“FIRAT ÜNİVERSİTESİ, TÜRKİYE’DE YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜNE DEĞER KATAN ÖNEMLİ BİR MARKADIR” « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

“FIRAT ÜNİVERSİTESİ, TÜRKİYE’DE YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜNE DEĞER KATAN ÖNEMLİ BİR MARKADIR”

Bu haber 25 Aralık 2020 - 18:36 'de eklendi.

 Kentimizin marka değeri olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Fırat Üniversitemiz hakkında A’dan Z’ye tüm konuları Fırat Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Fahrettin Göktaş ile konuştuk. Gençlerin gelecekteki rolü ve üniversitelerin bu konudaki önemi nedir? Rektör Göktaş’ın, başarılı bir kariyer inşası için gençlere önerileri ve özel üniversite, devlet üniversitesi konusunda kafası karışık öğrencilere tavsiyeleri neler oldu? Fırat Üniversitesi’nin sanayi, bilim ve teknik işbirliği yeterli mi? Salgın dolayısıyla uzaktan eğitime geçen Fırat Üniversitesi’nde uzaktan eğitim nasıl yürütülüyor? Fırat Üniversitesi Türkiye için ne ifade ediyor? Ekranlarda pandemi döneminde sıkça gördüğümüz Elazığlı bilim adamlarının isimleri üniversitemizde yaşatılacak mı? Tüm bu konular üzerine akıcı bir röportaj gerçekleştirdiğimiz Rektör Prof.Dr. Fahrettin Göktaş’a içtenlikle vermiş olduğu yanıtlar için teşekkürlerimizi sunarız. İşte röportajımızın ayrıntıları…

 

 

Röportaj: Songül DURSUN

Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.Fahrettin Göktaş ile beş bin 700 personeli ile ilimizde hizmet veren, Türkiye’de önde gelen üniversiteler arasında yer almayı başaran Fırat Üniversitesini konuştuk. Rektör Göktaş ile röportajımızın bazı bölümlerini geçtiğimiz günlerde “Üniversite Hepimizin” ve “Elazığ’ın İkinci Üniversite Hayalini Karartmayalım!” başlıklı haberlerimizle yayımlamıştık. Bu yazımızda ise röportajımızın diğer bölümlerini yayımlıyoruz. İşte röportajımızın detayları…

Göreve geldiğiniz günlerde üniversitelerin evrensel kurumlar olduğunu söylemiş ve üniversiteyi dar bir alana hapsetmenin hem üniversiteye hem de şehre zarar vereceğini ifade etmiştiniz. Bu anlamda düşünecek olursak Fırat Üniversitemizde ne gibi çalışmalarınız olacak?

“ÜNİVERSİTELER BÜTÜN İNSANLIK İÇİN ORTAK BİR DEĞERDİR”***

Bu soru hakikaten güzel bir soru bu konuyu yeniden gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim. Evrensel derken şunu kastediyorum; şayet üniversiteler sadece bir ile hizmet ediyorsa üniversite değildir. Üniversiteler bütün insanlığa hizmet eden kurumlardır. Üniversite hocaları yaptıkları bilimsel çalışmalarla bütün insanlığa ışık tutuyorlar, bütün insanlığa yol gösteriyorlar. Örneğin, Covid hastalığında gördüğümüz üzere bilim insanları aşı geliştirmek için çaba gösteriyorlar, tedavi süreçlerini bilim insanları yerine getiriyor. Dolayısıyla bu insanlar üniversitelerin yetiştirmiş olduğu insanlar. O yüzdendir ki hangi alandan bakarsanız bakın üniversiteler bütün insanlık için ortak bir değerdir.

