Elazığlı hukukçular artan şiddet olaylarını değerlendirdi

Geçtiğimiz hafta sonu Elazığ adeta kana bulandı ve birbiri ardına cinayetler işlendi.  Her cinayetin ardından olduğu gibi işlenen bu cinayetlerin ardından da gözler yine yasalara çevrildi. Kimileri idam gelmeli, kimileri ise cezalar hafif kaldığı için bu denli cüretkâr suç işleniyor yorumlarında bulundu. Gerçekten cinayetler karşısında cezalar çok mu hafif kalıyor ve şiddetin önlenemiyor oluşunda gerçekten tek sorunsal yasalar mı? Diye gündeme gelen soruları işin uzmanlarına yönelttik. Görüşlerini aldığımız avukatların ortak fikri; şiddetin sadece kanun metinleri ile önlenemeyeceği doğrultusunda oldu. Ayrıca avukatlar; infazlardaki sıkıntıların toplumda bazı yaralar açtığını dillendirerek, şiddetin önlenmesi adına sosyolojik, psikolojik birçok durumun çok yönlü irdelenmesi gerektiğinin notunu düştü.

ELAZIĞ 19.10.2022, 16:48 20.10.2022, 14:38
Elazığlı hukukçular artan şiddet olaylarını değerlendirdi

Özel Haber: Kübra TÜRKAN

Her cinayetin ardından en çok konuşulan şey; cezaların azlığı oluyor. Toplumda ne yazık ki suçu işleyenin ya işleyenlerin bu nedenle bir türlü bitmediği ve hatta mantar gibi türedikleri kanısı hâkim görüş olmaya başlıyor. Oysa yasalarımızda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları gibi son derece ciddi yaptırımlarda söz konusu. Peki buna rağmen nasıl oluyor da her şiddet olayının ardından en çok irdelenen konu yasalar oluyor.  Bizler de bu durumu işin uzmanları olan Avukatlara sorduk. Görüşlerine başvurduğumuz Av. Ali Aslan Emre, Av. Cengiz Gülaç ve Av. Sadin Koç bu konuya ilişkin gazetemize özel açıklamalarda bulundu. İşte Av. Emre, Av. Gülaç ve Av. Koç’un gazetemize özel yaptıkları açıklamaların detayları…

AV. EMRE: ŞİDDET NE YAZIK Kİ TOPLUMCA KANIKSADIĞIMIZ BİR EYLEM OLDU

İlk olarak görüşlerine başvurduğumuz aynı zamanda gazetemiz köşe yazarlarından da olan Av. Ali Aslan Emre; “Şiddet, ne yazık ki haberlerde görüp bir dakikalığına üzüldüğümüz, toplumca kanıksadığımız bir eylem oldu. Gün geçmiyor ki bir şiddet haberiyle uyanmayalım. Hatta bu şiddet içerikli eylemler; ölüm ya da ciddi yaralanmalarla netice bulmaktadır. Özellikle son yıllarda kadına karşı şiddet vakaları had safhaya ulaşmış durumdadır” dedi.

AV. EMRE: BAZI KANUNLARDAKİ DEĞİŞİKLİKLER İLE FAİLLERİN; ‘İSTEDİĞİMİ YAPARIM ZATEN CEZA ALMAM’ MANTIĞIYLA HAREKET ETMESİNİN ÖNÜNE GEÇİLDİ

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi adına yasal düzenlemelerin yapıldığına da dikkat çeken Av. Emre; “Son olarak geçtiğimiz aylarda kadına ve sağlık çalışanlarına şiddetle ilgili değişiklikleri içeren kanun teklifi TBMM’de kabul edildi. Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu olmak üzere 3 farklı kanunda değişiklik içeren düzenleme 17 maddeden oluşuyor. Kısaca faillerin istediğimi yaparım zaten ceza almam mantığıyla hareket edilmesinin bir nebze de olsa önüne geçildi” ifadelerini kullandı.

