Elazığ'da, 'Avrupa’dan Köye Dönüş Hikâyesi!'

14 yıl boyunca Fransa’da yaşayan ve dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alan Paris Üniversitesi Sorbonne Fakültesi Coğrafya Bölümünden mezun olan 57 yaşındaki Hava Hülya Arslan, şehir hayatından sıkılıp pandemi dönemini de fırsat bilerek,  doğduğu topraklar olan Elazığ’ın Karabörk Köyü’ne dönerek tarıma başladı. Toprağa dönüş kararının pandemi süreciyle birlikte hızlandığını belirten Arslan;  köye dönüş amacının ise rol model oluşturmak ve genç nesillere köyde, şehir yaşamından çok daha lüks ve konforlu bir yaşam sürülebileceğini aktarmak olduğunu ifade etti. Toprağın değerine ve bereketine vurgu yapan Arslan; “Gerçekten toprak ana doğurandır, kadın da doğurandır. Toprağın değerini bilendir. 2 doğuran bir araya geldiği zaman kadın eliyle ekilen her fidanın başka bir tadı, başka bir anlamı olacaktır” dedi.

ELAZIĞ 14.10.2021, 17:21 14.10.2021, 17:28
Elazığ'da, 'Avrupa’dan Köye Dönüş Hikâyesi!'

Haber: Lokman POLAT / Aysun ÇETİN /ÖZEL

57 yaşında bir çocuk annesi olan Hava Hülya Arslan, 1986 yılında Fransa’ya gitti. Fransızca öğrendikten sonra dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alan Paris Üniversitesi Sorbonne Fakültesi Coğrafya Bölümünü kazandı. Coğrafya Bölümünü tamamladıktan sonra aynı üniversitede master ve doktora çalışmalarına başladı. 2 bin yılında Türkiye’ye dönüş kararı alan Arslan; Ankara’ya yerleşerek özel kurumlarda Fransızca öğretmenliği yaptı. Pandemi süreciyle birlikte online ders vermeye başlayan Arslan, sıkıldığı şehir hayatını terk edip, tarım yapmak için memleketi Elazığ’ın Karabörk Köyü’ne yerleşerek babasına ait tarlalarda ekim ekerek tarım işine girdi. Öte yandan öğrencilerini yarı yolda bırakmayan Arslan; öğrencilere online olarak Fransızca dersi vermeyi de sürdürüyor.

“DÖNÜŞ KARARIM MEMLEKET HASRETİ”

1986 yılında Fransa’ya gittiğini 14 yıl orada kaldığını ve Türkiye’ye dönüş kararını memleket hasretine bağlayan Hava Hülya Arslan; “1986 yılında Fransa’ya gittim 14 yıl orada kaldım. İlk 3 yılım Fransızca öğrenmekle geçti. Ardından Paris Üniversitesi Sorbonne Fakültesinde Coğrafya eğitimimi aldım. Master ile doktora çalışmalarımı orada bitirdim. 2000 yılında tekrar Türkiye’ye dönüş kararı aldım. Biz buna memleket hasreti diyelim. Geldikten sonra uzun yıllar Ankara’da yaşadım. Ankara yıllarımda Fransız Büyük Elçiliğinin okulunda animasyon komitesi olarak bazı aktiviteler organize ettim. Fransızca etüt merkezim vardı. Orada Fransızca derslerinde çocuklara yardımcı oldum. Daha sonra bu pandemi sürecine girdiğimiz zaman tabi yine online olarak evde derslere devam ettim. Fakat bu pandemi sürece bize doğanın ne kadar önemli olduğunu, toprağa dönüş kararımın ne kadar hızlı gerçekleştirmem gerektirdiğini bana gösterdi. Mart ayı itibariyle köye dönüş kararı aldım ve geldim” ifadelerine yer verdi.

