BANDIRMA VAPURUNDA ATATÜRK’Ü GÖRMEK « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

BANDIRMA VAPURUNDA ATATÜRK’Ü GÖRMEK

Bu haber 21 Mayıs 2020 - 8:41 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hasbihal                                                    

17-18 yıl önceydi.

Büyük oğlum Tokat Turhal’da Cumhuriyet Savcısıydı…

Torunumu özlemiştim. Bindim otobüse ver elini Turhal…

Hafta sonu oğlum “Baba yarın bir yerlere gidelim de piknik yapalım” deyince “Olur evladım gidelim” dedim. Hazırlığımızı yaptık sabah erkenden yola koyulduk. Uzun bir yolculuktan sonra Amasya’ya geldik yemek yedik, çay içtik, yeniden düştük yollara…

Ha bire gidiyoruz…

Oğluma “Yahu evladım şehirler ötesi böyle nereye gidiyoruz?… Bu nasıl piknik?…  Amasya’yı da geçtik hala ortada bir şey yok” deyince oğlum:

“Az daha sabret baba” dedi. Suluova’yı geçtik, Havza’yı geçtik trafik levhalarında Samsun ismi ve plaka numarası görülmeye başladı. Samsun 60 Km. Samsun 40 Km. Samsun 10 Km…

***

Oğluma nereye gittiğimizi soracaktım ki benim gönlümdeki Atatürk sevgisini bilen oğlum “Baba seni Samsun’a, seni sevdiğine, Mustafa Kemal Atatürk’e götürüyorum” dedi. Sevincimden söyleyecek söz bulamadım. Çünkü sözler kifayetsizdi. Çünkü ben 19 Mayıs’ta güneşin doğduğu Samsun’a gidiyordum. Hep merak ettiğim, buna rağmen bir türlü göremediğim, gezemediğim Samsun’a… Orada o güneşin nasıl doğduğunu, o güneşin karanlıkları nasıl boğduğunu, güzel ülkemi aydınlıklara nasıl kavuştuğunu göreceyim. Onu kurtuluş mücadelesinin başlatıldığı Samsun’a getiren Bandırma Vapuru ’nu, o vapurda Ata’mın ayak izlerini göreceğim… İnsan ömründe yaşanılacak az buz bir mutluluk mudur bu?..

BANDIRMA VAPURU

O gece yeğenimler de kaldık. Sabahı hep birlikte geziye çıktık.

İlk durağımız sahildeki Bandırma Vapuru idi. Bandırma vapurunu gezerken o geceyi yaşar gibi oldum. Ulu Önder Atatürk’ün istiklal ve hürriyet meşalesini yakmak için hangi koşul ve hangi şartlarda yola salındığını düşündüm.

Köhne bir vapur,

Azgın bir deniz,

Kısıtlı bir imkân,

Olmayan bir hürriyet,

İşte bunun belgesi lütfen dikkatlice okuyunuz.

***

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Dokuzuncu Ordu Müfettişi olarak Samsun’a çıktığı tarih olan 19 Mayıs 1919 günü müttefik işgal orduları namına hareket eden İngiltere’nin Karadeniz Ordusu kumandanı General Milen, Harbiye Nazırı Şakir Paşa’ya bir mektup gönderir. Mektupta şöyle denilmektedir.

***

“Devletlû Efendim Hazretleri,

Dokuzuncu Ordunun bir teşkilat icabı olarak lağvedildiği anlaşılmış iken Dokuzuncu Ordu’dan bir müfettişin bu orduya mensup bir heyetle Sivas’a gitmeleri hayretimize mucip olmuştur. Bu konuda bilgilendirilmemiz gerekmektedir. Bu hususta kendimi sorumlu gördüğümden bu heyetin Sivas’a ne maksatla gittiklerinin bildirilmesi istirham ederim.(*)

***

Bu sorunun yani Ulu Önder Atatürk’ün bu tarihte Sivas’a neden gittiğinin cevabı bu günün resmi bayram statüsüne alınarak her yıl gururla kutladığımız 19 Mayıs bayramlarında verilmektedir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışını ve orada Hürriyet ve istiklal meşalesini yaktığı o gün Türk’e pranga vurmaya kalkışan gafillerin gün geldiğinde hezimete uğrayacaklarının bir işaretidir. İngiliz generalindeki ileri görüşlülük hakikaten takdire şayandır. General o tarihte Mustafa Kemal’in dehasını, kafasındaki ideali ve ufkunu öylesine kuvvetli bir şekilde tahmin edebilmiş ki tarih bu gün kendisini ve endişesini haklı çıkarmıştır. Bu tedirginlik korkulan adam daha yolda iken yani Atatürk’ten duyulan bir korkunun önsezisiydi.

Ah ne olurdu O yüce İnsanı o Ulu Önder’i bizlerde tam olarak tanıyabilsek, bizlerde anlayabilseydik. Onun ilke ve inkılâplarına sarılabilsek onun gösterdiği hedeflere doğru koşabilseydik.

Ne olurdu?…

Devam edelim konumuza.

***

Ulu Önder Atatürk’ü Karadeniz’in azgın suları ile boğuşa boğuşa Samsun’a getirmeyi başaran Bandırma Vapurundayız…

Vapuru gezdikçe merakım galeyana geliyor “Olamaz” diyorum “Olamaz” Çocuklar yetişiyor imdadıma “Baba nedir olamaz olan şey” diyorlar. Ben yine “Olamaz” diyor ve sözlerime devam ediyorum. O koca Atatürk o tarihlere sığmayan büyük Önder bu küçücük vapura nasıl sığmış?… Anlayamıyorum.

İşte “Olamaz” dediğim budur.

“Hakikaten olamaz…”

Çünkü o büyük devlet ve siyaset adamı, o tarihlere yön veren büyük lider… Ulu Önder Atatürk gözümde ve gönlümde o kadar büyük ki onun sığabileceği bir mekânı tahmin edemiyorum.

***

Şimdi bazı din tüccarı yobazlar bana “Bre gafil Atatürk’te bir insan değil mi?…Büyük olan Allah’tır. Sen nasıl böyle düşünürsün…? Diyeceklerdir.

Varsın desinler…

Ben onları Allah’la arama koymuyorum. Ben dini siyasete alet etmiyorum. Ben din ticareti yapmıyorum. Elbette ki yüce olan, elbette ki büyük olan, elbette ki daim olan Allah’tır.

Lakin ortada kimilerinin anlayamadığı bir 19 Mayıs ruhu vardır. Bu ruh olmasaydı adımız Ahmet, Mehmet, Ayşe Fatma olur, minarelerimizde ezan, camilerimizde Kur’an okunur muydu?…

O yüce Allah’a ibadetimiz olabiliri miydi?..

19 Mayıs’lar olmasa 30 Ağustos’lar, 29 Ekim’ler olabilir miydi?

 

***///***

 

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.