ELAZIĞ, ELAZIĞLILIK VE TAASSUP? « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

ELAZIĞ, ELAZIĞLILIK VE TAASSUP?

Bu haber 20 Mart 2020 - 8:06 'de eklendi ve kez görüntülendi.

2020 Yılı felâketlerle geldi desek yeridir…

Elazığ’da deprem, İdlip’te şehitler, Van’da çığ düşmesi, İstanbul’da uçak kazası, Van’da deprem, sınırlarımıza teğet de geçse çekirge istilâsı ve tüm dünyayı saran Koronavirüs salgını…

“Allah beterinden saklasın” dese de insanlar, biri bitmeden öteki belirdi ve felâketler art arda geldi.

Yaşandı, yaşanıyor, daha yaşanacağa da benziyor!..

***

Dünya farklı değerlendirse de bu olayları, biz Türkler; özellikle sosyal medyada dramatik yaklaştığımız kadar, kimsenin hayâl dahi edemediği ölçüde mizâhî biçimde de yorumlayabiliyoruz olan biteni?

Meselâ, Koronavirüs salgını konusunda; Aylan bebeğin yüzüstü yatar biçimde sâhile vuran cesedinin fotoğrafını kullanmışlar…

“Aylan bebek kim, Koronavirüsle ne âlâka?” mı diyorsunuz…

Aylan bebek, hani şu Suriye’deki iç savaştan kaçan mülteci bir ailenin 3 yaşındaki çocuğuydu hatırladınız mı?

2015 Yılı Eylül ayında şişme bir botun batması sonucu boğulan 5 kişiyle birlikte, Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde kıyıya vuran ve minik cesedi sâhilde yüzüstü yatar biçimde bulunan Aylan bebek.

O tarihten sonra mültecilerin simgesi olan Aylan bebek.

Kare kare yayınlanan fotoğraflarıyla, insanlığı utandıran ve gözyaşı döktüren Aylan bebek!..

İşte Koronavirüs konusunda verilen “mesaj” öylesine dramatikti ki, Aylan bebeğin öcünü alır gibiydi dünyadan…

O herkesin hâfızasına kazınan, Aylan bebeğin yüzüstü yatar biçimde sâhile vuran cesedinin fotoğrafı ve altında, Koronavirüsle bağdaştırılan şu satırlar insanın kanına dokunur gibiydi;

“Dünyanın yanacağı senden belliydi çocuk…

Dünya yanıyor aheste aheste.

Hem de çocukları öldürmeyen virüsle!..”

***

2020’nin ilk ayında depremle sarsılan Elazığ ve Elazığlı için çok şeyler söylendi.

“Üşüme Elazığ” diye başlayan cümlelerle, millî birlik ve beraberlik ruhu gereği ülke çapında gerçekleştirilen dayanışma için doğaçlama sloganlar üretildi.

Eşi ve çocuğunun enkaz altından çıkarılmasını bekleyen öz Elazığlı bir kardeşimizin, kendisiyle röportaj yapmaya çalışan kadın muhabirin anlamsız ve zamansız sorularına karşılık, gözyaşları arasında büyük bir olgunluk ve nezâketle; “Evet ablacığım…” diye başlayan ve sabırla devam eden cevaplarını tüm ülke izledi…

Muhtaç olsa da depremzede insanımızın kimseye el açmadığını, yardım almak için kuyruğa bile girmediğini dile getirdiler, olan biteni iyi gözlemleyebilen ulusal basın mensupları?

Sonra, haksızlığa uğrasa bile hakkını aramayı zûl saydı o ortamda ve “Allah, devletimize zevâl vermesin” dedi, durumuna isyân etmedi gerçek Elazığlı!..

***

Malûm, yıllardır Elazığ’dan taşınanlarla, Elazığ’a taşınanların meydana getirdiği büyük sirkülasyon sonucu önlenemeyen biçimde değişime uğrayan demografik yapı, ne yazık ki Elazığ halkının “Elazığlılık” kültüründen uzaklaşmasına yol açtı / açıyor!..

Deprem felâketinde Elazığlılık kültürüne aykırı davranan insanların, evsiz barksız kalan depremzedelerin konut ihtiyacını gidermek dururken ev kiralarını iki katına çıkardıklarına, eşya taşıyıcıların aç açıkta kalan perişan vatandaşın enkazdan çıkardığı iki parça eşyayı depoya nakletmek için cüzdanındaki paranın tamamına göz koyduğuna şâhit olduk!

Elazığlı diyemedik ki Elazığ’da otursalar da “Elazığlılık” kültüründen uzak olan, insanlıktan nâsibini alamamış o “fırsatçı”lara?

