DEPREM, DEHŞET… VE BÜYÜK MİLLET ! « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

DEPREM, DEHŞET… VE BÜYÜK MİLLET !

Bu haber 22 Şubat 2020 - 8:46 'de eklendi ve kez görüntülendi.

O akşam… Her şey yolunda gibiydi. Dün gibi, önceki gün gibiydi. İnsanların çoğu,  günün hatta haftanın yorgunluğunu atmak üzere evlerindeydi. Yemek sonunda çaylar içiliyordu. Sıcacık evlerinde mutlu bir şekilde hafta sonu planları yapıyorlardı, yarından emin bir şekilde…

Tam da işte o anda; kedimizi en fazla güvende hissettiğimiz ve huzur bulduğumuz o yüzlerce milyar harcayıp aldığımız evlerimiz, sallanmaya başladı… Yüksek binalardan müteşekkil evlerin kolonlarının çatırtısı, raflarda ve duvarlardaki dökülen kırılan malzemelerin gürültüsü ile dehşete düşen ev halkının çığlıkları birbirine karıştı. Durması beklenen sarsıntı tüm azametiyle daha da şiddetlendi. Salladı… Salladı… Artık sonsuzluğa ramak kaldığını hissettik birçoğumuz. Acaba önce tavan mı yoksa taban mı düşecek diye beklerken, sıvası dökülen duvarların oluşturduğu toz bulutuyla birlikte karanlığa büründü ortalık. Dakikalarca sürdü sanki. Uzun uzun salladı. Hiç durmayacak, hiç dinmeyecek, mutlaka yıkıp bırakacak bir sarsıntı gibiydi. İşte o an hayat durdu, yaşam bitti… Sarsıntı… Gürültü… Ve çığlıklar da, durmuştu… Sonra… Sonra, kısa süren bir sessizlik. Yaşıyor muyduk yoksa… O uğruna kendimizden geçtiğimiz, yüce ve insani değerlerimizi tek tek yitirdiğimiz, yarınların hayallerini kurduğumuz, planlar ve yatırımlar yaptığımız dünyadan,  aniden ve hazırlıksız olarak boyut değiştirerek uzaklaşıyor muyduk, yoksa?

24 Ocak akşamı Elazığ’da depremi, dehşeti an be an yaşadık. Korkuyu tüm ruhumuzda, hücrelerimizde hissettik. Ölüme bu kadar yakın olduğumuz bir anı daha önce pek çoğumuz yaşamamıştı belki de. Hayatta olduğumuzu fark ettiğimiz anda, kendimizi dışarı attık. Bu şiddet ve süredeki sarsıntıyla Elazığ’ın büyük bir yıkımla karşı karşıya geldiğini, ancak bizim şanslı olduğumuzu, düşünerek şükrediyorduk. Sokaklar, dehşete kapılmış, ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeyen, şaşkınlık içerisinde ağlaşarak kaçışan, insanlar ve o kalabalıkta hareket etmeye çalışan araçlarla doluydu…

Bazılarımız arabalarında ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeden sokaklardan geçip yüksek yerlere çıkma çabasında, bazıları ise battaniyelere sarılarak geniş ve güvenli alanlarda beklemeye koyuldular. Telefonlar kulaklarda herkes yakınlarına bilgi vermeye veya haber almaya çalışıyordu. Çaresiz, şaşkın ve korku dolu büyüklerin tutumu, masum yavruları daha çok dehşete düşürüyordu. Hatta dehşetle kaçıp çıktıkları eve, unuttukları yeni doğan bebeklerini almak için büyük bir hışımla ve feryatla tekrar girişleri ise mahşeri andırıyordu. Dehşetinden, emzikli annenin çocuğunu dahi unutacağı gün olarak bilinen, mahşeri…

Elazığ halkı, büyük sarsıntıdan yaklaşık bir saat sonra ancak neler olduğunun farkına varabildi; yıkılan evler, son bulan hayatlar, enkaz altında sürdürülmeye çalışılan yaşamların… Tabi ki bu sürede, hınca hınç dolu cadde ve sokaklardan, bir cana, bir yaşama, umut olmaya, geçip gitmeye çalışan ambulansların sirenleri çoktan duyulmaya başlanmıştı bile. Evlerin yıkıntısında, enkazı tırnakları ile kazıyarak komşularını kurtarma çabaları yanında, Elazığ Umke, Afad ve İtfaiye ekipleri vatandaşla birlikte enkaz tespiti ile arama ve kurtarma çalışmalarına başlamıştı. Komşu illerden gelen ekipler ise aralıklarla varmıştı bile. Edirne’den, Kars’a yurdumuzun her köşesinden ambulanslar ve arama kurtarma ekipleri çoktan şehrimize doğru harekete geçmişlerdi. Saatler ilerledikçe arama kurtarma ekipleri ilimize varmaya başlamışlardı. Ve sabah olduğunda depremin bilançosu daha da belirginleşiyordu.

