PERÇENÇLİ HAMASDEĞ VE BİR ÖYKÜSÜ

Bu sayıda, gerçek adı “Hampartsum Gelenyan” olan ve 1895 yılında Perçenç’te (Akçakiraz) doğmuş ve 1966 yılında ABD’de ölmüş yazar, şair Hamasdeğ’in Güvercinim Harput’ta Kaldı” adlı yapıtının 72. -77.

BÖLGE 05.07.2021, 07:56 05.07.2021, 07:56
PERÇENÇLİ HAMASDEĞ VE BİR ÖYKÜSÜ

Bu sayıda, gerçek adı “Hampartsum Gelenyan” olan ve 1895 yılında Perçenç’te (Akçakiraz) doğmuş ve 1966 yılında ABD’de ölmüş yazar, şair Hamasdeğ’in Güvercinim Harput’ta Kaldı” adlı yapıtının 72.-77. sayfalarında bulunan “Damat Ovan” adlı öyküyü vermek istiyorum. Yazar, aradan geçen zamana karşın Harput şivesini, sözcükleri, memleketini unutmamış; dili, yeteneği ve güçlü gözlemleriyle yazın dünyasının tanınmış yazarları arasına girmiştir.

Damat Ovan

“Eski, çok eski bir şalvar giydiği günlerde adı Tiligin Ovan’dı. Ayak­larına bağcıklarla sarılmış çarık, üstüne, ev dokuması mavi mintan giyer, başına ise arahçinin kıvrımları arasında kaybolmuş keçe bir takke takardı. Olağandan iri dişleri vardı ve konuşurken dudakları salyalanırdı. Üstüne üstlük, gözleri de bozuktu. İçeriden biten kirpik­lerinin gözlerini rahatsız ettiği söylenirdi.

Çoluk çocuk bütün köylüler ekinle, hasatla uğraşırken, gözleri üzerine hep mendil kadar bir bez parçası tutan Tiligin Ovan köyde ka­lırdı. O hep aynı yerde, sırtını Eknolar’ın duvarına dayayıp bacakları­nı ocak gibi açarak yapayalnız otururdu. Çoğu zaman köpekler onun çarıklarını şöyle bir koklayıp usulca uzaklaşır ya da yanı başında kıvrılırlardı.

Karan Hanım akşam ateşini yakmak için dışarı, güneşe bakardı. Eğer güneş Eknolar’ın duvarından çarşaf gibi Ovan’ın keçe şapkasına asılmışsa akşam yemeği için ocağı yakma zamanı gelmiş demekti. O hep orda, Eknolar’ın duvarının dibindeydi ve elinde, göz­lerine bastırdığı bez parçası vardı.

Eve niçin gidecekti ki? Karısı evde değildi. Oğlunu da başkasının yanına rençber vermişti. Akşamı beklemek zorundaydı. Karısı çalıştığı yerden bir lokma ekmek getirecek­ti ki birlikte yesinler. Beş yıla yakın zamandır gözlerinden rahatsızdı. Tamı tamına beş yıldır çalışmıyordu. Beş yıl, ilkbahar, yaz, sonba­har dememiş, Eknolar’ın duvarı dibinde öylece oturmuştu Ovan.

Ovan, köylüler tarladan dönsünler de etraf taraf biraz şenlensin diye akşamı sabırsızlıkla beklerdi. Gerçekten de akşamları, yemek­ten sonra köyün rençperleri bir ara dışarı çıkar, Eknolar’ın duvarı di­bine, Tiligin Ovan’ın oturduğu yere gelirlerdi.

“Selam, Ovan.”

“Aleyküm selam.”

“Ne var ne yok?”

İyilik sağlık.

Konuşup şakalaşırdı köylüler. O akşamki esas konu, Şodo Museh’in Tılandzig’den[1] getirdiği ejderha misali mandaydı. Eh, eğer günün birinde Hocganlar’ın mandası ile boynuz boynuza gelirse...!

Tüm bu konuşmalar sürerken sessizdi Ovan. O gün uzaktan uzağa duyduğu nal seslerini düşünüyordu çünkü.

“Margos, bugün bir şey duymadın mı?

“Nasıl bir şey, Ovan?"

“Hiç..."

Belki de yanılmıştı Ovan, bu yüzden söylemeye cesaret edemiyor­du. Kim bilir?

Bir şey demedi Ovan.

Fakat bir gün yanılmadığı kesindi. Çay yönünden atlılar girmişti köye.
Akşam bir araya gelen köylülerde şakadan eser yoktu. Hepsinin suratı taş kesilmişti.

“Vergi toplayanlar gelmiş, duydunuz mu?

“Kizir bugün atları sulamaya götürüyordu.

“Bu dar günde, daha ekinler yerdeyken...”

Onlar böyle konuşadursunlar, kizir Mano karanlıkta dereyi geç­miş, zeytin ezimevinin direği gibi dikilmiş, elleri kulaklarında, tellal gibi çağırmaya başlamıştı bile. Tüm köyün dili tutuldu sanki.