AV. EMRE: CEZALARIN CAYDIRICILIĞI VE ÖNLEYİCİLİĞİ DAHA ÖNEMLİDİR

Açıklamasını sürdüren Av. Emre; “Ancak tüm bunlar yeterli dersek doğru bir yorum yapmış olmayız. Cezaların daha caydırıcı olması gerekmektedir.  Yapılsın sonra ceza verelim mantığı da bizi çıkmaza sokmaktadır. Cezaların caydırıcılığı ve önleyiciliği daha önemlidir. Bir fiili işlerken failin aklına alacağı ağır ceza gelmelidir. Bir de toplum olarak cezalandırma sisteminin gelişmiş olması lazım diye düşünüyorum. Bu şu demek; şayet birisi şiddet fiilini gerçekleştirirse onu kınamamız, yanlış yaptığını dile getirmemiz hatta gerekirse toplumdan soyutlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AV. EMRE: MAĞDURLAR, ŞİKÂYET ETSEM DE SONUÇ DEĞİŞMEZ MANTIĞINDA

“Ayrıca şiddet fiili gerçekleşmeden mağdurlar genel olarak failin tehdidine maruz kalıyor” diyen Av. Emre; “Böyle bir durumla karşılaşan mağdurlar şikâyet etsem de bir sonuç çıkmaz mantığıyla şikâyet etmekten bile imtina eder hale geliyor. Şikâyette somut delil bulunmasa bile soruşturmayı yürüten savcının faili en azından gerek kollukta gerekse de adliyede dinlemesi bile faili geri adım attırabilir” şeklinde görüş bildirdi.

AV. EMRE: MENFİ HADİSELERİN ÖNÜNE SADECE CEZALARLA GEÇİLEMEZ!

Şiddetin sosyolojik ve psikolojik olarak değerlendirilmesi gerektiğini de kaydeden Av. Emre; “Netice itibariyle toplumda yaşanan menfi hadiselerin tek çıkar yolu hukukla ya da cezalarla sağlanamaz. İnsanları şiddete iten nedenler arasında ekonomi başta olmak üzere çok çeşitli nedenler yatmaktadır. Meydana gelen olayları sosyolojik ve psikolojik olarak incelersek daha olumlu sonuçlar alacağımızı düşünüyorum” diyerek suçları önlemede cezaların tek başına yeterli olmadığına değindi.

AV. GÜLAÇ: SON 11 YILDA CEZAEVİNE GİRENLERİN SAYISINDA 3,8 KAT ARTIŞ VAR!

Bir diğer görüşlerine başvurduğumuz ve medya camiasının da yakından tanıdığı Av. Cengiz Gülaç; “Toplumda şiddet olaylarının hızlı bir şekilde arttığına dair bir kanaat var. Vatandaş olarak hissettiğimiz bu kanaat TÜİK verilerince de doğrulanıyor aslında. Cezaevine girenlerin sayısı son 11 yılda 3.8 kat artış göstermiş. Bu konuda zaman zaman çeşitli kuruluşlarca araştırmalar da yapılıyor. İletişim çağında şiddet olaylarının daha fazla görünür olduğu muhakkak. Ancak bir vakıa olarak şiddetin her geçen gün arttığını söyleyebiliriz” dedi.

AV. GÜLAÇ, ŞİDDETİN BİRÇOK MECRADA KUTSANDIĞINA DİKKAT ÇEKTİ

“Şiddetin neden arttığına dair çok çeşitli gerekçeler elbette ki söylenebilir. Söylenmelidir de” diyen Av. Gülaç; “Eğitim, ekonomi, göç, işsizlik, en çok izlenen dizi ve filmlerde şiddetin adeta kutsanması, çocuk yaştan itibaren bağımlılık haline gelen bilgisayar oyunlarında çocuğun bilinçaltının nerdeyse şiddetle dolması gibi daha birçok sebep artan şiddet olaylarında etkilidir” ifadelerini kullandı.

AV. GÜLAÇ: İNFAZ YASASIYLA, ÇOĞU SUÇUN İNFAZINA ÖRTÜLÜ AF GETİRİLMEKTE

Ceza yaslarına karşı zaman zaman haklı eleştiriler olsa bile toplumda bir takım yanlış anlayışım hakim olduğunu da belirten Av. Gülaç; “Ancak mevcut ceza yasalarımız açısından olayı ele aldığımızda haklı eleştiriler olmakla birlikte yaygın bir yanlış anlayışın da toplumda hakim olduğunu kabul etmeliyiz. İnfaz yasasında sürekli değişiklilerin yapılmasına ilişkin eleştirilere ben de katılıyorum. Pandemi döneminde infaz yasasında yapılan değişiklikler toplum sağlığı açısından gerekçelendirilse de aslında ülkemizde maalesef sürekli olarak infaz yasasıyla çoğu suçun infazına örtülü af getirilmektedir” dedi.

