DEPREMİN TOPLUMSAL ALGISI « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

DEPREMİN TOPLUMSAL ALGISI

Bu haber 01 Şubat 2020 - 8:39 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Depremin değil;  harcından, demirinden çalınmış binaların insanları öldürdüğü gerçeği gibi insanlarımızı yaralarını sarmaya çözüm aradığı bugünlerde olmayacak hayaller, imkânsız umutları yüreklere sunmakla; insanımızı yakın gelecekte soyut bir enkazın altı bırakmış olabiliriz.

Depremin önlenemez doğal bir felaket olduğunu bildiğimiz halde ve ilimizde fay hatlarının üstünde olmasına rağmen bu doğal afet kapımızı çalmadan depremi pek dikkate almadığımızı 24 Ocak 2020 tarihinin gecesinde yaşadık.  İnsanımız daha on yıl evvel Kovancılar Okçular depremini yaşamış olmasına rağmen deprem konusunda pek bir tecrübe edinmiş, bilgi sahibi olmuş izlenimini vermedi.  Arabasına koşanların olayın şokunu atlatamaması, bilgisizliği neredeyse ilimizde ki bütün yolların tıkanmasına;  itfaiye, ambulans, polis vs araçlarının hareketini gerekli yerlere ulaşmasını imkânsız hale getirmişti.
Bizlerin yaşadıklarını muhtemelen depremi bir gün yaşayacak illerde ki insanlar, idareciler çok iyi etüt edip dersler çıkarmalıdır. Ders çıkarmadığınız, bilgiler sunup bir kültür oluşturmadığınız zaman bu keşmekeşlikler her daim yaşanacaktır. Japonya da ki deprem videolarını izlediğimizde o insanlarda bir deprem kültürü oluştuğunu o insanların o kültür ve bilinç ile hareket ettiğini gözlemleyebiliyoruz.  Ya bizim ülkemizde insanlarımız deprem anında ne yapmakta?

Deprem öncesinde yapılması gerekenler yapılmaz yâda eksik yapıldığı anda deprem sonrasında bunların eksikliği kat kat artarak o an ki idarecilerin, yöneticilerin sırtına yük olarak binmekte, insanlarımızı adeta çaresiz bir duruma sürüklemektedir. Bu sadece Elazığ’ın sorunu değil ülkenin en temel sorunlarından biridir.  Deprem; deprem sonrası gündeme gelecek kadar basit bir doğa olayı değildir.  Binlerce kaybın yaşandığı depremlerden sonra ki zaman diliminde maalesef alınacak tedbirler savsaklandı, yavaşlatıldı.
Bilim adamlarının bilgileri, söylemleri kulak arkası edildi.
Duyarlı insanların çığlıklarına kulaklar tıkandı.  Sonuç ortada toplumda ve idarecilerimizde ki deprem algısı aşikâr bir şekilde ortada…

Kâhin değilim lakin takip ettiğimiz deprem ile alakalı bilim insanlarımızın bilgileri ışığında ilimizde depremin çok uzakta olmadığını bu öngörü ile 2020 yılının ilk köşe yazısını  ‘Sarsıntılar Neyin Habercisi’ başlığı ile yazmıştım.  Kendimi tatmin etmek, kurumlarımızı zor duruma sürüklemek, yöneticilerimizin toplumda ki algısını zedelemek değildi amacım, sadece deprem kapımızı çalmadan bilinçlenelim, tedbir alalım istemiştim…

İnsanlığın sınavıdır; deprem ve felaketler. Her insan kendi onuruna, şerefine, vicdanına yakışan tutum ve davranışları sergiler.  Şimdi gelelim asıl mevzunun tam ortasına: Ülkemizin tanınan bir yazar bozuntusu Elazığ insanı ile alakalı hezeyanları olmuştu. İçinde ki kini hıncı paylaşmakta beis görmeyen bu teneke kafalının söylemleri ile toplum da ki Elazığ algısı değişmez.

Depremin olduğu andan şu yazıyı kaleme aldığım ana kadar hep sahada olmaya gayret gösterdim. İnsanlarımızın feryadına kulak verdim, yarasına merhem olmaya çabaladım bazen geriye çıkıp resmin bütününü görmeye özen gösterdim.  İnsanlarımızın yüreğinde yer edinmiş bazı Elazığlı sanatçı, edebiyatçı, iş adamı, devlet adamı, sporcular maalesef yaptıkları ve yapamadıklarıyla hemşehrilerinin gözünden düşmüş, yüreğinin harabe mezarlığına gömülmüştür.  Kusura bakmasınlar toplum sosyal medyadan, dijital haber platformlarından, yazılı ve görsel basından kimin ne yaptığını, ne ettiğini çok iyi takip edip verilen algıları zihin dünyasında süzmekte…

2010 depremi sonrası kırsalda sadece hasarlı binaların yerine modern binalar yapıldı. Hasar görmeyen kerpiç evlerin yerine yapılacak modern evler için imkân ve yasalar oluşmuş olsaydı. Bugün yaşadığımız depremde hasarlı evlerin sayısı bu kadar büyük olmayacaktı. İlimizde başlatılan kentsel dönüşümler ciddiyet içerisinde yürütülseydi, kentsel dönüşümü müteahhitlerimiz rant kapısı görmeyip daha makul isteklerle eski yapı sahiplerinin kapısını çalsaydı bugün bu kadar hasarlı eski binalarımız bizleri derinden üzmeyecekti.
İnsanlığın ve dolayısıyla ilimiz insanının geçtiği bu sınav gününde yurdun dört bir yanından ilimize akan gönüllü kurtarma ekiplerine, yardımlarını esirgemeyen kurum, kuruluş ve insanlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Elazığ bir algı şehri değil, bilakis kültürü, sanatı, musikisi, coğrafi konumu ve en önemlisi nevi şahsına münhasır bir yapısı olan insanların doğduğu, yaşadığı bir şehirdir.  Yarasını sarmasını da bilir, kendi üstünden rant, reklam, devşirenleri de…
Şimdi el birliği ile yaralarımızı sarma mevsimi biraz sabır, biraz imece, biraz umut ve uzatılmış iyi niyetli eller. Bu yarada iyileşecek elbette.    … Ve acılar paylaşıldıkça azalmakta…

Depremde kaybettiğimiz hemşehrilerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum.

 

 

 

Muhammet Yalçın Azizoğlu
Muhammet Yalçın Azizoğlumuhammetyalcin@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Mehmet Şükrü Baş Şubat 2, 2020 / 11:05 Cevapla

VALİ BEY İÇ İŞLERİ BAKANINA UZANARAK … “HALKIN ALGISI ÇOK İYİ” DEMİŞTİ. BİZ ONDAN DAHA İYİ BİLECEK DEĞİLİZ YA. YAZINIZ İÇİN TEBRİK EDERİM.