Geç vakit köylüler birer ikişer evlerine dönüyorlardı. Ağızlarını desen, bıçak açmıyordu.

Der Tavitler’in Margos henüz gitmemişti. Ovan onunla konuşmak istiyor ama yanında başkaları olduğundan cesaret edemiyordu. Birkaç kez dilinin ucuna kadar geldi söyleyecekleri.

Eh, Tiligin Ovan’a kim para verirdi?

“Margos!"

“Ne var. Ovan?”

“Hiç..."

“Hayır, hayır, Tiligin Ovan’a kimse para vermez” diye düşündü ister istemez ve kekeleyip söyleyemedi bir türlü.

Ama ne etsindi? Yarın kendi kapısını da vuracaklardı. Peki o zaman? Ne olacaktı o zaman?

“Margos!"

“Söyle, neyin var, Ovan?”

“Ah, halimi bilirsin Margos! Otuz kuruşum vardı, üstüme bir şal­var çekmeyi aklıma koymuştum, Şalvarımda kırk biçim yama var. Köpek hali vallahi, köpek hali. Yarın da vergi toplayacaklar. Otuzun üstünü temam etmeye elli kuruş ister. Elden elli kuruş ver Margos, Allah büyüktür, bende paran kaybolmaz."

İyi dersin Ovan, ama az önce Hıngo beni yanına çağırıp dedi ki: 'Ekinler yerde, yarın tırpancıların parası eksik. Daha buğday tam ol­gunlaşmadan biraz biçmiş, dövmüş, öğütmüş ki çoluk çocuğa yedir­sin. Vergisini vermeye iki lira da o istedi benden...

“Eh, peki Margos, Hıngonun işini gör, onun sürü sepet çocuğu var. Bana Allah acır, helbet yarın bir kapı açılır" diyerek vazgeçti Ovan, Hıngo’nun yoksul durumunu öğrenince.

Ovan artık konuşmadı. Say ki intizar etti kendine ve geç vakit evine gitti. Akşam olmuştu ve sokaklar tenhaydı ama yarın, yarın ne yapacaktı...? Yarın güneş doğmasa, her yer karanlık olsa ne iyi olur­du. Ovan da kendisini bulamasınlar diye küçük bir ayakkabının içine girip saklanırdı.

Sabahleyin telaş içindeydi köy. Tiligin Ovan sırtını Eknolar’ın duvarına vermiş, bez parçasını gözlerine doğru tutmuş oturuyordu. Ona, sanki can alıcılar kendi evine yaklaşıyorlarmış gibi geliyordu; tıpkı anahtar deliklerinden süzülerek evlere giren ve bebekli kadınla­rın yüreklerini uzun tırnaklarıyla deşip karanlıkta rüzgârla birlikte uzaklaşan allar[2] gibi...

Ovan o afların ürküşünü yaşıyordu. Sanki başucunda kapkara, çadır misali karanlık kanatlarıyla dikilmiş duruyorlardı.

Tam da o sırada kizir, gözlerine bir bez parçası tutarak yapayalnız oturmakta olan Ovan’a yaklaştı.

“Kalk bakalım. Ovan."

“Heeey, gorbagorb!"

Tiligin Ovan kizirin önüne düştü ve kendi sokağına vardı, içeri girdi, boş bir peteğin bir köşesine saklı parayı alıp dışarı çıktı ve vergi toplayan jandarmalara, elleri titreye titreye çıkını teslim etti.

Otuz kuruş vardı içinde, tamamı bozuk para. Lâkin eksikti eksik?

Ba-ba, başka para yok ağa" diyerek kekeledi Ovan.

O gün jandarmalar kırbaçladılar zavallı Ovan’ın omuzlarını.

Ertesi gün Ovan, evin bakır kazanını köy meydanına, açık artır­mayla satmaya götürdü.

İkindi vakti, Karan Hanım dışarı baktı. Güneş, Eknolar’ın duva­rında Tiligin Ovan’ın omzuna yaklaşıyordu. Akşam yemeğini hazır­lama saatiydi.

Tiligin Ovan o gün iyice sessizdi.

Üç korkulu uzun gün, yeni ekilen pamukların üzerinden çekirge sürüsü geçercesine gelip geçmişti. Üç günün sonrasında köyde alışıl­mış dingin hayat yeniden başladı.

“Selam, Ovan.”

“Aleyküm selam."

“Ne var ne yok?”

İyilik saflık."

Yan yana geliyor, konuşuyor, şakalaşıyorlardı.

“Valla bugün çoraklarda Şodo Museh ile Hocganların mandaları neredeyse boynuz boynuza gelecekti.”

Geç vakit eve döner oldular. O gece Ovan’ın karısı lambanın ışı­ğında oturmuş, oğlunun yeleğini dikerken Ovan içeri girdi.

“Eh, karı. Bak şu şalvarımı bir hale yola koyabilir misin? İşte şurası yine söküldü.

Kadının yapabileceği fazla bir şey yoktu. Şalvarı yamamak için dizlerine yaydı ama bir dikiş atarken üç tanesi sökülüyordu. Aşın­mış, bitmişti artık ve dikiş tutmuyordu.