“YAĞIŞIN OLMAYIŞI EKONOMİK KAYIPLARA SEBEP OLDU”

Çevre koşulları ve yağışın olmayışından dolayı ekonomik kayıp yaşadıklarını aktaran Arslan; “Buraya geliş sürecimde alt yapı hazırdı. Annem ve babam 20 yıla yakındır köyde yaşıyorlar. 8-9 ayları burada üretim ile geçiyor. Ben de bu alt yapının üzerine başka neler yapabilirim düşüncesini geliştirmeye başladım. İlk dönem aspir ile oldu. Fakat bu dönem çevre koşulları, yağışın olmayışı ekonomik kayıplara sebep oldu. Beklediğimiz gibi ürün alamadık. Bu doğadan gelen sorundu. Bu sene farklı ürünleri denemeyi düşünüyorum. Kuraklığa karşı hangi ürünler dayanıklı ise onları seçme düşüncesindeyim ve ilk salep denememi yaptım. Maraş’tan salep yumruları getirdim ve salep yerlerini hazırlayarak ekmeye başladık. Onun haricinde tabi ki bizim bağ, bahçe ve bostan bir arada. Bağlarımızdan şarap üretimi yapıyoruz ve bahçede olan her sebze ve meyvenin yan ürünlerini; domates kurutmaktan tutun dut pekmezine kadar Elazığ’a özgün gıdaları hazırlıyoruz. Annem, babam ve ben bunları çok emin olduğumuz dostlarımıza satıyoruz” dedi.

“AMACIM ROL MODEL OLUŞTURMAK VE GENÇ NESİLLERE DE ÖRNEK OLMAK”

Köye dönüş amacının rol model oluşturmak olduğunu aktaran Arslan; “Fransa gibi bir tarım ülkesinden geliyorum. Ben oradayken sık sık uluslararası tarım fuarlarına katılırdım. Tamamen hobi amaçlı ve bazı konularda yeterli olmak için. Fransa tarım konusunda alt yapısı çok sağlam olan ülkelerden birisi. Türkiye’ye geldiğimde özellikle köyümde alt yapı sorunları ile karşılaştım. Bu alt yapı sorunları nelerdir; su sorunu, çevre sorunları. Biz sulu tarım yapamaz olduk. Eskiden burada; pancar, tütün, pamuk gibi su gerektiren bütün tahıllar mevcuttu.  Köyümüz oldukça canlı ve güzel bir köydü. Şu anda tabi köyler boşalmış durumda.  Benim köye dönüş amacımda aslında burada bir rol model oluşturmak ve genç nesillere de örnek olmak” şeklinde konuştu.

“SU SORUNU İLE KARŞILAŞTIK”

İlgili kurumlarla koordineli çalıştıklarını belirten Arslan; “Artık köyler boşaldı ama bu pandemi sürecinde de gördük ki şehirlerde dört duvar arasına sıkışıp kaldık ve kaslarımız erimeye başladı. Benim bu gelişimi örnek alıp da köye gelme arzusu taşıyan akrabalarımız olmaya başladı. Genç arkadaşlarımız gelip burada ev yapmaya başladılar. Ev yapıldıkça kurumsal olarak da kaymakamlıktan tutun da Tarım İl Müdürlüğüne kadar alt yapı sorunlarını nasıl çözebiliriz? Bu sorunlar nelerdir diye çalışmaya başladılar.  Ben de köyde yaşadığım bütün sorunları kendilerine aktarıyorum. Su sorununu çözmeye çalışacağız. Ormanlık alanlarımız var, o yüzden yukarıya bir gölet projemiz var. Gölet yapılırsa o zaman sulu tarım yapma şansımız da olacak. Genel olarak bu tip sorunlar ile karşılaştık” ifadelerine yer verdi.

“TÜRKİYE’NİN TARIMSAL ÜRETİMİNE KATKI SAĞLAYABİLİRİZ”

Sözlerini sürdüren Arslan; “Eskiden geleneksel tarım yöntemleri yorucuydu. Atalarımız çok yıprandılar, yoruldular. Ben burada şunu da göstermek istiyorum. Köyde de şehir yaşamından çok daha lüks ve konforlu yaşam sürerek burada tarımsal üretime geçebilirsiniz. Artık tarımsal makineler traktörler vs. her türlü aletler bizim fiziki olarak aşırı yorulmadan tarım yapabileceğimizi göstermekte. Çok yorulmadan da çok keyifli işler yapabiliriz. Türkiye’nin tarımsal üretimine katkı sağlayabiliriz. Bu konuda çok ciddi şekilde dışa bağımlı olmaya başladık. Bu beni çok üzüyor. Benim amaçlarımdan biriside köyümün ekonomisi, daha sonra bölge ekonomisi derken Türkiye ve dünya da tarımsal üretime katkı sunmak ve örnek olmak. İnsanların aslında köye dönüşünde ne kadar rahat olabileceğini tabi burada topraksız insanlardan bahsetmiyoruz. Toprağı olup da şehirlerde hapis hayatı yaşayan insanların köylere dönebileceğini göstermekti benim amacım” dedi.