“ELAZIĞ’DA EN BÜYÜK BÜTÇE ÜNİVERSİTEMİZE AİT!”***

Dar alanda derken şunu kastediyorum. Son dönemlerde sosyal medya çok yaygın hale gelince, üniversite ile alakalı olsun olmasın; üniversite ile ilgili bir problem gündeme geldiği zaman biz çok ilerisini gerisini düşünmeden; üniversitenin, üniversitedeki hocaların, üniversitenin kurumsal kimliğini zedeleyecek çok sayıda mesaj görüyoruz. Tabi bu gibi şeyleri yapmamak gerekiyor. Bunlar sadece üniversiteye değil aynı zamanda Elazığ’a da zarar veriyor. Şöyle düşünelim; bizim 45 bin öğrencimiz var. Beş bin 700 de personelimiz var. Toplam 50 bin kişi olarak düşünecek olursak, bu 50 bin kişinin her biri günlük 20 TL harcadığını düşünürsek Elazığ’a günlük bir milyon TL sıcak para transferi üniversitedeki öğrenci ve personelin katkısıyla gerçekleşiyor. Çevremizdeki küçük esnafımız aslında üniversiteden geçimini sağlıyor. Bu esnaflarımız bir an önce öğrencilerin gelmesini bekliyor. Üniversitemizin toplam bütçesi yaklaşık 690 milyon TL . Elazığ’da en büyük bütçe üniversitemize ait… Bu bütçenin de 472 milyon TL’si personelimizin maaşı. Bu maaşın da tamamını personelimiz Elazığ’da harcıyor. Aslında üniversiteler bir şehir için bacasız fabrikalardır.

“ÜNİVERSİTEMİZLE İLGİLİ TARTIŞMALAR YAPARKEN POZİTİF KATKI SUNACAK ŞEKİLDE YAPALIM”

O yüzden üniversitedeki yöneticilerin moral ve motivasyonunu bozmak, üniversitenin kurumsal kimliğine zarar getirmek gibi şeyler aslında o ildeki esnafa da zarar veriyor. Üniversite eğer bir huzur yuvası ise, tartışmaların dışında sosyal imkânları ile bilimsel olanakları ile eğer güzel bir kurum ise;  o zaman Türkiye’nin her yerinden öğrenci burayı tercih eder. Ama eğer üniversite akademisyeni ile şehri ile sürekli bir kısır tartışmanın içerisinde ise bu durumda tabi dışarıdan gelen insanlara cazip gelmez. Yıllardır üniversitemiz toplumsal hizmet veren bir kurum. Dolayısıyla üniversitemiz ile ilgili tartışmaları yaparken bunu üniversitemize pozitif katkı sunacak şekilde yapalım. Aksi halde üniversitemizi Elazığ’ın gelişmesine engelmiş gibi üniversitemizi kısır bir tartışmanın içerisine sokarsak üniversiteye zara vermiş oluruz ve uzun vadede Elazığ’ı tercih edecek öğrencileri de ciddi anlamda etkiler. Ben o sözlerimle de bunları kastetmek istemiştim

Üniversite mezunlarının iş bulma konusundaki kaygıları sizlerin de malumunuz, başarılı bir kariyer inşası için gençlere önerileriniz olacak mı?

