Arslan; “Günübirlik tedbirler değil, kalıcı tedbirler gerekli”

Röportaj: Songül DURSUN Emniyet Müdür yardımcılığı, Elazığ, Kocaeli, Gaziantep ve Antalya İl Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcülüğü, İskandinav Ülkeleri Emniyet Müşavirliği, TBMM Başkan Müşavirliği, Millî...

25 Ekim 2022, 16:24
Arslan; “Günübirlik tedbirler değil, kalıcı tedbirler gerekli”

Röportaj: Songül DURSUN

Emniyet Müdür yardımcılığı, Elazığ, Kocaeli, Gaziantep ve Antalya İl Emniyet Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcülüğü, İskandinav Ülkeleri Emniyet Müşavirliği, TBMM Başkan Müşavirliği, Millî Savunma Bakanlığı Müşavirliği, Millî Eğitim Bakanlığı Müşavirliği ve Talim Terbiye Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunan, Akdeniz Üniversitesi Rektör Müşavirliği ve Öğretim Görevlisi görevini ifa eden Av. Feyzullah Arslan ile bir röportaj gerçekleştirdik. Arabulucu, avukat, uzlaştırmacı, yazar, avukat, öğretim görevlisi gibi birçok mesleği başarı ile yürüten, deyim yerindeyse 10 parmağında 10 marifet olan Arslan, aslında içimizden biri… Feyzullah Arslan ile dostlarının eşliğinde gerçekleştirdiğimiz röportajımızın detayları ise şu şekilde…

Aslına bakılırsa tüm Türkiye sizi tanıyor ama Feyzullah Arslan’ı kendi ağzınızdan okuyucularımıza tanıtır mısınız?

“SİVAS DOĞUMLUYUM AMA ELAZIĞ DOSTU BİR ELAZIĞLIYIM”

Feyzullah Arslan, eski Elazığ Emniyet Müdürü; Sivas gürün doğumluyum... Polis koleji ve polis akademisi mezunuyum. 1976 yılında polis akademisinden mezun oldum. O dönemlerde biraz hiperaktiftim sanırım; senden polis olmaz diyorlardı. O bakımdan ben de biraz fazla okudum ve 5 fakülte bitirdim, iki alanda master yaptım. Açıkçası çok meslekli bir insanım. Öğretmenim, işletmeciyim, kamu yöneticisiyim, avukatım, arabulucuyum, uzlaştırmacıyım, polisim; bir de Sivas doğumluyum ama Elazığ dostu bir Elazığlıyım.

Başarılı bir insan olarak elinizin değdiği her alanda örnek biri olarak biliniyorsunuz. Başarınızın sırrı nedir? Başarınızı neye borçlusunuz?

“FELSEFEM; YAPAMAM DEME, YAPAN SENDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR”

Öncelikle insan sevgisi önemli, insanları sevmek lazım. İnsan sevgisi ve hizmet etmek. Bir de inanmak lazım. Yapamam deme yapan senden üstün değildir. Felsefem bu. O halde sabırlı, insan sevgisi olan ve de yılmadan, yorulmadan çalışan birisi olmak. Şu felsefesi vardır; su hiç durmaz, dursa bile aşamıyorsa bekler engelinin üzerinden aşarmış. Bir de bana senden polis olmaz diyenler beni eğitime teşvik etti. Ben biraz çok gezdim. Hareketli olmak her zaman faydalıdır. Türkiye’de 22 ilde çalıştım yurtdışında da 8 ülkede çalıştım. Danimarka, İsveç, Norveç ve Finlandiya de emniyet müşavirliği yaptım. İngiltere, Almanya, Amerika ve Kanada’da uzun süreli görevler yaptım. Hareket başarı getirirmiş.

