Geçtiğimiz aylarda Engelliler Konfederasyonu; engellilerin ne gibi sorunlarla boğuştuğuna dair kapsamlı verileri kamuoyuna yansıtmıştı. Özellikle olumsuz süreçlerin; dezavantajlı grupları çok daha derinde sarstığına açıklık getirilmişti. Engellilerin dilinden kamuoyu ile paylaşılan bu verilerden çarpıcı kesitler ise şöyle…

Yaşanan felâketlerin etkisini en fazla dezavantajlı gruplar hissediyor

Engelliler; “Ülke olarak yaşadığımız doğal afetler ve ekonomik kriz hepimizin yaşamındaki zorlukları artırdı. Bu zorluklar bizleri deha da fazla etkilemektedir. Kahramanmaraş Depremleri, Şanlıurfa’da yaşanan sel felâketi sonucunda yıkılan şehirlerde yetersiz barınma ve zorlu hava koşullarında yaşam mücadelesi devam ediyor. Resmi verilere göre 50 binden fazla insanımızı kaybettik.  Kesin sayısı bilinmemekle birlikte on binlerce kişinin de uzuvlarını kaybettiğini, bedensel ve ruhsal engellilikler yaşadığını biliyoruz” diyerek felâketlerin etkileri ile de engelli kişi sayısında artış olduğuna dikkat çekildi.

Deprem illerinde yaklaşık 3 milyon engelli birey var

Verilere göre Türkiye’de engelliler nüfusun %12 sini oluşturuyor. Deprem illerinde ise 2 milyon 511 bin 950 engelli kişi yaşıyor. Bunların 1 milyon 97 bin 307’si kadın, 1 milyon 414 bin 643’ü erkek. Bu kişilerin 775 bin 650’si ağır engelli. Ayrıca deprem illerinde evi yıkılan ya da hasarlı olan kişilerin bir kısmı çadır, konteyner gibi geçici barınma ortamlarında yaşarken, bir kısmı da başka şehirlere taşınmak zorunda kaldı. Bu zorlu yaşam şartlarında erişilebilir olmayan ortamlar engelli bireyler için daha da zorlayıcı olmuştur.  Su ve yiyeceğe erişim, ilaç ve tıbbi malzemeler, tekerlekli sandalye, işitme cihazı ve yardımcı araç gereç ihtiyaçları artmıştır.

Engelliler, engelsiz şehirler istiyor

Depremde yıkılan şehirlerin sadece engelli bireyler için değil hemen hemen her kesim için erişilemez olduğuna vurgu yapan engelliler; “Ülke genelinde şehirler engelliler için zaten erişilebilir değildi. Tüm yerleşim yerlerinde erişilebilirlik düzenlemelerinin yapılması gerekiyor. Depremde yıkılan yerleşim yerleri ise neredeyse herkes için erişilemez oldu. Bu yerleşim yerlerinin deprem dirençli ve erişilebilirlik standartlarına uygun olarak yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin “Risk Durumları ve İnsani Bakımdan Acil Durumlar” başlıklı 11’inci maddesi gereğince acil müdahale planlarında, engellilerin ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapılmalıdır” dedi.

Engelli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmeli

“Engellilerin bağımsız ve üretken bireyler olarak yaşama hakları vardır” diyen engelliler; “Türkiye’de iş gücüne katılım oranı %53 iken engellilerin katılım oranı %22,1’dir. Bu oran kadın engellilerde % 12,5 düzeyindedir. Engellilerin eğitimlerine ve yetkinliklerine uygun işlerde çalışmalarına imkân sağlanmalıdır. Kamu ve özel sektörde engelli istihdam kotası % 6’ya çıkarılmalıdır. Engelliler halen boş olan kadrolarda istihdam edilmelidir. Engeli nedeniyle çalışamayan kişilere de insan onuruna yakışır yaşam sürdürebilecekleri sosyal yardım ve destekler verilmelidir. Engelli aylıklarında hak sahibi olma durumu değerlendirilirken, aile bireylerinin gelirlerinin ortalamasının alınması yerine, varsa engelli bireyin kendine ait geliri dikkate alınmalıdır. Engelli aylığı asgari ücret düzeyinde olmalıdır” şeklinde görüş bildirdi.

“Evde engelli bakım hizmeti verenlerin büyük çoğunluğu annelerden oluşuyor”

Evde bakım hizmeti sağlayanların çoğunun anne olduğuna da vurgu yapan ve bakım ücretlerinin de asgari ücretin bir buçuk katı olmasına talep eden engelliler; “Ağır engelli bireylere evde bakım verenlerin yüzde 90’ı annelerdir. Bakım süresi 8 saat değil 24 saattir. Bakım verenlerin sosyal yaşantıları, kendilerine ayıracak zamanları yoktur. Bunun karşılığında, asgari ücretin yarısı kadar, sadece 4 bin 336 TL bakım aylığı ödenmektedir. Engelli bakımı yapan bireyler Sosyal Güvenlik Şemsiyesi altına alınmalıdır. Primleri SGK tarafından karşılanmalıdır. Evde engelli bakımı hizmetinin kapsamı genişletilerek ihtiyaç sahiplerine cevap verir nitelikte olmalıdır. Evde engelli bakım aylığı bir buçuk asgari ücret düzeyine çıkarılmalıdır” dedi.

