CORONA VİRÜS ELÇİSİ « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

CORONA VİRÜS ELÇİSİ

Bu haber 17 Nisan 2020 - 7:52 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Dünyada hızla yayılan ve ortalığı kasıp kavuran bir virüs korkusu sardı hepimizi. Bütün herkes korku ve endişe içinde. Devletler, sağlık bakanlıkları ve tüm birimleri ile virüsle top-yekün mücadele içinde. Türkiye’de de vakalar görülmeye başlandı ve ciddi önlemler alınarak, hayata geçirildi. Şehrimizde de depremin şokunu dahi tam olarak atlatılamadığı bir dönemde, bir de bu virüs, zihin ve ruhlarda derin sarsıntılar meydana getirdi. 7 den 70’e hemen hemen herkeste bir panik mevcut. Bir hezeyan, bir umutsuzluk ve korku hakim. Neredeyse birçoğumuz paranoyak olduk. Zaten gönül dünyasında bir birine mesafeli olan insanlar, acaba virüs bulaştırır mı diye, hatta en sevdiğinden bile korkar ve kaçar oldu.

Yine bu salgın sayesinde, İslam aleminin önemli ve kutsal mabedi Kabe’de tavaf durdu. Camilerimiz ibadete kapatıldı, cuma ve vakit namazları cemaatle kılınmaz oldu. Eğitime ara verilerek, bütün eğitim ve öğretim kurumları yanında,  kahve, çarşı-pazar ve alışveriş merkezleri kapatıldı. Kurum ve kuruluşlar esnek mesai ile hizmet vermeye başladı… Uzmanlar, temizlik ve hijyen kurallarına uyulması ile sosyal mesafenin korunması gerekliliğinin önemini ısrarla vurgulamaktadırlar. Bunun sonucunda Sosyal medya ve basında yer alan, virüs ile ilgili haberler fazlasıyla paniğe sebep olmaktadır. Artık televizyonlarda, ülkemiz ve dünyada bu salgından etkilenenlerin sayıları takip edilerek, virüs ile yatıp onunla kalkan bir toplum oluşmuş durumdadır. Ancak gerçek şu ki, korku bize virüsten önce bulaştı. Bu süreçte virüs bir şekilde kontrol altına alınıp etkisiz hale getirilir belki, ama bu korku bulaşı uzun süre ruhumuzda derin izler ve hasarlar bırakacağa benziyor.

Peki, ne yapılabilir bu süreçte… Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi anlamda önlemler alınmakta ve çalışmalar sürdürülmektedir. Bize düşen belirtilen kurallara titizlikle uyup, sabır ve dua ile panik yapmadan veya ‘bize bir şey olmaz’ düşüncesine kapılmadan beklemektir. Çünkü toplumumuzun bir kısmı ileri düzeyde kaygı içindeyken, bir kısmı da ‘ bize bir şey olmaz ‘ havasında, rahat davranmaktalar. Tabi ki her iki durumdan da kendimizi soyutlayıp, mümkün olduğunca evde kalıp, salgının kontrol altına alınmasını beklemek gerek.

Bu arada, olabildiğince ekranlardan uzak kalmalı, özellikle virüs ile ilgili ölüm vakalarını takip etmekten mümkün olduğunca kaçınmalıyız. Kitap okumalı, film izlemeli ve unutulmaya yüz tutmuş ya da unutulmuş geleneksel halk hikayeleri ve masalları anlatarak veya dinleyerek aile bireyleriyle vakit geçirilmelidir. Aksi takdirde, alınan tedbirlere uyularak virüsten uzak kalınsa da, bu sürecin sonunda psikolojik rahatsızlıklara ve ruh sağlığı hastalıklarına muzdarip bireylere dönüşmemiz kaçınılmazdır. Ki bunun rehabilitasyonu daha zordur ve uzun zaman alır.

O halde, bu süreçte bize düşen; Sosyal mesafeye uymanın yanında, fazlaca panik yapmadan, bizim inanç anlayışımızın temelinde olan temizlik kurallarına uymaktır. Aksi takdirde psikolojik travma ile vücut direncimiz zayıflar ki; bu durumda corona değil,  normal influenza(grip) virüsü bile bizi çok çabuk yıkar. Bu yüzden, morali yüksek tutmalı ve sonucu beklemelidir. Birilerine göre bu, özellikle dünyada, basının bilinçli korku bulaşıdır. Bazı uzmanların görüşü ise bu salgın; korkuyla güdüleme, yönetme ile yeni dünya düzenine geçiş, dijital devrim, ekonomik veya biyolojik savaş ya da üçüncü dünya savaşının başladığının göstergesidir. Hatta bu salgına neden olan virüsün laboratuar virüsü olduğunu söyleyenler de var. Sebep her ne olursa olsun, gerçek olan şu ki; dünyada her gün 700 kişi sigaraya bağlı hastalıklardan hayatını kaybederken, her yıl ortalama 500 bin kişi, o çok tanıdığımız normal(!) gripten ölmektedir. Tabiî ki bunun farkında değiliz. Neden, çünkü bu konu özellikle ve bizzat bilinçaltına işlenmemektedir de ondan.

Sonuç olarak, bir de şöyle bakmakta fayda var; Her şey Allah’ın takdiriyle gerçekleşmekte iken, gözle görülmeyen bir virüs bize ders vermeye, bizi uyarmaya görevli bir uyarıcı olarak gelmiş olamaz mı? Elinde bir liste. Ecel vaki olacak kişilerin isimlerinin tek tek yazıldığı bir liste. Kimine bela, kimine rahmet olan bir uyarıcı. ‘’en fazla 14 günün var, toparlan kendine gel ve özüne dön …’’ dediğini düşünün. Ve bu virüs kendine verilen ilahi görevi aksatmadan yerine getirmekte…Nerdeyse birçoğumuz dünyanın çivisinin çıktığından, insanlığın, iyiliğin, yardımseverlik gibi manevi değerlerin yok olduğundan, büyük-küçük, sevgi-saygı, kalmadığından söz eder, yakınır dururduk. Dolayısıyla bu pandemi yani dünyayı etkileyen salgının, işte bu gidişata dur demenin ilahi bir ikazı ve biz insanları uyaran, bir elçi olarak algılamak; akıl ve ruh sağlığının korunması adına en doğru olanıdır.

Biliyoruz ki dünyada sonsuza kadar yaşayacak değiliz. Zaten, insan bir gün ölmek üzere yaşamaktadır. Hayat, ölümlü bir gerçektir. Vakti saati geldiğinde, ama bir salgın, ama deprem, ama başka her hangi bir sebeple, yaşamın son bulması, kaçınılmazdır. Enbiya / 35. ayette, Allah: ‘’ Her canlı ölümü tadacaktır…’’ buyurmaktadır. O halde bize düşen aşırı kaygı ve panik yapmadan, belirtilen kurallara uyup, tedbir alıp, takdiri O’na bırakmaktır.

En yakın zamanda, salgından ve hastalıktan uzak, sağlıklı günlere erişmek dileğiyle…

 

Üstün Üstündağ
Üstün Üstündağustun@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Yasin Çelik Nisan 17, 2020 / 12:51 Cevapla

Emeklerinize,kalemimize sağlık❤

Omer kivanc Nisan 18, 2020 / 11:04 Cevapla

Herkesin yecuc mecuc cihetinde algiladigi virusu bir haberci olarak tasvirlemeniz cok guzel. Farkli bakis acisi tesekkurler