“ELAZIĞ İNSANI; DEVLETİNE BAĞLI, KADİRŞİNAS İNSANLAR”

Eğitim, her türlü güzelliğin kaynağıymış, bilmek gülmekmiş. O nedenle biraz fazla meslekte olunca bunları tecrübe ediniyorsunuz. Örneğin Elazığ da görev yaptığım dönemlerde bir Elazığ Emniyet Müdürü gibi değil, bir öğretmen gibi, bir kamu yöneticisi gibi, bir insanlık dostu gibi, bir yazar bir çizer gibi düşündüm. Öyle olunca birçok şeyi birleştirince çok daha iyi oluyor. Bugün Elazığ neden seviliyor, bir kamuoyu Elazığ’ı neden seviyor? Elazığ için neden huzura çıkan yol deniyor? Neden doğudaki batı deniyor? İnsanların kadirşinas olması, devletine bağlı olması, işine gücüne bağlı olması insanları sevmesi ve hizmet aşkıyla çalışmasından kaynaklanıyor.

Elazığ’da görev yaptığınız süre içerisinde ‘Polis vatandaş el ele, daha huzurlu günlere’ ve ‘Bıçağı bırak, kalemi al’ gibi birçok kampanya yürütmüştünüz. Son dönemlerde de asayiş olaylarında artış gözlemliyoruz. Kolluk güçleri çalışmalar yapıyor bu anlamda ancak bahsettiğimiz kampanyaları başlatan bir emniyet mensubu olarak, bu olayların önlenebilmesi adına yapılan çalışmaları yeterli buluyor musunuz? Sizce bu anlamda neler yapılabilir?

“GÜNÜBİRLİK TEDBİRLER DEĞİL, KALICI TEDBİRLER GEREKLİ”

Son zamanlarda bahsettiğiniz konularda olaylar arttı mı? Derseniz, aslında arttığını düşünmüyorum ben. Ama tabi ki daha çok üzerine düşüldüğü için belki de artış gösteriyor. Ama pandemi süreci insanları psikolojik bunalıma itti. Evden çıkamayan, eve hapsolanlar başka uğraşlar aradı, kimileri kendilerine başka uğraşlar buldu. Ama kimileri bulamadı ve zararlı meşguliyetlere yöneldi. Örneğin kumar oynadı veya alkol aldı vs vs. Bunlar pandeminin getirdiği geçici kötülüktür ama bu geçicidir. İstisnalar kaideyi bozmaz, kötü örnek teşkil etmez. Çünkü bu dönemler olağanüstü dönemler. Onun ötesinde varsa bir sorun, o soruna parmak basıp, teşhis edip, çözmek tedavi etmek lazım. Sizin dediğiniz gibi ‘Bıçağı bırak kalemi al.’ Aslında bazıları kendiliğinden gelişiyor. Ufacık bir parmak bassanız çözümlenebilecek. ‘Bıçağı bırak kalemi al’ kampanyasını neden başlatmıştık? Benim bir alışkanlığım var. Belki tarımla uğraşmaktan, bağcılıkla uğraşmaktan. Çocukların bile cebinde bıçak vardı. Yaş itibariyle duygusal hareket ediyorlar tabi mantıksal değil, sinirlenince bıçağı çıkarıp karşısındakini yaralayabiliyor ve öldürebiliyor. Oysaki cebinde bıçak olmasa belki de sadece bir tokat atacak ya da o olay olmayacak. Bıçak taşımak cehaletin kalem taşımak ise bilimin ilimin göstergesidir. Bu anlamda çocuklara gençlere bu şekilde anlatınca onlar da gereksiz olduğunu anladı. O bakımdan bazı şeyleri önlemek, tedavi etmekten daha iyidir diyoruz.

“EĞİTİMİN KÖKLERİ ACI AMA MEYVELERİ TATLIDIR”

Covid döneminde aşı neden yapıldı; hastalığı önlemek için, vücudun direncini artırmak için. O halde önleyici hizmet yapmak, bunun sebeplerini araştırmak lazım. Sivrisineği ilaç sıkarak mı öldürmek daha iyi yoksa bataklığı kurutmak mı daha iyidir? Elbette bataklığı kurutarak kökünden çözmek daha etkilidir. Yani günübirlik tedbirler değil de kalıcı tedbirler gerekli. Eğitimin kökleri acı ama meyveleri tatlıdır denilir ya hani eğitimden bahsediyoruz, çocuğunuzu ilkokuldan ortaokuldan sonra okutmayabilirsiniz belki ama üniversiteye götürürseniz biraz daha fazla çalışırsa daha iyi meslek sahibi olacaktır. Yani karınca misali yaz boyunca yatarsan kış boyunca aç kalırsın. Dolayısıyla her şeyin kaynağı insan, katil insan da var, bilim adamı da var. O bakımdan aklı iyi kullanmak lazım, yaratıcı zekâyı iyi kullanmak lazım.

