FARKINDA OLMADIĞIMIZ ŞEYLER « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

FARKINDA OLMADIĞIMIZ ŞEYLER

Bu haber 28 Mayıs 2020 - 8:35 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İnsan, bir şeyin önemini kaybettikten sonra anlarmış, denilirdi. Bir kişi, nesne, eylem, yaşam şekli veya olgu ancak yitirildiğinde öneminin anlaşıldığını bizzat yaşayıp, yeniden tecrübe etmiş olduk. Tabi, bu kişiler yanımızda iken veya bu basit ve önemsiz gördüğümüz eylemleri gerçekleştirirken, bunun bu kadar önemli olduğunun tabi ki farkında değildik. Sıradan ve önemsiz gibi geliyordu sanki.

Bu önemsiz gördüğümüz şeyler, köklü ve derin Anadolu kültürünün, töremizin en önemli unsurlarından olan, kişilerarası iletişimin de en samimi ve doğal yaklaşımı olan el sıkışma, sarılma ve el öpme gibi eylemlerdir. Birçoğumuza sıradan gibi gelen bu eylemlerin,  şu dönemde nasıl da önemli olduğunu daha iyi anlamışızdır. Samimiyetimizi belli etmek, karşıdakine güven vermek için el uzatıp tokalaşmanın, dostluğumuzu göstermek için bedenleri sarmanın, saygıyı göstermek için el öpmenin, sevgiyi hissettirmek için öpüşmenin ne kadar özel ve önemli olduğunun farkında olduk. Neden, çünkü bütün bu samimi eylemleri şu günlerde yitirdik ailemize, sevdiklerimize, dost ve arkadaşlarımıza karşı gerçekleştiremiyoruz da ondan. Televizyonda, sinema ve filmlerde bu eylemleri görünce garipsemeye başladık belki de.

Bunun yanında her akşam, arkadaşlarla buluşup bir kafe veya çay bahçesinde oturup, çay içip sohbet etmek veya maç izlemek sıradan ve belki de önemsiz gibiydi birçoğumuz için. Elbette dostlarla bir araya gelmek önemsiz değildi; sadece sıklıkla tekrar edildiği için sıradanlık kazanmış bir eylem gibiydi. Bunun, o gün için farkında değildik. Bugün bunun ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi anlamaya başladık. Üstelik gelişmiş bir çağda sokağa çıkma, pikniğe gitme, seyahat etme gibi hayaller kurar olduk.

Caddede, sokakta, alışverişte sosyal mesafeye dikkat etmeyen, insanları garipser olduk. Hafiften, öksüren veya aksıran birilerini görünce korkuya ve endişeye kapılır olduk. Kısacası, paranoyak olduk, birbirimizden ürker ve kaçar olduk. Belki virüse yakalanmadan,  bu süreç atlatılır ancak bu travmayı nasıl atlatırız bilinmez. Yarın, camiler tekrar ibadete açıldığında nasıl huşu içinde namaz kılınabilir, bilinmez.

Cuma ve vakit namazlarının haftalardır camide kılınmaması, camilerin bomboş ve mahzun durmasına sebep olmuştur. Buna bir de ramazan ayı ile birlikte, bu kutsal ayda yine büyük bir coşku ve manevi hava içerisinde eda edilmesi gereken, teravih namazı da eklenince tamamen inananları derin bir hüzne boğmuştur. Bütün bunların üstüne yılda iki kez manevi huzurla eda edilen bayram namazının da kılınamaması eklenmiştir. Oysaki bayram namazla başlar, aile büyüğünün evinde toplanıp, yemek sonrasında bayramlaşma ile büyüklerin elleri öpülürdü. Böylelikle geçmişten gelen şimdilerde unutulmaya yüz tutmuş olan ataerkil kültür yaşatılırdı. Ve teknolojik iletişim araçları ile köklü kültürüne ve töresine yabancılaşan gençlerin hafızasında kadim değerlerin belki bir nebze yer etmesine vesile olurdu. Büyükler huzurlu, küçükler ise mutlu ve heyecanlı olurdu. Birlik ve beraberlik ile aile bağlarının önemi bu eylemle genç bireylere öğretilmiş olurdu.

Ama bu bayramda, maalesef bunları yaşama şansımız olmadığı gibi çekirdek aile üyeleri bile bir araya gelip, bu mutluluğu yaşayamadı. Hep “nerde o eski bayramlar” deyip onlarca yıl önceki bayramlara özlem duyarken, bu süreçte o kadar eskide kalmayan, daha geçen yılki bayramı özler olduk. Velhasıl bayram, bayram gibi yaşanmadı. Ne manevi anlamda ne de geleneksel anlamda…

Bu bayramda, bayramın bayram gibi eda edilememesinin derin hüznünü, yaşadık. İnşallah, önümüzdeki bayramların, o eski bayramlardaki gibi bir araya gelip, saygıyla el öperek, sevgi ve muhabbetle sarılıp, kucaklaşarak gerektiği gibi yaşanması mümkün olur…

Sağlıklı ve mutlu günlere en kısa sürede erişmek umuduyla…

 

Üstün Üstündağ
Üstün Üstündağustun@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Omer kivanc Mayıs 28, 2020 / 13:54 Cevapla

Yine gundemi yakalamissin hocam gonullerimizdeki ozlemi yazmissin..tesekkurler