabul edilmektedir.

Bunu anladım.

Peki ya bu kapsama giren Suriyeliler için Türkiye’nin yerine getirdiği üç temel unsurdan biri olan ‘Geri göndermeme’ ilkesini nasıl anlamamız ve yönetmemiz lazım bunu merak ediyorum açıkçası.

Bu nasıl olacak?

Bunu pek anlayamadım!…

Suç işleyenler ve gönüllü gitmek isteyenler dışında kimseyi ülkesine gönderemeyeceğiz öyleyse.

Benim açımdan bir sıkıntı yok.

Bunu, ‘sıkıntısı olanlar dert etsin’ der geçerim ben.

 

Ama şunu da ifade etmek zorundayım, entegrasyon sürecini bitiremediğimiz, birlikte yaşama kültürünü geliştiremediğimiz, din dışında sahipleneceğimiz başka bir ortak değer üretemediğimiz, dil problemini gideremediğimiz ve önceliklerimizin farklı olduğu bu kardeşlerimizle nasıl edeceğiz biz?

Hâl bu ve böyleyken bu doğrultuda çalışmalar yaparak ileride sorun yaşanmaması için projeler geliştirilmeliyiz.

Madem gitmek istemenyelerle bu vatan toprağında birlikte yaşayacağız (durum bunu gösteriyor), etnik milliyetçiliğe, kültürel vesayetçiliğe, sosyolojik ve ekonomik tahakküme fırsat vermeden farklılıklarımızdan zenginlik elde edecek adımlar atmalıyız.

Yönetebilir ve kontrol edebilirsek bunun altından kalkarız.

Yok görmezden gelir, ilgilenmez, kabul etmez ve yönetemezsek ileride bizleri neyin beklediğini bilemeyiz.

İllaki gidenler olacak, biz hesabı ve hazırlığı kalacaklara göre yapalım.

Türkiye’de bulunan 4.5 milyon Suriyelilerin güvenli bölge kurulursa 2 milyonunun geri dönmesi planlanıyor.

Hesap ortada 2.5 milyonu kalacak gibi gözüküyor.

Kontrol edilir iyi yönetilirse sıkıntı yok.

Yoksa bu durum ve rakam beni düşündürüyor.

Kalın sağlıcakla…

Arif Kurt
Arif Kurtarifkurt@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.