Millet ve devlet tek yürek olarak Elazığ’daydı. Bunu görüyor ve hissediyorduk. Koordinasyonda bazı eksiklikler olsa da devletin varlığını hissediyorduk. Devlet büyükleri günlerce Elazığ’da bulundular. Bütün illerden ardı arası kesilmeyen yardımlar gelmeye devam ediyordu. Diyarbakır’dan kendi çabası ile battaniye giyim ve gıda toplayıp, kamyonetine yükleyip gelenler ile Van’dan ekmeğine kadar  ‘’sizi en iyi biz anlarız ‘’ yazılı not ile gönderilmiş yardımlar…  Daha, neredeyse bütün illerden yüce gönüllü milletin gönderdiği nice yardımlar. Kadın, çocuk,  yaşlı-genç bütün bireylerden gelen yardımlar ve içinde gönülleri ısıtan birkaç cümlelik notlar. Bütün bunlar bu milletin birlik ve beraberliğinin en güzel örneğiydi… Sonraki günlerde Kızılay ve Afad depolarına uğradığımda hareketli çalışmalara şahit oldum. Bir yandan TIR’larla ve kamyonlarla gelen yardımlar depoyu ağzına kadar doldurmuş, diğer yandan tek tek ayrıştırılıp, kamyonetlerle depremzedelere taşınması, fazlasıyla duygu vericiydi. Giyimden, gıdaya, temizlik ürününden, oyuncağa kadar aklınıza gelen her şey vardı. Yurdumun, yüce gönüllü büyük milletinin, elinden geldiğince gönderdiği; aslında ruhu ve gönlüydü.  Kardeş Azerbaycan halkının yardımları ile yine kardeş Gagavuzya halkının dua, temenni ve yardım talepleri ise mutluluk vericiydi. Bütün bunlar acıları hafifletip, gönülleri ısıtıyordu. Din, dil, ırk ve etnik ayrım gözetmeden yurdum insanı yardımlarını esirgemiyordu. Keşke bu milleti siyasi görüş, mezhep ve etnik ayrılıklarla, ayrıştırmayı bıraksak. Bu, büyük millete tüm farklılıklara rağmen, bu acılı günlerde olduğu gibi hep beraber gönül gözüyle bakıp, kenetlenebilsek.

Dehşetin üzerinden neredeyse bir ay geçti. Yaşam, yavaş yavaş normale dönmeye başladı. Yaralar sarılmaya, acılar dindirilmeye çalışılıyor. Yardımlar gelmeye devam ediyor.  Çadırlarda yaşayan, evi enkaza dönen depremzedelere konteyner ile kalıcı konutlara yerleştirme aşamasına gelindi. Devlet kurumları ile gönüllü kuruluşlar sahada etkinliklerine devam etmekte. Biz de, Telmih Dergisi Gönüllülük Hareketi ekibi olarak; gelecekleri, evleri gibi enkaza dönen, hayalleri yıkılan ve bu soğukta çadırda yaşam savaşı veren depremzede hemşehrilerimizi ziyaret edip, onları dinleyip, aynı dehşeti yaşayanlar olarak, bir nebze yanlarında olduğumuzu göstermekteyiz. Yardımsever hanımefendilerin yaptığı pasta, çörek ve kurabiyeleri ikram etmekteyiz. Telmih Dergisi olarak, çocuklarımızın kırtasiye, okul çantası ve oyuncak gibi ihtiyaçlarını tespit edip, yine yardımsever insanlarımız vesilesiyle ulaştırmaya devam etmekteyiz.

Sonuç olarak, bu büyük milletin tek yürek oluşu, soğuk ve acılı Elazığ gecelerinde yüreğimizi ısıtmış, gönlümüzü hoş etmiştir… Allah bu büyük millete bir daha böyle acılar yaşatmasın. Bu milleti böylesi günlerde olduğu gibi bir ve beraberlikten ayırmasın. Acının, hüznün ve gözyaşının olmadığı günler temennisiyle…

 

 

 

 

 

 

Üstün Üstündağ
Üstün Üstündağustun@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Omer kivanc Şubat 22, 2020 / 20:52 Cevapla

Yaşanan depremden dolayi yikimlar yapilirken bizimde zihin dunyamizin hafizasi siliniyor.fakat bu yazida yazdiklarinla gonul hafizamizdaki unuttugumuz degerleri tekrar hatirlattigin icin sonsuz tesekkurler…