AY YARILDI MI? « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

AY YARILDI MI?

Bu haber 08 Mayıs 2020 - 8:09 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Kur’an’ın dilinin ilk muhatapların dili olduğunda hiç kimse şüphe etmemektedir. İnsanların bu konuda şüphe etmemelerinin birkaç nedeni olabilir. Bunlardan birisi;  Kur’an’da buna işaret eden anlatımların olmasıdır. Bir diğeri ise insanların vahyi anlamaları için kendi dillerinden olması gerektiği şeklindeki anlayışlarıdır.

Tarihsel atıfları olan bir konu olarak ayın yarılmasını bilmeseydik, başlıktaki soru çok anlamsız olurdu. Çünkü herhangi bir tarihsel veya güncel, yerel ve küresel bir tartışma veya işaret olmaksızın bir iddia ortaya atmak imkansızdır. Ancak Kamer suresinin başlangıç ayeti, “saat yaklaştı, ay yarıldı” şeklindedir. Bu ifadeden ötürü de bu sure “kamer suresi” yani “ay suresi” olarak isimlendirilmiştir. Surelerin adlandırılması ilahi değil, insana aittir. Burada da kural surenin adı ya surenin ilk sözcüğü/leri veya o surede anlatılan önemli bir konuya ait bir sözcüktür. Güneş, ay, yıldız gibi adlar surelere verilmiştir. Ancak genelde o zamanki Arapların bildikleri ve isimlendirdikleri bu gök cisimleri surelerde ardıl olarak ve peş peşe zikredilmektedir. Bunun nedeni onarla ilgili yargıların vahiy içerisinde zikredilmesinin nedeninin onlar hakkında bilgi vermek olmaması; insanların bildikleri kadar onlar hakkında ortak niteliklere göre söz etmek olduğudur. Bu sureye “saat” ya da “saatin yaklaşması” adı verilebilirdi. Çünkü ilk ayette saat sözcüğü ay sözcüğünden önce zikredilmektedir. Halbuki bu sure ay suresi olarak isimlendirilmiştir. Demek ki sureyi adlandıranlar ayı ve onunla ilgili bir yargıyı daha çok önemsemişledir.

Bu surenin adlandırılmasından çok bu surenin ilk ayetinin anlamlandırılması daha önemlidir. Çünkü ilk surenin ilk ayetinin yorumu çeşitli anlayışlara atıfta bulunmakta ve zihniyetleri ifşa etmektedir. Bu anlatma ait yorumcuların zihniyetine gönderme yapan üç yorum ortaya çıkmıştır.

Bunlardan birincisi; Mekkeli putperestlerin isteği üzerine Muhammed’in (a.s.) elçi olarak görevlendirildiğinin bir mucizesi olarak ayın iki parçaya yarılmasıdır. Bu yorum; Muhammed’in (a.s.) Kur’an dışında duyusal mucizelerinin olduğunu kabul eden anlayışa gönderme yapmaktadır ki ona da şu hadisin kaynaklık ettiği görülmektedir. Rivayet edildiğine göre müşrikler Mekke’de Muhammed’den (a.s.) kendilerine bir ayet/işaret göstermelerini istemiş, o da aya bakmalarını söylemiş ve ayın ikiye yarıldığını görmüşler. Hatta bu yarılma o kadar belirgin ki ayın iki parçası arasından Hira dağı bile görünmüştür. (Bkz. Buhârî, Sahîh, 5/49) Rivayet edilen bu olay o kadar güçlendi ki onu doğrulayan bir olay olarak ayın yarıldığı bir inanç olarak yaygınlaştı. Bununla ilgili olarak şunlar söylenebilir: a) Bu rivayet Muhammed’e (a.s.) duyusal ayetler verilmediğine dair çok sayıda hükmün Kur’an’da mevcut olması nedeniyle Kur’an’ın anlatımlarıyla çelişki içerisindedir. b) Bu anlatımı bir gök cismi olarak ayın ikiye yarılması olarak anlarsak, bu kozmolojik olayın dünyaya fiziksel etkisi kaçınılmaz olacaktır. Bu etkiye ait tarihsel herhangi bir görüş mevcut değildir. c) Böyle bir olayın dünyada aynı paralelde olan bütün ülkelerde gözükmesi ve bu şekilde olağanüstü bir olayın farklı kültürlerin eserlerinde yer alması gerekirdi. Halbuki buna ait bir söylence bilmemekteyiz.

