DEVLETİN ÖZEL HİZMETİ;  ÖZEL ÇOCUKLARIMIZA! « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

tempobet giriş tempobet

Pendik escort

istanbul escort

kurtköy escort

DEVLETİN ÖZEL HİZMETİ;  ÖZEL ÇOCUKLARIMIZA!

Bu haber 10 Eylül 2020 - 18:12 'de eklendi.

Şehrimizde birbiri ardına meydana gelen olumsuz süreçler psikolojimizi de bir hayli sarstı. Özellikle bu süreçten ciddi bir şekilde etkilenen özel çocuklarımız da oldu. Deprem ve pandemi süreçlerinden dolayı özel çocukların eğitim programlarının nasıl geliştirildiğini Elazığ Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Bekir Erol’dan öğrendik. Dr. Erol; “ Devletimiz özel çocuklarımızı asla yalnız bırakmıyor ve  desteğini  her geçen gün daha da arttırıyor” dedi.

 

 

Röportaj: Remziye KÖKBURİ

Olumsuz süreçlere rağmen özel çocukların eğitimlerinin aksatılmadığını ifade eden ve kendisine yönelttiğimiz sorulara da içtenlikle cevap veren Elazığ Rehberlik ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Bekir Erol, özel çocukların özel dünyalarını kamuoyu ile paylaştı. İşte Dr. Erol ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin ayrıntıları…

Özel çocuk kimdir? Kimlere özel çocuk diyebiliriz?

“ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUK KİMDİR?”

Aslında her çocuk özeldir. Her birey özeldir. Ancak biz ‘Özel Çocuk’ dediğimizde özel gereksinimli çocukları veya özel eğitim ihtiyacı olan çocukları anlıyoruz. Yani gelişim basamakları (zihinsel, bedensel, sosyal, duygusal, dil gelişimi gibi) açısından yaşıtlarından anlamlı düzeyde farklılık gösteren ve özel desteğe, özel eğitime ihtiyacı olan bireyleri anlıyoruz. Örneğin zihinsel yetersizliği olan çocuklar, otizmli çocuklar, bedensel yetersizliği olan çocuklar gibi. Bu çocuklar toplumda “engelli” olarak sıfatlandırılıyor ancak biz artık bu kavramı kullanmıyoruz. Bu çocukların farklılıklarını bir engel olarak değil de, farklılık olarak gördüğümüz için onlara özel çocuk, özel gereksinimli çocuk ve özel eğitime ihtiyacı olan çocuk diyoruz. Engelli, özürlü çocuk demiyoruz artık. Bu çocuklara uygun eğitimler, fırsatlar oluşturulduğunda kendisine ve topluma faydalı bireyler olabiliyorlar. O nedenle engelli kavramı artık geçersiz bir kavram olmuş durumda.

Eğitiminin süreklilik gerektirdiği özel çocuklara,  deprem ve pandemi dönemi gibi zor süreçlerde nasıl eğitim desteği sağladınız?

RAM PERSONELİ, GÖREVLERİNİ ZOR KOŞULLARDA DA AKSATMIYOR!

