02.12.2021, 13:28

Çocuklarımızı koruyalım!

Değerli okuyucular, bu haftaki köşe yazımda dönem dönem ülkemizin gündemini meşgul eden, vicdanlarımızı derinden yaralayan ve toplumda infial yaratan çocuk istismarı olaylarıyla ilgili bir uzman olarak görüşlerimi ve önerilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Her ne kadar konuşmayı çok sevmediğimiz bir konu olsa da bu sorunun neden ve sonuçlarını ciddi olarak ele alıp tek tek bireyler olarak üzerimize düşeni yapmazsak maalesef çocuklarımız mağdur olmaya devam edebilir. Devletimizin kanunları, kurumları, bu soruna yönelik önlem ve tedbirleri yeterli düzeydedir. Ancak tek tek toplumdaki bireylere, anne ve babalara ve eğitimcilere de büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluklarımızın neler olduğundan kısaca bahsedeceğim.

Daha birkaç gün önce kayıp haberlerini okuduğumuz ve daha sonra minik bedeni cansız bulunan yavrumuzu hatırlayın. Vicdanları derinden yaralayan bu ve benzer olaylar maalesef toplumumuzdaki insanlar arasında güvensizlik oluşturan, toplum ruh sağlığını ve yapısını olumsuz etkileyen olaylardır. Olay adli makamlara intikal ettiği ve de olayın içeriği hakkında yayın yasağı getirildiği için bu konuyla ilgili herhangi bir yorum yapmak yasal ve doğru olmayacaktır. Ancak bir kız çocuğu babası olarak şunu belirtmeliyim ki bu ve benzer olaylarda her zaman o çocukların acılarını yüreğimde hissediyor ve empati kurabiliyorum. Ve o çocuğun yerinde kendi çocuğumun olmaması için bir psikolojik danışman ve de bir eğitimci olarak neler yapabilirim sorusunu hep kendime soruyorum. Her anne ve baba da çocuk istismarı vakalarına bu bilinçle yaklaşmalıdır. Aksi halde çocuklarımızı sitemizin içindeki oyun parkına, bakkala, markete, komşumuzun çocuğu ile oyun oynamaya göndermekten korkar hale geliriz.  

Çocuk istismarları maalesef hem ülkemizin hem de dünyanın önemli bir sorunudur. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ülkemizdeki istismar vakalarının “çok arttığı” şeklindeki yaklaşımları gerçekçi bulmuyorum. Çünkü buna ilişkin bir bilimsel veri bulunmamaktadır. Adli makamlara yansıyan olayların artmasının nedeni ise toplumda bu konulara duyarlılığın artması, devletin bu konuda yasal ve kurumsal düzenlemeleri geliştirmesi ve de insanların daha bilinçlenmesi nedeniyle zaten yaşanan ancak gün yüzüne çıkarılmayan vakaların daha çok ortaya çıkarılmasından kaynaklanmaktadır.  Kendi ülkemizi, çocuk istismarlarının çok yüksek yaşandığı bir ülke olarak karalamak da iyi niyetli bir yaklaşım değildir. İlimizin çocuk istismarlarını önleme eğitimcisi olan ve bu konuda akademik çalışmalar yapan bir kişi olarak şunu söyleyebilirim ki uzak doğu ve batı ülkelerindeki istismar vakaları ülkemizden kat be kat fazladır. Elbette ki bir tek istismar vakasının olması bile toplumsal vicdanı yaralayan bir durumdur.

Peki çocuk istismarı olaylarını azaltmak için neler yapabiliriz? Öncelikle şunu belirtmeliyim ki sonuca yönelik, problem odaklı yaklaşımlar bu sorunu çözmeye ve azaltmaya yetmeyecektir. Yani bir çocuğun istismar edildikten sonra istismarcının yakalanması, en ağır şekilde cezalandırılması, çocuğa yönelik psikososyal destekler bu sorunun sonucuna yönelik tedbirlerdir. Sorunu azaltmaya tek başına katkı sağlamamaktadır.  O zaman ‘bu sorunu azaltmak için neler yapılmalıdır?’ sorusu akla gelecektir. Tabi ki önleyici tedbirlerin ve çalışmalara ağırlık verilmesi gerekmektedir.

Nedir bunlar?

Yapılması gereken en önemli şey çocuklarımızı kendini koruma konusunda erken yaştan itibaren eğitmektir. Öncelikle her anne ve baba erken yaştan itibaren çocuğuna mahremiyet eğitimi vererek bedeninin sınırlarının neler olduğunu, bedenindeki özel bölgelerin nereler olduğunu, bu sınırların hangi şartlarda aşılabileceğini (örneğin bir doktor muayenesinde), bunun dışında olanların kötü niyetli olabileceğini öğretmek zorundadır. Biz uzmanlar buna uygun dokunma-uygun olmayan dokunma demekteyiz. Yani bir öğretmenin öğrencisinin başını okşaması uygun bir dokunmadır. Burada önemli bir hatırlatma yapmalıyım.  Toplumumuz dokunarak sevgi gösterme alışkanlığına sahip bir toplumdur. Bu durum zaman zaman kafa karışıklığına ve tartışmalara yol açmaktadır. Bu konuda aşırı duyarlı olmak, çocuğa yönelik sevgi gösterisinden kaynaklı uygun dokunmayı “istismar” olarak değerlendirmek de yanlış bir yaklaşımdır.

