Elazığ’da zamana zaman ekleyen bir saatçinin hikâyesi

Elazığ’da 1989 yılından bu yana saatleri tamir eden Nurettin Akın insanların bileklerindeki saatlere dokunuşlar yapıp o saatleri birer sanata dönüştürüyor. Elazığ’da ise Mekanik saatler de tamir yapan pek kimse kalmadığına dikkat çekerek; “3-5 kişi kaldık. Benim şu anda çırağım yok. Çırak yetiştiremedik. Maalesef son nesil biziz” dedi.

Elazığ’da zamana zaman ekleyen bir saatçinin hikâyesi
Elazığ’da zamana zaman ekleyen bir saatçinin hikâyesi
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Günümüzde neredeyse her an hayatımızda kolumuzdan hiç eksik etmediğimiz ve aksesuar olarak tercih ettiğimiz saatlerin ayrı bir hikâyesi vardır. Kimisi Akrep’in Yelkovan’ı çabuk kovalamasını ister, kimisi içinde bulunduğu durumdan dolayı zamanın hiç geçmesini istemez. Sevdiklerimiz, ailemiz, arkadaşlarımızla geçirdiğimiz zamanın kıymetini aslında saatlerimize bakınca anlıyoruz. Kimi zamanda ‘Ne kadar çabuk zaman geçti ’deriz kendi kendimize…
Bu saatlerin bir an durduğunu düşünün. O an aklımıza saatçiye gitmek gelir ve şipşak tamir işini hallederler.

Elazığ da öyle bir usta düşünün ki saatlere ayar vermekle kalmayıp saatlere fısıldıyor. 20 yıldır bu iş içerisinde yaşamını devam ettiren usta saatçi Nurettin Sekin zamanın içerisinde zamanı ayarlıyor ve insanların yaşamlarına kaldığı yerden devam etmelerini sağlıyor.

“Dile kolay 20 yıldır kendim bu mesleği işletiyorum”

Mesleğine ufak yaşlardan itibaren başlayan Sekin, bu mesleğe çırak olarak başladığını belirterek; “1989 yılından beri bu mesleği devam ettiriyorum. Bu ustadan çırağa geçen bir meslek. 1988 yılında babamın tayininden dolayı Elazığ’a yerleştik. Sonra 1988 yılında okula başladım. Hem okul hem de bu mesleği çalışıyordum. Beraber böyle yürütüyordum. 1989-1896 arası bir patronum vardı. Onunla bu süreçte çalıştık. 1990 dan sonra Cumali Şimşek ustamla beraber çalıştık. Bu mesleği Malatya, Antalya, Tunceli’de yaptım. 2004 yılında ustamın geçirdiği hastalık sonucu devretmek istedi ve bende işi bildiği için ben burayı alıp işi ben yürüttüm. 2004- 2024 yıl arasında kendim işletmeye başladım. Neredeyse dile kolay 20 yıldır bu mesleği kendim işletiyorum” diye konuştu.

“Saat bir sanat değil bir zanaattır”

Sanatını büyük bir aşkla yaptığını belirten Usta Sekin, takıldığı konularda ustasına danışıp fikir alıyor. Sekin; “Sanatımın aşığıyım diyebilirim. Herkes sanatının aşığıdır. Pilli saat ve Kuvars alanında Mekanik ve teknik olarak çalışmalar yapıyoruz. Arada ustam da gelip işime bakıyor. Bende 20 yıldır bu iş içinde olmama rağmen halen ustamın bilgisine danışıyorum. Şunu da özellikle söylemek istiyorum, saat bir sanat değil bir zanaattır. Eskiden Osmanlı döneminde saatçilerin bir özelliği vardı. Bilge insanlardı, kanaat önderleriydi ve akil insanlardı. Maalesef şu anda yeni nesil bu mesleğe sahip çıkmadık. Ne yazık ki değişen ve gelişen dünya düzenine göre eski mekanik saat kalmadı. Artık biz son nesiliz. Şu anda pilli saatler ve kuvark saatler var. Öyle olunca da ister istemez iş ana firmalara düşüyor. Bize de pil, kayış, cam ve ufak tefek yağlama işi düşüyor. Elazığ’da ise Mekanik saatler de tamir yapan pek kimse kalmadı. 3-5 kişi kaldık. Benim şu anda çırağım yok. Çırak yetiştiremedik. Gelen çıraklarında beklentileri de farklı oluyor. Arada yaz tatillerinde küçük çocuklar gelip çalışıyorlar. Sonra da okula gidiyorlar. Tekrardan değinmek istiyorum maalesef son nesil biziz. Belki bir ihtimal bizden biraz küçük olanlar ya da babadan oğula geçerek bu işi yaparlar” ifadelerini kullandı.

“Benim dönüm noktam şu oldu: Hem okula gidip hem de çalışıyordum”

Bingöl’den buraya babasının tayiniyle geldiklerini dile getiren Sekin hem okula gidip hem de saatçi de çırak olarak çalıştığını söyleyerek; “Benim hayatımda bir dönüm noktası var. Hem okula gidip hem de çalışıyordum. Biz Elazığ’a Bingöl’den buraya terör nedeniyle geldik. Babam imamdı ve tayinini buraya aldı. Bingöl’den buraya yeni gelmiştik ve doğru dürüst Türkçe konuşmasını bile bilmiyordum. Hafta sonu gelirdim bu dükkânın iğneden iplik her şeyini temizlerdim. Tek başıma orada çalışıyordum. Benim çalıştığım dönemde 17 kişi çalışırdı. Hiç unutmuyorum Mehmet adında bir arkadaşım vardı da geçen sene vefat etti. O dönem çalıştığım zaman bana kapalı çarşıya beni minare gölgesi ve davul tozu almaya gönderdi. Bende bilmiyordum ne olduğunu gittim. Kaç tane dükkân gezdim bulamadım. Orada bir amca bana ‘Kim sana bunu dediyse sana şaka yapmıştır öyle bir şey yok oğlum’ dedi. Bazen aklıma gelince duygulanıyorum. O seviyeden bu seviyeye geldim. Yani bu süreç içerisinde çok gayret ettim. Allah’ım bana bunları nasip etti. Ustam bana her zaman derdi, ‘Tekkeyi bekleyen çorbasını içer’ diye. Bizde tekkeyi bekledik. Yavaş yavaş kademe kademe buralara kadar geldik. Hiç unutmuyorum bizim dönemde ev telefonları çok meşhurdu. Kendi kendime derdim ‘Acaba ben bir gün bu telefonlara bakabilir miydim?’ derdim” şeklinde konuştu.

