BİR GEZİ’NİN IŞIĞINDA ELAZIĞ? « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

BİR GEZİ’NİN IŞIĞINDA ELAZIĞ?

Bu haber 06 Aralık 2019 - 7:36 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Arkadaşlarıma yönelttiğim yazı konumuzla ilgili bir soruyu size de sorayım…
“Söz gelimi Ankara’da yaşayan akrabalarınız olsa ve yaz tatilinde onlara misâfir olsanız, size nereleri gezdirir, hangi yöreleri görmenizi isterler?..”
Çocukluğumdan hatırımda kalanları sıralasam; Anıtkabir, İlk TBMM Binası, Gençlik Parkı, Atatürk Orman Çiftliği, Çubuk Barajı…
Soruma cevap vermek isteyenler, aradan geçen yarım asrı aşkın süreye rağmen, şu saydıklarıma sonradan ilâve edebilecek tek yer olarak Mogan Gölü (Gölbaşı) Parkı’nı sayabilirler belki?
Kaldı ki Gençlik Parkı ile Çubuk Barajı’nın o günlerdeki câzibesi de kalmadı bugün, gidenler var mı hâlâ bilmem?
Misâfir ağırlama kültürümüz de değiştiğine göre…
Sonunda, piknik yapmak yerine yemek ikrâmı için herhâlde bir AVM’ye gitmek zorunda kalırsınız?
***
Sözü Elazığ’a getirip, soruyu yine size, ama bu kez ev sâhibi olarak yöneltsem; “İl dışından misâfirleriniz olsa, onlara Elazığ’da nereleri gezdirir, hangi yöreleri görmelerini istersiniz?..” desem, ne cevap verirsiniz?
Aklınıza gelenleri bir çırpıda sayacak olsanız?..
Merkezdeki Kültürpark ile Şehit Fethi SEKİN Mesire Alanı’na ilâveten Harput’un yanı sıra, il genelinde beldeler ve ilçeler de dâhil olmak üzere; Göl, batık şehir, akarsu, şelâle, kaplıca, mağara, meteor çukuru, kayak merkezi, tatil köyleri ve kamp benzeri doğal zenginlikler, kale, köprü, cami, kilise, ibâdethane, kaya mezarları, türbe, hamam, çeşme, konak, ev, saat kulesi gibi tarihî ve kültürel eserlerle dolu onlarca yöremiz var…
Ve sırf sıraladıklarımı dolaşmaya kalksanız, misâfirlerinizi uzun süre ağırlamak zorunda kalır, yine de “gezdirip göstermediğimiz yer kalmadı” diyemezsiniz asla?..

***
Bu zenginliklere son günlerde ilâve edilen, üstelik Baskil ile Keban arasında paylaşılamayan kanyonları da eklerseniz, Elazığ’ın sâhip olduğu tabii zenginliklerle kelimenin tam anlamıyla “doğa hârikası” ya da tarihî ve kültürel zenginlikleriyle “açık hava müzesi” olarak adlandırılması gereken bir yöre olduğunu kimse inkâr edemez?

Ancak,kuşkusuz başta kent merkezindekiler olmak üzere, park ve mesire alanları ile Sivrice’deki kayak merkezi ve zipline tesisleri dışında, sahip olduğumuz doğal zenginlikler; Allah’ın bizlere bir lütfû, tarihî ve kültürel varlıklarımız ise atalarımızın mîrasıdır!..

Sorgulanması gereken husus; Elazığ genelinde tamamen “bâkir” durumdaki doğal zenginliklerimiz ile tarihî ve kültürel varlıklarımıza “insan eli” ile olumlu katkılar sağlayabildik mi bugüne kadar?

Ve yeterince tanıtabildik mi ülkeye bu zenginliklerimizi?

***

Emekli arkadaşlardan oluşan grubumuzla düzenlediğimiz bir gezi programı doğrultusunda,Kemâliye’den başlayıp Palu’ya kadar dolaştığımız bölgemizin sâhip olduğu doğal güzellikler ile tarihî ve kültürel zenginliklerin son durumunugördüğümüzde, ister istemez Elazığ ile geçmişte idârî olarak ilimize bağlı olan yöreleri kıyaslamak durumunda kaldık…

Meselâ Kemâliye…

Yazı dizimde tüm ayrıntılarıyla anlattığım gibi, eski ismiyle “Eğin dedikleri bir küçük şehir” dizeleriyle âdeta tasviri yapılmış 2500 civarındaki merkez nüfusuyla, dar ve eğimli araziye kurulu Kemâliye, doğal yeşilliği, evleri ve Fırat Nehri’nin vahada oluşturduğu kanyonu dışında doğrusunu söylemek gerekirse methiyeler düzüldüğü kadar câzip gelmiyor gören ziyâretçilere?..