‘Başımıza bir hâl gelirse ilk aradığımız polistir; en çok şikâyet ettiğimiz de polistir’ sözünüzü biraz detaylandırabilir misiniz? Bu sözünüze istinaden sormak isterim; öcü polis mi, polis amca mı?

“MALUM YERDEYİZ, VATANDAŞIN GÖNLÜNDEYİZ”

Bunu ben çok kullanırım fakat bu sözlerim bazen de yanlış anlaşılıyor. ’Malum yerdeyiz, vatandaşın gönlündeyiz’ diyorum. Vatandaşın bir sıkıntısı olduğunda haber versin diye. Dolayısıyla başın düşerse dara polisi ara diyoruz.

Türk Polisinin şu anki durumunu nasıl görüyorsunuz?

“TÜRK POLİSİ, ATASININ İZİNDE; MİLLETİNE HİZMETİN EN İYİSİNİ YAPMAK İÇİN ÇALIŞMAKTADIR”

Türk Polisi hep iyiyi görmek, ileriye gitmek, vatandaşına yardım etmek için çalışıyor. Ama sıkıntılı dönemler de yaşadı. Örneğin şu son olaylar, 2015 süreci sıkıntılı geçirildi. Meslektaşlarımızdan problemli olanlar oldu, bazıları koptu; polis akademisi, polis koleji kapatıldı. Kaynaklar kurudu, yeni yeni kaynaklar üretiliyor. O nedenle bir geçiş dönemi yaşanıyor. Bu geçiş döneminde birtakım aksaklıklar yaşanabiliyor. Dere geçerken at değiştirilmez ama at değiştirildi, problemler oldu. Ama ben inanıyorum ki Türk Polisi atasının izinde, milletinin hizmetinde daha iyisini yapmak için de çalışmaktadır.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da sizden övgüyle bahsederek; “Feyzullah bey emin adamdır, güzel adamdır. Şunu açık ve net söylüyorum; ben de İçişleri Bakanıyım, Feyzullah Bey de İçişlerinde çalıştı ama ben Feyzullah Arslan’ın emrindeyim” demişti. Bakan Soylu’nun bu sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“HİÇBİRİMİZ, HEPİMİZ KADAR AKILLI, HİÇBİRİMİZ DE HEPİMİZ KADAR GÜÇLÜ DEĞİLİZ”

Sayın İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun bu sözleri; iyi olanı, doğru olanı, bileni, tecrübeli olanı dinleriz demektir. Ben ortak akla ortak güce çok inanırım. Hiçbirimiz, hepimiz kadar akıllı değiliz; hiçbirimiz de hepimiz kadar güçlü değiliz. O halde ortak akıl ve ortak gücü kullanabilmeliyiz. Sayın bakanımız da ortak aklı, ortak gücü kullanarak başaramayacağımız bir sorun yoktur demek istedi. Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalırmış. Dertler de paylaştıkça azalırmış.

“BIÇAĞI BIRAK KALEMİ AL KAMPANYAMIZ, BENİM DE KALEMİ ALMAMA VESİLE OLDU”

İnsanlara ‘Bıçağı bırak kalemi al’ dedik ama bu vesile ile 1998 yılında ben de kalemi almak durumunda kaldım mesela. Polisin hatıra defterinden isimli kitabımda ilginç Elazığ hikâyelerini kaleme aldım. Bir anımı paylaşmak isterim burada, kitabımda da bahsetmiştim. Çok güzel Elazığ hikâyelerini anlattım o kitabımda. Allah Rahmet eylesin Ramazan Emre, Elazığ’da görev yaptığım dönemde ‘sabahtan akşama kadar çarşıyı gezdim kafama göre bir ayakkabı bulamadım’ demişti. Ben de ona ‘Ramazan Bey elbette kafana göre ayakkabı bulamazsın ayağına göre bulacaksın’ demiştim.