AV. GÜLAÇ: YASALAR TOPLUMA UYGUN OLMALI

Topluma uygun yasaların devreye sokulmasının gerekliğinden bahseden Av. Gülaç; “İnfaza ilişkin eleştirilerimizi bir tarafa bırakacak olursak, bir fiilin suç olarak kabul edilmesinde evrensel kriterler olmakla birlikte her toplum kendi ihtiyacına göre suç saydığı fiillere verilecek cezaları belirler. Cumhuriyet sonrası ceza yasamızı İtalya’dan aldığımızda, İtalyan ceza yasasını Türkiye sosyolojisinin gerçeklerine uyarlamadığımız için uzun yıllar haklı eleştirilere muhatap olunmuştu. Mafya düzeninin çok yaygın olduğu İtalya, ceza yasasına gasp suçunun cezasını çok ağır bir şekilde koymuştu. Çünkü toplumsal barışın ve bireyin karşı karşıya kaldığı tehlikeyle fiile verilecek ceza orantılı olmak zorundaydı” dedi.

AV. GÜLAÇ: YASALAR DEĞİŞEN KOŞULLARA GÖRE DE UYARLANMALI

Açıklamasını örneklerle ayrıntılı hale getiren Av. Gülaç; “Hatırlarsanız 2011 yılında Norveç’te 77 kişinin ölümüne sebep olan ‘Norveç Katili’ lakaplı Anders Behring toplamda sadece ve sadece 21 yıl ceza almıştı. Çünkü Norveçliler ceza yasalarını düzenlerken kendi toplumlarında asla ve asla böylesi bir suçun işleneceğini öngörmemişler. Bir suça ilişkin en ağır cezayı 21 yıl olarak belirlemişler. Aynı yaklaşım ülkemiz için de geçerlidir. Uyuşturucunun bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde uyuşturucu ticaretine verilen cezanın alt sınırı 5 yıl olarak düzenlenmişti. Ancak uyuşturucu kullanımı her geçen gün artmaya başlayınca ceza caydırıcı olsun diye uyuşturucu ticaretinin alt sınır 10 yıla yükseltildi” dedi.

AV. GÜLAÇ: SADECE KANUN METİNLERİYLE ŞİDDETİN ÖNLENEBİLECEĞİ ALGISI YANLIŞ!

Şiddet olaylarının tek başına kanun metinleriyle önlenemeyeceğini aktaran Av. Gülaç; “Örnekler üzerinden muradım şudur: Düşünüldüğünün aksine şiddet olaylarının artmasının sebebi işlenen suçlara verilen cezaların az olması veya ceza yasalarımızda suç ve ceza oranında bir eksikliğin olması değildir. İnfaz yasasında sürekli değişikliklerin yapılmasına ilişkin belirtiğim eleştirileri tekrardan saklı tutuyorum. Sıkıntı, her geçen gün artan şiddet olaylarının tek başına kanun metinleriyle engellenebileceğini düşünüyor olmamızdır. Az önce verdiğim Norveç örneğinden hareket edecek olursak, kanun metinlerinin, ceza yasalarının tek başına şiddeti engellemede yeterli olacağı ön kabulüyle hareket ettiğimizde Norveç’in en fazla suç işlenen ülke olması gerekirdi. Hâlbuki Norveç’te istatistikler tam tersi bir durumu ortaya koymaktadır” şeklinde görüş bildirdi.

AV: GÜLAÇ: YARGIÇLARIN YARGILADIKLARI; DOSYALARIN YAPRAKLARI DEĞİL, İNSANDIR!

“Yasayı yapanlar kadar yasa uygulayıcılarının liyakatine de bir parantez açmamız lazım” diyen Av. Gülaç; “Bir olayı, yargıladığı insanı bir ‘dosya’ gibi gören profesyonellik, dağıtılan adalette toplumda en fazla yara açan konulardan birisidir maalesef. Bilgide, tecrübede profesyonel bir seviye elbette beklenmelidir ancak yargıç önüne gelen olayın yarın bir gün arşivde tozlanacak bir dosya olmadığını bilmelidir. Yargıladıkları, dosyaların yaprakları değil, insandır!

