Bu köşede en çok üzerinde durduğum konulardan birisi çocuklarımızı etkileyen temel sorunlardan olan akran zorbalığı konusu olmuştur. Bu konu belki de önümüzdeki yılların en fazla üzerinde durulacak ve tartışılacak konularından biridir. Dijital teknolojilerin gelişmesiyle gerçek yaşamda yaşanan akran zorbalığı ve şiddetin sanal ortama yansıması olarak dijital zorbalık (ya da diğer adıyla siber zorbalık) ortaya çıkmıştır. Yine bu konunu da uzun bir süre gündemimizde yer alacağını düşünüyorum.  

Dijital (siber) zorbalık, internet ve sosyal medya araçları üzerinden bireylere yönelik çeşitli zarar verici davranışları içermektedir. Bu platformlarda yaşanan kişisel saldırılar, iftiralar ve çeşitli taciz biçimleri dijital zorbalığın çeşitleri arasında yer almaktadır. Kişisel bilgilerin ele geçirilmesi, sahte hesaplar açma, hackleme ve çeşitli çevrimiçi dolandırıcılık türleri de sıklıkla karşılaşılan diğer sanal zorbalık ve saldırı türleri arasında sayılabilir. Bir de dijital ortamda gerçekleşen tacizler, hakaretler, cinsel içerikli mesajlar, fotoğraflar veya videoların izinsiz paylaşılması gibi dijital zorbalığın farklı bir türü olan siber istismar ya da siber taciz konusu da özellikle çocuk ve gençlerimizi tehdit eden önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Şiddet ve zorbalığın bu yeni versiyonu her yaş grubundan bireyleri etkilemekle birlikte özellikle çocuk ve ergenlerin yaşamlarında önemli travmalar oluşturabilmektedir.

Okullarda, sokakta akran zorbalığına maruz kalan bir çocuğumuzun sosyo-duygusal olarak yaşadığı olumsuzluk belki sadece zorba davranışta bulunan ile buna maruz kalan çocuk arasında kalırken, dijital platformlarda yaşanan zorbalık ise çok daha geniş kitlelere ulaşmaktadır. Bu durum çocuklarımızın daha büyük bir travmaya itilmesine yol açmaktadır.

Örneğin bir itiraf sayfasında bir lise öğrencisi hakkında yayılan bir dedikodu ya da bir bilgi, ya da bir fotoğraf o çocuğumuzun günlük yaşamında, okulda veya sokakta yaşadığı zorbalıktan kat be kat daha fazla yıpratıcı ve zarar verici olabilmektedir. Ya da bir başka çocuğumuzun bilinçsizce ve olası sonuçlarını düşünmeden kendisine ait bir fotoğrafı veya bir bilgiyi samimi bulduğu bir arkadaşıyla paylaşması dijital platformlarda bu çocuğumuzun türlü zorbalık ve taciz durumları yaşamasına yol açmaktadır. İşte bu modern tehdit çocuk ve ergenlerde ciddi zararlara yol açabilmektedir. Bu olumsuz olaylar mağdur olan çocuk ve gençlerde kaygı, depresyon, intihar düşünceleri gibi psikolojik sorunlara yol açabilmektedir. Ayrıca bu durum okuldan ve sosyal çevreden uzaklaşmaya ve yalnızlaşmaya bir yol açabilmektedir. Yine dijital ortamlarda yaşanan bu tür zorbalığa ve istismara maruz kalan çocuk ve gençlerin okul başarıları da olumsuz etkilenebilmektedir. Tüm bu olumsuz sonuçları düşündüğümüzde çocuklarımızı ve gençlerimizi dijital zorbalık ve istismar durumlarından korumak için çok büyük bir çaba göstermemiz gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi, iletişim ve bilgi paylaşımını kolaylaştırmış olsa da, dijital platformlarda çok farklı riskleri de beraberinde getirmiştir. Bu nedenle başta anne ve babalar olmak üzere okullarda öğretmenler öğrencilere bu dijital platformlardaki riskleri, internetin sağlıklı ve bilinçli kullanımını öğretmekle mesuldür. Çocuklarımıza, hiçbir şekilde dijital platformlarda fotoğraflarını, özel ve mahrem bilgilerini hiç kimseyle paylaşılmamaları gerektiği öğretilmelidir. Bu platformlarda karşılaştığı olumsuz durumlardan mutlaka anne ve babalarını bilinçlendirmeleri gerektiği hatırlatılmalıdır. Çocuklar için güvenli bir gerçek ve de sanal ortam oluşturmak biz yetişkinlerin sorumluluğundadır.

Zaman geçtikçe interneti ve dijital araçların sağlıklı kullanımı konusunda daha bilinçli olacağımız kesin. Ancak bu sürecin en az zararla ve özelliklede çocuklarımızın zarar görmeden atlatması için biz yetişkinlere önemli görevler düşmektedir. Lütfen bunları ihmal etmeyelim.