ÇANTA  « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

ÇANTA 

Bu haber 03 Aralık 2020 - 8:13 'de eklendi.

Hasbihâl                                                  

Tarih 29 Ekim 2020

Türkiye Cumhuriyeti’nin 97. Yaş günü.

97 Sene önce kanla irfanla bir cumhuriyet kuruldu.

Milletimize istiklal ve hürriyet hakkı tanındı.

Bir İngiliz çivisine muhtaç olan bir ülke demir ağlarla donatıldı. Her bölgede fabrika bacaları tütmeye, okullar, hastaneler, devlet kurumları açılmaya, yollar yapılmaya başlandı.

Topyekûn kalkınma hamlesi başlatılmıştı o gün.

Aradan 97 koca yıl geçti.

Gelelim bu güne…

***

Bugün ülkemiz bir krizin tam ortasındadır.

Milyonlarca üniversite mezunu gencimiz aş ve iş peşinde.

Aileler tencerelerini kaynatma telaşında.

Gençlerimiz büyük bir umutsuzluk içerisindeler.

Ülkemiz bir deprem kuşağında şehirler yıkılıyor, yüzlerce insanımız enkazlarda can veriyor,

Milli servet toprak altında kalıyor.

Lanet bir virüs binleri hayatından koparıp alıyor.

Yani felaketler ardı ardına geliyor.

Ülkenin bu ve bunlar gibi önemli meseleleri var iken ve bunlara çözüm yolu aranması gerekirken siyasilerimizin gündemi ÇANTA…

***

Emine Erdoğan’ın Fransız malı çantası kaç bin dolar imiş?

Ana Muhalefet lideri ile AKP Genel Başkanı bu çanta üzerinde âşıklar gibi ha bire atışıyor, biri birine ağır suçlamalarla gündeme geliyorlar.

Birbirine mahalle kabadayıları gibi “Erkeksen karşıma çık” diyorlar. Oysa biz onların milletin karşısına çıkmasını, milletin derdine çare, sorunlarına çözüm bulmasını istiyoruz.

Onların asli görevi budur.

Ama bunlar için bunlar önemli değil.

Varsa yoksa Çanta…

Ne menem şeymiş bu çanta…

***

Emine Hanımın çantasının değeri 50 bin dolar imiş.

Bu güne kadar bu konuda her hangi bir yalanlama gelmediğine göre demek ki doğruymuş.

Peki, bizim paramızla kaç bin lira ediyor bu çanta?

Torunuma yaptırdım 420 veya 430 bin lira civarındaymış,

Bu konu millet olarak bizim konumuz olmamalıdır,

Olmasaydı  iyi olurdu ama,,,

Milletimiz fakrı zaruret içerisinde ikin 50 bin dolarlık Fransız malı çanta bizim neyimize?

Neden bu israf?

Nereden geliyor bu değirmenin suyu sorulmuyor.

Sorulsa da cevabı verilmiyor.

Aslında sorulamıyor bile…

Tam anlamıyla zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış diyorlar ya aynısının tıpkısı.

Bu konu bizim sorunumuz değil devletimizi idare edenlerin sorunu olmalıdır.

Onların Yüce Allah’a vereceği hesap konusu olmalıdır.

HAZRETİ ÖMER VE HANIMININ YENİ FİSTANI

Meşhur bir hikâyedir.

Hazreti Ömer’in hanımı kendisine yeni bir fistan dikiyor. Hazreti Ömer akşam eve gelince hanımının üzerindeki yeni fistanı görünce bu fistanı nereden aldığını soruyor.

Hanımı…

“Senden aldığım günlük harçlıklardan artırdım da aldım” değince,

Hazreti Ömer…

“Demek ki devletin bana verdiği maaş halkın gelirinden daha fazla”  diyor ve sabahı devlet ricaline maaşının düşürülmesini” istiyor.

İşte Hazreti Ömer’i adaletin timsali yapan bu ve bunun gibi harekâtlarıdır.

Nitekim Hazreti Ömer Fırat kenarında kaybolan bir kuzudan bile kendisini sorumlu tutan bir İslam halifesidir.

ZÜBEYDE HANIM ATATÜRK’TEN PARA İSTİYOR

Buna benzer bir başka konuda Zübeyde Hanım’ın oğlundan para istemesidir.

Zübeyde Hanım GEÇİM DARLIĞI İÇERİSİNDE..

Oğluna yani Mustafa Kemal Atatürk’e bir mektup yazıp “Oğlum paramız bitti bize biraz para gönder” diyor.

Mektubu okuyan Salih Bozok Atatürk’e…

“Paşam “Eldeki mevcut paradan gönderelim” deyince…

Ulu Önder.

“O para Milli Mücadele’ye ait bir paradır. O paradan gönderemeyiz. Anneme tel çek evdeki halılardan bir ikisini satıversin” diyor.

İşte Atatürk’ü de dünya lideri yapan bu ve bunun gibi hareketleridir,

Mekânı cennet ruhu şad olsun.

***

Eğer ki Emine Hanım’ın çantası hakikaten 50 bin dolar ise ve bu meblağ bu günün parası ile 420 veya 430 bin lira ediyorsa bu israfın hesabını Yüce Allah’a verecekler versin.

Allah’ın soracağı soruları bizim sormamız doğru değil.

Bizim derdimiz bize yetiyor.

YİRMİ LİRALIK DAVA

Bizim çanta hikâyesi neredeyse mahkemelerdeki davaların uzamasına benzeyecek nitelikte bir dava.

Atsak atılmıyor, satsak satılmıyor.

**

Sarıyer Hâkimi iki yıldan beri devam eden bir alacak davasından hayli bunalmıştı. Bir celsede tanık gelmiyor, bir celsede davalı böylelikle duruşmayı bir türlü bitiremiyor.

Nitekim son celsede alacaklı ya…

“Kuzum” dedi “Senin kaç lira alacağın var?”

Alacaklı “Yirmi lira efendim” diye cevapladı.

Hâkim bir an düşünde sonra elini cebine attı iki onluk çıkartarak davalıya uzattı.

“Al şu yirmi lirayı ne sen uğraş ne de bizi uğraştır” dedi.

*

Kaynak = Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlar 1. Cilt

 

***///***

 

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.