Ayın yarılması hakkında ikinci yorum; özellikle de tabiinden bazı alimlere dayandırılan görüştür. Buna göre Kur’an’da kıyamet anında veya kıyametin alameti olarak ayın ikiye yarılacağıdır. Bu yorumcular, Kur’an’ın kıyamet anının olaylarını geçmiş zaman kipiyle anlattığını söylemekte ve bunun nedeninin de gelecekte gerçekleşmesi kesin olan olguların geçmiş zaman kipiyle anlatılmasının bir yöntem olduğunu belirtmektedirler. Gerçekleşmesi kesin geleceğe ait olayların geçmiş zaman kipiyle anlatılmasının Kur’an’ın bir yöntemi olduğu doğrudur. Bunun nedeni aslında insanı olayların içerisine çekmek ve onun olayları canlı yaşanır olaylar olduğuna vurgu yapmak olabilir. Ancak sonraki ayette, “şayet bir ayet görseler, bu süregelen bir büyüdür” derler” (Kamer54/2) ifadesi bu yorumla örtüşmemektedir. Bu yorum kabul edilecek olsa bu ayetin şöyle anlaşılması gerekecektir: “Sanki onlar kıyamet anında ayın yarıldığını görseler veya putperestler kıyamet anında ayın yarılmasını görseler bunun süregelen bir büyü olduğunu söyleyeceklerdir”.

Müşriklerin bir ayet gördüklerinde onu “süregelen büyü” olarak nitelemeleri, gerçekleşen olaya değil de kendilerine görme duyularına atıf yaptıklarını göstermektedir. “Yani aslında gerçekleşen bir şey yok; ancak bir öyle görüyoruz” demektir. Başka topluluklar da kendilerine gönderilen elçilerin risaletlerine karşı bu tür yapmışlardı. Bu nitelemeler inanmak istemeyen insanların psikolojisini yansıtmaktadır. İnanmak istemeyen insana her çeşit işareti göstersen de inanmaz, her şey apaçık ortaya çıksa da kendisinin yanlış gördüğünü iddia eder ki galiba bu inadın son evresidir.

Bu anlatımlar hakkında üçüncü bir yorum; “saat yaklaştı, ay yarıldı” anlatımın bir deyim olduğudur. İnsan, belirli kavramları, durumları ve duyguları deyimlerle ifade etmektedir ki deyimler nesilden nesile aktarılmaktadır. Çünkü insan aynı insan ve kavram, durum ve duygular da aynıdır. Deyime konu olan kavram, durum ve duygunun deyim olarak ifade edilebilmesi için deyimlerin anlamlarının herkes tarafından açık ve kesin olarak bilinmesi gerekir. Anlamları açık seçik bilinmeyen deyimler, toplumlarda varlığını devam ettirmezler.

Kur’an’da saat genellikle dünyadaki sürenin başlaması ve bitmesi anlamında kullanılır ve kıyamet adlandırması ile saat adlandırması arasındaki fark; kıyametin dirilişe yani insanların kalkarak yargılanmak için Allah’ın huzurunda oluşlarına atıfta bulunmasına karşın, saatin dünyadaki zamanın ve yaşamın bitimine ve yeni bir zamanın ve yaşamın başlamasına atıfta bulunmasıdır. Bunun içindir ki Kur’an’da saatin gelmesi ifadesi ile birlikte, saatin yani zamanın bitmesi anlamında durması/irsâ ve tekrar başlaması anlamında kalkması/kıyâm (Mü’min 40/46, 59 vd.) ifadeleri yer almaktadır. Ancak bu ayet dünyanın sonu anlamında saatin gelmesi veya yaklaşmasıyla ilişkili değildir. Dünyanın sonu geldiğinde onların ayetleri görmeleri ve yüz çevirmelerinin bir anlamı olmayacaktır.