Milletvekili Erol, birçok soru önergesi verdi Milletvekili Erol, birçok soru önergesi verdi

Engelli sağlık kurulu raporları da engelliler için sorun

Engellilere sağlık kurulu raporlarının her koşulda ücretsiz verilmesi gerektiğini de kaydeden engelliler; “Engelliliğin değerlendirilmesi için verilen Engelli Sağlık Kurulu Raporlarında belirtilen engellilik oranları yetkili hastanelere göre farklılık göstermektedir. Ayrıca, farklı kurumlar mevzuata uygun olmayan gerekçelerle yeni rapor talep edebilmektedir. Hatta engelli sağlık kurulu raporu sürekli olan kişilerden dâhi raporlarını yenilemeleri istenebilmektedir. Yenilenen raporlarda değişen engellilik oranları, engellilerin daha önce yararlandıkları hak ve hizmetlerden yararlanamamasına neden olmaktadır. Engelli Sağlık Kurulu Raporu verilirken sadece tıbbi değil sosyal ve toplumsal kriterler de göz önünde bulundurulmalıdır. Engelli Sağlık Kurulu Raporları tartışmasız tüm kamu kurumunca dikkate alınmalıdır. Engellilerin zorunlu olarak kullandıkları tıbbi malzemelerden ve ilaçlardan katkı payı alınmamalıdır. Engelli Sağlık Kurulu Raporları her koşulda ücretsiz verilmelidir” dedi.

Engelliler, engellenmemeli

Yaşanabilir şehirlere 2022 yılında kavuşmadıklarına ve bunun 2026 takvimine ötelendiğini de aktaran engelliler; “Engelliler Kanunu ile 2012 yılı itibarıyla tüm yaşam alanlarının erişilebilirliğinin, kamu ve özel toplu taşıma araçlarının, bilgi ve iletişim teknolojisinin erişilebilir olması gerekirken, yıllar içinde yapılan yasal düzenlemelerle bu yükümlülük ötelenmiştir. Engellilerin erişilebilir bir ülkede yaşama hakkı 2022 yılında yapılan son düzenleme ile 2026 yılına ertelenmiştir. Tüm yaşam alanlarının erişilebilirlik standartlarına uygun düzenlenmesine öncelik verilmelidir. Bu kapsamda, illerdeki Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonlarının yetkileri artırılmalı, etkin ve çalışır duruma getirilmelidir. Engellilerin hayatlarını kolaylaştıracak engellilere özgü araç ve gereçler ortez, protez, tekerlekli sandalye, işitme cihazları ve diğer tıbbi cihazlar ÖTV ve KDV’den muaftır. Engellilerin yaşamını kolaylaştırma amaçlı aldıkları diğer motorlu araçlar da KDV’den muaf tutulmalıdır. Bunların temininde sabit kur uygulamasından vaz geçilmelidir. Engellilerin bu araçlara erişiminin önündeki engeller kaldırılmalıdır” dedi.

“Çocuklar bireysel gereksinimleri dikkate alınarak eğitilmeli”

Eğitim sırasında da engelli öğrencilerin ciddi sorunlarla yüzleştiğini ifade eden engelliler; “Türkiye’nin de taraf olduğu ‘Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi ve T.C. Anayasasıyla güvence altına alınan eğitim hakkını engelli öğrencilerin tam olarak kullanabilmeleri sağlanmalıdır. Türkiye, engelli çocukların ilkokuldan sonra okulu bırakma oranı yüzde 60 ile AB ülkeleri içinde en yüksek olan ülkedir. Engelli çocukların akranlarıyla birlikte eğitime dâhil olabilmeleri için nitelikli kapsayıcı/ bütünleştirici eğitim ortamı sağlanmalıdır. Öğretmenler başta olmak üzere insan gücü nitelikli hale getirilmelidir. Çocukların bireysel gereksinimleri göz önüne alınarak makul düzenlemeler yapılmalıdır. Mekânlar, bilgi ve teknolojinin erişilebilir olmalıdır” dedi.

Engelli bireyler siyasi haklarını da talep etti

Engelli bireylerin seçme ve seçilme hakları konusunda da bir takım düzenlemelerin olması gerektiğine de dikkat çeken engelliler; “Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesini kapsamında Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi Türkiye’den zihinsel ve psiko-sosyal engelli bireylerin seçme ve seçilme hakkını kullanabilmeleri için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır” şeklinde görüş bildirdi.

Mülteci ve göçmen engelli sayısı bilinmiyor

Engelli bireylerin sayısına dair bile sağlıklı verilerin olmadığını da aktaran engelliler; “Ayrıca ülkemizde sayılarını tam olarak bilmediğimiz on binlerle ifade edilen mülteci ve göçmen engelli bireyler vardır. Bunların önemli bir kesimini çocuklar oluşturmaktadır. Ne yazık ki bunlarla ilgili hiçbir veri elimizde yok”  bilgilerini de aktardı.

Engelsiz bir yaşamın önündeki en büyük engel; sevgisizlik!

Tüm buradan hareketle engellilere, engelsiz bir dünya sunmanın önünde hâlâ çok ciddi sorunlar olduğu gözlemlenmekte. Engelsiz bir yaşamı hep birlikte inşa etmeliyiz. Engelli bireylerin; sosyal, ekonomik, politik ve kültürel hayata her anlamda sorunsuzca katılımının sağlanmasını ve 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün ciddi bir farkındalık oluşturmasını temenni ediyoruz.  

Editör: Beyza Bişkin