“ARTIK NEREDEN MEZUN OLDUĞUNUZA DEĞİL,  HANGİ KONUDA EHİL OLDUĞUNUZA BAKIYORLAR”***

Fırat Üniversitesi birçok imkânı ile Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden bir tanesi… Bizim mühendislik fakültemizin bazı bölümleri zaman zaman Türkiye’de çeşitli bağımsız derecelendirme kuruluşları tarafından yapılan sıralamalarda birinci oluyor.  Bu nereden kaynaklanıyor? Akademisyen hocalarımızın gayretleri ile gecelerini gündüzlerine katarak proje üretmeleri ile bilimsel çalışmalar yapmalarından kaynaklanıyor. Yine bizim üniversitemiz sağlık alanındaki başarıları ile de adından söz ettiriyor; mesela veteriner fakültemiz 2020 yılında birinci oldu, makine mühendisliği birinci oldu, fen fakültesindeki baz bölümlerimiz 2’nci,3’üncü, 4’üncü oldu. Yine Tıp Fakültemiz akredite olmuş bir fakültedir, Veteriner Fakültesi akredite olmuş bir fakültedir, Mühendislik Fakültesi akredite olmuş bir fakültedir. Bizim üniversitemiz akademik ve fiziki altyapı bakımından aslında Türkiye’nin her zaman ilk 15’ine girebilecek köklü bir üniversitedir. Öğrencilerimiz de bu akademisyen hocalarımız tarafından yetiştiriliyorlar ve çağın gereklerine uygun bilgiyle donatılıyor. Ancak iş bulma konusuna gelince tabi Türkiye’nin de imkânlarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Aynı zamanda Elazığ’daki sanayinin durumunu da değerlendirmek gerekiyor. Mesela öğrendiğim kadarıyla Malatya’da 6’ncı OSB kuruluyor. Dolayısıyla Elazığ’ın bu yarışta geri kalmaması lazım… OSB, sanayi bölgeleri geliştikçe Fırat Üniversitesi özelinde baktığımız zaman öğrencilerimizin iş bulma olasılığı daha da yükselecektir. Bunlar birbirleriyle bağlantılı. Türkiye geneline baktığımızda nüfusumuz genç bir nüfus, Avrupa’daki gibi değil; OSB, sanayi bölgeleri geliştikçe Fırat Üniversitesi özelinde baktığımız zaman öğrencilerimizin iş bulma olasılığı daha da yükselecektir. Bunlar birbirleriyle bağlantılı. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde dışarıdan kalifiye eleman tedarik etmeye çalışılıyor. Ama bizim ülkemizde ciddi anlamda genç nüfus olduğu için ancak ülkenin sanayisi geliştikçe iş bulma imkânları kolaylaşıyor. Bunlar birbirleri ile bağlantılı.

“ÖĞRENCİLER, SADECE TEORİK DERSLERLE SINIRLI KALMAMALI”

Üniversite okurken öğrencilerin bireysel olarak sadece sınıf ortamında kalmamaları gerekiyor. Örneğin elektrik elektronik mühendisliği okuyan bir öğrencinin muhakkak bir alan seçerek kendisini yetiştirmesi lazım… Okulu bitirdiği zaman ‘benim akranlarımdan farklı olarak şu meziyetim var’ diyebilmesi lazım. Öğrencilerimiz sadece teorik derslerle sınırlı kalacak olursa bu da iş bulmaları konusunda kendileri açısından ciddi bir dezavantaj olur. Nitekim büyük şehirlerde artık sizin nereden mezun olduğunuza çok fazla bakmıyorlar,  hangi konuda ehil olduğunuza bakıyorlar. Bizim de amacımız özellikle mühendislik alanındaki öğrencilerimizi bu şekilde yönlendirmek. Eğer alanlarında gündemdeki konularda kendilerini yetiştirirlerse iş bulmaları daha da kolaylaşır diye düşünüyorum.

Ülkemizde her geçen gün gün üniversite sayıları artıyor. Bu artış hakkında görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? Özel üniversite, devlet üniversitesi konusunda kafası karışık öğrencilere neler söylemek istersiniz?

“ÖZEL-DEVLET ÜNİVERSİTESİ AYRIMI SOSYAL YAPIYI BOZAN BİR DURUM ORTAYA ÇIKARIYOR”

