DÜŞÜNCE TARİHİNDE HIZLI KOŞAN BİR YOLCU: Hilmi Ziya Ülken- I « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

DÜŞÜNCE TARİHİNDE HIZLI KOŞAN BİR YOLCU: Hilmi Ziya Ülken- I

Bu haber 18 Mayıs 2020 - 8:41 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Fikir Günlüğü

“Öğrenciler şair Baki’yi öğreniyorlar ama onun zamanında yaşayan İbn-i Kemal’den haberleri yok. Oysa bugünkü Türk dilini, Türk duygusunu tanımak için onun tarih ve geleneğini bilmek ne denli zorunlu ise, bugünkü Türk düşüncesini anlamak için de onun geçirdiği tekamülü bilmek o denli önemlidir. Türk edebiyatının Türk düşünce yaşamından daha özgün olduğunu kimse söyleyemez. Türk edebiyatı ne denli özgün ise Türk düşüncesi de o denli özgündür. (Hilmi Ziya Ülken).”

Hilmi Ziya Ülken’i kimi araştırmacılar sosyolog (toplumbilimci) olması yönüyle ele alırlar. Birçok makalesi, kitabı ve dergi yayıncılığı olan Ülken aynı zamanda felsefeci, doğa bilimci, tarihçi, eski Batı ve Doğu kültür araştırmacısı, roman ve resim alanlarında ürün veren bir sanatçıdır da. Farklı dönemlerde farklı konularla ilgilenmiş, ilgi alanının genişliği ve fikirlerinin orijinalliği nedeniyle önemli etkiler doğurmuştur. Ülken’i milli tarih ve dil bilincine sahip bir Türk aydınlanmacısı ya da Türk Aydınlanma Hareketinin öncüsü saymak hiç de abartılı olmayacaktır. Eserleri de buna uygun olarak üç ana konuda yoğunlaşmıştır: felsefe, sosyoloji ve psikoloji.

Doğru tespitlerinden biri, Doğu düşünürlerinin tüm konuları bir itikat (inanç) problemine dönüştürme yanılgısına düşmeleridir. Öte yandan hem Batılı hem de Doğulu düşünürler genel geçer doğrularla hareket ettiklerinden yanılmaktadırlar.

Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi’ni tamamladığında ise yalnızca Türk düşüncesinin Batı ile serüvenindeki çatışmayı dile getirmekle kalmamış, bu iki kutuplu fikri mücadelenin özgün sonuçları üzerinde de durmuştur. Ona göre Türklerin İslam’a girişleri herhangi bir düşünsel kırılma yaratmamıştır. Bu eski inançlarının İslam’a çok yakın benzerliğinden değil, önceki pagan inanışlarının bütüncül bir tasarımı yaratmamasından kaynaklanmaktadır. Ancak Türklerin İslam dinini kabul etmiş iken yabancısı oldukları ikinci bir modelle batılılaşma sayesinde tanışmaları üzerine, kökleri oldukça derin olan İslam kültürünün batı kültürüne eklemlenememesi asıl ve ilk travmatik sarsıntıyı doğurur. Batı değişim demektir ve Yunan-Roma kültürü ile Hıristiyanlık arasındaki sentez sayesinde rahat bir hareket alanı bulmuş, aradaki Rönesans ve Reform gibi büyük halkalarda kopma olmamıştır (İsmail Hakkı Altuntaş, Bir Türk Filozofu Olarak İsmail Hakkı Ülken, 2015, www.ismailhakkıaltuntas.com).

Temel fikri, düşüncenin derinleştirilmesidir. Öyle ki toplumsal eylemden tamamen kopmayı özendirir. Toplumsal eyleme ağırlık vermeye bir kusur sayar.

Neden?

Ülken bilimi ve bilimsel düşünceyi uygarlık tarihi içinde ele alırken özgün, bize özgü, milli bir düşünce ve felsefe geleneğinin oluşması gerektiğine ve bu düşünce geleneğinin de evrensel olmasına vurgu yapıyor. Daha açık ifadeyle, nasıl ki felsefe – düşünce dünyasında bir Alman ekolü, bir İngiliz ve Amerikan ekolü varsa, aynı evrensel ölçülerde bir Türk düşünce geleneğinin de oluşmasını arzu ediyor. Böyle bir gelişmeyi yakın zamanlarda gerçekleştiremeyişimizin nedenini toplumsal sorunlar yaşamamıza bağlıyor.

