“ELAZIĞ SÂHİPSİZ DEĞİLDİR” DİYENLER NEREDE? « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

Pendik escort

“ELAZIĞ SÂHİPSİZ DEĞİLDİR” DİYENLER NEREDE?

Bu haber 04 Eylül 2020 - 7:58 'de eklendi.

2020 Yılı musîbetlerle başlamıştı bu memleket için.
24 Ocak’ta deprem…
10 Mart’tan sonra da salgın.
Ülke 8 aydır tek gündem maddesiyle meşgûlken, Elazığ iki sorunla birden mücâdele etti / ediyor…
***
24 Ocak Depremi’nin üzerinden henüz 2 hafta geçmişti…
“Sürsürü ile Mustafapaşa’da çöken 2 binadan ve enkaz altından sağ ya da ölü çıkarılanların sayısından ibâret görülen Elazığ Depremi’nin maddi mânevî bilânçosu zaman geçtikçe ağırlaşacak!..” dedik, belliydi…
Devletin ilgili 3 bakanı ilk günden Elazığ’da karargâh kurmuştu ve “Allah, devlete zevâl vermesin” diyen Elazığ halkı, sâhiplenildiği için buruk da olsa sevinçliydi, mutluydu.
O günlerde; enkazlar arasında, kameralar eşliğinde dolaşanlar sıradaydı!
Çadırlara girip, mazlum ve mağdur çocukların başını okşarken poz verenler vardı?
“Tâziye evinde gibiyiz, herkes çekip gidince asıl o zaman acımızla baş başa kalacağız!..” deniliyordu…
Nihâyetinde acılarıyla ve sorunlarıyla baş başa kaldı Elazığ halkı!
Yakınlarını kaybedenler, evi yıkılanlar, işlerinden olanlar, sığınacak yer bulamayıp memleketten taşınanlar, kelimenin tam mânâsıyla bağırlarına taş basarak acılarını dindirenler, dert yanmaya başlamışlardı artık!..
***
Evindeki hasar oranı konusunda adalet isteyenler?
Evini sigortaladığı hâlde, formâlite gerekçelerle hak ettiği meblağı tahsil edemeyenler?
Evini yıkması istenen, ancak nasıl ev sâhibi olacağı söylenemeyenler?
Evi kentsel dönüşüme dâhil edilen, ama akıbetinin ne olacağını bilemeyenler?
Elazığ Merkez Revizyon – İlâve İmar Plânı’ndaki değişikliklerle ortaya çıkan şikâyetler!..
Dar gelirli vatandaşların, müteahhit mârifeti olmadan nasıl ev sâhibi olacaklarını merak edişleriyle birlikte tüm sorular havada kaldı?
Haklarının kaybolduğunu anlatıp da “çözüm” isteyenleri, kulak verip dinleyen de, onları sâhiplenen de olmadı ne yazık ki?
***
“Maddi mânevi sıkıntılar içinde ve mağdur durumda bulunan Elazığ Halkı’na sâhip çıkması gerekenler, yaşanılan şartların istismarının önlenmesi amacıyla çok dikkâtli ve duyarlı olmalıdırlar!” dedik…
İçişleri Bakanı’nın; “Afet Bölgesi diye bir kanun yok!” deyimini ele alıp, siyâsî kaygılar nedeniyle savunmaya geçenler; “Efendim ‘Afet Bölgesi’ yok, ‘Afete Mâruz Bölge’ var!” diye, ahkâm kestiler!
Peşinden de aba altından sopa gösterir misâli; “Afete Mâruz Bölge” ilân edilirse, Elazığ’a bir çivi bile çakılamazmış?” diye eklediler!
***
Elazığspor’un kapanacağı söylemlerine karşı çıkan ve harekete geçen ilk isim olan Elazığ TSO Başkanı Asilhan ARSLAN, depremin ekonomik etkileri konusunda da en doğru stratejiyi uygulayan STK Başkanı oldu ve herhangi bir siyâsî kaygı yaşamadan, Elazığ’dan yana tavrını koydu!
Elazığ’daki odalar, borsalar ve STK’ları bir araya getiren ve ortak bir basın toplantısıyla yaşanan deprem sonrası Elazığ’ın ihtiyacı olan 12 madde hâlinde sıralanmış destekleri, ilgili muhatap kurumlarını da belirterek kamuoyuna duyurdu.
Zamanında ve yeterli destek sağlayamadıkları taktirde, 2020 Yılı’nda Elazığ Ekonomisi’nin çöküş yaşayacağını belirten ETSO Başkanı, mücbir sebep hâli ilânının Elazığ’ın yaralarını sarmaya yetmeyeceğini, hukukçularıyla yaptığı çalışma neticesinde 7269 Sayılı Kanun’un alt maddesi 4123 Sayılı Kanunla Tabii Afet’e Marûz Kalan Yöre ve neticede Cumhurbaşkanlığı’nın Kanun Hükmünde Kararname düzenlemesiyle Elazığ’ın bu kazanımları elde edebileceğini ifâde etti…
Elazığspor’u sâhiplenme konusunda girişimleri nedeniyle malûm kişilerce suçlanıp hedef hâline getirilen ETSO Başkanı Asilhan ARSLAN, “Tabii Afet’e Marûz Kalan Yöre” vasfıyla Elazığ’ın kazanımlarını dillendirdiği için de bu kez; “muhâlif” gibi davranmakla ithâm edildi?
Böylece, memleketi sâhiplenecek çapta olan en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri konumundaki ETSO’nun genç ve dinamik başkanı, ister istemez kurumuna / köşesine çekildi!..