“ELAZIĞ’DA YAŞADIĞIMIZ OLAYLARI DA KALEME ALDIM”

Yine Elazığ’da görev yaptığım dönemde, trafik düzeni daha iyi olsun diye kadın polisleri trafikte görevlendirmiştim. Kadın Polis arkadaşlarımız da’ lütfen müdürüm beni trafikten alın’ diye ısrar ediyorlardı. Neden diye sorduğumda ise ‘Bizim sözümüzü dinlemiyorlar, kadın sözünü mü dinleyeceğiz diyor vatandaşlar’ diyorlardı. Bir gün yine kadın polis arkadaşımız kırmızı da geçmiş bir vatandaşa sormuş; ‘ neden kırmızıda geçtin ışığı görmüyor musunuz?’ Vatandaş ise “memure hanım kusura bakmayın; kırmızı ışığı gördüm ama seni görmedim’ diye cevap vermiş. Bu olayın üzerine de bir tiyatro oyunu yazdım ‘Ehliyet senin neyine dön Şinasi köyüne’ isimli.

Asayiş Berkemal diye sürekli kullandığımız bir tabir var, sizin de bu isimde bir kitabınız var. Peki, asayişin berkemal olmasında en etkili kimdir ya da kimlerdir?

“TOPLUM DESTEKLİ POLİSLİĞİN, PROAKTİF POLİSLİĞİN BAŞLANGICI ELAZIĞ’DIR”

En etkili vatandaşın kendisidir. ‘El el güzel günlere polis vatandaş el ele, Elazığ’da daha huzurlu günlere’ dedik ve kampanya başlattık görevdeyken. Toplum destekli polisliğin, proaktif polisliğin başlangıcı Elazığ’dır. Neden? Devletine milletine bağlı, kurallara uyan, doğrunun arkasında giden, yanlıştan kaçan bir il Elazığ. Vatandaşa dedik ki ‘sizden biriyiz, sizin için varız; size yardımcı olabilmemiz için bize yardımcı olun’ dedik onu da yaptılar Elazığlılar. ‘Hatta Bir çay içelim birlikte sorunları çözelim’ diye pankartlar asmıştık. Bir gün Elazığlı bir yaşlı amca pijamasıyla karakolun önüne geliyor. Hayırdır? Diyorlar arkadaşlarımız. ‘Müdür yazmış ya bir çay içelim diye uyku tutmadı ben de çay içmeye geldim’ diyor.

“KURALLARI UYGULATAN, KÖTÜLÜKLERİ ÖNLEYEN, ÖNLETEN; AHDE VEFA VE İYİ NİYET”

  1. bir gün sarhoş bir vatandaş lojmanın önüne geliyor. Benimle görüşmek istediğini söylüyor. Gürültüye kalktım. Nöbetçi arkadaşlar dedi ‘Sizinle görüşmeye gelmiş sarhoş bir vatandaş. Hani müdür benim kapım herkese 24 saat açık demiş’ diye. Sarhoş olabilir ama aşağıya indim, o vatandaşın sorununu dinledim. Sorununu çözdük. Bir daha görmedim o vatandaşı. 10 yıl sonra kızımın düğününe geldi ve kendini hatırlattı; ‘Senin kızının düğününe gelmeyeceğim de kimin düğününe geleceğim’ dedi. Ahde vefa işte bu. İşte kuralları uygulatan, kötülükleri önleyen önleten bu ahde vefa ve iyi niyet. Ben bütün Gakkoşlara , sizlerin aracılığı ile iyi niyetlerinden dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. ‘Sizden biriyiz sizin için varız’ diyorum.

