Eğitim, Öğretim Derken Okul Öncesi ve Çağrı

Dili CAN’ca

Eğitimi mi, öğretim mi; teori mi, uygulama mı; ezber mi, anlama mı; düz okuma mı, simge mi?

Okul öncesi eğitimden, ilkokula, ortaokula, liseye, üniversiteye, ihtisaslaşmaya kadar daha günlük hayatta birçok alanda yaşanılan temel sorunlar…

Sadece bu kadar mı?

Kavramlarda bile kargaşa, ikilem, hatta üçlem var. İlkokul, ortaokul ifadelerinde bile ilköğretim, ortaöğretim ifadeleri var. İlköğretim okulu, ortaöğretim okulu gibi özel isimle anılan okullar buna en güzel örnektir. Elazığ İlköğretim Okulu, Ankara Ortaöğretim Okulu… gibi.

İyi de eğitim bunun neresinde? Okullarda sadece öğretim mi var, okullarda eğitim yok mu, her ikisi birlikte ifade edilemez mi, ortaöğretim ifadesi bir algı mıdır, lise ifade edilirken neden öğretim ya da eğitim ifadesi kullanılmıyor; kullanılmıyorsa lisedeki eğitim eğitim mi, öğretim mi; yoksa ne?

Yoksa okullarda sadece öğretim mi var, eğer varsa eğimsiz bir öğretim doğru ve faydalı olur mu, her iki kavram eğitim ve öğretim kavramları birlikte kullanıldığında bir sorun mu olur? Keban İlköğretim ve Eğitim Okulu, Keçiören Ortaöğretim ve Eğitim Okulu demek zor mu, bur anlam bozukluğu mu olur?

Bu işi dil bilimcileri, Türkçe alanında mütehassıs yapanlara bırakarak bu konuda beklentiye de girmek lazım.

Yaşanılmışlar tecrübe olduğu kadar aynı zamanda hem öğretim hem de bir eğitimdir. Öyle ise Kalemin geçmişine seyahatini kulak verelim.

Okul öncesinde kreş, anaokulu görmedi Kalem. Aynı zamanda sosyal hizmet uzmanı olan Kalem’e göre okul öncesi kreş ve anaokulu çok ama çok önemli bir aşamadır.

İlkokul öncesi kreş, gündüz bakımevi, anaokulu gibi kurum ve kuruluşlarda bakımın yılları kapsaması, bir hafta boyu olması, bir mesai gibi gün boyu; hatta mesai ötesi olması konusu tekrar enine boyuna ele alınmalıdır. Zira hayatın en önemli dönemleri sorun yumağı haline gelmemeli; çocuk öncelikle bakım, ihtiyaç, ilgi, iletişim, sevgi, şefkat, güven, birlikte zaman geçirme gibi kavramların olmazsa olmaz olduğu üzerinde durulmalıdır.

Ne olursa olsun, hangi konforda olursa olsun, hangi gıdalarla beslenme olursa olsun en doğru bakım anne, baba, çocuk birlikteliğinin olduğu evde bakımdır. Hatta bunun dışında geniş aile ve akraba sayılacak dede, nine, hala. Teyze gibi birinci derecede yakınların çocuk sağlığı üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu hatırlatmak gerekir.

Özellikle bebeklik ve ilk çocukluk döneminde gerekiyorsa bebek, ilk çocukluk döneminde devlet desteği evde bakımın üzerinde odaklanılması oldukça sağlıklı, ekonomik ve faydalıdır.

Sağlık demişken sağlığı kapsamlı bir şekilde tanımlamak gerekir.

Sağlık; biyolojik, psikolojik, fizyolojik, sosyal, kültürel ve ekonomik yönden iyilik halidir. Yani sağlık sadece biyoloji ve psikoloji ile sınırlandırılabilecek bir kavram değildir. Bedensel ve ruhsal bir hastalığı olmayan bir bebek, çocuk; hatta genç, kişi oldukça zor ekonomik şartlarda, sosyal ilişkilerin bozuk olduğu durumda bulunması, fizyolojik ve sosyal ortamın bozuk olmasından olumsuz yönden etkileneceği bir gerçektir. Ayrıca bu kavramların da olumlu, ya da olumsuz bir şekilde etkiledikleri bilimsel olarak ispatlanmış, örneklerle de izah edilen doğrulardır.