İşin doğrusu her şeyi devletten beklemek doğru değildir. Yani bazı müteşebbislerin de üniversite kurması, eğitim alanında devlete destek olması kaçınılmaz. Fakat bunu yaparken de özel üniversiteler sadece para kazanmak endeksli çalışırlarsa bu ülkenin geleceğe dönük eğitim politikaları ciddi anlamda zarar görür. Bizim yetişmiş insan gücü kalitemize önemli ölçüde zarar verir. Aslında YÖK de artık ciddi anlamda özel üniversiteleri denetliyor. Yeni standartlar gerekiyor. Devlet üniversiteleri sadece maddi durumu iyi olmayan öğrencilerin okuduğu kurum haline dönüştürülmemeli. Nasıl ki üniversite giriş sınavında ciddi bir sıralamaya tabi tutuyorsak, aynı sıralamanın özel üniversiteler için de tamamen geçerli olması gerekiyor. En ufak bir esneklik durumu söz konusu olunca bu sefer parası olan ama eğitim çok da umurunda olmayan bir kitle özel üniversiteden mezun oluyor. Devlet üniversitelerinde de daha çok maddi durumu iyi olmayan, eğitim imkânları kısıtlı olan öğrenciler eğitim görmek durumunda kalıyor. Aslında bu da bir nevi sınıf ayrımı gibi aynı zamanda da sosyal yapıyı da bozan bir durumu ortaya çıkıyor. Benim gördüğüm kadarı ile YÖK’ de bu durumun farkında. Geçen yıldan itibaren artık özel üniversite açmak o kadar kolay değil ve özel üniversite açtığınızda ciddi anlamda teminat yatırmanız gerekiyor. Eğitimin kalitesi açsından da YÖK kurumları doğrudan ziyaret ederek eğitim kalitesi, sınavların denetlenebilirliği konusunda birçok denetim mekanizmasından geçiriyor. Son zamanlarda bu standartlara uymayan birçok özel üniversite kapanmak durumunda kaldı. O yüzden eğitim kalitesini düşürmeyeceklerse yani parasını veren sınıfı geçer anlayışı ile değil de tıpkı devlet üniversitelerindeki gibi  hem eğitim öğretimin kalitesi bakımından hem sınavların denetlenebilirliği açısından denetime tabi tutarlarsa özel üniversitelerin kurulması gayet doğal… Ben bunun karşısında değilim şahsen.

Yeniden Fırat Üniversitesine dönecek olursak, uzaktan eğitim konusunda herhangi bir sistemsel sorun yaşandı mı? Ayrıca üniversite öğrencileri de artık kampüslerine dönmekte sabırsızlanıyorlar ve seslerini sosyal medyadan duyurmaya çalışıyorlar. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

“BİZ DE ÖĞRENCİLERİMİZİ KAMPÜSÜMÜZDE GÖRMEK İSTERİZ”

Covid-19 salgını aslında tüm dünyayı etkileyen çok önemli bir sorun. Bütün bilim otoriteleri çok büyük paralar harcayarak çalışmalarına rağmen henüz bu sorunun kalıcı bir çözümü bulunmuş değil. Hepimiz umudumuzu aşıya bağlamış durumdayız. İnşallah aşı yarar sağlayacak, bu problemden kurtulacağız diye umut ediyoruz ve dua ediyoruz. Fakat çevremize baktığımız zaman bu sadece üniversiteleri etkilemiyor. Milli Eğitim Bakanlığımız yüz yüze eğitime geçti ama tekrar vazgeçildi. Yani insan hayatı her şeyden önce gelir. Eğitim konusunda bu dönemde bir boşluk olabilir ama sonuçta ülkenin ekonomisi topyekûn çökerse, daha çok insanımız hayatını kaybederse bunun telafisi söz konusu bile olamaz. Üniversitelerimizle ilgili YÖK Başkanımız devletimizin o konudaki tavsiyelerini bizlere ilettiler. Ama bize dediler ki üniversiteler de kendileri değerlendirsin, siz kararınızı verin denildi. Biz de üniversitemizdeki yönetimdeki arkadaşlarımızla değerlendirdik. Tıp Fakültesindeki son sınıf öğrencileri, diş hekimliği fakültesinde okuyan 2, 3,4 ve 5’inci sınıflarında okuyan öğrenciler gelebilecekti ama sadece 5’inci sınıf öğrencileri gelebildi. Veteriner Fakültemizin son sınıf öğrencileri ve anestezi teknisyenliği öğrencileri yüz yüze eğitimde üniversitemizde eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Aslında sadece bu öğrenciler ile ilgili konuşacak olursam, bu gelen öğrencilerimiz geldiklerinden dolayı çok mutlu değiller. Çünkü birçok arkadaşları da Covid geçirdi. Bunlardan bazılarının ailelerine de bulaştırmaları söz konusu oldu. Çünkü bu öğrencilerimiz hastane ortamında da çalışıyorlar. Ya da bu öğrencilerimiz genç olmalarından dolayı asemptomatik olduklarından ailelerine bulaştırabiliyorlar. Diğer bölümlerimiz tamamen uzaktan eğitimle devam ediyor. Tabi gönül ister ki bütün üniversiteler yüz yüze eğitim olsun. Şu anda tüm üniversiteler de eminim öyledir; bakınız üniversitenin içinden geçtiğiniz zaman halk deyimiyle ölü toprağı serpilmiş gibi… Öğrenci yok, ıssız bir ortama gelmiş hissi veriyor. Psikolojik olarak da bizim arzu etmediğimiz bir durum. Ama aynı zamanda biz öğrencilerimizi burada görmek isteriz. Fakat bunun çözüm yolu yok! Tüm dünya aynı problemden mustarip. İngiltere’de de, Amerika’da da vs aynı durum söz konusu. İleriki süreç ne gösterir bilemeyiz; aşı uygulamasına gelişirse,  Covid’in seyrinde bir değişme olursa bizim ivedilikle yapacağımız şey öğrencilerimizi üniversitemize davet etmek olacaktır.