“Sadece babamın bir cep saati vardı”

Ayrıca cümlelerine babasının çok eski bir köstekli saati olduğuna değinip şöyle devam etti; “Babamın bu meslekle alakası yok. Sadece babamın bir cep saati vardı. Zenit Köstekli saat yani. Çok değerli bir dünya markası saatlerdir. Bu meslek çok değerli bir meslektir, Peygamber mesleğidir. Yusuf as. Mesleğidir. Pirimiz ustamız odur. Yusuf as. Kum saati yaptı. Kum saatinden sonra güneş saati yaptı. Bunun bütün tarihini okudum. Artık eskisi kadar zanaatkâr kalmadı. Bende kendimi zanaatkâr görmüyorum yani. Biz şu anda tamir yapıyoruz evet bana göre bir sanattır ama ben asla kendimi zanaat sanatçısı olarak görmüyorum” dedi.

“Mesleğe dair hiçbir zaman bir ayrıntıyı dahi unutmadım”

Nurettin Sekin mesleğini aşkla yaptığını ve hiçbir ayrıntısını unutmadığını dile getirdi. Değişen ve gelişen dünya düzenine rağmen unutulmayan bu mesleğin en önemli noktasına değinerek şunları söyledi; “Vitrinimize baktığınız zaman zamanla değişen bu dünyaya bizde ayak uydurmak durumunda kalıyoruz. Akıllı saatlerimiz vitrinlerimizi doldurdu. Yüzde 99 Z Kuşağı spor modelleri var. Ama buna rağmen halen öyle müşterilerim var ki 350 400 saati olup koleksiyon yapmış, klasik modeller seven müşterilerim var. Müşterilerim çok seviyorlar saatleri. Onların elindeki saat bende şu anda yok. Çok eskiye model klasik saatler mevcut ellerinde. Evet değişen dünya diyoruz ama eskiyi de unutmayan ve klasik devam eden insanlar da var. Zamanla biraz yaşın verdiği gereklilikten dolayı biraz unutkan oluyoruz. Ama bu mesleğe dair hiçbir zaman bir ayrıntıyı dahi unutmadım. Bu meslek farklı ve unutulmaması gereken bir meslektir. Bu mesleğe sahip çıkarsak hiçbir zamanda unutulmayacak bir mesleğe dönüşür”

“Biz saatçiler de sadece tamir işine ve mekanik işlerine bakarız”

Tamir işlerine değinen Usta Sekin, saatlerin Türkiye’de üretimi olmadığını ve dünya markalarının hangi ülkelerde olduğuna değinerek; “Eskiden bir vatandaşın Seiko 5 otomatik saati ya da Orient, Citizen, Cortobet, Vialux saatleri olurdu. Bu saatler ile 30-40 yılını geçirirdi. 3-5 yılda gelip bir bakımını yağlamasını yapıp giderler. Şimdi saatler de o olay bitti. Adam takım elbiseye göre saat alıyor. Aksesuar çıktıkça değişiyorlar. Farklı farklı modeller alınıyor. Biz saatçiler de sadece tamir işine ve mekanik işlerine bakarız. Türkiye’de üretim yok. Şu anda üretimin ana kaynağı İsviçre’dir. Ondan sonra Japon, kore Malezya ve bu kaynak yüzde 80 Çin’in elindedir. Ama dünya markaları İsviçre’dir. İsviçre’nin ekonomisinin yüzde 85 90’ı İsviçredir” dedi.

“İşin ehline güvensinler, saat alırken mutlaka saatçiye sorsunlar”

Usta Sekin, bu konuda çok dikkat etmelerini ve özellikle internetten saat alırken 1. kalite saatler diye alıp 2 veya 3. kalite saat çıkabileceğine değinerek uyarılarını şöyle yaptı; “Son söylemek istediğim şey ise insanlar saat alırken önce kendilerine güvenlerini istiyorum. İşin ehline güvensinler. Bizim günümüzün en büyük sorunu internettir. Adam kaliteli birinci kalite saat alıyorlar. Tamire gelince 2 ve 3. Kalite bir saat çıkıyor. Bildiğimiz Çin malı merdiven altı çıkıyor. Gitsinler bir saatçide otursunlar, sorsunlar hangi saati alabilirim diye. İnternette de alacaklarsa da saatçiye de sorsunlar. Ama genel olarak saatçiden alsınlar. Çünkü herhangi bir sorun olduğu zaman saatçi ek ücret almaksızın sahiplenir ve o saatin eksik veya hatalı yönlerini bulmaya çalışır. Garanti verir. Yani internet üzerinden alınan saatlere kesinlikle dikkat edilmesi gerekli. En azından bir saatçiye danışsınlar”

Editör: Beyza Bişkin

23 Şub 2024 - 14:04 Elaziğ/ Elaziğ- Gündem

Mahreç  Beyza Bişkin


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.