Bunu bilmeyen Elazığlıyım demesin!

Bir asırdan uzun süredir nesilden nesle aktarılan kulaktan kulağa söylenilen Elazığ Türküsünü biliyor muydunuz? Türküye çok sayıda sanatçı kendi yorumunu kattı, yıllar içinde bazı dizeleri unutuldu ama türkü hep canlı kaldı. İşte tüm Elazığlıların dilinde olan o şarkı…

Hüseynik adıyla bilinen bu türküyü Elazığ’da bilmeyen yoktur. Peki Hüseynik türküsünün hikayesi nedir? Hüseynik neresidir? Hüseynik Türküsü kime yazıldı? Detayları merak eden Elazığlılar işte detaylar…

Elazığlıların dilinden düşmeyen o türküden haberdar mısınız? Hüseynik adıyla bilinen Elazığ türküsü, bir asırdan uzun süredir nesilden nesle aktarılıyor, kulaktan kulağa söyleniyor. Peki nesilden nesile aktarılan bu türkünün ne zaman, kim için yazıldığını, içesinde hangi konuların işlendiğini biliyor musunuz? Hüseynik Türküsü, Anadolu'nun zengin halk müziği geleneğine ait bir türküdür. Hüseynik Türküsünün temel teması, aşk, ayrılık, hasret gibi evrensel konuları içerir. Peki Hüseynik neresidir?

Hüseynik Türküsü kime yazıldı? Hüseynik Türküsünün hikayesi nedir? İşte tüm detaylar haberimizde…

Hüseynik türküsünün hikâyesi tarihi şehir yolunda yaşanmıştır

Tarihi Harput-Hüseynik şehir yolu bugünkü Ulukent Mahallesi inden başlayıp Harput'ta sonlanan mevkiinin adıdır. Asırlar boyunca kervanların Harput'a ulaşmak için bu tarihi yolu kullandıkları bilinmektedir. Anadolu'nun en güzel türkülerinden biri olan "Hüseynik" türküsünün hikâyesi de bu tarihi şehir yolunda yaşanmıştır.

Rivayetlerden birine göre hikâyesi şöyledir…

1892 yılında, Harput'ta yakışıklılığı ve mertliğiyle ün salan ve herkes tarafından çok sevilen postane müdürü Akif bey Hüseynik'te oturan, sabahları Harput'a çıkan kendine has biridir. Akif in Ati Hanım adında bir kız kardeşi vardır. Bir kardeşleri de Musul'da olduğundan kardeşler birbirine aşırı düşkündür. Öyle ki Ati Hanım, bir dolu sevdalısı olan abisini herkesten kıskanmaktadır. Akif in Lütfü adında bir de arkadaşı vardır. Lütfü, Akif'in müdürlüğü döneminde postanede telgrafçı olarak görev yapmaktadır. Akif'in çok sevdiği şahsiyetlerden biridir.

Akif hiç beklenmedik bir zamanda Hüseynik'ten Harput'a çıkarken yolda kalp krizi geçirir ve olduğu yerde vefat eder. Ölüm olayı tez zamanda duyulunca bütün şehir günlerce gözyaşı döker, ağıtlar yakar. Akif'e yakılan bu ağıtları duyan Saçlızade Hacı Vehbi Efendi güftesiyle ve bestesiyle Akif'in türküsünü yazar. Böylelikle "Hüseynik Türküsü" halkın dilinde yıllardır söylenip durur:

İşte nesilden nesile aktarılan o türkünün sözleri

Hüseynik'ten çıktım şeher yoluna

Can ağrısı tesir etti koluma

Yaradanım merhamet et kuluna

Yazık oldu yazık şu genç ömrüme

Bilmem şu feleğin bana kastı ne

Telgrafın direkleri sayılmaz

Ati Hanım baygın düşmüş ayılmaz

Böyle canlar teneşire konulmaz

Lütfü gelsin telgrafın başına

Bir tel versin Musul'da kardaşıma

Bu gençlikte neler geldi başıma

Editör: İrem Ancil

29 Şub 2024 - 18:29 Elaziğ/ Elaziğ- Gündem

Mahreç  İrem Ancil


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.