“YABANCI UYRUKLU ÖĞRENCİLERİN BİR KISMI ÜLKELERİNE DÖNEMEDİ”

Tabi pandemi, dünyanın her tarafında söz konusu. Yabancı uyruklu öğrencilerimizin sayısında geçmiş yıllara göre çok hafif bir azalma söz konusu oldu. YÖS sınavı ile üniversitemizi tercih edenlerin sayısı bu yıl 960 civarında. Maalesef bu öğrenciler de bizim diğer Türk öğrenciler gibi gelemediler. Sadece maddi imkânları iyi olmayan bazı yabancı uyruklu öğrenciler ülkelerine dönemediler. Bu öğrencilerimiz şu anda Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda misafir ediliyorlar. Zaman zaman biz sıkıntılarının olup olmadığını soruyoruz, bazı hayırseverler de yardımcı oluyorlar. Normal diğer vatandaşlarımız gibi bu arkadaşlarımız da maalesef Covid sürecinden ciddi anlamda etkilendiler. Onlar da burada olmalarına rağmen uzaktan eğitime devam ediyorlar.

“UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNİ TÜRKİYE’DE SORUNSUZ YÜRÜTEN ÜNİVERSİTELERDEN BİR TANESİYİZ”***

Uzaktan eğitim faaliyetleri internet üzerinden teknolojik imkânlarla öğrencilere bu eğitim sunuluyor. Bizim üniversitemiz 50 yıllık bir üniversite, alt yapı olarak ülkemizin en iyi üniversitelerinden birisi. Bu yıl 30 hocamız dünyadaki en etkili bilim insanları arasına girdi. Bu durumda Türkiye’de ikinci sıradayız. Uzaktan eğitim sürecinde tabi bizim arzu etmediğimiz bazı durumlar olabiliyor. Mesela bazen iklim koşullarından kaynaklı,  yağış gibi, rüzgâr gibi dolayı internet bağlantısından dolayı bir sıkıntı olursa o gün etkileniyoruz. Onun dışında bizim kullandığımız uzaktan eğitim programı ile ilgili bilgisayar altyapısı bakımından bir sorunumuz yok. Eğitime devam ediyoruz. Öğrencilerimiz, geçen dönemdeki gibi sınavlarla ilgili denetlenemez bir ortam bulamadıkları için zaman zaman bizlere de e-mail gönderiyorlar. Bize ‘sınavlarda hocalarımız bizleri sıkıyorlar’ diyorlar ama sınavın tabiatında var, sınavın denetlenebilir olması lazım. Çünkü sınav bir terazidir ve bilenle bilmeyeni birbirinden ayırmamız gerekiyor. Biz gençlerin iyiliği için yapıyoruz, onların yetişmesi için bu kuralları koyuyoruz. Genel olarak söylemek gerekirse uzaktan eğitim kalitesi ile ilgili olarak da Türkiye’de bu süreci sorunsuz yürüten üniversitelerden bir tanesiyiz.

Üniversitemizin sanayi, bilim ve teknik işbirliğini yeterli buluyor musunuz?