“DOĞAYI ÇOK BİLİNÇLİ ŞEKİLDE KULLANAN BİR FRANSIZ KÖYLÜSÜ VAR”

Fransa köylüler ile Türkiye köylüleri arasında fark olduğunu vurgulayan Arslan; “Coğrafyayı bitirdikten sonra mastarımı geleneksel harita tekniklerinde yaptım. Konu olarak Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Bölgesi üzerine harita teknikleri tezimi hazırladım. Daha sonra doktora ön çalışmalarıma da yine Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kuru tarımdan, sulu tarıma geçişteki adaptasyon sorunları nelerdir? Bunun üzerine yaptım. Fransa tarım konusunda çok muhteşem bir ülke. Yeşil, alt yapısı çok sağlam, suyu bol bir ülke. Aynı zamanda köylüler eğitimli ve çok bilinçli.  Buraya geldiğim de tabi o aradaki farkı gördüm. Karşılaştırma fırsatı buluyorsunuz ama bana teorik olarak çok şey kazandırdı. Bütün Fransa’yı dolaştım, köylerini gördüm. Tarım fuarlarında köylüler ile konuştum. Buraya geldiğim zaman bizim Türkiye’deki köylüler ile Fransız köylüleri arasındaki farkı çok net şekilde görebiliyorsunuz” ifadelerini kullandı.  

“ATALARDAN KALAN TOPRAĞIN BÖLÜNMEMESİ GEREKİYOR”

Arslan; “Fransa’nın köyleri şehirlerden çok daha lüks bir yaşam sunuyor. Köylerde teniz kortları, basketbol sahaları, yüzme havuzları görebiliyorsunuz. İnsanlar tarlalarda işlerini bitirdikten sonra köy restoranında bir keyif yapabiliyor. Doğayı çok bilinçli şekilde kullanan bir Fransız köylüsü var. Ben buradaki köylülerinde bu bilinç düzeyine ulaşmalarını çok arzu ediyorum. Özellikle burada tarım bakanlığımıza çok görev düşüyor. Fransa da köylü olabilmek için eğitim almak zorundasınız. En az 6 aylık bir formasyon eğitimi sonrası köyünüzdeki babanızın arazisini üretebiliyorsunuz. Ben burada da bunun olmasını; arazilerin, toprakların bölünmemesi, atalardan kalan mirasın bölünmemesi gerektiğini düşünüyorum. Örneğin 700 dönüm arazimiz var. Bu arazi 7 kardeşe, o kardeşlerin çocuklarına bölündüğü zaman ekonomik değerini yitiren tarım arazisi sorunları karşımıza çıkmaya başlıyor” dedi.

“ELAZIĞ, 81 İL İÇERİSİNDE 10 PİLOT İL ARASINDA” 

“Ne kadar üretirsek kendimizi o kadar değerli hissederiz” diyerek sözlerini sürdüren Arslan; “Türkiye’de şöyle bir proje var; Tarım Bakanlığımız Türkiye’de 81 il ilçesinde 10 pilot il seçti. Bu pilot illerinden birisi de Elazığ. 10 pilot il içerisinde de bin kadın, kız kardeşim projesi kapsamında; kadınların ürettikleri ürünlerde hangi sektörde olursa olsun markalaşma yolunda. Danışmanlarımız ile birlikte nasıl yükselişe geçeriz nasıl marka oluruz. Gerçekten toprak ana doğurandır, kadın da doğurandır. Toprağın değerini bilendir 2 doğuran bir araya geldiği zaman kadın eliyle ekilen her fidanın başka bir tadı başka bir anlamı olacaktır. Örneğin benim Orman Bakanlığı ile bir projem var. Orman köyü olduğu için orman köylerinin çok güzel avantajları var. Köyümde yıpranmış orman arazileri var 30 dönüm kadar talepte bulundum ardıç ve meşe ormanı olduğu için orada önümüzdeki yıl 30 dönüm badem ekmeyi düşünüyorum. Biz badem ve cevizde dışarıya bağlıyız. Artık ne kadar çok üretirsek kendimiz o kadar çok değerli hissederiz diye düşünüyorum” diyerek üretimin önemine değindi.

