DÜNYA NEREYE DÖNÜYOR? « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

DÜNYA NEREYE DÖNÜYOR?

Bu haber 24 Nisan 2020 - 7:46 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Çağımız insanı diyorum, yirmi birinci yüzyılın insanı gerçekten de pek kadersiz. Ne bir asır evvel ki o diriliş ve direniş hengameleri ne de ondan önceki cahil olunabilirlik mazuriyeti, ne milattan önceki antik Yunan tragedyaları, ne de milattaki Roma Diplomasisi çılgınlığı… liste uzar gider de nasipsizliğimiz bir türlü bitmez. Nasipsizlik diyorum dikkat ediniz. Yukarıda saydıklarım bir amaç uğruna ya da amaçsızlık uğruna geçmiş şeyler. Bugün insanının ise amaçlı mı amaçsız mı olduğuna karar vermek bir hayli zor.

İnsanlar muhakkak ki kaderlerini yaşarlar. Kendi kaderlerinden ziyade toplumların kaderi yani toplamsal bir olgu bu kader meselesi. Birey olarak ne kadar mücadele edersek edelim eni konu vardığımız sonuç tam olarak bu kıymetli okur: Yani hepimiz bir şey için…

Bugünlerde bu ‘’şey’’in adı Covid-19 sanıyorum. Şu kızılderili şefin sözü geliveriyor aklıma: ‘’Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık avlandığında, işte o zaman paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaksınız.’’ Belki her şeyin sonu gelmedi ama gelmek üzereymiş gibi bir tedirginlik var üzerimizde.

Bu konuda muhakkak ki birçok yazı kaleme alındı, sizler de okudunuz, hepimiz birlikte akşam 19.30’daki açıklamayı bekledik. Azalması için dualar ettik, camileri kapadık, AVM’leri kapadık, binbir türlü dert, çile, keder… evde can sıkıntısından öleyazdık. Ama işlerin çığrından çıkışını da göre göre izlemeye devam ediyoruz.

Bu hususta psikolojinin bize hatırlattığı bir terim var: Anksiyete. Yani kaygı… Tehlikeli durumlarda vücudumuzda aktifleşen ve çıkar yolları aramaya başlayan, olası problemleri derleyip toparlamaya çalışan bir fenomen. Fakat maalesef ki topluluğumuzda pek normal seviyelerde seyir etmeyen anksiyete, bizde ‘’genelleştirilmiş kaygı bozukluğu’’ olarak baş gösteriyor. Bu bazen eve bir hırsız gireceği düşüncesi, bazen borçları ödeyemeyecek hale gelebilirim düşüncesi olarak beynimizle oynarken, şu şuralar ya aç kalırsam gibi bir bozukluğa dönmüş olsa gerek. Cuma günü gece yarısına doğru seyretmiş olduğumuz görüntüler tamı tamına bu yönde. Ciddi bir psikolojik rahatsızlıktan bahsediyoruz. Bu bozukluk sadece açlık boyutunda değil ölüm boyutunda da ciddi aktivitelere girişmekte. Hasta veya hastalığa yakalanma riski yüksek olan vatandaşların bu durumu kabullenememesi, sokağa çıkma yasağını duyan insanların ekmek sıralarında ki o muasır medeniyetler seviyesindeki kavgaları vs. vs. Velhasıl kelam bizde psikoloji falan kalmadı galiba.

Birkaç hafta evvel kınadığımız İngilizlere fark etmeden benzemeye başlayışımızın, psikolojik bir bozukluktan başka nasıl bir açıklaması olabilir ki? Evet bende öyle düşünüyorum başka bir açıklaması yok, olamaz da. Yalnız bu konuda bir noktaya değinmekte fayda var. Şöyle düşünüyorum ben aciz aklımla: Acaba sokağa çıkma yasağı ilanları esnasında bu yasağın nasıl bir yasak olduğunu halka arz etmek gerekmez mi? Biz sokağa çıkmayı yasaklıyoruz dediğinizde neler olabileceğini hepimiz az çok tahmin edebiliyoruz sanırım. Devlet büyüklerimiz yorulmuş olacaklar ki akıl edememişler. Neyse o da önemli değil de madem yasaklayacaksınız neden iki saat önceden yasaklıyorsunuz. Yasak diyin kesin atın bari milleti birbirine düşürmeyin.

Tüm bunları göz önünde bulundurmadan bir şeyler yapmaya çalışan onlarca kişinin emeğini hiçe sayıyoruz ki bu kul hakkı değil de nedir? Özellikle bu süreçte canla başla çalışan kıymetli sağlık bakanımızı tebrik etmemiz gerekiyor. Bu zorlu süreci de başarıyla atlatacağımıza olan inancı ve Türk milletinin güvencesi çerçevesinde özverili işler yapılıyor. Ayrıca söylemeden edemeyeceğim şey, 40 kadar ülkeye yapılan sağlık envanteri yardımları bu alanda ciddi işler başarmış bir ülkenin harcıdır. Demek ki bizler de bir şeyleri başarmışız. Her şey bir yana bizi en çok mutlu eden de bu oldu.

Ümit ediyoruz ki artık bu küresel bunalımı sona erdirecek erke ve kuvvete de muktedir olabilir ve yeniden kurulacak olan dünya düzeninde bir yer sahibi olabiliriz. Nitekim dünya kırılırken bizler bir nebze de olsa iyiyiz diye düşünüyorum. Evde kalarak sağlayabileceğimiz bu sükuneti korumaya devam etmemiz de hepimizin hayrına gibi. Umarım kıyamete çok yaklaşmamışızdır da daha aydınlık günleri görmek hepimize nasip olur.

M. Hamza Ergen
M. Hamza Ergenmhamzaergen@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.