“ÖĞRENCİLERİMİZE STAJ YAPTIRACAK BÜYÜK ÖLÇEKLİ SANAYİ BÖLGESİ BULAMIYORUZ”***

Aslında bu sadece üniversite ayağı ile çözülecek bir durum değil. Az önce bahsettiğim üzere bizim mühendislik fakültemiz ve teknoloji fakültemiz kendi alanında Türkiye’de hatırı sayılır bir yerde. OSB’de bir meslek yüksekokulunun bulunması da yine üniversite sanayi işbirliği kurulsun diye aslında kurulmuş. Bu amaçla üniversitemiz gayret ediyor. OSB Başkanımız da bize sahip çıkıyor orada bir inavasyon merkezi kurmuş ve öğrencilerimiz de oradan istifade ediyor. Yine yakın zamanda OSB’deki meslek yüksekokulumuza lazer kesme makinesi almayı düşünüyoruz. Çünkü oradaki esnafımız bu konuda Gaziantep’ten yararlanıyormuş. Biz esnafımıza kolaylık olsun diye bu makineyi alacağız. Yine TEKNOKENT’imiz var. Aslında Elazığlı sanayicilere danışmanlık hizmeti veriyor. Bu yıl en az 50 esnafın danışmanlığını imzaladım. Elazığ’daki esnafımız ile işbirliğimiz devam ediyor. Fakat Elazığ’daki sanayi küçük ölçekli; hem bireysel hem de toplu olarak düşündüğümüz zaman küçük ölçekli. Dolayısıyla büyük projelerin olması gerekiyor. Yani hem TÜBİTAK hem TÜBİTAK BİDEP (Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı) var bir de ARDEP (Araştırma Destek Programları Proje Takip Sistemi) projeleri var. KOSGEB, Kalkınma Ajansı, yine Avrupa Birliği Ufuk 2020 projeleri gibi projelerin hazırlanmasında eğer ilimizin sanayicileri üniversite hocalarımızdan faydalanmak isterlerse, ortak proje yapmak isterlerse Sayın Valimizin himayelerinde bu ayın 24’ünde bizim üniversite sanayi işbirliği toplantımız olacak. Bizim üniversitemiz bu konuda çok ehil. Dolayısıyla sanayicimiz eğer dışarıdan kaynak bulmak isterse bizim kapımız üniversite olarak her zaman sonuna kadar açık.  Proje aşamasında, onlara danışmanlık hizmetimizi sonuna kadar sunacağız.

“HEP BİRLİKTE ELAZIĞ SANAYİSİNİN DAHA İLERİ GİTMESİ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”***

Şunu da unutmamak gerekir; üniversiteler belediyeler gibi değildir. Yol yapmayız, Bir yere kanalizasyon, elektrik getirme gibi bir görevimiz yok. Ülkeye yetişmiş eleman kazandıran bir kurumuz. Bu konuda da üniversite olarak görevimizi yaptığımızı düşünüyorum. Çünkü Elazığ’a baktığımda aslında şu anda Elazığ’da ister öğretmenlerini, ister mühendislerini, ister diğer yöneticilerini düşünecek olursak yüzde doksan Fırat Üniversitesi mezunudur. Yani hem onlar mezun oldukları üniversite ile sıcak ilişkiler kuracak hem de biz de onlara arzu ettikleri şekilde adım atacağız ve hep birlikte Elazığ sanayisinin daha ileri gitmesi için çalışacağız ama şu anda inanın ki öğrencilerimize staj yaptıracak sanayi bölgesi bulamıyoruz. İlimizde öyle büyük ölçekli yer yok. Özellikle yazılım ve bilgisayar konusunda üniversitemiz çok iyi bir konumda. İlimizdeki sanayiciler bu konularda da üniversitemizden yararlanabilir.

Üniversitemizin iyi bir konuda olduğunu belirtmişken, sizce Fırat Üniversitesi Türkiye için ne ifade ediyor?