Tecrübelerinize dayanarak, sizi örnek almak isteyen gençlere ne gibi öneri ve tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

“GENÇLER, İYİ MESLEK SAHİBİ OLMANIN ÖTESİNDE İYİ BİR İNSAN OLMANIN YOL VE YÖNTEMLERİNİ DE ÖĞRENSİNLER”

Gençler kendilerini iyi yetiştirsinler. Az önce de dediğim gibi eğitimin kökleri acı ama meyveleri tatlıdır. Lütfen kendilerini geleceğe iyi hazırlasınlar. Aydınlık geleceğimiz onlar. Çalışsınlar, verilen görevi iyi yapsınlar. Elbette ki ergenlik çağında, delikanlılık çağında birtakım yanlışlar olabilir. Ama bunları düzeltmenin yolunu bulsunlar. Atalarının, analarının, babalarının, öğretmenlerinin sözünü dilesinler. İyi bir meslek sahibi olmanın yanı sıra iyi bir insan olmak gerekiyor. Ben aynı zamanda üniversitede Sosyal Sorumluluk ve Topluma Hizmet diye bir ders veriyorum. Hatta bununla ilgili de Elazığ’da Emniyet Müdürü iken boyun fıtığından MR çekilmem gerekiyordu ancak ben MR cihazına girmekten korkuyordum. MR’a girdim ve Candan Erçetin’in Yalan isimli şarkısı bir yandan dinletiyorlar. Korkuyorum tabi ama ‘Bundan Emniyet Müdürü mü olur ?‘diye kınamalarından da çekindiğim için dişimi sıktım. Çıktıktan sonra ‘Bu şarkıyı nasıl çalarsınız? İnsanın psikolojisini iyice bozuyor’ diye serzenişlerimi ifade ettim. Ama bana radyoda çaldığını söylediler. Daha sonrasında üniversite Başhekimine gittim, o dönem üniversitenin Rektörü Eyüp İspir’e konuyu dile getirdim, bir müzik seti alınarak hastalara MR cihazında başka müzikler dinletilmesi önerisinde bulundum ama Ö-‘Ödeneğimiz yok’ dediler. Ama ben bir müzik seti aldırdım. Sonrasında Beethoven’den, Mozart’tan müzikler çalınmaya başlandı. Yani diyorum ki; İyi bir doktor olabilirsiniz, iyi bir mühendis olabiliriniz, iyi meslek sahibi olmanın ötesinde iyi bir insan olmanın yol ve yöntemlerini de öğrensinler gençlerimiz.

Emniyetteki görevlerinizin dışında sanatsal bir yönü de olan bir insansınız. Kitap yazarlığı, tiyatro eseri yazarlığı yönünüz de var. Biraz da bu yönünüzü konuşalım isterseniz…

“POLİS DE NORMAL VATANDAŞ GİBİ BİR İNSAN”

Yazmak tabi ki güzel bir şey. Söz uçar yazı kalırmış. Bilgiyi paylaşmanın yolu da anlatmanın ötesinde yazıp okutmaktan geçiyor. Bir diğer konu da; benim bilgim bende kalırsa bir anlamı kalmıyor, unutulup gidiyor. Bunların yanı sıra polis teşkilatında görev yaptığım süre içerisinde vatandaşlarla çok yoğun bir şekilde içi içe olduğumuzdan dolayı olumlu ve olumsuz şeylerle karşı karşıya kalıyorduk. Bu yaşadıklarımızı kimilerine öğüt vermek için, kimlerini ders çıkarılması için anlatmak gerektiğine inanıyorum. Bunun en kolay yolu da yazı. Bir ötesi de insanlar polisi hep kötü adam, sert adam gözüyle görüyor. Hâlbuki polis de normal vatandaş gibi bir insan. Polisi ceza yazan, kızan vs olarak görülüyor. Oysaki polisin görevi, amacı vatandaşı korumak kollamak...

“ELAZIĞ DEMEK, HUZURA ÇIKAN YOL DEMEK”

Benim 8 kitabım 3 tiyatro eserim var. Bir tanesi ‘Ehliyet senin neyine dön Şinasi köyüne’, gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması için ‘Yarınlara geç kalmadan’, diğeri de aile içi şiddeti önlemek amacıyla yazdığım ‘Bir Dönüş Hikâyesi.’ Üçü de Devlet tiyatroları repertuarında. Kitaplarım da ‘Gül Güldür Düşündür’, ‘Asayiş Berkemal’, ‘Polisin Hatıra Defterinden’, ‘Danca Manca Bence’, ‘Ya Bizden Sonra’, ‘Yarınlara Geç Kalmadan’, ‘Feyzullah Arslan’ın Tiyatroları’ diye 8 kitap yazdım. 3 tane de çocuk kitabım var; bunlar da ‘Çocuklar Trafik Kurallarını Öğreniyor’, diğeri hayvan sevgisi üzerine ‘Çocuklar ve Atlar’, diğeri de yine çocukların zararlı alışkanlık edinmemesi konusunda yazdığım kitap. Diyeceksiniz ki ‘Bu kadar kitabı nasıl yazdınız?’ Hayat tecrübesi ve Elazığ’da 3 yıl Emniyet Müdürlüğü yapmak; huzura çıkan yol demek, doğudaki batı demek, Hazarbaba’da kayak kaymak, Sivrice’de yüzmek, her şeyi öğretti bize.