Rehberlik ve Araştırma Merkezleri yani RAM’lar Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlardır. Hem toplumun tüm geneline ruh sağlığı hizmeti sunan hem de özel eğitim gerektiren bireylerin hizmet aldığı kurumlardır. Elazığ’da da bir tane RAM bulunmaktadır. Bu süreçte depremdeki rolümüz bu psikolojik olarak etkilenmiş vatandaşlarımıza psikososyal destek dediğimiz yani yaşanan travmanın olumsuz etkilerinin hafifletilerek, normal yaşama tekrar dönebilmelerini sağlayacak desteği sunmaktı. Ayrıca yetişkin ve çocukların yaşadıkları stres, kaygı, korku gibi olumsuzlukları aşabilmeleri için gerekli bireysel psikolojik yardımı yaptık. Bakanlığımızın ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün yaptığı çalışmalar öncülüğünde biz RAM olarak yaklaşık 50 kişilik ekibimizle 24 Ocak depreminin akşamından itibaren sahada bulunduk. Sağ olsun İl Milli Eğitim Müdürümüz Feyzi Gürtürk ve bakanlık yetkililerimiz bize bu konuda her türlü desteği sundular ve biz sahada yaklaşık 2 ay gece gündüz çalıştık. Bu sürede okullar, çadırlar ve geçici barınma merkezlerinde kalan yetişkin ve çocuk 50 bine yakın kişiye psikososyal destek hizmeti sunduk. Depremle ilgili çalışmalarımız henüz tamamlanmamıştı ki biliyorsunuz bu sefer de salgın hastalıkla karşı karşıya geldik. Bu süreçte yine hem çocukların hem de yetişkinlerin kaygı, korku, stres gibi durumlar yaşaması gayet normaldi. Bizim burada görevimiz bu tür zorlayıcı yaşam olaylarıyla karşılaşıldığında bireyin başa çıkma mekanizmalarını güçlendirecek desteği sunmaktır. Bu çerçevede yine pandemi döneminde de bakanlığımızın ve il müdürlüğümüzün gerek uzaktan gerekse sahada yürüttüğü çalışmaların içinde RAM psikososyal destek ekibi olarak aktif olarak yer aldık. Salgın hastalık döneminde iletişim araçları daha da önem kazandı bildiğiniz gibi. Eğitimin uzaktan sağlandığı gibi çocuk ve yetişkinlere de uzaktan psikolojik destek hizmeti sunmaya devam ettik. 65 yaş üstü olan ve karantinada olan yaklaşık 13 bin vatandaşımıza 40’a yakın uzmandan oluşan psikososyal destek ekibimizle online ve telefonla psikolojik destek sağladık. Özel çocuklarımıza ve ailelerine de bu hizmeti verdik.  Valiliğimizin vefa gruplarında RAM olarak aktif olarak çalıştık. Bunun yanı sıra bakanlığımız gerek TV’den gerekse EBA üzerinden yürüttüğü eğitim faaliyetlerine ilave olarak hazırladığımız birçok eğitim materyallerini yine iletişim araçlarıyla çocuklarımıza ve ailelerine ulaştırdık ve ulaştırmaya devam ediyoruz.

Özel çocuklar için bilgilendirme ve evde eğitim programları oluşturuldu mu?

“HEM CANLI DERSLER HEM DE BASILI DERSLER ULAŞTIRILDI”

Tabi ki nasıl ki diğer çocuklarımız için EBA ve TV’den ders içerikleri hazırlandı ve paylaşıldıysa özel çocuklarımız için onların seviyelerine uygun, daha sade ve biraz daha görsele dayalı içerikler hazırlandı. Bu hem canlı dersler olarak paylaşıldı hem de basılı (dijital) materyal olarak hazırlanıp tüm özel çocuklarımızın ailelerine ve kendilerine ulaştırıldı. Okul ve öğretmenler kanalıyla. Mesela tüm öğrenciler ile birlikte özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerimizin de evde aileleri ile birlikte uygulayabilecekleri eğlenceli ve öğretici etkinlik önerilerini kapsayan ‘Özel Çocuklarımızla Eğlenceli Etkinlikler Takvimi’ (ÖÇEET) Kitabı yayınlandı. Yine hem özel eğitim öğrencilerimiz hem de kaynaştırma eğitimine tabi özel çocuklarımız için kavram öğretimlerini, dil becerilerini ve diğer zihinsel becerilerini geliştirmeye yönelik etkinlik materyalleri ve videoları geliştirilerek bu çocuklarımızla paylaşıldı.

Okula gidemedikleri için çocuklarda okuldan kopmalar meydana geldi. Peki yeniden  çocuklar uyum sağlayabilecekler mi?

