GERÇEKLER ÜRKÜTEBİLİYOR « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

GERÇEKLER ÜRKÜTEBİLİYOR

Bu haber 30 Aralık 2019 - 10:30 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Fikir Günlüğü

Geçen haftaki yazıma olumlu olumsuz birçok tepki geldi. Olumlu eleştirilerin çoğu objektif kavramlarla düşünebilme kabiliyetine sahip olduğu belli olan okurlar. Her konuya eleştirel ve çok yönlü bakabiliyorlar. At gözlükleri yok.

Tepkilerin çokluğu yanında şiddeti de dikkat çekiciydi. Samimi konuşayım bu denli ilgiye ve okur etkileşimine alışık değilim. Hatta okurlarım kendi aralarında hararetli tartışmalara girdiler. Demek ki gündemi iyi yakalamışım.

Olumsuz tepkilerin tahmin edileceği gibi adresi iktidar partisi kanadıydı. Aklı başında eleştirileri anlıyorum ama gerçeklerden uzak hatta bazen doğrudan kişiyi hedef alıp da hakarete varan tepkileri anlamak güç.

Genellikle fikir ve bilgi yetersizliği içinde olup da körü körüne destekleyen kişiler bunlar. Toplumda karakter ve beyniyle öne çıkamayanlar.

Yahu insanoğlunun genital ve çıkartı organları ve seksüel-homseksüel eylemini papağan gibi yineleyen kimselerin bilim, teknoloji ve fikir donanımını tartışmayı bir tarafa bırakın, manevi alt yapısı olabilir mi? Bir de bunlar muhafazakar-İslami yapısıyla ön plana çıkan bir partinin destekçileri. Bir kişiye olan sevgisini onun çıkartı yerindeki kıl olmakla ifade eden zihniyetten ne beklersiniz?

Oysa yazımda belirttiklerim objektif bulgulardı. Kendi yorum ve değerlendirmelerim son derece sınırlıydı.

Örneğin devlet bankası olan Ziraat Bankası’nın zararının çok yüksek boyutta olması ve bu zararın da iktidar partisi yandaşlarına verilen kredilerin geri dönemeyişinden kaynaklı olması.

Örneğin Ak Parti üyelerinin sayısında sürekli ve önemli sayıda düşüş olması. Bu konudaki veriler de Yargıtay kaynaklı. Yargıtay’ın yalan söyleyecek hali yok ya.

Ancak körü körüne inanan bir partili olunca gerçekleri görmek zor. Görse de anlamak istemiyorlar. Karşıt bir veri, bir done getiremediklerinden, bu muhafazakar abdestli namazlı amcalar, dayılar, yeğenler, çok kolaylıkla sinkaflı küfürlere sığınıyorlar.

Aziz Nesin’in sevdiğim bir sözü var: Bir insan ne kadar korkarsa o kadar saldırgan olur!

Ülkemizin en önemli problemi.

Tartışma kültürü yok, karşıt fikre tahammül sıfır. Pohpohlarsan iyisin.

Oysa manevi yapısı gelişmemiş, inancı sığ, ibadeti şekilden ibaret sığ kimselerin hakim olduğu toplumda kültürel alt yapı da olmaz. Manevi-kültürel alt yapısı olmayan toplumların bilim ve teknolojide ilerlemesi ne kadar kolay olur, varın siz okuyucularım takdir edin.

Aldığım haksız eleştirilerin bir başka konusu da ülkemizde işsizliğin artması, şirketlerin iflası ile ilgili olanıydı. Bunlar da benim yorumlarım değil, devlet istatistik kurumu gibi ciddi ve resmi kurumların hakiki rakamlarıydı.

Beni algı operasyonu yapmakla suçluyorlar!

Orhan Veli Kanık bir şiirinde şöyle diyor: “Ben diyorum ki, gemiler yanıyor”, “Gemileri yakan ben değilim”.

Birçok işletmenin yanında önemli bir otomotiv kuruluşu da konkordato ilan etti. Otobüs ve minibüs üreticisi TEMSA haciz işlemleri nedeniyle üretimi durdurmak kararı aldı.

