BABACAN TAVIR « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

BABACAN TAVIR

Bu haber 09 Temmuz 2020 - 7:57 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hasbihâl                                        

Bursa’da bir kamu kurumunun müdürü iddiaya göre odasına çağırdığı kadın memura, “Maşallah, çok güzelsin, fıstık gibisin” dedi ve kalçasını elledi.

Kadınının müdür hakkındaki şikâyeti sonucu Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘Basit cinsel saldırı’ davasında kurum müdürü suçlu bulundu ve karar kurum müdürü tarafından temyiz edildi.

Yargıtay 14. Ceza Dairesinde görülen temyiz başvurusunda “Kalçaya elleme yoluyla gerçekleştirildiği iddia edilen cinsel saldırı olayında müdürün babacan tavırla hareket ettiğine” hükmederek kararı bozdu.

Ah bu babacan tavırlar…

Tecavüzcü Coşkun bile avını kandırana kadar babacan bir tavır takınırdı.

Buna bir örnek de yıllar önce kaleme aldığım bir köyde vuku bulan köy ağasının o köyün yetim ve öksüz kızına takındığı babacan tavrıdır.

Buyurun birlikte okuyalım..

 

AĞA İLE YETİM KIZ

Köyün Elli yaşın üzerindeki ağası atına binmiş bağını, bahçesini, tarlasını, yaylasını geziyordu. Bir bahçeye geldiğinde kuzularını otlatmakta olan 12-13 yaşlarında bir kız çocuğunu görünce yanına çağırdı.

Kız çocuğu ağasını tanımıştı utangaç tavrıyla ağasına yaklaştı.

“Buyur ağam” dedi.

Ağa kızı enine boyuna inceledikten sonra merhamet duyguları kabardı atından inip kızın yanına vardı.

“Sen kimin kızısın kaç yaşındasın bu kuzular kimin kuzuları?” diye sualler sormaya başladı.

Kız çocuğu o sıkılgan hali ile “Ben maraba Hüseyin’in kızıyım babam ben küçükken ölmüş bu kuzular da komşularımızın kuzuları onları ben otlatıyorum” dedi.

***

Ağa kızın yetim olduğunu öğrenince merhamet duyguları daha da kabardı.

Kızın elinden tutup biraz yürüdüler sonrasında yere çömeldiler. Ağa bir taraftan kızla konuşurken bir taraftan da kızın gelişip gelişmediğini insani bir görev olarak kontrol ediyordu. Derken ağa kızın saçlarını okşamaya başladı. Kız bu tablodan rahatsız kaçacak, kaçamıyor, ağaya karşı saygıda kusur etmemeye özen gösteriyordu.

Ağa bu elbette ki kendine ait olan bu köyde bir takım şeylerde de hakkı olacaktı. Kendisinde bu hakkı görünce biraz daha ileri gitti ki kız ağlamaya başladı. Kız ağlıyor, ağa okşuyordu. Kız hıçkırıklara boğulurken bir taraftan da bağırıyor ağa ise onu kendi usulünce yatıştırmaya çalışıyordu.

“Ağlama kuzum ben senin ağanım” diyerek teskin ediyordu.

Kızın bağırtısını duyan köyüler oraya yaklaşmış ancak ağa kendini o kadar iyilik etmeye kaptırmıştı ki gelen köylülerden bile haberi olmamıştı.

Kız bağırıyor ağa susturmaya çalışıyordu derken köylülerden yaşlı bir adam ağayı kolundan yakaladı.

“Hele dur ağam bu ne iştir kos koca ağa köyün yetimini okşar mı?” deyince.

Vaziyetin hiç de hoş olmadığını gören ağa!…

“He vallah dedi. Bende bu yetime iyilik edeyim dedim, sevabına başını okşadım ama o nedense bağırmaya başladı” diyerek kendisini savunmaya çalıştı.

***

İşte iyilik yapmak, hayırlarda yarışmak kimilerine göre böyle bir şeydir. Bir zamanlar Sarraf’mıdır, Zarraf mıdır her kimse emanetteki paralarının faizini Türk Kızılay’ına bağışlaması, Halkbank eski genel müdürünün evindeki kutucuklar içerisinde çıkan 4,5 milyon liranın cami yapımında ve kuran kursu açılımında harcanacağı da ayrı bir hayırseverliktir.

İşte bizim milletimiz böylesine hayırsever ve âlicenap bir millettir.

Ağanın yetim kıza yapmak istediği iyilikte bunlardan birisidir.

Atalarımız boşuna dememişler “İyilik yap denize at balık bilmezse Halik bilir” Diye…

Gerek hükümetimiz gerekse milletimiz özellikle dini bütün yazar ve çizerlerimizde Peygamber Efendimizin “Biri birinizle iyilikte yarışınız” emrine uyarak biri birlerine iyilikte yarışıyorlar.

***

Kimisi çok eşlilik, kimisi birkaç evlilik yapmak, kimileri dul kadınları nikâhlarına, kimileri sabi sübyanları himayelerine almak, kimileri de haremlik selamlık kurmak suretiyle toplumun zinaya yönelmesini önlemek, ahlaki değerlerimizi de yükseltmek için üç karı almak suretiyle çaba harcıyorlar.

***

14 yaşındaki kız çocuğuna, hatta o kız çocuğunun anasına bile ağanın köyün yetimine yaptığı iyilikten yapıyorlar.

Hükümetimiz ve belediyelerimiz bile ramazan boyu her gün binlerce kişiye iftar yemeği verirken kırk çeşit faturalara kırk kalem zam yapıyor ve büyük bir maharetle Ali’nin külahını Veli’ye giydiriyorlar.

Böylelikle günümüz Türkiye’sinde iyiliksever insanlar, biri birleriyle iyilikte yarışmış oluyorlar.

Allah onlardan razı olsun!

Allah sonumuzu hayreylesin.

Ve o yüce rabbim bu gibi insanların, kurum ve kuruluşların bizlere yapacağı iyilikten bizleri korusun.

 

***///***

 

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.