ELAZIĞLI BİR DÂHİ?.. « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

ELAZIĞLI BİR DÂHİ?..

Bu haber 08 Ocak 2021 - 7:55 'de eklendi.

Birçok dâhi hikâyesi okumuş ya da geçmişte kıymeti anlaşılamamış, değeri bilinememiş “dâhi” olarak nitelendirilebilecek insanları duymuşsunuzdur…
Özellikle kendi toplumumuzdan, hele bir de yakın çevremizden ve tanıdık biriyse dâhi emâreleri gösteren kişi, hiç inandırıcı olmaz, ihtimâl verilmez, asla güvenilmez muâmelesi görür nedense?
Yanlış bir kanıya yol açmamak için öncelikle “dâhi” kelimesinin sözlük anlamını belirterek giriş yapalım konuya…
TDK’ya göre “dâhi” kelimesi; “Olağanüstü yeteneği, zekâsı ve yaratıcı özelliği olan kimse” anlamını taşıyor.
Yazımın başlığını düşünürken, bu anlama uygun olan, tüm yeteneği ve çabasına rağmen bir türlü dikkâtleri çekemeyen, aradığı destek ve imkânı da bulamayan bizlerden biri, bir hemşehrimizi sizlere lâyıkıyla takdim edebilmek için, özellikle “dâhi” diye vurgu yaptım!..
***
Pekâlâ, kim bu “dâhi”, üstelik de Elazığlı?..
Hani, Elazığ’da dâhi (!) çoktur ama bu o tür dâhilerden değil…
Latife bir yana, şahsen tanışmadığım, beni de varlığından eğitimci bir tanıdığın haberdâr ettiği, dâhi diye andığım arkadaşımız, bir öğretmen…
Ben emekli bir öğretmen olarak uzun yıllardır Millî Eğitim Câmiası’ndan uzak olduğum için tanımıyor olabilirim ama meslektaşımızı özellikle sınıf öğretmeni arkadaşlar çok iyi tanıyor ve biliyorlar?
Zirâ; kendisi de sınıf öğretmeni olan arkadaş, “eğitimhane.com” Sitesi’nin kurucusu Tekin MURAT…
Konunun, dâhilikle ilişkilendirilmesi için buraya kadar anlattıklarımın yeterli olmayacağını biliyorum.
Öğretmen arkadaşımızın “dâhi” olarak nitelendirilebilecek özelliklerini anlatmak için, bu köşede ancak özetle takdimini yapabileceğim, ama onun okunması amacıyla yazılı olarak anlattığı hikâyesini, imkân olduğu taktirde haftaya Cuma günü yayınlanacak yazımın 2. Bölümü’yle tamamladıktan sonra, ayrıca ayrıntılarıyla gazetemizde yayınlamayı da düşünüyorum…
Zirâ; O, 10 milyondan fazla eğitim içerikli döküman üretilmesine ortam hazırlayan, 1.5 milyon üyesi olan, yarım milyon öğretmen, öğrenci ve velinin ziyâret ettiği, indirilen dosyalar ile günlük neredeyse 5-6 milyon öğrenciye ulaşan, ülkenin en büyük eğitim sitesinin kurucusu.
Birçok idâreci ve öğretmen arkadaşımız, Tekin MURAT hocamızın büyük üne sâhip sitesini tâkip ediyor, daha da önemlisi öğretim amaçlı olarak sunulan çalışma programlarından yararlanıyor…
Şimdi, hiçbir maddi beklentisi olmayan Elazığlı Öğretmen Tekin MURAT ne diyor, ne istiyor, beklentisi nedir, bu konuyu özetlemeye çalışalım…
***
14 Yaşında olan “eğitimhane.com”a yıllarını adayan Öğretmen Tekin MURAT, gençliğinin en güzel günlerini bilgisayar başında, gece gündüz çalışarak geçirir. Tatil yapmak, dinlenmek bir yana ailesini ve çocuklarını ihmâl etme pahasına, projelerini gerçekleştirmek için uğraşır…
Aslında ömrü boyunca sürekli bir şeyler üretmeye çalışan Tekin hocamız, henüz İlkokul 3. sınıfta iken (1990) hiçbir yardım almadan, kendi kendine bobin teli ve mıknatıs ile jeneratör yapıp, elektrik üretmeye çalışır. DC akım motorları, telgraf sistemleri, yay sistemleri… Adının yıllar sonra “Sonsuz Makine” olduğunu öğreneceği sistemler üzerine çalışır. Dijital saatlerin içindeki entegre devre ile robot kolu (otomatı) yapmaya uğraşırken, bir destek almadığı gibi onu yönlendiren birileri de olmaz…
Üniversite yıllarında yenilenebilir enerji kaynakları, ses sistemleri üzerine çalışır. Enerjinin korunumu kanunu üzerine kapsamlı bir teorik (+deneysel) çalışma yapar. Özellikle de ışığın dalga-tanecik modeli üzerinde çalışır ki bu son çalışmanın sonuçlanması için ömrünü harcamaya bile râzıdır…
***
Bölümünü derece ile bitirmesine ve fakültedeki en iyi İngilizce notuna, üniversitede tüm öğrenciler arasında en yüksek ALES sayısal puanına rağmen üniversitede kalmaya lâyık (!) görülmez ve neticede 10 hâneli bir dağ köyüne sınıf öğretmeni olarak atanır!
Hevesi kaçar, morâli bozulur ama, daha 2003’lerde insanların bilgisayara dokunamadığı dönemde, öğrencileri için köy okulunda derste kullanabileceği bir programın hayâlini kurar ve Turbo C isimli bir kitap satın alarak kısa sürede programlamayı öğrenip C++ dili ile “Ödevmatik” isimli programı yazar…
Ödevmatik Programı, o dönem bırakın ülkemizi, dünyada bile bir benzeri olmadığı için yayınlanır yayınlanmaz büyük ilgi görür ve farklı ülkelerden dönüşler alır.
Excell ile yazdığı ve ücretsiz yayınladığı program o denli çok kullanılıp beğenilir ki, ücretle başka program satın alan okulların çoğu, aldıkları programı bırakıp Tekin MURAT’ın programını kullanırlar.
Okul yönetimleri için C++ ile yazdığı kapsamlı program ile nakil belgesi, öğrenci belgesi, çarşaf listeler, sınıf geçme defteri, diploma defteri vb. İhtiyaç duyulan tüm evrak işlemleri yapılır.