***

Elazığ’da doğal olarak “muhâlif” olmakla suçlanamayacak, çoğu zaman da iktidar milletvekilleriyle ortak hareket etme eğiliminde olan bir milletvekili de vardı; Ana Muhâlefet Partisi’ne mensup Gürsel EROL…
TBMM’nin 4 Ocak Salı günkü toplantısında CHP Grubu adına bir konuşma yapan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel EROL, konuyu ülke gündemine taşıyarak; 1992 Erzincan Depremi’nde yapıldığı gibi ek kanunlarla Elazığ’ın beklentilerinin karşılanabileceğini dile getirirken, 1999 Marmara Depremi’nde olduğu gibi bir “Araştırma Komisyonu” oluşturulmasını ve halkın taleplerinin bu yöntemle tespiti ve çözümünün gerçekleştirilmesini önerdi.
Neticede, önerinin iktidar partisi ve onu destekleyen MHP’nin oylarıyla reddedilmesi, TBMM’de bir de zafer kazanılmışçasına “alkışlarla” karşılanınca, ister istemez kamuoyundan haklı tepkiler yükseldi!..
***
Depremin üzerinden tam 8 ay geçti, ülke pandemiyle uğraşırken; Elazığ, yıkılan evinin, kapanan işyerinin sıkıntısıyla her geçen gün daha da perişân olan insanların yaşamaya çalıştığı, yıkık ya da yıkılmak için sıra bekleyen binalardan oluşan toz toprak içindeki siluetiyle, harabe bir kent hâline geldi!
Elazığlı; “Allah, devlete zevâl vermesin!” diyerek sabretti olan bitene ama, son günlerde “mağdur depremzede” olarak ister istemez geleceği konusunda kaygı duymaya başladı yaşananlar karşısında?
21 Ağustos’ta yayınlanan 2846 Sayılı Resmî Gazete’de OSB için geçerli 6. Bölge teşvik sisteminden çıkarılan Elazığ’ın, 2021 Ocak Ayı’ndan itibaren 4. Bölge kapsamına alınacak olmasıyla hayâl kırıklığı büyüdü!
Şu gerçeği bir kez daha dile getirelim; Elazığ, “Cazibe Merkezleri Programı” kapsamında 6. Bölge Genel Teşvik Paketi’nde değildi zâten, Organize Sanayi Bölgesi’ne yapılacak yatırımlarla sınırlı olarak 6. Bölge Teşviklerinden yararlanabiliyordu sâdece?
Biz, depremin ekonomimizi de yıkıma uğratan etkilerini gidermek amacıyla 6. Bölge Teşvikleri’nin il genelinde yaygınlaştırılmasını umarken, OSB sınırlı teşvikleri bile kaldırmak Elazığ’a bir darbe daha indirmek değil mi?
Her fırsatta Elazığ OSB’de düzenlenen toplantılarla bakanları ağırlamak suretiyle gövde gösterisi yapanlar, bu kaybı telâfi amacıyla siyasîlerden işâret falan beklememeli, topu birilerine atmak yerine özellikle harekete geçmeli!..
***
Ve son olarak sel felâketine uğrayan Giresun için 31 Ağustos’ta yapılan “Esnafa 50 Bin Lira hibe” ve “100 Bin Lira faizsiz kredi” desteği açıklamasıyla, afetzede olarak çifte standarta mâruz kaldığı anlaşılan Elazığ’da bir artçı sarsıntı daha meydana geldi âdeta!..
Öyle ya, Elazığ söz konusu olduğunda “hibe”yi düşünmeyenler, Karadeniz’e alenî bir ayrıcalık daha uygulayınca; çifte standart karşısında “SâhipsizElazığ!” “hashtag”iyle twitterde ayağa kalkan gençler, sesimizi duyurdular ülke çapında!..
Elazığlı, “haksızlık” yapılmasın istiyor…
Elazığlı, kendi gücünü aşan konularda hakkını koruyacak bir yetkili tarafından sâhiplenilmek istiyor!
O nedenle “SâhipsizElazığ!” hashtagiyle başlatılan hareket, yoğun ilgi gördü ve ses getirdi.
Sâhipsiz / Sahapsuz Elazığ deyimine anlam veremeyenlere hatırlatalım…
Bu deyimde sâhip, “efendi” veya “buyuran” anlamında kullanılmamaktadır!
Elazığ’ın hak ve hukukunu koruması gereken bir temsilcinin eksikliğiyle bağdaştırıldığı içindir ki “Sâhipsiz Elazığ” deyimi, tüm karşı çıkmalara ve de inkâr çabalarına rağmen toplumca benimsenmiş, yıllardır her fırsatta haksızlıklara karşı haykırılan bir slogana dönüşmüştür!
“Sâhipsizlik” deyimine düşünmeden itiraz edenlere ve karşı çıkanlara sormak lâzım şimdi…
Hani, “Elazığ sâhipsiz değildir!” diyenler nerede?
Varsa şâyet şu “memleketin sâhibi”, söyleyin bakalım nerede?..

H. Vehbi Coşkun
H. Vehbi Coşkunvehbicoskun@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Abdullah şekeroğlu Eylül 4, 2020 / 21:38 Cevapla

Allah razı olsun hocam. Duygularımıza düşüncelerimiz tercüman oldunuz. Yüreğinize sağlık.

    H. Vehbi COŞKUN Eylül 11, 2020 / 07:17 Cevapla

    Teşekkür ediyorum üstât. Eskiden “Sahapsuz” derlerdi!.. Ya ne ya. Selâm ve muhabbetle

Abdullah şekeroğlu Eylül 4, 2020 / 21:39 Cevapla

Allah razı olsun hocam. Duygularımıza düşüncelerimiz tercüman oldunuz. Yüreğinize sağlık. İyiki varsınız.