1926 Yılı’na kadar Elazığ’a bağlı olan Eğin, o dönem içinde 1922’de Mustafa Kemâl’in oluru alınarak ve O’nun ismine izâfeten “Kemâliye” adını alırken, kelimenin tam anlamıyla herkes tarafından sâhiplenilmiş bugün.

Kemâliye yetinmemiş, özellikle turizm alanında sâhip olduğu değerlere “Doğa Sporları Şenlikleri” benzeri etkinliklerle çeşitlilik ve zenginlik kazandırmış…
Gerek Erzincan, gerekse Elazığ ile Malatya üzerinden Kemâliye’ye ulaşım Doğu Anadolu’nun çetin şartları misâli çok çetin olmasına rağmen, tanıtımını mükemmel yapmış Kemâliye, turlar düzenlenmiş ve Elazığ ile kıyaslanmayacak oranda ziyâretçi / turist çekmiş!..
***
Meselâ Tunceli Munzur Vadisi Millî Parkı…

Doğa hârikası diye nitelendirilen yöre, kendi câzibesine terkedilmemiş. Dilden dile dolaşarak yayılan, yetinilmeyip kitaplaştırılan Munzur Baba Efsanesi’nde anlatılan bakraçtan etrafa dökülen süt beyazlığındaki Munzur suyunun, gözelerden kaynayıp, kayalıklardan sızarak, küçük şelâleler oluşturup akışına devam etmesiyle ortaya çıkan Munzur Vadisi ve çevresi “Millî Park” ilân edilerek koruma altına alınmış…
Tabiâtın zarar görmemesi, doğallığın bozulmaması amacıyla duyarlılıkla verilen mücâdele sonucu iptâl edilen HES projeleriyle de, Munzur Suyu’na sâhip çıkılmış.
Her yıl Temmuz ayında düzenli olarak ve gittikçe artan bir ilgiyle gerçekleştirilen “Munzur Kültür ve Doğa Festivali”yle mükemmel tanıtımı yapılmış yörenin ve çoğunluğunu Tuncelililer oluşturmuş olsa da, Elazığ ile kıyaslanmayacak oranda ziyâretçi / turist çekilmiş!..

***
Somut “örnek” verdiğim, bize uzak olmayan yörelerimiz…

Özellikle doğal zenginlikleriyle öne çıkan bu şirin yörelerimize bakıp, Elazığ için ulaşabileceğimiz pratik çıkarımlar ne olabilir?

Elazığ olarak, üzerinde oturduğumuz ve 7’den 70’e övünüp gurur duymakla yetindiğimiz “bâkir” durumda olan doğal zenginliklerimiz ile artı tarihî ve kültürel varlıklarımıza,ne yazık ki “insan eli” ile hiçbir olumlu katkı sağlayamamışız bugüne kadar?
Bayındır hâle getiremediğimiz gibi, bırakın mükemmel olanını, yeterince duyuramamışız ülkeye, tanıtamamışız ki sâhip olduğumuz zenginliklerimizi?

Yâni; dükkânı ile deposu tıka basa dolu olan, ancak malını pazarlayamayan ve satamayan sanayici misâli, ziyâretçi / turist de çekemiyor Elazığ?

Dert edindiğimiz ne bu günlerde?
Saklıkapı ve Karaleylek Kanyonları’na Malatya çengel atacak!

Malatya’dan kurtarırsak şâyet, “Kanyonlar Baskil’in mi, yoksa Keban’ın mı” diye tartışılacak?

Bir akıllı da çıkıp; “Bunca zenginliğe rağmen Elazığ’ın çekemediği ziyâretçi / turisti, kanyonlar mı karşılayacak?” diye sormayacak!

 

 

H. Vehbi Coşkun
H. Vehbi Coşkunvehbicoskun@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.