“FIRAT ÜNİVERSİTESİ, TÜRKİYE’DE YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜNE DEĞER KATAN ÖNEMLİ BİR MARKADIR”

Bizim üniversitelerimizin sembolik olarak da yani isimlerinin yöre ile bir ilişkisi var. Mesela Dicle Üniversitesi diyoruz, İnönü Üniversitesi diyoruz, Fırat Üniversitesi diyoruz. Bunlar aynı zamanda yörenin bir markası. Bu anlamda üniversitemiz de Elazığ’ı ülke genelinde ve uluslararası camiada temsil eden bir kurum. Dolaysıyla değerli bir kurum. Ayrıca Fırat Üniversitesi, her alandaki bilimsel çalışmalarıyla Türkiye’ye değer katan bir kurum. Az önce de belirttim; Elazığ’da hangi kuruma giderseniz gidin Fırat Üniversitesi mezunları var. İki hafta kadar önce Milli Eğitim Bakanlığı’na gitmiştik, inşaat ve emlak dairesindeki hemen hemen herkes Fırat üniversitesi mezunu. Fırat Üniversitesi, Türkiye’de yetişmiş insan gücüne değer katan önemli bir markadır. Bu anlamda Türkiye’nin eğitim ve öğretim faaliyetlerine katkıda bulunan, ülkemize yetişmiş insan gücü kazandıran bir kurumu hatırlatıyor bizlere.

Pandemi sürecinde tüm Türkiye’nin tanıdığı birbirinden kıymetli hocalarımız var. Bu hocalarımızın isimlerinin yaşarken yaşatılması konusunda bir haber yapmıştık. Bu hocalarımızın isimlerini sağlık alanında bazı yerlere verilmesi özellikle üniversitemizde yaşatılması konusundaki önerimize nasıl bakıyorsunuz?

“EKRANLARDAKİ ELAZIĞLI HOCALARIMIZIN İSİMLERİNİN YAŞATILMASI BİZİM İÇİN ÖNEMLİ”***

Ben göreve başladığımda da bir hocamız gelmişti ve üniversite içerisinden geçen bir yola Mustafa Temizer Bulvarı isminin verilmesi önerisinde bulunmuştu. Daha önce de üniversitemizde bir konferans salonuna Bahaeddin Ögel ismi verilmiş. Tabi bizim için bir gururdur. İlimize hizmet eden, bizi il dışında da temsil eden hocalarımızın isimlerini bir takım konferans salonlarına bir takım yatırımlara verilmesi bizim için de önemli bir nokta. Bizim de gurur duymamız gerekiyor. Hakikaten pandemi sürecinde dikkat ederseniz ekranlarda insanları aydınlatan Elazığlılar ve biz bundan gurur duyuyoruz. Bu yıl nasip olmadı ama önümüzdeki yıl inşallah bu hocalarımızı açılış törenlerimize davet etmeyi düşünüyoruz. Bu yıl Mehmet Ceyhan hocamızı davet etmeyi dört gözle bekliyorduk ama pandemi maalesef buna imkân vermedi. Bu gibi kıymetli hocalarımızı üniversitemize davet edip, onlardan istifade etmek onların bize yol göstermeleri çok önemlidir. Önümüzdeki süreçte bunları gerçekleştirmeyi düşünüyoruz.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederim. Son olarak eklemek istediğiniz şeyler olacak mı?

“ELAZIĞ HALKININ SAĞDUYULU OLDUĞUNU BİLİYORUM”***

Yine tekrar Elazığ kamuoyunun diş hekimliği fakültesi hastanesi konusunda bizleri anlamalarını, kısa vadeli değil, ileriye dönük değerlendirmelerini ve bu yatırımımızın Elazığ’ın yararına mı değil mi diye düşünmelerini,  şu anda yapılan arsa takas işleminin keyfi olmadığını, Elazığ’ın yararına bir işlem yapmak istediğimizi düşünsünler ve bizi bu konuda desteklesinler. Biz üniversite yönetimi olarak okyanusta çırpınıp duruyoruz. Başka yerlerde bunu yapmıyorlar. Başka yerler üniversiteye sonuna kadar destek çıkıyor. Ben Elazığ halkının da sağduyulu olduğunu biliyorum. Ama biraz daha sesimizin gür çıkması ve üniversitemize sahip çıkmamız lazım.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.