Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Öğretim Görevlisi Rüçhan Keçeci, 16 yıldır atölyesinde doğadaki ki atık metalleri sanat eserine çeviriyor. Yurt içi ve yurt dışı birçok ödül alan Keçeci, eserlerini işlerken sosyal ve kültürel mesajlar vermeyi de ihmal etmiyor. Bu kapsamda İsrail’in saldırılarında vurulmaları halinde cenazelerine ulaşmak için kollarına isimleri yazılan Gazzeli çocukların dramını, yaptığı heykele yansıttı.  Bine yakan atık parçayı birleştiren Keçeci, 45 günlük çalışma sonrasında eserini ortaya çıkartı. Empati kurarak kendisini Gazzeli çocukların yerine koyan Keçeci, yaptığı çocuk heykelinin kolun da Arapça olarak kendi ismini yazdı. İsrail’in Gazze'de sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırılarının neden olduğu insanlık dramının devam ettiğini belirten Keçeci; “Sanatçı her zaman duyarlı olmalı” dedi.

Yeniden Refah Belediye Başkan Adayı Septioğlu Çatalçeşme’de vatandaşlarla buluştu Yeniden Refah Belediye Başkan Adayı Septioğlu Çatalçeşme’de vatandaşlarla buluştu

Gazze'de yaşanan katliama heykel yaparak dikkat çekmeye çalıştı

Saldırıda hayatını kaybeden yüzlerce kişiden bazılarının kimliğinin tespit edilememesi üzerine her an ölümle karşı karşıya kalan ailelerin çözüm olarak çocuklarının ellerine, kollarına isimlerini yazdığını anımsatan Keçeci, yaptığı heykel çalışması ile Gazze'de yaşanan bu acı olaya dikkat çekmeye çalıştığını belirtti.

Bine aşkın parçayı bir araya getirdi

Keçeci'nin, İsrail'in hedefindeki çocukların dramını yansıtmak için hurda otomobil, tır ve kamyon ile kumaşlardan topladığı bine aşkın parçayı kaynak makinesi, spiral ve sertleştirici malzeme kullanarak bir araya getirip hazırladığı heykelin sağ elinde ekmek parçası ve koltuğunun altında ise oyuncak ayı bulunuyor. Gazzeli çocukları temsil eden heykelde sol ele ise annesinin eliyle ismi yazılıyor.

“Eseri yaklaşık 45 günde tamamladım”

Eserde endüstriyel atık metalleri kullandığını, bununla birlikte kumaş ve plastik gibi farklı katı atıkları da tercih ettiğini dile getiren Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Öğretim Görevlisi Rüçhan Keçeci; “Bu eseri yaklaşık 45 günde tamamladım. Sanatçı duyarlı olup tepki gösteren bir kişidir. Bende Hocalı Katliamını anlatan bir eser yaptım. Vahşet ne olursa olsun kimin yaptığının hiçbir önemi yok. Bir insana başka bir insan veya grup tarafından zulüm ediyorsa, orada bir katliam varsa sanatçı her zaman bunu anlatmalıdır. Aynı şekilde bunu Gazze içinde düşündüm. Sağ olsun ülkemizde birçok sanatçı özellikle ses sanatçıları bu konuyla ilgili çok güzel çalışmalarda bulundu Oradan elde ettikleri geliri Gazze’ye ayırdılar. Bende aynı şekilde sanat eseri olarak böyle bir şey yapmayı arzu ettim. Beni çok etkileyen bir çalışma oldu” ifadelerine yer verdi. 

“Kendimi orada yaşayan bir çocuk olarak gördüm”

Heykelin kolunda Arapça olarak kendi ismini kullandığını, tüm insanların empati kurarak kendilerini Gazzeli çocukların yerine koyması gerektiğini dile getiren Keçeci; “Bir çocuğu düşünün, ailesi tarafından annesi, ablası, kardeşi veya sokaktaki herhangi biri tarafından koluna, bacağına veya vücudunun herhangi bir yerine ismi yazılıyor. Eğer o çocuk orada bir patlamanın neticesinde ölürse vücudunun bir parçasında kime ait olduğu ismen belli olsun diye. Bu içler acısı. Bende aynı şekilde kendimi orada yaşayan bir çocuk olarak gördüm. Ben Gazze’de çocuk olsaydım ne olurdu diye? Oradaki anne tarafından isim yazılması ve bende Arapça, Rüçhan Keçeci diye kendi adımı yazdım. Ben figürün sol koluna yazdım. Sağ kolunda bir tane ayıcık bulunduruyor. Belki de çocuğun oynadığı tek nesne o oldu. Elinde bir yarım somun ekmek parçası. Üstü başı yırtık. Bakışlar ifadeler tamamen donuk. Anlamsızca ölüme bakıyor, ölümden sonraki hayata bakıyor. Sonsuzluğa bakan bir çocuk” dedi.

“Hocalı katliamı ve gazze eserim beni çok etkiledi”

Keçeci; “Bunu yaşadığınız zaman ve bir eser yaptığınızda göz yaşlarınıza hâkim olamıyorsunuz. Yaşanan bu dramatik olaylar bende çok büyük bir hüzün oluşturdu. Sanatçı duyarlılığıyla yaşanan bu insanlık dramına dikkati çekmek ve Gazzeli çocukların sesi olmak için böyle bir çalışma yapmayı uygun gördüm. Şu ana kadar 300 civarında bir eserim oldu ama Hocalı Katliamı ile bu eserim beni çok etkiledi. Aynı şekilde Muhammet Fatih Safi Türkiye’de yapmış olduğum anıt tasarımı da benzer şekilde duygusal bir neticeye bağladı. Burada çocuğun varlığı ve bitmeyen bir savaş var. Arzu ettiğimiz inşallah böyle bir savaşın dünyada olmaması. Gönül istiyor ki savaşların olmadığı barışın olduğu bir dünyada yaşamak. Bende onun için böyle bir eser yaptım. Üzücü ama gurur verici bir eser” diye konuştu.

Editör: Lokman Polat