GAZETECİ VE GAZETECİLİK « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

GAZETECİ VE GAZETECİLİK

Bu haber 14 Ocak 2020 - 7:57 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hasbihal                                                      

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günün de Elazığ Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetinin organize ettiği bir program çerçevesinde Akgün oteldeydik.

Koca salon tıklım tıklım doluydu.

Gazetemiz Fırat’ın imtiyaz sahibi ve cemiyet başkanı Sayın Semih Erdem’in organize ettiği program hakikaten takdire şayandı.

Salonda Elazığ Valisi Çetin Oktay Kaldırım, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, CHP Milletvekili Gürsel Erol, Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Asilhan Arslan, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutbeddin Demirdağ, bu cemiyete bağlı gazetelerin imtiyaz sahipleri gazete çalışanları ve biz köşe yazarları ile pek çok davetli topluluğu vardı.

Açılış konuşmasını başkan Semih Erdem yaptı. Akabinde ilin valisi, belediye başkanı ve milletvekili konuşmalar yaptılar.

TÜRKİYE’DE GAZETECİLİK

Buraya kadar her şey çok güzel…

Söylemler güzel, temenniler güzel, yemekler güzeldi…

Masalarda her şey vardı.

 Sadece gazetecilerde kendilere ve yarınlarına olan güvenleri yoktu.

Ülkesi, milleti için çalışan halkın gören gözü, işiten kulağı ve söyleyen dili olan ilkeli ve bu mesleğin onurunu kendi onuru bilen gazetecilerimiz suskundu.

Ülkemizde gerçekleri konuşan ve yazan yüzlerce gazetecimiz cezaevlerinde.

Cezaevlerinde olmayanlarında attıkları her manşetten, yazdıkları her yazıdan ötürü yüreklerinde bir korku var.

Sürekli “Benim başıma bir iş gelir mi?” endişesi içerisindeler.

Şimdi ben bizleri yönetenlere “Suriye ile bir savaşa girseydik Allah korusun bu savaşı kaybetseydik ülkemizin ekonomik, siyasi ve askeri yönden bu kadar zarara uğrar mıydı?” sorusunu korkmadan sorabilir miyim?

Sorabilmeliyim değil mi?

Mesele bu soruyu sorabilmekte…

İşte demokrasi ve basın hürriyeti budur.

Bu endişeleri taşımayanlarda suya sabuna dokunmayan, vatandaşın duygu ve düşüncelerine tercümanlık yapamayan iktidar ve hükümet yanlısı şakşakçılardır. Bu gibi basın mensuplarıyla da basın hürriyeti sağlanamaz.

Basınımız halka ve olaylara tercümanlık yapamaz.

Basın bağımsız olmalıdır.

Gazetecinin söylediği söz, kaleme aldığı yazı gerçek ise yazı içeriğinde kimseye iftira ve yalan yok ise yazdıklarından ve söylediklerinden korkmamalıdır.

Bu gerçekleşmediği sürece basınımızın tarafsızlığı sürekli tartışılacaktır.

Ulusal gazetelerimize, yazılı ve görsel basınımıza bir göz attığımızda tarafsızlığın “T” harfini görmemiz mümkün değil. Sayfalar ve ekranlar yalan ve yanlış haberlerle dolu.

İstisnalar kaideyi bozmasa da pek çok gazete ve televizyonlar ayakta durabilme endişesi içerisinde mutlaka bir yerlere yamanmak zorunda.

 Bu korku dünde vardı ama günümüzde zirve yaptı.

***

1960’lı yıllardı öğrenciydim.

Gazetecilik gözümde Ağrı dağı kadar yüce o kadar da meraklıyım.

Zaman zaman yerel gazetelerde yazı ve şiirlerim çıkardı.

Bir gün Uluova Gazetesinde birilerinin nasırına basarcasına “Milli Duygularımız” başlığı altında bir yazı kaleme almıştım. Beni karakola aldılar Safiye Soyman’ın şarkısındaki gibi gelen vurdu, giden vurdu.

İyi de gece bekçisi niye vurdu onu hala anlamış değilim.

Buda bize gösteriyor ki gazetecilik çok zor, bir o kadar da onurlu bir iş.

İşini düzgün yapabilmek, halkın duygu ve düşüncelerine tercüman olabilmek, ülke gerçeklerini yazabilmek için ya kelleni koltuğa alacaksın yâda her sakala bir tarak vuracaksın.

Üçüncü bir yolu yok.

***

Artık mahalli gazetelerimiz yerel bir gazete değil.

Burada yazdığımız bir yazı Amerika’lar da bile okunuyor. Amerika’da yaşayan bir Türk vatandaşı bir köşe yazımdan o kadar etkilenmiş ki bana küfürler etmekten kendisini alamıyor.

Bu da yazılanların okunduğunu teyit ediyor.

Bunun yanında yazdıklarımızdan ötürü bizi arayıp memnuniyetlerini ifade eden, onların duygu ve düşüncelerine tercümanlık ettiğimiz için bizlere teşekkür eden yüzlerce, binlerce okurlarımız da yok değil.

Ne yazık ki bunların arasında “Senin yazdığın yazılara bırakın yorum yapmayı beğeni bile atmaktan korkuyoruz” diyen okurlarımız da var.

İşte basın özgürlüğünün geldiği nokta burasıdır.

***

Memnuniyetle ifade edeyim ki gazetemiz Fırat’ın attığı manşetler haftanın hemen hemen birkaç gününde ulusal basınımızda yer alıyor.

Özellikle Genel Yayın Yönetmenimiz Songül Dursun ile Haber Müdürümüz Kübra Türkan’ın sürekli ulusal basında yer almaları bizlere gurur kaynağı oluyor.

Demek ki gazetecilik istenildiğinde yapılabiliyor.

Selam olsun yüreği ülke ve milleti için çarpan eğilmeden, bükülmeden görevini laiki veçhile yerine getiren gazetecilerimize.

Onların günleri kutlu olsun.

 

***///***

 

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.