CAMİDEKİ PROTOKOL « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

CAMİDEKİ PROTOKOL

Bu haber 28 Temmuz 2020 - 8:21 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hasbihâl                                                 

Yüce dinimiz hoşgörü dinidir.

“Yaratılanı severiz yaratandan ötürü”

Hiç kimseyi dini, dili ve rengi ile değerlendirmeyiz.

Camilerimize “Allah’ın evidir” deriz.

Onun için Allah’ın evinde yalan söylemez, gıybet edilmez, sen-ben diye “Bu sizden-Bu bizden” diye ayırım hiç yapılmaz.

Yüce dinimizin “Ölülerinizi hayırla yâd edin” emrine asla ve asla muhalefet edilmez.

İşte onun için camilerimizin medeniyetimizde, kültürümüzde ve günlük yaşantımızda çok büyük bir önemi vardır.

Camilerimizde bütün insanların eşit olduğunu görürüz.

Camilerimizde din adamlarına ata babalarımız kadar saygı duyulmasını öğreniriz.

Bütün dinler arasında da bu böyledir.

Dinde nemelazımcılık, dinde ayrımcılık ve dinde siyaset yoktur.

Ama son yirmi seneye baktığımızda bu gerçeğin tam aksini, ibadetin siyasetin tam göbeğinde yer aldığını görebilmekteyiz.

***

Dinin belirli bir düzeyde siyasete alet edilmesiyle birlikte camilerimizde bile protokole yerler ayrıldı.

Bakan Bey gelince oraya gider.

Vali Bey gelince oraya gider,

Belediye Başkanı oraya gider,

Milletvekili oraya gider ama ben, sen oraya gidemeyiz. Çünkü burada olan ayrımcılık, burada olan yalakalık ve yandaşlılık hiç bir yerde yoktur.

Din adamlarımız camilerimize “Allah’ın evi” diyorlar.

Öyleyse niye bu kadar ayırımcılık yapıyorlar?…

Allah’ın evinde bu ayrımcılık niye?

Ayasofya”nın tümüyle ibadete açılması sırasında Cuma namazını kıldıran ve Cuma hutbesini okuyan Atatürk’ün kurmuş olduğu diyanetin bu günkü başkanının söyledikleri sözler bu ülke için, bu ülkenin geleceği için tam anlamıyla bir talihsizliktir,

İftiradır, hakarettir.

Gereği var mıydı?

Yoktu…

Onun için ben böyle bir din adamına din adamı diyemem ve ona asla saygı duyamam.

Din adamı hoşgörülü olur, tatlı dilli, güler yüzlü olur. Toplumu ayrıştırmak yerine kucaklayıcı olur.

Din adamı bu 21. Asırda minbere elinde haça benzer bir kılıçla çıkacağına insanları biri birleriyle barıştıracak, kucaklaştıracak bir simgeyle çıkabilirdi.

NAMAZA ÇIKARTILAN DAVETİYE

Dünyaca ünlü bir Ayasofya’mız var. Hemen Sultan Ahmet Camiinin yanı başında günün her saatinde her dinden insanımız gelir burayı ziyaret eder, ibadetini yapan yapardı.

İstanbul’un en tarihi ve en turistik yerlerinden birisiydi burası.

Ve bu mekanın camiye dönüştürülmesi herkesin, herkesimin gönlündeki bir sevdaydı..

Geçtiğimiz günlerde bir kararnameyle vatandaşın bu beklentisi gerçek oldu.

Ne kadar güzel değil mi?

Peki ya ondan sonrası?

Bu kutsal mekân camiye dönüşmeden önce siyasete dönüştü.

Sanki İstanbul yeni feth edilmiş, Ayasofya ilk defa kiliseden camiye dönüştürülmüştü.

***

24 Temmuz 2020 tarihinde bu caminin açılışı yapıldı.

Beş yüz seçkin Müslüman’a Cuma namazı için davetiye gönderildi.

Oysa İslam dininde camiye davet ezan-ı Muhammedi ye ile yapılırdı.

O gün namaza davet davetiye ile yapıldı.

Davetiyesi olmayan camiye alınmadı.

Acaba Allah’ın evi dediğimiz camiye davetiye ile giren başka bir İslam ülkesi var mı?

Burada herkesin duracağı yer belliydi.

Davetiyesi olanlar protokolde belirlenen şekilde Allah’ın huzurunda yerini aldılar.

Merak ediyorum acaba Yüce Allah bu protokollü ibadeti kabul edecek mi?

Gerçi Cübbeli Ahmet Hoca bunun cevabını anında verirler ama…

***

Biz Yüce Allah’ın bizlere farz olarak emrettiği beş vakit namazı özellikle Cuma namazlarını kışın ayazın, yazın güneşin altında camilerimizdeki açık alanlarda kılmaya çalışırız.

Bu gün ise tamamen siyasete alet edilen Ayasofya’da tüyleri bile farklı olan yepyeni halılar üzerinde, kameralar eşliğinde davetiyeyle yapılacak olan ibadetler yüce dinimizde nasıl değerlendirecek bunu da cübbeli Hoca’ya sormak lazım.

Çünkü yüce dinimiz şu anda sarıklıların, feslilerin, cüppelilerin ve dahi üvey torununun dedeye helaldir fetvasını verenlerin elinde.

***

Sözün burasında (Tevbe 18) “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler.” Ayetini de göz ardı etmemek lazım…

Şimdi bizim içerisinde bulunduğumuz duruma hele bir bakın.

Biz Allah’tan mı çok korkuyoruz yoksa kuldan mı?

Bunu da bir bilene sormak lazım.

***

 

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.