25.11.2022, 12:24

Evren genişliyor mu?

Tarihsel süreçte dinsel inanç ve eylemlerin çeşitli içsel ve dışsal etkilere maruz kaldığı ve bu etkilerin inançları biçimlendirdiği bir gerçektir. Aynı etki kutsal metinlerin yorumlarında da görülmektedir. Çoğunlukla da söz konusu inançlar ve eylemlerin benimsedikleri toplulukların yapısına uygun olarak biçimlendikleri söylenebilir. Bu etkiler, dinlerin kendisine dayandığı vahyin indirilişinin tamamlanmasından veya beşeri anlamda din kurucuların ölümlerinden sonra da, onlara intisap edenlerce yapılmıştır. Kutsal dinleri söz konusu ettiğimizde, elçilerin ölümlerinden sonraki etkiler, artık bir inanç olmakla birlikte, düşünceye dönüşmektedir. Müslüman düşüncesine tarihsel etkiler incelendiğinde bunların Arapların kendi iç çatışmalarının oluşturduğu kabile taassubu, fetihlerle birlikte oluşan farklı kültürel etkiler, felsefi eserlerin tercümesiyle birlikte felsefi etki, çeşitli batıni yorumlara karşı durabilmek için geliştirilen mistik etki, bilimsel bilginin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan bilimsel etkidir. Bu şekilde gerçekleşen her etki, Müslüman düşüncesinde bir iz bırakmıştır.

Yaşadığımız çağda bilimsel bilginin gelişmesiyle dinsel inançlarda sarsılmalar yaşanmaktadır. İnsana ait bir etkinlik olarak olgu ve olaylara bilimsel bakış geliştikçe, insanın varlıklar hakkındaki bilgisi de artmaktadır. Ancak bir dini benimsemiş olanlar, dinsel metinlerin bilimsel gerçekliklerle uyuşmasını ve hatta bazen ona kaynaklık etmesini arzulamaktadırlar. Bu arzularına ulaşmak için dinsel olanı bilimsel olanın alanına çekmektedirler. Din ve bilim ilişkisinin sağlıklı yapılandırılmamış olması, her türlü bilimsel gelişme bilimin dine karşı bir saldırısı olmasa da dindarlar tarafından bir saldırı olarak algılanmaktadır. Bununla bağıntılı olarak da dinsel metinlerin asrî yorumları ortaya çıkmaktadır. Unutulmaması gerekir ki dinsel inançlar bilimsel bilgi karşısında güçsüzdür. Bu güçsüzlük dinsel olanın inanç olmasından ve ölçmeye dayanmamasından kaynaklanmaktadır.

Din bilim ilişkisine veya benim anlayışıma göre ilişkisizliğine dair birkaç yazı yazmak istediğimde, insanın algısına göre yukarıdan aşağıya doğru bir sıralama yaparak ilk olarak gökyüzü hakkında yazmanın uygun olacağını düşündüm. Çünkü gök; bize göre yön olarak yukarıda, mekânsal olarak uzakta, duygusal olarak yücedir. Uzakta olandan yakında olana doğru gelmek, olumlu bir yöntemdir. İnsan da aslında ilk olarak uzakta olanı anlamak istemiştir.

İnsanoğlu bu günlerde evreni daha gerçekçi anlayabilmek için James Webb uzay teleskobunu uzaya gönderdi ve yörüngesine oturttu. Artık bu teleskobun gönderdiği verilerle uzayı derinlemesine çözümleme olanağı ortaya çıkmıştır.  

Bundan onlarca yıl önce her gün doğada yeni bir olağanüstülük veya onların deyimiyle mucize ortaya atılmaktaydı. Bazı cemaatler bunu bir yöntem haline getirmişlerdi. Çünkü onlara göre her yerde sır vardı. Bu sırlar da ancak onların doğaya bakış asısıyla çözümlenebilirdi. Bilim; olgu ve olayların doğasını açıklamaktayken, dinsel topluluklar her şeyi sır olarak anlatmaktaydı. Bir şeyi “sır” olarak nitelemek onu gizemli kılmak anlamına gelmekte ve böylece gizemin arkasında bir yaratıcının varlığı onlara göre gerçekti. Bu yöntem çöktü. Çünkü varlığa bilimsel bakışı bir yöntem olarak benimseyen günümüz insanı olağanüstülüklerden ve sırlardan haz etmemektedir. Bu yöntem etkisini kaybedince, dinsel metinlerdeki anlatılarla bilimsel verilerin uzlaştığı yaygarası koparılmaktadır günümüzde. Yalnız bu yöntemi benimseyenler de her ne kadar bilimsel olana vakıf olsalar da dinsel metinlere vakıf değiller. Hatta dinsel metinleri anlamak için Arapça dahi bilmemekte ve Arap dilinde yazılmış metinlerin tercümelerinden hareketle anlamaya çalışmaktadırlar. Tercüme yanlışlanınca ona dayanan görüşler de çökmektedir. Dinsel olanı anlamak isteyen bireyin Arap dilini bilmesi gerekmez; ancak dinsel bir metne dayalı bir teori geliştirmek isteyen bir kimsenin o metnin asıl dilini bilmesi gerekir.