Buna paralel olarak o dönem görev yaptığı ilçedeki müdürlüğe; “Köyden ilçeye sürekli araç bulup gelemiyoruz. Şu an tüm köy okullarında ADSL veya Uydu İnternet var. Öyle bir sistem yapayım ki siz acil yazıları taratıp sisteme yükleyin, biz de sistemden anlık görüp cevap yazalım ki gecikme olmasın. Tüm altyapıyı kendim kuracağım” diye teklifte bulunduğu hâlde, önerisini kabul ettiremez!
***
Eğitimhâne sürecini herkes zaten biliyor ama, günümüzde pandemi süreci dolayısıyla popüler hâle gelen EBA konusundaki girişimlerine bakalım Tekin hocamızın…
2012 yılında kurulan ve 8 yıllık geçmişe sâhip olan EBA’ya ulaşmaya, hayâlindeki onlarca projeyi canlandırmaya çalışan Tekin MURAT; “Benim para pul kazanma, makam mevkî peşinde koşma gibi bir derdim yok. Bu düşüncelerimi alıp EBA’ya entegre edin. Ya da 3-4 yazılımcı verin, hayâlimdeki sistemi projelendirip kodlanmasını 2-3 ay gibi kısa sürede sağlayayım, tüm ülke faydalansın” diye defâlarca girişimde bulunsa da, ya ciddiye alınmaz, ya yazılı başvurularına hiç cevap alamaz, ya da “İlgili yere iletilmiştir” şeklindeki geçiştirmelerle karşılaşır!
e-posta ile sonuç alamadığı “EBA’yı geliştirelim, tüm ülke faydalansın” amaçlı müracaatlarına resmî yolla bir cevap verilmek zorunda kalınsın diye, BİMER ile CİMER yöntemlerini de deneyen Tekin öğretmen, bu kez de sorgusuz suâlsiz: “Kişisel projeler ile ilgilenmiyoruz.” diye ret cevapları alır!..
***
Yılmadan farklı yöntemler denemeye ve hayâlindeki sistemleri uygulamaya koydurabilmek için uzaktan başvuru yerine kişilerle birebir görüşmeler yapmaya ve derdini doğrudan dile getirmeye karar veren Tekin MURAT, dosya hâlinde kapsamlı bir rapor hazırlar ve temaslarına başlar…
İlk olarak bulunduğu ilde o dönemki ilgili şube müdürünün yanına giden Tekin hoca, büyük bir özenle ve heyecânla anlattıklarının dinlenmediğini fark ettikten sonra, bir de projelerini geliştirmesine yönelik tavsiye (!) alarak, sessizce ayrılır odadan?..
Daha sonra bir referans sayesinde bir milletvekiline ulaşma şansını elde eder ancak; “Bu anlattıkların eğer rasyonel ise tabii ki destek vereceğiz ama, rasyonel ise!” diye koşulan şarta mahkûm kalır?
Milletvekili ile birkaç kez daha görüşme tâlebi üzerine valiliğe yönlendirilen Tekin MURAT, ismi bildirilen vali yardımcısına anlatır konuyu, raporunu da sunar…
Yine somut bir sonuç alamayan, ancak; böyle makamlara kolay çıkılamadığı, vatandaşın dinlenmediği, hattâ kapıdan içeri bile alınmadığı söylemlerini hatırlayan Tekin hoca, hiç değilse kendini dinleyenlerin olduğu düşüncesiyle teselli bulur!
***
Görüşmediği, anlatmadığı, dosya sunmadığı kişi / makam kalmaz Tekin hocanın, bir okula müdür olmak istese kırk tane referans bulabileceği bir ortamda; “Destek olun, ülkemize milyonlarca liralık tasarruf elde edelim, milyar dolarlık katma değer sağlayalım” dediği hâlde, tüm çabalarına rağmen kimseden küçücük bir destek görmez / göremez nihâyetinde?..
“Kendi imkânlarınla Ankara’ya gidebilir misin?” diye sorarlar, heyecanla ayağa kalkar, tam bir ay boyunca hazırlık yapar; Orada neler anlatacağını, hangi sorular gelebileceğini ve nasıl cevaplayacağını düşünür, her şeyi noksansız plânlar!..
Bakanlıkta farklı zamanlarda iki ayrı daire başkanına anlatır durumu, dinlerler ama sonuç değişmez.
Ağustos 2018 tarihinde Ankara’da görüştüğü üçüncü daire başkanına; destek olunursa EBA’yı çok farklı bir yere getirebileceklerini, hayâlindeki sistemin dünyaya örnek olabilecek bir alt yapıya sâhip olacağını ve tamamen yapay zekâ ile çalışacağını, müthiş, harika, süper olacağını anlatır, anlatır Tekin hoca…
Daire Başkanı’nın; “Ben teknik konulardan anlarım. Peki, bu yapay zekâyı nasıl yapacaksın? Anlat bana…” ifâdesi üzerine; “Öğrencilerin çözdüğü soruları analiz edecek, öğrenciyi öğrenemediği konuya sistemin kendisi yönlendirecek” diye cevap veren Tekin MURAT, “Bunları bana e-posta ile yaz. Ben gerekeni yapacağım” diyen daire başkanının verdiği kişisel e-posta adresini alır, özene bezene uğraşıp 3-4 sayfalık bir yazı hazırlayıp gönderir…
Günlerce bekler ama, yine bir cevap alamaz?
Aradan 2 ay geçer, yeni Millî Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK bir TV kanalına; “Biz, EBA’yı öyle bir geliştireceğiz ki tamamen yapay zekâlı olacak. Öğrencilerin çözdüğü soruları analiz edecek ve öğrenciyi öğrenemediği konuya yönlendirecek” şeklinde bir açıklama yapar!..
***
Tekin MURAT, son görüştüğü daire başkanına anlattıklarının aynısını bizzât bakandan duyarken, âdeta beyninden vurulmuşa döner…
Bu fikrin onlar tarafından da düşünülebileceği tezine karşılık, 2018 Ağustos ayı öncesinde EBA ile yapay zekâ kelimelerinin aynı paragrafta bile yan yana görülemeyeceğini öne süren Tekin öğretmen, anlattıklarını bakanın ağzından duymayı rastlantı olarak kabullenemez!..