“ÇEVRE SORUNLARINA KARŞI DUYARLI OLMAK ZORUNDAYIZ”

Kuraklığa dayanıklı ürünlere yöneldiğini belirten Arslan; “Mart ayında köye geldiğimde bana aspir ekmemi önerdiler. Yaklaşık 250 dönüm kadar aspiri ektik. Fakat bu sene ben 500 dönüm kadar araziyi sürüp üzerinde deve dikini ekmeyi düşünüyorum. Deve dikeninin faydaları oldukça fazla; karaciğer yağlanmasına karşı, kolesterol düşürücü etkisi, şeker hastalığına karşı birçok faydası var. Tohumlarını kullanabiliyorsunuz, çiçek yapraklarını kullanabiliyorsunuz. Geri kalanını da hayvanlara yem olarak kullanabiliyorsunuz. Neden deve dikeni? Çünkü kuraklığa çok dayanıklı biz artık kuru tarım yapmak zorundayız. Çevre sorunlarına karşı duyarlı olmak zorundayız. Dolayısıyla Tarım İl Müdürlüğüyle deve dikenine karar verdik. Bana en büyük faydası ekonomik olarak gübre kullanmamam. Tıbbi olarak kullanılacağı için gübre gerektirmeyen bir ürün seçtim. Giderleri ne kadar çok azaltılsak ekonomik karımız o kadar artacaktır” dedi.  

“BU BÖLGEYİ SALEP BÖLGESİ YAPABİLECEĞİME İNANIYORUM”

Sözlerini sürdüren Arslan; “Birde salep denemesi yaptım. Doğal olarak köyümüz zaten salep köyü. Salebin birkaç çeşidi bulunuyor. Salep olayını büyütmeyi ve burayı salep köyü yapmayı düşünüyorum. Madem doğal olarak var. Bizim biyolojik çeşitliliğimiz içerisinde salep yerini bulmuş durumda. Salebi onlarca dönüme çıkarmayı düşünüyorum. Çok değerli bir ürün. Türkiye’nin ihracatına baktığınız zaman salep sektörü sadece kaçak toplayıcılarla besleniyor. Samsun, Sinop, Amasya gibi projeler geliştiren iller var. Bu illeri örnek alıyoruz. Maraş bu konuda çok başarılı. Bu bölgeyi de salep gölgesi yapabileceğime inanıyorum. Mühendis arkadaşlarla bu yönde görüşmelerimiz var” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’DE HİÇBİR BÖLGEDE OLMAYAN FİDANLARI ÇOĞALTMAYA BAŞLADIK”

Arslan; “80 yıllık eski bağlarımız var. Boğazkere üzümü dünyada sadece Diyarbakır ve Elazığ’ın yüksek bölgelerinde bulunan çok değerli bir üzüm. Biz boğazkereyi şarap yapımında maya olarak kullanıyoruz. Maya kalitesi çok yüksek. Madalyada birincilik almış bir üzüm. Türkiye’de hiçbir bölgede olmayan fidanları çoğaltmaya başladık. Yeni bağlar geliştirmeyi düşünüyoruz. Elazığ üzümleriyle meşhur bir şehir. Şarapçılıkta da çok iyiyiz. Dolayısıyla Boğazkere, Öküzgözü, diğer yemeklik üzümlerimiz bunları eski bağlarımıza taşımayı ve yeni bağlar oluşturmayı da düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.

