AZİZ ELAZIĞ « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

AZİZ ELAZIĞ

Bu haber 20 Şubat 2020 - 7:57 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hasbihâl                                                      

Cennetmekân Yahya Kemal Beyatlı ünlü bir şiirinde “Sana Dün Bir Tepeden Baktım Aziz İstanbul” diyerek İstanbul’a olan sevgisini dile getirir.

Ben de dün şehrimizin önemli ve merkezi bir yeri olan İstasyon Caddesi’nden Aziz Elazığ’a baktım. Ve kendimi “Görmedim yıkılmadık bir yerini Aziz Elazığ” demekten alamadım.

Alışveriş ettiğimiz market, yorulunca bir çay bardak içtiğimiz çay ocağı, yakınlarımın, arkadaşlarımın oturduğu evler, düğünler yaptığımız düğün salonu, tatlıcı arkadaşımın dükkânı ve tuhafiye mağazaları yerlerinde yoktu.

Yorgun gözlerim bu bakışa daha fazla dayanamadı bir kaç damla gözyaşının yanaklarımdan süzüldüğünü gördüm.

Şehrin pek çok yerinde olduğu gibi yıkılmıştı İstasyon Caddesi…

Yıkılan binaların demirinden çimentosundan ve diğer önemli malzemelerinden çalındığı gün gibi aşikârdı.

Sanki köylerimizdeki kerpiç yapılardan geri kalan bir enkaz, bir toprak yığınıydı.

Emin olun böyle bir tablo karşısında insanlığımdan, Müslümanlığımdan utandım.

Bu binaları yapan insanlar nasıl bu kadar hayvan ruhlu olabilir Yarabbi…

***

Bu binaları yapan müteahhit, sorumlu teknik adamlar, mühendisler mimarlar sizlerde hiç Allah korkusu ve kuldan utanma duygusu yok muydu?

Para denilen varlık bu kadar mı gözünüzü ve vicdanınızı kör etmiş?

Beddua etmeyi sevmem ama Allah sizi bildiği gibi yapsın. Çoluk çocuğunuzdan değil ama canınızdan çıksın.

Çıksın ki mazlumun ve fukaranın ahı yerde kalmasın.

Behey vicdansızlar, behey Allah’tan korkmaz kuldan utanmazlar, behey hırsızlar yaptığınız hırsızlıkla kazandığınız haram kazançla bu kışta kıyamette kaç kişinin hayatını karartınız? Kaç aileyi evsiz yurtsuz bıraktınız? Kaç öğrencinin geleceğini karartınız?

Haberiniz var mı?

Rahat mısınız görkemli konutlarınızda?

Rabbim size rahat yüzü göstermez inşallah.

***

Bendeniz ne teknik bir elemanım nede bilim adamıyım.

Sıradan bir vatandaşım.

Elazığ’ı bekleyen bu afeti yazarlık hayatımda onlarca kez dile getirdim.

Önünüze gelene müteahhitlik ruhsatı vermeyin dedim.

Müteahhitlik önemli bir meslektir eğitim ister, bilgi, birikim ister, tecrübe ve deneyim ister ahlak ve vicdan ister.

Siz bu vasıfları taşımayan eğitimsiz, bilgisiz çimentonun özelliklerini dahi bilmeyen terziye, berbere, Almancıya müteahhit belgesi verirseniz onlarda paranın zoruyla aldıkları ruhsatla denetimsiz kontrolsüz ve alt yapısız binalar inşa ederlerse olacağı budur.

Deprem sigortası için evimize gelen eksper “Yahu kardeşim taşıyıcı kolana taş konulur mu? Bunlar taşıyıcı kolona taş koymuşlar’ sözü Elazığ’daki depremin özetini ve müteahhitlik gerçeğini gözler önüne serer gibiydi.

‘Suçlu ayağa kalk’ desek acaba bu binaları yapan müteahhitler mi, bu binaların yapılmasından sorumlu tekniker, mimar veya mühendisler mi yoksa bunlara ruhsat veren yetkililer mi hangisi ayağa kalkar?

Hiç birisi.

Çünkü suç samur kürk olsa kimse üzerine almaz.

Her zaman ve her zeminde haklıdır bunlar.

Haksız olan inşaattan anlamayan ancak başını sokabilecek bir yuva sahibi olmak isteyen ve de bir ömür birikimini bu müteahhit müsveddelerine teslim ederek bir ev sahibi olan bununda bedelini canlarıyla mallarıyla ödeyen garibanlardır.

Nitekim 32 senelik memuriyetim sonucu çocuklarımdan aldığım destekle aldığım ev orta hasarlı çıkınca çokları bana “Sen bu evi aldığın zaman depreme dayanıklı olup olmadığını sormadın mı? Dediler.

Nereden bilecektim taşıyıcı kolona taş koyduklarını?

Bizlerin ahı, çocuklarımızın gözyaşları havada ve karşılıksız mı kalır sanırsınız?

***

Uzun yıllar önceydi ilimizde bir ehliyet verme şebekesine benzer birileri vardı. İnsanları ehliyet vereceklerini söyleyerek onları kandırırlardı.

Benimde ortaokuldan arkadaşım olan birisi bana ‘Yahu Şükrü Bey senin çevren çok geniş bize müşteri gönder aldığımız paydan sana da verelim gül gibi yaşarsın bak bana hiç bir sıkıntım yok’ deyince o arkadaşıma…

“Yahu ben hayatımda hırsızlığı ve namussuzluğuyla iftihar eden bir tek seni gördüm” Demiştim.

Zaman geçti ve değişti ki hırsızlar namussuzlar bu ülkeyi ahtapot gibi sarmaya başladı.

Ahlak ve fazilet sahibi müteaahitlerimizi, işadamlarını, esnaflarımızı tenzih ederim ama onların adını kullanarak onlar adına sahtekârlık yapanların sayısı o kadar çoğaldı ki Diyojen gibi gündüz gözüyle lamba yakıp namuslu insan aramaya başlasak iyi olur.

Acaba hırsızlığı ve namussuzluğuyla iftihar eden kaç kişi var bu ülkede vallahi çok merak ediyorum.

***///***

 

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Muhammet Yalçın Azizoğlu Şubat 20, 2020 / 13:47 Cevapla

Kıymetli üstadım bu yıkılan yapılar ile alakalı huhuki süreç nedir. Mağdur olan insanlar ne yapmalı. Bu hırsız ve namussuzlardan hesap kim soracak? Hesap mahşere mi kalacak. Yıllarını hukuk içinde geçirmiş bir üstat olarak sizden bu konuda bir yazı kaleme alıp bizleri aydinlatmaniz konusunda istirhamım olacaktır. Saygılarımla