En amiyane bir tabirle mevsimin şartları, zaman, saat ve şartlar dikkate alınarak, ailelerin kendi ya da farklı imkânlarla kurum ve kuruluşa götürülmesi bebek-ilk çocukluk dönemi, anne, baba ve aile için tercih edilen bir durum değildir, olmamalıdır.

Bebek, ilk çocukluk döneminde kabul eden kurum ve kuruluş da çok iyi bir yer olmasına rağmen anne gibi sıcak değildir. Yani kısaca en sağlıklı yer uzun süre içerinde bakımı, gelişimi yapılacak kurum, ya da kuruluşlar değildir. Kaldı ki düz bina, çok katlı bina, sığıntı yerleri, bina altları; ya da sadece görsel zenginlik bakım adına hemen onay verilecek bir durum değildir.

Bir kere genel anlamda bu hal sağlıklı ve verimli değildir. Bu süreçte çocuklara verilecek en güzel şey sevgi ve birlikteliktir, o dönemi dolu dolu yaşamaktır; içselleştirmektir, hayatın temellerini sağlam adımlar üzerine atarak ilk basamağı hazır hale getirmektir.

Çalışmayan annelerin eğitim, öğretim, oyun, birliktelik, paylaşma, kültür becerileri kalıcı bir şekilde bebeği, çocuğa yansıması üzerinde durularak hayat yaşanabilir hale getirilerek anne ve aileye bu konuda ekonomik katkı, bilgi desteği, oyun/oyuncak desteği verilmelidir.

Çalışan annelere de aynı destek sağlandığı gibi süt izni, bebek bakımı, mesai gibi kavramlar yeniden değerlendirilerek gerekiyorsa gelişen teknolojinin de imkânlarından faydalanarak belli sürede; hele hele ilk üç yıl çocuk sağlığına önem ve öncelik verilmelidir.

Kurum bakımından öte özellikle bebek ve ilk çocukluk döneminde evde bakıma öncelik ve önem verilerek ihtiyaçlar, talepler, imkânlar periyodik bir şekilde uygulamalar başlanılmalıdır.

Teknolojinin bağımlısı olmadan teknolojinin imkânlarından ve dışarıya açık hizmetlerden faydalanılarak özellikle ilk iki, üç yıl sağlıklı bir şekilde değerlendirilirse sağlam bir geleceğin de ilk temelleri atılmış olur.

Bu arada oyun ve oyuncaklar da oldukça önemli kavram ve vaz geçilmezlerden olduğu da gözden kaçırılmamalıdır.

Neden ve nasıl soruları bizi en doru hizmet modeline götürecektir. Ne yapmalı da cevabı aranması gereken önemli bir konudur.

Eğitim, öğretim derken, okul öncesi derken bebeklik ve ilk üç yaş içerisinde, ilk çocukluk döneminde kalabildik.

Sağlıklı, iradeli, güçlü, tarihi ile özdeş, kendisi ile barışık bebek ve çocuklar nesilden nesle gidecek ölümsüz miras ve eserdir. Bu da güçlü ve lider bir ülke TÜRKİYE demektir.

Bu çağrımız konu ile yakinen alakalı olan milli eğitim bakanımız koordinesinde, çalışma ve sosyal güvenlik, aile ve sosyal hizmetler, sağlık, gençlik spor, kültür ve turizm bakanlarımıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yücel Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ali ALLI - Eğitim ve öğretimin birey hayatındaki yeri tartışılamaz. Ancak malesef müfredat programları nasıl hazırlanıyorsa talebeler bir şey bilmeden mezun oluyorlar. Hatta bir prof. arkadaşım 3. Sınıf mühendislik öğrencisi somun (ekmek değil ?) nedir bilmiyor diye dert yanmıştı bana. Müfredat la birlikte eğitimciler de iyi yetistirilmelidir. Aksi halde müslüman yetiştirdiğimiz evlatlarımız ateist deist oluveriyorlar okul sonraları.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Şubat 08:30