“KÖYDEN BÜTÜN DÜNYAYA ULAŞMA ŞANSIMIZ VAR”

Şehir hayatından ve üretmemekten sıkıldığı için köye yerleştiğini vurgulayan Arslan; “Fransızca özel dersler veriyordum. Pandemi döneminde online sisteme geçmek zorunda kaldık. Madem online ders veriyorum dedim. Benim köye gidişime de engel teşkil etmeyecek. Böylece entelektüel bir akademik veya ders verme, öğretmenlik hazzını da burada yaşayabiliyorum. Teknoloji her yerde elimizin altında. Buradan skyp üzerinden Ankara, İstanbul hatta Azerbeycan’ dan arayan öğrencilerime ders veriyorum. Köyden bütün dünyaya ulaşma şansımız var. Bazen bahçede ders veriyorum. Öğrencilerim deniz kıyısından ders aldılar. Çok keyifli Fransızca dersleri yaptık. Bundan sonrada online ders vermeyi düşünüyorum. Dört duvar arasına girmeyi düşünmüyorum. Benim doğada olma özgürlüğüm beni köye getirdi. Böylece pandeminin avantajını da yaşamaya başladık. Şehir hayatından ve üretememekten sıkıldım köye gelip hem ekonomik hem de geleceğimi garanti altına aldım” diyerek sözlerini noktaladı.

banner3
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
2
açık
Günün Anketi Tümü
Cafer Aydın Elazığspor’da Başarılı Olur Mu?
Cafer Aydın Elazığspor’da Başarılı Olur Mu?
Namaz Vakti 22 Ekim 2021
İmsak 05:11
Güneş 06:32
Öğle 12:13
İkindi 15:14
Akşam 17:43
Yatsı 19:00
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 9 21
2. Hatayspor 9 19
3. Fenerbahçe 9 19
4. Beşiktaş 9 17
5. Karagümrük 9 17
6. Galatasaray 9 17
7. Alanyaspor 9 17
8. Altay 9 15
9. Konyaspor 9 14
10. Adana Demirspor 9 12
11. Kayserispor 9 11
12. Gaziantep FK 9 11
13. Sivasspor 9 10
14. Başakşehir 9 9
15. Antalyaspor 9 9
16. Öznur Kablo Yeni Malatya 9 9
17. Göztepe 9 8
18. Giresunspor 9 8
19. Kasımpaşa 9 6
20. Rizespor 9 1
Takımlar O P
1. Ümraniye 9 21
2. Ankaragücü 9 21
3. Erzurumspor 9 18
4. Eyüpspor 9 17
5. Kocaelispor 8 16
6. Bandırmaspor 9 15
7. Tuzlaspor 8 14
8. Samsunspor 8 11
9. Gençlerbirliği 8 11
10. Menemenspor 9 11
11. İstanbulspor 8 10
12. Denizlispor 9 10
13. Altınordu 9 10
14. Adanaspor 9 9
15. Manisa FK 9 9
16. Boluspor 8 8
17. Bursaspor 8 8
18. Balıkesirspor 8 6
19. Ankara Keçiörengücü 8 4
Takımlar O P
1. Chelsea 8 19
2. Liverpool 8 18
3. Man City 8 17
4. Brighton 8 15
5. Tottenham 8 15
6. M. United 8 14
7. West Ham 8 14
8. Everton 8 14
9. Brentford 8 12
10. Wolverhampton 8 12
11. Leicester City 8 11
12. Arsenal 8 11
13. Aston Villa 8 10
14. Crystal Palace 8 8
15. Southampton 8 7
16. Watford 8 7
17. Leeds United 8 6
18. Burnley 8 3
19. Newcastle 8 3
20. Norwich City 8 2
Takımlar O P
1. Real Sociedad 9 20
2. Real Madrid 8 17
3. Sevilla 8 17
4. Atletico Madrid 8 17
5. Osasuna 9 17
6. Rayo Vallecano 9 16
7. Barcelona 8 15
8. Real Betis 9 15
9. Athletic Bilbao 8 13
10. Valencia 9 12
11. Espanyol 9 12
12. Villarreal 8 11
13. Mallorca 9 11
14. Elche 9 9
15. Celta de Vigo 9 7
16. Cádiz 9 7
17. Granada 8 6
18. Levante 9 5
19. Deportivo Alaves 8 3
20. Getafe 9 2