“ÖNCE ÖĞRETMEN VE VELİ EĞİTİMLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”

Pandeminin en olumsuz etkilerinden birisi maalesef çocukların okuldan uzaklaşmaları nedeniyle okulların açılması durumunda yaşanabilecek uyum sorunlarıdır. Çocukların yüz yüze eğitim sürecinden uzak kaldığı için okula uyum sorununun yanı sıra devamsızlık problemleri yaşanabilir.  Ev ortamının konforlu yapısına alışıldığı için okula başlama ve okula devam etme ile ilgili sorunlar yaşanabilecektir. Okula başladıktan sonra da motivasyon, okul sorumluluklarının tekrar kazanılmasında güçlükler, dikkat sorunları gibi durumlar görülebilir. Bu süreçte yine biz RAM olarak ve okullardaki psikolojik danışman / rehber öğretmenler olarak çocuklarımızın uyumunu kolaylaştırmak için çalışmalara şuan başladık ve devam ettiriyoruz. Önce öğretmen ve veli eğitimlerimizi gerçekleştiriyoruz. Okulların açılmasıyla birlikte de salgın hastalık normalleşme programını okullarda uygulayarak çocuklarımızın uzun bir aradan sonra okula tekrar uyumunu sağlamayı amaçlıyoruz.

Özel çocukların bu olumsuz süreçleri atlatmaları sağlıklı akranlarına göre daha zor mu?

“ÖZEL ÇOCUKLARIMIZA BAZI ESNEKLİKLER SAĞLANDI!”

Özel çocuklarımızın gerek fizyolojik yapılarının daha zayıf olması nedeniyle, gerekse evde kapalı kalma konusunda hareketsiz kalmada zorlanmaları ve güçlük yaşamaları açısından pandemiden olumsuz etkilenmeleri daha çok olabiliyor. Özellikle otizmli çocuklarla zihinsel yetersizliği olan çocukların bu pandemi dönemindeki yasaklarda çok ciddi sıkıntılar yaşadıklarını gözlemledik. Kapalı yerde kalma konusunda güçlük yaşadılar. Bu da onların yaşadığı sıkıntıyı artırdı. Ailelerimiz de bu konuda zorlandılar. Ama bu durumun asgari düzeyde yaşanabilmesi için devletimiz ve ilgili kurumlar gerekli çalışmaları yaptılar ve özel çocuklarımıza bazı esneklikler tanındı. Sokağa çıkma konusunda sınırlamalar kaldırıldı. Bunun olumlu etkileri oldu.

Özel çocukların eğitiminde ne tür gelişmeler oluştu?

“UZAKTAN EĞİTİM BİR ALTERNATİF OLARAK HAYATIMIZA GİRDİ”

Pandemi döneminde yüz yüze eğitimin mümkün olmaması nedeniyle uzaktan eğitim bir alternatif olarak hayatımıza girdi. Dünyada birçok ülke uzaktan eğitimi uyguluyor. Bizim ülkemiz de özellikle pandemi döneminde uzaktan eğitimi başarıyla uyguladı ve uygulamaya devam ediyoruz. Tabi ki yüz yüze eğitime göre dezavantajları var ancak şuan insan sağlığı her şeyin üstünde. Bu nedenle bu süreci en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Özel eğitim gerektiren çocukların uzaktan eğitimi diğer çocuklara göre daha zor olabiliyor. Çünkü onların özelliklerine uygun, öğrenme yöntemlerine uygun araç gereçlerin ve eğitim içeriklerinin geliştirilmesi gerekiyor. Örneğin zihinsel yetersizliği olan bir özel çocuğa siz diğer çocuklara sunduğunuz bir videoyu izletemezsiniz. Bu süreçte hazırlanan eğitim içerikleri onların seviyesine uygun oluşturuldu. Genel olarak ise özel çocukların eğitimlerinde ise son 10-15 yılda ciddi anlamda olumlu gelişmeler yaşandı. Devletin özel bireylere tanıdığı hakların yanı sıra, eğitimlerinin desteklenmesi de her alanda sağlanmaktadır. Örneğin bu çocuklarımız devletimizin kendi özel eğitim okullarının yanı sıra gerekli raporları bizden alarak özel rehabilitasyon merkezlerinden de ücretsiz olarak eğitim alabilmekteler.