AV. GÜLAÇ: YARGIÇ LİYAKATLİ DEĞİLSE YARGIÇ TAKDİR YETKİSİ RİSKLİ OLMAKTA

Ülkemizde ceza verilirken tek ölçünün Yargıtay İçtihatları olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını da ifade eden Gülaç; “Ceza yasamızda bir fiil suç olarak belirlendiğinde verilecek cezalar alt ve üst sınırıyla belirlenmiştir. Misal, şu şu fiili işleyen kişiye 3 yıldan 7 yıla kadar ceza verilir denilmiştir. Bunun sebebi, her olayda yargıca takdir yetkisi belirleyecek bir özgürlük alanı bırakmaktır. Eğer yargıçlarınız liyakatli kişiler değilse bu hareket alanı risklidir. Ancak, her olayın kendine özgü şartları olduğunu kabul ettiğinizde, vicdanlı bir hüküm istiyorsanız yargıca verilen bu serbestiyet çok doğrudur. Ama maalesef ülkemizde ceza verilirken tek ölçü Yargıtay içtihatlarına göre hareket etmektir” dedi.  

AV. GÜLAÇ: ŞİDDET GİBİ ÇOK YÖNLÜ BİR KONUYU SADECE CEZALARLA ÖNLEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR

Devleti devlet yapılan konulan kural ve kaideler olduğunu ifade eden Av. Gülaç; “Sosyal medya linçlerine göre verilen kararların adı ne olur bilemem ama sağlanması istenen faydanın “adalet” olmadığını söyleyebilirim! Çok sebepli bir konunun sebeplerini ciddi bir şekilde ele alıp, kafa yormadıktan sonra adalet dediğimizde aklımıza kimi olaylarda sosyal mecralarda atılan ‘idam isteriz’ sloganları geliyorsa, kimse kusura bakmasın ama hiçbir ceza yasası böyle bir toplumun içindeki şiddeti engelleyemez! Tüm bu anlatmaya çalıştıklarımın kısa özeti şu aslında: Devleti devlet yapan koyduğu kural ve kaidelerdir. Bu da ancak yasalarla ve kurumlarıyla mümkündür. Ancak şiddet gibi çok yönlü bir konuyu sadece ceza yasalarıyla önlemeye çalışmak medeni bir ülkeden beklenen tavır değildir” diyerek açıklamasını tamamladı.

AV. KOÇ: CEZALAR CAYDIRICI, SORUN; CEZALARIN İNFAZINDA YAŞANIYOR

24 Ocak 2020 Elazığ Depreminden sonra depremzedelere dair emsal davalara bakan Av. Sadin Koç ise “Şiddet yasalarındaki cezaların caydırıcı olduğunu düşünüyorum. Bence sorun verilen cezaların infazında yaşanıyor. Yani İnfaz yasaları ile hükmedilen cezaların hiçbir anlamı kalmıyor.  Şiddet olaylarında infaz yasasının değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

AV. KOÇ: UZUN YARGILAMALARDAN DOLAYI ŞİDDET MAĞDURLARI YARGI YOLUNA MÜRACAAT ETMİYOR

“Bence terör suçlarına uygulanan infaz yasası şiddet suçlarına da uygulanmalı” diyen Av. Koç; “Hukuk sistemimizin kanayan yarası haline gelen uzun yargılamaların da şiddet olaylarının artmasına sebebiyet verdiğini düşünüyorum. Zira uzun yargılamalar dolayısı İle şiddet mağdurları yargı yoluna müracaat etmekten imtina ediyorlar. Şiddet olaylarına karışanlar ise genellikle olayı dahi unuttuktan sonra yargılama sonuçlanıyor” diyerek yargılama süresinin uzunluğunun da ciddi bir sorun olduğunu aktardı.

banner3
Yorumlar (0)
Namaz Vakti 06 Aralık 2022
İmsak 05:52
Güneş 07:19
Öğle 12:19
İkindi 14:47
Akşam 17:09
Yatsı 18:31
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Rizespor 15 26
4. Pendikspor 15 26
5. Keçiörengücü 15 26
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4