Son olarak Elazığlılara bir mesajınız olacak mı?

“DEZENFORMASYON YASASI, ELAZIĞ BASININI, ETKİLEMEYECEK ÇÜNKÜ ELAZIĞ BASINI DOĞRUYU YAZIYOR”

Elazığ’ı çok seviyoruz. Diyorlar ki bu Elazığlılar neden bu kadar başarılı? Türkünün sözlerinde Harput’tan at beni in aşağı tut beni ifadeleri yer alıyor. Nasıl gelip tutuyorlar? Bu ne demek bu Elazığlıların ışık hızıyla hareket ettiklerinin ifadesi bu da başarı getiriyor elbette. Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim; Elazığ’da basın da çok güçlü. Geçtiğimiz günlerde bir dezenformasyon yasası çıktı. Ama Elazığlıları o yasa etkilemiyor. Neden diyecekseniz eğer? Çünkü Elazığ basını doğru yazıyor. Herkes dezenformasyon yasasına karşı ama doğruyu yazanı etkilemiyor ki bu yasa. Elazığlılar doğruları yazmaktan vaz geçmesin. Kitap fuarına gelirken kitap imzalamak, kitap satmak değil Elazığlılar ile hasret gidermek, onların güzelliğini paylaşmak, onlarla konuşmak için geldim. Elazığlılar ile sohbete geldim. Her şey gönüllerince olsun.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 03 Şubat 2023
İmsak 05:57
Güneş 07:21
Öğle 12:42
İkindi 15:28
Akşam 17:53
Yatsı 19:12
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 21 51
2. Fenerbahçe 21 45
3. Başakşehir 21 40
4. Beşiktaş 20 39
5. Adana Demirspor 21 38
6. Trabzonspor 21 38
7. Kayserispor 21 32
8. Konyaspor 21 27
9. Gaziantep FK 21 25
10. Alanyaspor 21 25
11. Karagümrük 20 23
12. Ankaragücü 20 22
13. Kasımpaşa 21 22
14. Sivasspor 21 21
15. Antalyaspor 20 21
16. Giresunspor 21 21
17. Hatayspor 20 20
18. İstanbulspor 21 18
19. Ümraniye 21 14
Takımlar O P
1. Samsunspor 21 41
2. Eyüpspor 21 41
3. Bodrumspor 21 38
4. Keçiörengücü 21 37
5. Pendikspor 21 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 20 34
8. Sakaryaspor 21 34
9. Boluspor 21 34
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 20 29
12. Adanaspor 21 22
13. Altay 21 19
14. Tuzlaspor 21 19
15. Erzurumspor 21 18
16. Altınordu 21 17
17. Ö.K Yeni Malatya 21 16
18. Gençlerbirliği 21 13
19. Denizlispor 21 13
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Brighton 19 31
7. Fulham 21 31
8. Brentford 20 30
9. Liverpool 19 29
10. Chelsea 20 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 19 50
2. Real Madrid 19 45
3. Real Sociedad 19 39
4. Atletico Madrid 19 34
5. Villarreal 19 31
6. Real Betis 19 31
7. Rayo Vallecano 19 29
8. Osasuna 19 28
9. Athletic Bilbao 19 26
10. Mallorca 19 25
11. Almeria 19 22
12. Girona 19 21
13. Sevilla 19 21
14. Valencia 19 20
15. Espanyol 19 20
16. Celta Vigo 19 20
17. Real Valladolid 19 20
18. Cadiz 19 19
19. Getafe 19 17
20. Elche 19 6