Ailelerin ve biz eğitimcilerin yapması gereken diğer önlem ise çocuklara ‘hayır diyebilmeyi’ öğretmektir. Geçmişte ilimizde yaptığımız bir araştırmada çocuklarımıza ‘bir kişi senden istemediğin bir şey yapmanı istediğinde hayır diyebilir misin?’ diye sorduğumuzda çocuklarımızın % 30’una yakını hayır diyemeyeceğini ifade etmişti. Yani çocuklarımızda ve hatta yetişkinler de bile bir kişiye, bir isteğe ‘hayır’ demek ayıp sayılabilmektedir. Oysaki istemediğimiz bir şeye hayır diyebilmek birey olmanın ve özgüvenli olmanın gereğidir. Bu konuda da hem anne ve babalar olarak hem de okullardaki eğitimciler olarak çocuklarımızı mutlaka eğitmek zorundayız.

Diğer bir önlem ise çocuklarımıza güvenli davranış eğitimi vermektir. Yani başına bir şey geldiğinde, riskli bir durumda kendini korumayı, güvenliğini nasıl sağlayacağını ve kime nereye başvuracağını öğretmeliyiz. Şunu unutmamalıyız ki ne yaparsak yapalım toplumumuzda kötü insanlar, sapkın eğilimler mutlaka olacaktır. Ancak biz çocuklarımıza doğru eğitim verirsek bu olaylar minimum düzeye inecektir. 

Buraya kadar saydıklarım anne ve babalar ile eğitimcilerin üzerine düşen sorumluluklardır. Bunun dışında tek tek toplumun her bireyi çocuk istismarı olaylarına duyarlı olmalıdır. Maalesef burada belirtmek istediğim önemli bir eksikliğimiz var. Birçok çocuk istismarı vakasında karşılaştığım önemli bir sıkıntı da ‘kol kırılır yen içinde kalır’ mantığıdır. Özellikle anne ve babanın çocuklarının başına gelen bir istismar olayında ‘aman duyulmasın’ mantığı ile hareket ettiklerine çokça şahit oldum. Şunu net bir biçimde ifade etmeliyim ki çocuk mağdurdur, suçlu değil. Bunu gizlemek, saklamak o çocuğun gelecekte yaşayacağı tüm ruhsal sorunların sorumlusu olmak demektir. Aileler çoğunlukla istismar olaylarında bu olayın duyulmasından rahatsız oldukları için olayı kapatmak, üstünü örtme eğiliminde olmaktadırlar. Unutulmamalıdır ki burada önemsenmesi ‘çocuk’ ve onun ‘ruh sağlığı’ olmalıdır. Aile kendi ‘itibarını’ düşünürken çocuğun ruh sağlığını önemsememiş olmaktadır. Çünkü istismar edilen her çocuk bunun etkisini kolay kolay aşamaz. Ve ilerleyen yıllarda çok ciddi ruhsal problemler, travmalar yaşayabilmektedir. O çocuğun psikososyal destek alabilmesi için yaşadığı olayın ilgili makamlara bildirilmiş olması gerekmektedir. Kol kırılıp yeni içinde kalmamalıdır. Hem Türk Ceza Kanunumuz hem de Adalet Bakanlığımızın ilgili genelgeleri istismar vakalarının geciktirilmeksizin ilgili makamlara bildirilmesi gerektiğini emretmektedir. Sadece bu vakalara müdahale için Çocuk İzlem Merkezleri kurulmuştur. Bir istismar vakası ile karşılaşıldığında herkes bu merkezlere bildirmekle yükümlüdür.

Tüm bunlardan daha önemli olan şey ise aile bağlarıdır. Anne-baba-çocuk arasındaki bağın güçlü olması çocuk istismarı vakalarının azalması açısından önemli bir faktördür. Çocuk, başına en küçük bir şey geldiğinde bunu rahatlıkla annesine, babasına söyleyebilecek bir aile içi iletişim ortamına sahip olmalıdır. Eğer o bağ varsa çocuğun kötü olaylar yaşaması ihtimali azalmaktadır. Ancak ilgisiz bırakılan, çocuk ile ebeveynler arasındaki bağın zayıf olduğu, düzensiz aile ortamında yetişen çocukların istismara daha açık olacaktır. Ve en önemlisi de sevgi, sevgi, sevgi… Çocuklarınıza sevginizi vermeyi unutmayın ki her sevgi gösterisinde bulunana inanmasınlar!

Sevgiyle kalın!

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
-4
hafif kar yağışlı
Namaz Vakti 18 Ocak 2022
İmsak 06:05
Güneş 07:32
Öğle 12:38
İkindi 15:13
Akşam 17:35
Yatsı 18:56
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 50
2. Konyaspor 20 39
3. Hatayspor 21 35
4. Başakşehir 20 34
5. Adana Demirspor 21 34
6. Fenerbahçe 21 33
7. Beşiktaş 21 32
8. Alanyaspor 21 32
9. Gaziantep FK 21 31
10. Sivasspor 21 30
11. Karagümrük 21 30
12. Kayserispor 21 28
13. Galatasaray 21 27
14. Giresunspor 21 25
15. Antalyaspor 21 23
16. Göztepe 21 21
17. Kasımpaşa 21 21
18. Altay 21 18
19. Rizespor 21 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. İstanbulspor 20 33
7. Adanaspor 20 32
8. Samsunspor 19 30
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 20 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 20 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 22 43
4. West Ham United 22 37
5. Arsenal 20 35
6. Tottenham 18 33
7. M. United 20 32
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 20 28
10. Leicester City 18 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 21 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 20 44
3. Real Betis 20 34
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Athletic Bilbao 21 28
10. Valencia 20 28
11. Espanyol 20 26
12. Osasuna 20 25
13. Granada 20 24
14. Celta Vigo 20 23
15. Elche 21 22
16. Mallorca 20 20
17. Getafe 20 18
18. Deportivo Alaves 20 17
19. Cadiz 20 14
20. Levante 20 11