GENÇLERİ ANLAMAK « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

GENÇLERİ ANLAMAK

Bu haber 12 Eylül 2019 - 7:48 'de eklendi ve kez görüntülendi.

2000’li yılların başıydı. Belediyemizin bir etkinliği için Engin Noyan’ı şehrimize davet etmiştik.  Birçok televizyonda manevi ve Kur’an içerikli programlar yapan şimdilerde TRT Avaz’da kültürel ağırlıklı programlarına devam eden Engin Noyan, yaşadığı bir olayı şu cümlelerle anlatmıştı.

“Evim Ortaköy’de. Zaman zaman vakit namazları için elit kesimin yoğun olduğu bölgede bulunan Ortaköy Camiine gidiyorum. Namaza, kulağında küpesi, top sakallı, saçı topuzlu, garip garip takıları ve vücudunda dövmeleri olan gençler geliyor. Tüm adaplarını yerine getirerek büyük bir huşu içinde namazlarını eda ediyorlar. Ben bu manzara karşısında büyük bir mutluluk ve gelecek adına umut duyarken caminin yaşlı cemaati bu gençlere ters gözerlerde bakıyor, üfleyip küflüyor hatta zaman zaman homurdanarak  “haşa” ile başlayıp ne günlere kaldık türünden cümleler kuruyor ve bunu gençlerin duymasını sağlayacak ses tonuyla söylüyorlardı. Ben de yaşlı cemaatin aksine gençlerle ilgilenir, onlarla muhabbet eder, zaman zaman da başta kitap olmak üzere değişik armağanlar verirdim. Hediyeleri verirken de “hediyeleşmek Peygamber Efendimizin sünnetidir” demek yerine gençlerin dünyasına hitap etme adına “gençler hediyeleşmek Peygamber Efendimizin raconundandır” diyerek takdim ediyor, onlar da bundan oldukça memnun oluyorlardı. Bu sayede onlarca gençten oluşan bir gurubumuz oldu ve onlarla çok faydalı işlere imza attık”

Bu diyaloğu bizlere hatırlatan ise gençlere ortam oluşturmadan onlara belirli ilke ve temel bilgiler konusunda yeterli imkânı tanımadan onlardan çok şeyler beklemek düşüncesi oldu.

Gençlerimizi “geleceğimizin güvencesi” sözleriyle motive etmek ve onlardan çok şey beklemek nafile bir gayretten öteye geçmiyor. Gençlerimizi geleceğimizin mimarları ve toplum inşa eden ana unsur görüyorsak, onları önce geleceğin anne ve babaları olmak görmek ve bu konuya kafa yormak gerektiğine inanıyoruz.

İyi bir doktor, iyi bir mühendis, iyi bir öğretmen, iyi bir usta ya da iyi bir gazeteci olarak yetişmesini öne alır ve çocuklarımızı bu yönde motive edersek toplumun inşası yarım ve eksik kalır. İyi bir insan yetiştirmenin yolu,  doğruyu yanlışı iyiyi doğruyu önceleyen eğitim sistemleri kurarak ve onlara güvenmekten geçer.

İyi insan yetiştirmenin yolu da gençlere tavsiye etmekten geçmiyor maalesef. Hele bizlerin yapmadığı, uymadığı ve çok da hayatımıza tatbik etmediğimiz ve erdem dediğimiz değerleri onlarda görmek ve gençlerden hatasız, yanlışsız ve kusursuz bir evliya davranışları göstermelerini beklemek de doğru olmuyor.

Genç nesilleri yetiştirme ve onların her konuda bilgili ve duyarlı nesiller olarak yetiştim konusunda yazık ki gençlik oluşumları da yetersiz kalmakta. Geçmişte özellikle ideal sahibi ve fikri özellikleri öne çıkan siyasi partilerin gençlik kolları ya da bu partilerle organik bağı olan gençlik yapılanmalarında ciddi çalışmalar yapılmakta ve o süreçten geçen gençler birçok konuda bilgili ve milli manevi konularda hassas yetişmek tekteydi.

12 eylül 1982’densonra bu yapılanmalarda da ciddi erozyonlar yaşandı. Gençlikle yeterince ilgilenilmek yerine iktidar nimetlerinin ve her istediklerine ulaşmanın kolaycılığı ile dava şuuru ikinci plana itildi.

Büyüklerin bu duyarsızlığı zamanla dönemin gençlerine de sirayet etmiş olacak ki onlar da gönüllerinde idealize ettikleri misyonlara karşılıksız hizmet ve fedakârlık yerine nasıl işe girebilirim, nasıl bir kuruma kapağı atabilirimin derdiyle davaya değil de şahıslara yakın durmayı tercih eder hale geldiler.

Gençlerin yeniden ulvi fikirler etrafında toparlanmaya ihtiyacı var. Bu çalışmaları yapma konusunda da vakıf ve derneklerin hem imkânsızlık hem de gönülsüzlük gibi bir sorunları var. Öyleyse iş kurumsal imkânlara ve bazı bakanlıklarımızın sağladıkları imkânlara kalıyor.  Ancak zaman gösterdi ki bu çalışmalar için verilen maddi destek de yetmiyor. Bu işe inanan ve kendisini gençlere adayan adanmış insanlara da ihtiyaç var.

Gençleri anlayan ve onların ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılayan sosyal mekânlar ve sportif aktivite mekânları ile çevrelenmesi oluşumları ve bunlarda gerekirse gönüllülük esasına göre görev yapan fedakâr insanlarımıza ihtiyaç var.

Mehmet Karaaslan
Mehmet Karaaslanmehmetkaraaslan@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.