Saat yaklaştı, ay yarıldı” ifadesi bir şeyin zamanı geldiğinde değişmez bir tavrın ortaya çıkması anlamında bir deyimdir. Bunun içindir ki bu deyimi ayın yarılması değil de ayın görünmesi şeklinde anlayanlar vardır. Reşid Rıza bu surenin ilk ayetindeki inşakke’l-kamer ifadesini ay doğdu ve ışığı yayıldı şeklinde anlamaktadır. Çünkü Araplar gerçeğin açığa çıkmasını böyle ifade etmekteydiler. (Bkz. Mecelletu’l-Menâr, 31/63) Bu anlam Arap diline ait sözlüklerde mevcuttur. Rağıb İsfehânî de bu ayetin yorumunda bazılarının görüşü olarak “iş açığa çıktı” şeklinde bir anlam aktarmaktadır. (İsfehânî, el-Müfredât, 459) Bu ifade İmriu’l-Kays’in bir şiirinde de yer aldığı iddia edilmektedir ki o “Saat yaklaştı ve ay yarıldı. Bir ceylan kalbimi avladı ve kaçtı” demektedir. Bu şiir adı geçen cahiliye şairinin Divan’ında yer almamaktadır ancak bu şiir Suyuti’nin hadis alanındaki eserini şerh eden Münâvî’nin (ö. 1030/1622) Faydu’l-Kadîr adlı eserinde ona nispet edilmektedir. Bkz. (2/182)

Bu ayet, Arap dilinde bir “işin açığa çıkması” anlamında bir deyim olarak anlaşıldığında, Kamer suresinin başlangıç ayetleri bir bütünlük içerisinde anlam kazanmaktadır. “Vakit geldi ve ay göründü. Onlar her türlü ayeti görseler de yüz çevirmekte ve onun devam edegelen göz boyama odluğunu söylemektedirler. Onlar yalanladılar ve hevalarına uydular. Artık olması gereken olacaktır. Onları kötülüklerden alıkoyacak haberler geldi. Onlara olgun hikmet geldi. Fakat uyarılara fayda vermedi. Sen de onlardan yüz çevir. Bir çağrıcının bilinmedik bir şeye çağırdığı gün, onlar dağılmış çekirgeler gibi gözleri korkulu bir şekilde kabirlerinden çıkarlar.” (Kamer 54/1-7) Bu ayetlerin elçiye, onların inkarcı tutumlarına karşın bir tavır geliştirmesi ve onları terk etmesini emrettiği açıktır. Bunun anlamı artık tebliğde yeni bir aşamaya geçildiğidir. Yani artık müşriklerin iman etmelerinden umut kesilmiş ve tebliğin de başka bir yerde yapılması zamanı gelmiştir.

Prof. Dr. Erkan Yar
Erkan Yarerkanyar@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Eyyüp Ay Mayıs 8, 2020 / 09:13 Cevapla

Sevgili Hocam Merhabalar…
Mardin Arapçasında bir kişi yapmadığı bir ille itham edildiğinde yada yapamayacağı bişey kendisinden istendiğinde bütün ısrarlar ve zorlamalara rağmen bunun olamayacağını, kendisinden isteneni yapmayacağını vurgulamak ve kesin kararlılığını bildirmek için elini yakasına götürür ve ‘Eşık Kamisi’ der. Böylece konu kapanmış olur. Selam ve sevgiler.