***

Tekin MURAT’ın hikâyesine haftaya devam edeceğim…
EBA başarısız mı, Tekin MURAT ne diyor?
İnternet sıkıntısı olan öğrencilere: “Ekmek bulamıyorsanız, pasta yiyin” der gibi “İnternetiniz yoksa TV’den izleyip öğrenin!” demek, sadece sorumluluktan kaçmak değil midir?
Bu konuda çözüm nedir?
Anasınıfından 12. sınıfa kadar tüm sınıfları kapsayan, tamamen yapay zekâlı bir sistemimiz olabilir mi?
Bu yapay zekâlı sistem, tüm öğretim yükünü üslenebilir mi?
Sistemle birlikte; Öğretmenlerin rolü, öğreten değil rehberlik eden olabilir mi?
Ülkemiz Pandemi sürecinde Zoom gibi bir sisteme mahkûm olmaktan kurtulabilir miydi?
Öğrencinin ortalama olarak kullandığı veri miktarı 20 Gb civarında iken, aylık 1-2 Gb yeterli olabilir miydi?
Bu soruları, haftaya “Elazığlı bir dâhi” diye nitelediğim Öğretmen Tekin MURAT’ın ifâdeleriyle cevaplayalım…

 

 

H. Vehbi Coşkun
H. Vehbi Coşkunvehbicoskun@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Bedrettin KELEŞTİMUR Ocak 8, 2021 / 10:54 Cevapla

Sn. Anadolu’da o kadar deha sahibi insan var ki, her birini heba ediyoruz. İmkanı olanlar ne yapıyorlar. Soluğu yurtdışında alıyorlar … Başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde… Ve onların yaptıkları çalışmalar… Başarılar… Kendi ülkemize değil; çalıştıkları ülkeye kazandırdıkları Katma Değerler… Beyin ve Sermaye Göçü Türkiye’nin en büyük kaybı… Sizlere teşekkür ediyorum… İnsanımıza yol açıyorsunuz… Acı gerçeklerle buluşturuyorsunuz.. .