Araplar aşağı “yukarı” anlamında semâ demişlerdir. Bu adlandırma Sâmi dillerinde de vardır. Bu anlamda yukarımızda olan her şey gökyüzüdür. Türkçede bir yüzey olmasından ötürü yere “yeryüzü” dendiği gibi göğe de “gökyüzü” denmiştir. Bazen de göğün yerin üzerinde bir kubbe olarak algılanmasından hareketle “gök kubbe” olarak adlandırılmıştır. Çünkü insan varlıkları bilgi kaynaklarına göre nasıl algılamışsa öyle adlandırmıştır. Görme duyusuyla göğü kubbe gibi algılandığından, ona “gök kubbe” demiştir. Bu durumda gök, gözlemlenen boşluktur. Onun içerisinde genel bir adlandırma ile gök cisimleri de vardır. İnsanın gözlemlediği bu boşlukta gök cisimleri de bir yüzey oluşturduğundan, boşlukta var olan derinlik kaybolmakta ve bir yüzeye dönüşmektedir. Ancak çok boyutlu görüntülerde derinlik algılanmaktadır.  

Kur’an’ın anlatımlarında gök bina edilmiştir. Tıpkı dünyada insanın yaptığı yapılar gibi… Allah “Göğe ve onu bina edene andolsun” (Şems 91/5) diyerek göğün yüceliğine vurgu yapmakta ve ancak onun da bina edildiğini belirtmektedir. “Göğü ellerimizle biz bina ettik ve bizim gücümüz yeter. Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz” (ez-Zâriyât 51/47-48) ayetinde insanın bir organı olarak elin Allah hakkında kullanılması söz konusudur. Bu anlatımı, pek çok müfessir gibi mecazi bir anlatım olarak kabul edebilirsiniz. Allah’ı insana benzetme olumsuzluğundan kurtulmanız için mecaz olarak da anlamalısınız. Unutmamak gerekir ki tarihsel süreçte pek çok alim de kendi mezhebinin anlayışına uygun olarak bu anlatımları gerçek olarak anlamıştır. Evet dünyada bir usta kendi elleriyle bir bina yapar. Sözüyle iş yaptırma gücüne sahip olanın, elleriyle iş yapmasına gereksinim yoktur.

Kur’an’da bilim olduğunu iddia edenler, bu ayetteki lemûsiûn sözcüğünü “onu genişletiyoruz” şeklinde anlamakta ve “evrenin genişlediği” bilimsel teorisi ile göğün genişlemesi arasında ilişki kurmaktadır. Şunu da belirtmek gerekir ki evrenin genişlediği teorisi James Weeb’in görüntülerinden sonra tartışılmaya başlandı. Ancak bu ilişkinin ardından yıllar sonra keşfedilecek bir yasayı Kur’an’ın önceden haber verdiği iddia edilmektedir. Her şeyden önce ayetteki gök ile bugünkü anlamda evren kastedilmemektedir. Gök; sıradan bir kimsenin gözlemleriyle algıladığı bir yapıdır. Bu ayette gök tekil kullanıldı ve çoğul kullanılmadı. Halbuki pek çok ayette gök/semâ, gökler/semevât biçiminde çoğul olarak kullanılmaktadır. Çoğul olarak kullanıldığında ilk muhatapların önceki dinlerden gelen bilgilerine uygun olarak yedi gök kastedilmektedir. Tekil olarak kullanıldığında Allah’ın hükümranlığını ve egemenliğini ifade etmektedir.

Allah kendi hükümranlığının ve egemenliğini gökte kurmuştur. Bu hükümranlığın göstergesi olarak o arşını/tahtını, gök yaratılmadan önce suyun üzerindeyken (Hûd 11/7) göğü yarattıktan sonra göğe taşımıştır. Göğün bina edilmesini anlatan yukarıdaki ayetteki lemûsiûn sözcüğünü genişletmek anlamında değildir. Bu sözcük “Kendilerine dokunmadan ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. Güç yetiren gücüne göre, zor geçinen de gücüne göre olmak üzere onlara, maruf olana uygun bir geçimlik verin. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir yükümlülüktür” (el-Bakara 2/236) ayetinde bir şeye güç yetirmek anlamında kullanılmaktadır ki burada güç yetirme ile ekonomik güç kastedilmektedir.