Pandemi süresinin özel çocuklarda ve ailelerde avantajları dezavantajları nelerdir?

“ÇOCUKLARA GÜVEN VE DESTEK SUNULMALI”***

Avantajlı yönü ailelerle çocukların evde daha çok vakit geçirebilmeleridir. Böylece anne ve babalar çocuklarını daha iyi gözlemleyerek onların gelişimine, eğitimine katkı sağlayacak çalışmalar, etkinlikler yapabilirler. Ve onların gelişimlerini gözlemleyebilirler. Aile ilişkilerinin güçlenmesi anlamında evet bu süreç çok katkı sağladı, sağlıyor. Ancak dezavantajlı yönleri de var tabi ki. Özellikle olumsuz duyguların artmasına yol açabilir. Stres en önemli sorunlardan bir tanesi. Hem çocukların hem de ailelerin yaşadığı. Çünkü bir belirsizlik var. Hayatın tamamen normale ne zaman döneceği, okulların ne zaman açılacağı, hastalık tehdidinin ne zaman kalkacağı vs. vs. bu tür belirsizlikler hem çocukları hem de yetişkinleri etkilemektedir. Ancak burada önemli bir ayrıntıyı vurgulamak gerekiyor. Çocuklar genellikle yetişkinlerin yaşadığı duyguları, gösterdikleri tepkileri yansıtırlar. Ve bu katlanarak görülür. Yani anne ve baba aşırı kaygılı, stresli ve panik durumdaysa çocuklar bunun kat be kat fazlasını yaşarlar. O nedenle biz yetişkinlerin daha temkinli, soğukkanlı ve sabırlı olmaları gerekiyor. Ebeveynlerin,  çocuklara güven ve destek sunmalarını istiyorum. Bu sıkıntının mutlaka geçeceğini ve hayatın normale döneceğini belirtiyorum.

Pandemi süresinde okullardan uzak kalan öğrenciler için neler yapılmalı bu konu özelinde neler öneriyorsunuz ve son olarak söylemek istediğini bir şey var mı ?

“AİLELERE BU KONUDA DAHA KONTROLLÜ VE DENETİMLİ OLMALARINI ÖNERİYORUM”

Özellikle anne ve babalara tavsiyem uzaktan eğitimlerin devam edeceği bu günlerde çocuklarını okul dönemindeki gibi ciddiyetle uzaktan eğitimden yararlanmaları için gerekli ortamı ve hazırlığı yapmalarıdır. Eğer anne ve babalar uzaktan eğitimi ciddiye almazlarsa çocukların motivasyonları daha da azalır ve okullar açıldığında uyum sorunlarının yanı sıra başarısızlık sorunları da görülebilir. 31 ağustos itibarı ile uzaktan eğitimler yeniden başladı. Ailelerin mutlaka bir disiplin içerisinde çocukların aynı okula gider gibi bu uzaktan eğitimleri takip etmelerini sağlamaları gerekiyor. Yine anne ve babalar ellerinden geldiği kadar mart ayından itibaren çocuklarının eksik kalan ders konularını çocuklarının sınıflarına ve seviyelerine uygun olarak onlara öğretmeye çalışmalılar. Bu takviyeler yapılmazsa okullar açıldığında çocukların kaybı ve eksikliği daha fazla olacaktır. Yani evde geçirilen zaman iyi değerlendirilmelidir. Önemli bir diğer hususta çocukların teknolojik araçlarla geçirilen zamanlarının artmasından dolayı yaşanabilecek olumsuzluklardır. Çocukların televizyon, tablet, internet, akıllı telefon gibi araçlarla ilişkisi sınırlı ve süreli olmalıdır. Yoksa pandemi dönemi çocuklarda bir takım bağımlılıkları (oyun, internet vb.) ortaya çıkarabilir ve bunun telafi edilmesi zor olabilir. Son olarak ailelere bu konuda daha kontrollü ve denetimli olmalarını öneriyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.