“Nasıl yapayım karı, feleğin çarkı bir kez ters döndü mü, kırk mum da fayda etmez. Bu şalvarla dışarı çıkmaya utanıyorum. Bu kör olası gözlerim de cabası..."

“Borç et, harç et, bir şalvar uydur üstüne herif.”

“Borç mu? Yok, Marta yok, Tiligin Ovan’a kim para verir? ‘Çalış­mıyor, gözleri kördür, karısı çalışıyor da kocasına ve çocuğuna bakı­yor derler.

Ovan ne yapabilirdi? Bu şalvarla artık dışarı çıkamazdı. Ne de olsa kendince dostu düşmanı olduğunu düşünüyordu... Karı koca ses­siz kaldılar bir müddet. Bu arada kadın didiniyor, lambanın ışığında şalvarı bir o yana bir bu yana çevirip hale yola koymaya çalışıyordu.

“Sandıktan giysilerini getireyim de yarın giyin dedi sonunda, ümidi tükenen kadın.

“Hangi giysileri karı?" diye sordu gözlerini kırpıştıran Ovan.

“Damatlık giysilerini...

Yeniden sustular.

Tamı tamına yirmi yıldır evliydiler Marta ile Ovan. Yirmi yıldan beri Marta özenle katlayıp saklamıştı Ovan’ın damatlıklarını. Yirmi yılda Ovan yirmi kez bile giymemişti damatlıklarını. Bir tek karnaval günleri, bir de düğüne çağrıldığında giyerdi. Ne güzel günlerdi! Ovan’ın babası tek erkek evladını everiyordu. Kilisenin avlusunda keşkek dövdüydü. Biricik oğluna pahalı, ipek giysiler aldıydı. Vartatil’den gelin getirdiydi tek evladına.

Vakit çok geç olmuştu. Marta giysileri getirmek için aşağı indi.

Karı koca artık konuşmadılar.

Ovan içlenmişti. Çocuk gibi ağlamak istiyordu. Yatacakları zaman lambayı söndürürken konuştu Ovan:

“Eh, karı, bu günleri de mi görecektik?’’

Ertesi gün Karan Hanım güneşe ve Ovan’a bakmak için pencereye gittiğinde, bir de ne görsün? Ovan damat gibi giyinmiş, bacakları ocak gibi açık oturuyordu. Karan Hanım evin gelinlerini etrafına top­ladı.

"Ka hayırdır inşallah, Ovan damat olmuş.’’

Akşam rençberler gördüklerinde şaştılar ve takıldılar:

“Ne o, Ovan? Yeni damat mı oldun?’’

Şüphesiz bu şakalardan fazla hoşlanmıyordu. Eh, kime anlatabi­lirdi ki insan darda kalırsa damatlık giysilerini giyer diye.

Köylüler Tiligin Ovan’ı artık Damat Ovan diye çağırıyorlardı.

Uzun, çok uzun yıllar geçli aradan. Amerika’da bir gün bana uzun boylu, sevimli yüzlü, elleri kocaman bir delikanlıyı “Parseğ Ovanyan” diye tanıştırdılar.

“Perçençliyim dedi iri dişlerini gösteren bir gülümseyişle.

Boş yere anımsamaya çabalıyordum.

Evimiz Dibek Taşının yanındaydı” diye ekledi.

“Ha, hatırladım dedim, “hatırladım, Damat Ovanın oğluyum de­sene…”

 

 



banner3
Yorumlar (0)
-1
kapalı
Namaz Vakti 23 Ocak 2022
İmsak 06:04
Güneş 07:29
Öğle 12:40
İkindi 15:18
Akşam 17:41
Yatsı 19:01
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 22 51
2. Konyaspor 21 42
3. Adana Demirspor 23 37
4. Fenerbahçe 23 37
5. Beşiktaş 23 36
6. Alanyaspor 22 35
7. Hatayspor 22 35
8. Başakşehir 22 34
9. Sivasspor 23 31
10. Kayserispor 22 31
11. Gaziantep FK 21 31
12. Karagümrük 23 30
13. Göztepe 23 27
14. Galatasaray 22 27
15. Giresunspor 22 26
16. Kasımpaşa 22 24
17. Antalyaspor 22 23
18. Rizespor 22 21
19. Altay 22 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 20 38
4. İstanbulspor 21 36
5. Eyüpspor 20 36
6. Bandırmaspor 20 33
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 20 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Gençlerbirliği 21 26
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 21 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 23 44
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Tottenham 19 36
7. Arsenal 20 35
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 21 29
10. Aston Villa 21 26
11. Leicester City 19 25
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 21 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Real Sociedad 20 33
6. Villarreal 22 32
7. Barcelona 20 32
8. Rayo Vallecano 20 31
9. Valencia 22 29
10. Athletic Bilbao 21 28
11. Celta Vigo 22 27
12. Espanyol 22 27
13. Osasuna 21 25
14. Granada 21 24
15. Elche 21 22
16. Getafe 21 21
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 21 17
20. Levante 21 11