***

Yaşanan felâketlerle birlikte bugünlere geldik…

Aylan bebeği dramatik biçimde ön plâna çıkaran sosyal medya, bu kez Elazığ’da Kapalı Çarşı’da yapılmış Koronavirüs konulu röportajları mizâhî bakış açısıyla gündeme getirdi…

@Soutatlas isimli bir hesap, paylaştığı videoyu; “eoropa: stay home, asia: stay home, america: stay home, whole world: stay home, all turkish: stay home. elazığ city: …” ön yazısıyla sunmuş?

Google, tweet’in çevirisini yapıyor zâten.

“avrupa: evde kal, asya: evde kal, amerika: evde kal, bütün dünya: evde kal, tüm türk şehirleri: evde kal. elazığ şehri: …”

Evet, bütün dünyayı Elazığ ile kıyaslayan bu sunum câzip olunca, videoyu izlemek istiyorsunuz tabii?..

***

Elazığ’da Kapalı Çarşı’da yoğun kalabalıkta mikrofon uzatılan vatandaşlar, Koronavirüs salgını tehlikesine ve evde kalma çağrılarına ilişkin düşüncelerini açıklıyorlar;

– “Korona diye birşey yok, uydurma, algı operasyonu. Cenâb-ı Allah şifâlar versin, hastalık yok inşallah. Elazığlı ortada, işte geziyor sokaklarda!..”

– “Korona bize dışarıdan geldi, Türkiye’de olan bir şey yok. Anladın mı, bize Allah’ın izniyle hiçbir şey de olmaz. Bizim îmanımız kuvvetlidir.”

– “Bu korona niye geldi bili misin, dünya Türkiye’den uğraşidi, Allah bi belâ verdi. Türkiye’ye geldi ama, sonradan geldi, dışarıdan geldi!..”

– “Dışarıya çıkan vatandaşlar tehlikede değil. Yalnız toplu yerlere, kapalı yerlere girmesinler, hiçbir şey de olmaz. Burası kapalı çarşı ama, her tarafı açık, hiçbir şey de olmaz!”

Videonun altında bu dile getirilenlere karşı verilen cevapları yazsam, hem bu sütûnlara sığmaz, hem de hiç uygun olmaz!..

Ulaşabilenler, ulaşmıştır zâten…

Ben sâdece birine yer vereyim; “Korona’ya aşı bulunur da birgün, ya cehâleti ne yapacağız?” demiş hemşehrimizin biri…

***

Sosyal medyadan enteresan bir mesaj daha…

“Dedemi camiye kaçarken, kapıda yakaladık:)…” diye?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Koronavirüs salgını başladıktan sonra Umre’ye gidişe yasak getirmeyişi kadar, Cuma namazı ile vakit namazlarına dâir “cemaatle namaz” konusunda kısıtlamada da çok geç kalması, risk grubu olarak nitelenen yaşlı insanları göz göre göre tehlikeye atmıştır!

Tıpkı Elazığ Kapalı Çarşı’daki video gibi; tüm çağrılara rağmen cemaatle namaz kılacaklarını dile getiren bir grup vatandaşın, bu ibâdeti yerine getirme hususunda Diyanet’in buyruğunu dinlemeyeceklerine dâir ifâdelerini içeren yine Elazığ’da çekilmiş olan videodaki görüş ve düşünceler de, kuşkusuz yine îman gücüyle Koronavirüs etkisinin mukayesesine dayandırılmıştı!

Ardından bir başka video görüntülü paylaşımıyla dikkâtleri çeken bir hemşehrimiz; “Sorun imama, Elazığ İzzetpaşa Camii, Cuma namazları hâriç hangi vâkit namazında bu kadar dolmuştu?” meâlindeki yorumuyla, Elazığ’da son dönemde beliren taassupla ortaya çıkan bu köhne zihniyetin, devletin tepesinde alınan kararlara rağmen, meydan okur bir inâtla, zıtlaşma içerisinde oluşuna işâret ediyordu!

***

Malûm, dedik ya; yıllardır Elazığ’dan ayrılan münevver insanımızın meydana getirdiği büyük boşluğun doldurulamayışı neticesinde değişime uğrayan demografik yapı, Elazığ halkının “Elazığlılık” kültüründen uzaklaşmasına yol açtı / açıyor…

Mizâhî yaklaşımla dile getirilse de anlayın artık arkadaş, Elazığ’da son dönemde dindarlık adına sergilenen davranışlar, ne yazık ki koyu bir taassupla câhiliye dönemi belirtileri gösteriyor ve bizi İslâm’ın aydınlığından uzaklaştırıyor!

 

 

H. Vehbi Coşkun
H. Vehbi Coşkunvehbicoskun@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.