Önceki yüzyıllarda devletlerimiz ve milletimiz savaşlarla ve yapılan ıslahatların, yeniliklerin ve devrimlerin sonuçlarıyla meşguldü. Aristo’yu, Kant’ı, Hegel’i, Marx’ı anlamak, araştırmak, akademik tezler üretmekle uğraşamayacak kadar toplumsal ve ekonomik sorunlarla uğraşıyorduk. Felsefe ve düşünce yaşamımızdaki geriliğin başlıca nedeni yaşadığımız çatışmalar ve zorluklardı.

Ülken, bir yandan da toplumsal meseleleri düşünme gereksinimi doğuran bir unsur olarak görüyor. Yani yaşadığımız sorunlar yüzünden düşünmek zorunda kalıyoruz. Dünyadaki fikir akımlarını, onlardan kendi sorunlarımıza çözüm üretmek için faydalanma amacıyla inceliyoruz. Oysa kendi düşünce ve felsefe geleneğimiz olsaydı, salt düşünce ve salt felsefe maksadıyla da hareket edebilirdik. Sadece sıkışınca değil!

Ülken bu yüzden kaliteli ve geniş çaplı-kapsayıcı bir düşünce ve felsefe sistemi kurma yolunun bir nevi kendisini doğrudan toplumsal olaylara karışmaktan soyutlamadan geçtiğini düşünüyor. Toplumsal sorunlara bağlılıktan kurtulmalı, söz gelimi bir siyasal düşünce veya parti görüşünün propagandasını yapmak, onu haklı çıkarmak için üretim yapmak yerine, bağımsız çalışılmalı. Sağlıklı ürün böyle verilebilir. Ne kadar bağımsız ve derin çalışılırsa o denli özgür düşünmek ve kaliteli eser vermek mümkün olur. Türk felsefeci ve düşünürleri toplumsal eyleme bağlılıktan kurtulduklarında özgün yapıtlar ortaya koyacaklardır.

İstanbul felsefe grubundaki arkadaşı Yusuf Ziya Yörükan ile 1923 yılında “Mihrap” dergisini çıkarıyor. Aynı tarihlerde Siyasal Bilgiler ve Edebiyat fakültelerindeki arkadaşlarıyla beraber “Anadolu” dergisini yayınlıyor. Bu dönemde Coğrafya asistanı ve ahlak, sosyoloji ve felsefe tarihi dersleri almış bulunuyor. Felsefe ve Sosyoloji Derneği’ni kuruyor ve Dergisi’ni yayınlıyor.  Liselerde felsefe ve sosyoloji öğretmenliği yaptığı yıllarda “Genel Psikoloji”, “Felsefe”, “Aşk Ahlakı”, “Genel Toplumbilim” adlı kitaplarını yazıyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Uluslararası Felsefe Kongresi’ne gönderiliyor. Uluslararası Sosyoloji Kongresi’ne bildirilerle katılıyor. Türk Yurdu dergisinde yazıları yayınlanıyor. “Türk Düşünce Tarihi” adlı kitabının ardı sıra yazdığı “İnsani Vatanseverlik” isimli kitabı (1933) Atatürk’ün ilgisini çekiyor. Araştırma için Berlin Kütüphanesi’ne devlet tarafından gönderiliyor ve dönüşte İstanbul Üniversitesi “Türk Düşünce Tarihi” kürsüsüne doçent unvanıyla ataması yapılıyor. Ayrıca “Toplumsal Doktrinler Tarihi” kürsüsünde de öğretim üyesi oluyor. Üniversitede verdiği derslerin notlarını kitaplaştırarak “Yirminci Yüzyıl Filozofları” adıyla 1936 yılında yayınlıyor.

Türk Düşünce Tarihi isimli eserinde Türk Kültürünün, Kutadgu Bilig ve Atabetül Hakayık gibi büyük ve klasik eserlerin yorum ve analizini yapmıştır. (Devam Edecek)

 

Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcıakineraslanbalci@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.