AYASOFYA « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

AYASOFYA

Bu haber 10 Haziran 2020 - 7:46 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 Ayna

Bugünlerde siyasi görüşü ne olursa olsun kendisini muhafazakâr olarak tanımlayan her kesimi heyecanlandıran bir söylem var: “Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması”.

Söylem diyoruz çünkü fiiliyata geçirilmesi çok zor bir iş bu. Ayasofya   İstanbul’un fethinden sonra 500 yıl cami olarak hizmet vermişti. Fethin sembolü olarak görülen Ayasofya, 24 Kasım 1934 tarihinde çıkarılan bir kararname ile müzeye çevrilmişti. Bu karar birçok muhafazakâr tarafından hilafetin kaldırılmasının ardından İslam’ın sancaktarlığını, fetih ve cihat ruhundan ayrıldığımızı da göstermek olarak kabul edilmiştir. Kimilerince Müslüman Türk Devletinin kimliğini değiştirerek, Avrupalı olmak, Batılılaşmak ve kendisini Batıya kabul ettirmek için verdiği en büyük taviz olarak görülüyordu.

Fetihler, sembolleriyle varlıklarını devam ettirmektedir ve fethedilen topraklarla üzerindeki mabetler dâhil bütün yapıların hükümranlığının kime ait olduğunun gösterilmesi bakımından çok önemlidir. Fethettiğiniz toprakların her karışında sizin istediğiniz dışında bir tasarruf varsa henüz fetih tamamlanmış sayılmaz. Bu sadece bizim için değil dünyanın neredeyse bütün milletleri için böyle kabul edilir. Bakınız Endülüs te Emevilerin o muazzam eseri; Kurtuba Camii’nin durumu ortadadır. Oraya işgal sonrası bir kilise inşa ettiler. İçeriye başınızda şapka ile giremezsiniz.  Bir tanıdığım anlatmıştı. İçeride namaz kılmak kesinlikle yasak; hatta ellerinizi açıp dua dahi edemezsiniz! Anında görevliler tarafından dışarı çıkarılıyorsunuz. Barbar Batılılar… Ya bizde?! Ya Ayasofya’da  ?!!!

İçimizde kendisini çoktan Avrupalılaştırmış ve Batılı kabul eden, Elhamdulillah Müslümanım demekten imtina eden o kadar çok kimliksiz insan var ki… Ne acı! Barbar Batı İslam’ın sancaktarı bir milleti, sinsice kendisine benzetti. Öyle ki Ayasofya’nın ibadete açılmasına Batı’dan çok Batıcılar karşı çıkıyorlar. Her biri farklı bahanelerle inancımızı, dünya menfaatlerine satmamızı konuşuyorlar.

Ayasofya’nın ibadete açılması çok önemli ve zaruri kanımca. Çünkü bu toprakların gerçek sahibinin kim olduğunu gösteriyor dünyaya. Sadece iktidar değil muktedir de olduğunuzu, güçlü ve kudretli olmanızın yanında inancınıza da sahip çıktığınızı da anlatıyor muhataplarınıza.

Ayasofya camii olmadan, Kudüs çığlıklarınızın slogandan öte bir anlam taşımadığını biliyorlar. Bu itibarla İslam’ın sancaktarlığı iddianızın temelsizliğini sorgulayıp, ülke içerisi ve dışarısındaki İslam coğrafyasında samimiyetinizi sorguluyorlarsa, sizin de buna verilecek somut bir cevabınız olmalı pekâlâ: Ayasofya’nın ibadete açılması…

Neticede kanaatimce Ayasofya’nın ibadete açılması sadece ülkemizdeki Müslümanların değil, bütün ümmetin, belki henüz muktedir olmasına yetmese de özgürlüğüne ve Türkiye gibi bir hamisinin olduğuna gerçek bir işaret olacaktır.

İstanbul’un fethinin tamamlanması kime nasip olur bilmem ama Ayasofya’nın ibadete açılması çok önemli bir adımdır anlayana.

Hulasa bu konuda üstat Necip Fazıl’ı okumanızı tavsiye ediyorum. Ayasofya: “Ne taş ne çizgi, ne renk ne hacim, ne de bütün bunların madde senfonisi; sadece mana yalnız mana…” ve nihayet “Bekle bizi Ayasofya, elbet bir gün Ayasofya…” derken; O GÜN, BU GÜNDÜR diyerek, okunan ezanlar hürmetine AMİN niyazı ile son verelim sözlerimize…

Baki selam ve daim muhabbetlerimle…

Prof. Dr. Ömer Atalar
Prof. Dr. Ömer Atalaromeratalar@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.