STOCKHOLM SENDROMU

1973 yılında İsveç’te Jan-Erik Olsson isimli bir adam Kreditbanken adlı bankaya silahlar ve patlayıcılarla girer. Havaya ateş açar: “Herkes yere yatsın, parti başlıyor!” diye bağırır.

BÖLGE 14.06.2019, 08:03 14.06.2019, 08:03
STOCKHOLM SENDROMU
1973 yılında İsveç’te Jan-Erik Olsson isimli bir adam Kreditbanken adlı bankaya silahlar ve patlayıcılarla girer. Havaya ateş açar: “Herkes yere yatsın, parti başlıyor!” diye bağırır. Bu sırada müşteriler ve birçok banka görevlisi dışarı kaçar. Soyguncu dört banka görevlisini rehin alır. Banka polisler tarafından kuşatılır.

Arabulucu, soyguncuyla iletişime geçtiğinde, soyguncunun talepleri yüklü miktarda para, biraz mühimmat, cezaevinden bir arkadaşının kendi yanına getirilmesi ve bankanın önünde hazır bir araba bulundurulmasıdır. Soyguncunun dediğine göre talepleri yerine getirilirse bu arabaya arkadaşıyla birlikte binip gidecektir.

Polis hükümlü olan arkadaşını dışarı çıkararak bankaya getirir, bankanın önüne onlar için bir araba bırakılır. Parayı da kendisine teslim eder. Ancak soyguncu paraları ve arkadaşını alıp kaçamaz çünkü polis kuşatmayı kaldırmıyordur.

Polisler tavanda bir delik açar, iki soyguncu polisin içeriye uyuşturucu gaz vereceğini düşünerek (ve doğru tahmin ederek) rehinelerden birisinin boynuna ip bağlayıp tavana asar, fakat rehinenin ayakları yere değdiği için ölmez. Soyguncular polise, eğer içeriye uyuşturucu gaz verirlerse bu rehinenin uyuyacağını ve artık ayaklarının yere değmeyeceği için de boğularak öleceğini söylerler.

Bu kuşatma altı gün sürer. Altıncı gün polis içeriye girer ve soyguncular silahlarını atarak teslim olurlar. Bu sırada şaşırtıcı bir şekilde rehineler kendilerini soyguncuların önüne atarak siper ederler ve polisin soyguncuları vurmasını önlemeye çalışırlar, aynı anda “Sakın onlara ateş etmeyin!” diye bağırırlar.

Soyguncular tutuklandıktan sonra garip bilgiler gelmeye devam eder. Rehinelerden biri olan Elizabeth Smart’ın kaçma şansı olduğu halde kaçmadığı öğrenilir.

Daha ilginç olan kısmı ise bu olaydan sonra rehinelerin soyguncuları hep desteklemiş olmalarıdır. Rehineler mahkemede soygunculara karşı ifade vermekten kaçınmışlar; hatta aralarında para toplayıp onların mahkeme masraflarını bile karşılamışlardır. Sık sık onları hapishanede ziyaret etmişlerdir.

Soygundan yıllar sonra History Channel üzerinden yayınlanan bir belgeselde konuşan bir rehine şöyle diyordu: ‘’Soyguncu beni öldürmeyeceğini, sadece bacağımdan vuracağını söyledi. Ne kadar nazik ve düşünceli bir insan olduğunu düşündüm.’’

Yıllar sonra rehinelerin, suçluya karşı şekillendirmiş olduğu paradoks bu banka soygununun gerçekleştiği ‘’Stockholm’’ ismiyle bir sendrom adını almıştır.

Stockholm Sendromu, başlarda rehinelerin kendilerini esir tutanlara karşı geliştirdikleri, sağduyuya aykırı nitelikteki sempati anlamında kullanılmıştır. Sonrasında ise yeni vakaların tespit edilmesiyle birlikte anlamı zamanla genişlemiştir. Toplama kampındaki mahkûmlarda askerlere ve gardiyanlara karşı, tarikat/kült üyelerinde önderlerine karşı, fahişelerde kendilerini pazarlayanlara karşı, ensest mağdurlarında ebeveyne karşı, şiddete uğrayan kadınlarda kocalarına karşı vb. de gözlenen tuhaf ve anlaması güç bağlılık hep aynı kapsamda değerlendirilmiştir (Cordon, 2005).

Bu sendrom aynı zamanda bazı memeli hayvanlarda da görüşülmüştür. Kendisine eziyet edildiği için sahibinin yanından ayrılmayan maymunlar, eğitim için çukurlarda kırbaçlanmak zorunda olan filler ve geçen yıllarda çok fazla gördüğümüz; bir çocuğun koskoca boğayı çok ince bir sicimle çektiği fotoğraf.

Yani sadece insanlarda değil bütün tabiatta karşımıza çıkan bu sendromun bir çaresini bulmak da imkansız gibi. Beynin, görmüş ya da bilmiş olduğu gerçeğe bir türlü karşı çıkamamasıdır bu sendrom açıkçası. Bir türlü değiştiremezsiniz algınızı, yanılmış olmayı asla kabul edemezsiniz, doğrularınız üzerinde kurduğunuz dünyada yaşarsınız hep, kimse sizi anlamaz (Banka soyguncuları hariç) ve yalnızlığa terkedilmişsinizdir.

Benim yazılarımı sonlandırırken kullanmış olduğun ‘’aydınlık gelecekler ümidi’’ aslında bu tarz psikolojik sendromlardan etkilenmeyip tamamen milli ve iradeli bir gelecek kurma ümididir. O halde: Aydınlık gelecekler fırsatını elimizden kaçırmamak ümidiyle büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim.
banner3
Yorumlar (0)
Namaz Vakti 27 Kasım 2022
İmsak 05:44
Güneş 07:11
Öğle 12:16
İkindi 14:49
Akşam 17:11
Yatsı 18:32
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 14 33
2. Rizespor 14 25
3. Boluspor 14 25
4. Pendikspor 13 24
5. Keçiörengücü 13 24
6. Samsunspor 13 23
7. Bodrumspor 14 22
8. Manisa FK 13 20
9. Sakaryaspor 15 19
10. Altay 14 18
11. Bandırmaspor 13 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 14 16
15. Erzurumspor 13 14
16. Altınordu 13 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4