Oysa daha dün bir başka yeni şirket Türk Malı, yerli ve milli otomobilin tanıtımını yaptı, Cumhurbaşkanını davet etti.

Yerli ve milli bir otomobil olsun, hepimiz gurur duyalım. Dizaynından motoruna ve ARGE’sine kadar bizim yaptığımız her otomobil, her uçak, her gemi milli gururumuzdur. Her Türk’ün göğsünü kabartır, tüylerini diken diken eder.

Cumhurbaşkanının başrolü oynadığı tanıtımdaki otomobillerin İtalya’dan getirildiğini öğrenmek bir şoktu.

Daha da ilginci bunların 2017 yılında dünyadaki çeşitli sergi ve fuarlarda görücüye çıktığını da öğrendik. Bu tür otomobilleri yapan bir İtalyan şirketine parası ödenerek yaptırılmış ve kargoyla Türkiye’ye getirilmiş. Konsolundaki gösterge panelleri Türkçe bile değil.

Olmaz mı?

Olur tabi?

Türkiye’de yabancı otomobil şirketlerinin fabrikaları var ve Türkiye yıllardır otomobil yapıyor. Tofaş’ın serçe, şahin, doğan ve kartalları, Murat 124 ile başladı. İtalyan Fiat’ın Türkiye’de yaptığı ortaklıkla üretildiler, şimdi Egea ile devam ediyor. 40 yıllık üretim sürecinde yerlilik-millilik oranı ancak %50’nin biraz üzerine çıkabilmiş. Motor ise her zaman dışarıdan. Mercedes otobüsler, Honda, Isuzu, Toyata, Renault da aynı.

Bir marka daha gelsin, ülkemizdeki otomotiv sektörü zenginleşsin.

Kimse karşı değil buna.

Ama henüz fabrikası bile olmayan dış yapım bir otomobili getirip yerli ve milli derseniz haklı olarak tepki doğar.

Gerçekleri dile getirenleri “vatan hainliği” ile suçladılar. Ne münasebet?

Türkiye’nin hiç alışık olmadığı bir sektörde %100 yerli otomobil yapacağız. Hadi hayırlısı!

Yerli otoyu ülkemizde kimler üretecek?

Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell ve Zorlu Holding yüzde 19’ar, TOBB yüzde 5 payla bu girişimi gerçekleştirecekler.

Resmi Gazete ’deki kararnameye göre 13 yıl süre verilmiş. Bu sürenin sonunda iş bitmezse yarısı kadar daha uzatılabilecek. Beş farklı modelde elektrikli oto üretimi için 20 yıla kadar uzayabilecek bir süreç söz konusu. Vergi-gümrük oranları ve tahsis bedeli sıfır olup 22 milyar (eski parayla 22 katrilyon) para verilecek.

Bu kadar büyük yatırım ülkemizin az gelişmiş bölgelerine yapılsa herhalde daha iyi olur. Göç ve çarpık kentleşmeye çare olur. Gebze-Bursa yöresine yapılırsa, zaten göçle iyice yoğunlaşmış bu yörelere daha da fazla göç çekecektir.

Devlet yukarıda saydığımız özel şirketlerin üretmesi planlanan otomobil için onlardan 35 bin adet alım garantisi veriyor. Biliyoruz ki köprü, otoyol, havaalanı, hastane gibi yatırımlar için garanti vermek son yıllarda ağırlıklı olarak kullanılan bir yöntem.

Ancak şehir hastanelerinden, havaalanlarına, otoyol, tünel ve köprülere kadar hepsinde devletin büyük zararı var. Açıktan büyük paralar ödeniyor.

Umalım ki böyle zararlar olmasın ve Türkiye’nin gerçekten yerli ve milli otomobili, Türk fabrikasında, Türk mühendis ve teknik elemanlarıyla hem milletimize hem de dünyaya faydalı olsun.

Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcıakineraslanbalci@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.