Arapçada güç yetirmek anlamında bir de “kadr” sözcüğünden türetilmiş “kudret” sözcüğü de vardır ki bazı bağlamlarda Allah’ın gücünün sınırsız oluşu da bu sözcükle ifade edilmektedir.   

Bu ayetteki bir sözcüğün anlamını farklılaştırmak suretiyle ondan bilimsel bilgi üretmeye çalışanlar, hemen öncesinde göğün el ile bina edilmesini ve sonraki ayette yerin düzleştirilmesi anlatımlarına gözlerini kapamaktadırlar. Biz göğü somut bir nesne olarak algılasak da gök boşluktur ve boşluk bina edilmez. Yer ise yuvarlaktır. Ancak Kur’an ilk muhatapların algısına ve dönemin anlayışına uygun olarak yeri düzleştirilmiş bir mekan olarak anlatmaktadır.   

Göğün bir tavanı var… “Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü bina etmek mi? Kubbesini yükseltti, onu düzenledi. Göğün gecesini örttü ve gündüzünü ortaya çıkardı” (en-Nâziât 79/2729) ayetlerinde göklerin yaratılışının insanın yeniden yaratılışından daha zor olduğu belirtilmektedir. Onun kubbesi/semk vardır. Çünkü insan göğe baktığı zaman onu kubbe biçiminde algılamaktadır.

Kur’an’ın anlatımlarında gök, insanın söz konusu ettiğim açık alandaki gözlemlerine uygun olarak anlatılmaktadır. Çünkü ilk muhataplar yukarıda olanı gözlemlemek için bir araç kullanma imkanından yoksundular. Bu anlatımlarda gök, kapıları olan bir alandır. Tıpkı dünyada kralların saraylarının kapıları olduğu ve saraylara kapılarından girildiği gibi, göğün de kapıları vardır ve göğe kapılarından girilmektedir. Göğün kapılarının bir kimseye açılmaması onun aşağılanması ve değersizleştirilmesi içindir. Allah’ın ayetlerini yalanlayanlar ve o ayetlere karşı kibirlenenlere göğün kapıları açılmayacaktır. (el-A’râf 7/40). Eğer Kur’an’dan bilim çıkaracaksanız, kapının somut bir nesne ve açılamanın da somut bir olay olduğunu nasıl açıklayacaksınız? Bu anlatımları ancak mecaz deyip geçiştirmeniz gerekecektir.

Yorumlar (2)
Namık Kemal okumuş 2 ay önce
Harikasınız hocam
Bülent Doğan Mimar. 2 ay önce
Realite bu.Slm ve saygı.
Namaz Vakti 03 Şubat 2023
İmsak 05:57
Güneş 07:21
Öğle 12:42
İkindi 15:28
Akşam 17:53
Yatsı 19:12
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 21 51
2. Fenerbahçe 21 45
3. Başakşehir 21 40
4. Beşiktaş 20 39
5. Adana Demirspor 21 38
6. Trabzonspor 21 38
7. Kayserispor 21 32
8. Konyaspor 21 27
9. Gaziantep FK 21 25
10. Alanyaspor 21 25
11. Karagümrük 20 23
12. Ankaragücü 20 22
13. Kasımpaşa 21 22
14. Sivasspor 21 21
15. Antalyaspor 20 21
16. Giresunspor 21 21
17. Hatayspor 20 20
18. İstanbulspor 21 18
19. Ümraniye 21 14
Takımlar O P
1. Samsunspor 21 41
2. Eyüpspor 21 41
3. Bodrumspor 21 38
4. Keçiörengücü 21 37
5. Pendikspor 21 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 20 34
8. Sakaryaspor 21 34
9. Boluspor 21 34
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 20 29
12. Adanaspor 21 22
13. Altay 21 19
14. Tuzlaspor 21 19
15. Erzurumspor 21 18
16. Altınordu 21 17
17. Ö.K Yeni Malatya 21 16
18. Gençlerbirliği 21 13
19. Denizlispor 21 13
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Brighton 19 31
7. Fulham 21 31
8. Brentford 20 30
9. Liverpool 19 29
10. Chelsea 20 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 19 50
2. Real Madrid 19 45
3. Real Sociedad 19 39
4. Atletico Madrid 19 34
5. Villarreal 19 31
6. Real Betis 19 31
7. Rayo Vallecano 19 29
8. Osasuna 19 28
9. Athletic Bilbao 19 26
10. Mallorca 19 25
11. Almeria 19 22
12. Girona 19 21
13. Sevilla 19 21
14. Valencia 19 20
15. Espanyol 19 20
16. Celta Vigo 19 20
17. Real Valladolid 19 20
18. Cadiz 19 19
19. Getafe 19 17
20. Elche 19 6