08.01.2022, 10:46

Aidiyet

Heyecanlı ve hamaset köpüklü atıflarla ‘millenium’ olarak tabir edilen bu yüzyılın ilk çeyreğinde gerçekleşen ve adına ‘çağdaşlaşma’ denilen ithal uygulamaların, insanlığın atası sayılabilecek geniş bir coğrafyayı aidiyet ve ruh köklerinden nasıl kopardığını; bugün kimimiz bunu yüreğine yük ederek, kimimiz bunu tersine çevirmek için imkân ve nasibince gecesini gündüz ederek, kimimiz yaşam gailesi içinde bu akıntıya sürüklenmiş bir halde ama her durumda da canlı birer tanık olarak müşahade ediyoruz.

Kimbilir, belki de bu tanıklık yüzünden; ilahi beyan yaşanan / yaşanacak “asırlara” yemin edip veya bazı tefsir alimlerinin tespitiyle yaşanan çağı şahit kılıp “insan ziyandadır” haykırışında bulunuyor, insan denen varlığı “iyi işler” yapmaya davet ediyordu.

Belki de biz bu tanıklığın, üzerimize yüklediği tarihsel ‘özne’ olma sorumluluğundan kaçtığımız, zihin ve yaşam konforlarımızı bozmak istemediğimiz için her şey bu kadar karmaşık durumda!

Öyle ya; bu tanıklığın benliğimize fısıldadığı benliğimize döndüğümüzde görüyoruz ki, içinde yaşadığımız bu mümbit coğrafyanın bir aidiyeti vardı.

İnsanımız, bu aidiyetin haysiyetini ise üç kıtaya hükmetmiş atalarının inşa ettiği ruh köklerindeki medeniyetten alıyor; insanlığın olgunlaşma serüveninde ‘tarih’ yazabilmiş bir coğrafyanın yani diğer bir deyişle görkemli bir geçmişin vârisleri olarak da, kurucu unsuru olabilmenin haklı kıvancını taşıyorlardı.

Ta ki ‘çağdaşlık’ adı altında; akıllara ziyan uygulamalarla, tepeden inme kurallarla bu mümbit coğrafya, çok kısa sayılabilecek bir zaman diliminde onu ruh köküne bağlayan ana ve kılcal damarlardan birer birer koparılıncaya kadar.

Bu kopuşla ‘çağdaşlaşma’ adı altında yaratılan ‘imitasyon’ bir algı ile, bu coğrafyayı kendi değerlerinden koparıp, ait olmadıkları bir dünyaya yamamayı başarabildiler ve bu toplumun ontolojik temeli olan dinsel terminoloji de bu ‘çağdaşlık’ vebasından yeterince nasibini aldı.

Yani bugünkü manevi hastalıklarımızın, ruhsal boşluklarımızın, kanayan yaralarımızın temelinde, ‘çağdaşlık’ adı altında zerkedilen mikroplar yatıyor ve ateşimizin bu kadar yüksek olmasının da manevi dinamiklerimizden bu kadar uzaklaşmamızın da sebebi, bünyemize iyice yerleşen bu mikropların dışında başka bir şey değil.

Katili malum fakat faili meçhul bu infazla; bugün yaşadığımız travmaların sebep olduğu ahlâki körlüklerle aklımız şaşsa, dilimiz tutulsa, nutkumuz dursa, küçük dilimiz boğazımıza kaçsa ve hayretten parmaklarımızı ısırsak da; çalmadan oynamaya, vermeden almaya, üretmeden kazanmaya, hak etmeden götürmeye alışmış ve bunu bir yaşam biçimi olarak benimsemiş bir toplumu inşa etmeyi başardılar ne yazık ki!

Bakın mesela!

‘Özne’ olmayı reddetmiş bir toplumun, özellikle din soslu paylaşımlarının ekseriyetinde, ‘ahir zaman’ kelimesinin bu kadar yoğun bir şekilde kullanmasının başka bir anlamı var mı?

Bu kelimeye öyle bir anlam derinliği yüklenmiş ki; sanırsınız İslam coğrafyalarında akan kanın, dinmeyen gözyaşının, tarumar edilen yer altı kaynaklarının, kravatlı küresel korsanlarca yerinden yurdundan edilen ve bir o kadarı da çıktığı yollarda can veren milyonlarca mültecinin, kokan barutun ve gözleri iki resim karesine mahkûm edilmiş annelerin yegâne sebebi ‘ahir zaman’ kelimesi.

Aklını kullanmadığı için başından aşağı pislik yağan (Yunus, 100.ayet) iki milyarlık koca bir coğrafyanın fertleri; kendi ellerinin yaptıklarından kaynaklı başlarına gelen her musibeti, her kötülüğü, her yanlışı Allah’a fatura edip adına ‘kader’ koyma konforunu, şimdilerde ise ‘ahir zaman’ kelimesine yüklediği anlamla geçiştirmeye çalışıyor!

Çok az sayıda; yüreği olan bitenden mustarip, gözlerine kum kaçmış, gecesini gündüz eden insan, bunun farkında olsa da inancı kullanarak, halkın bu cehaletinden faydalanarak makam, mevki, servet, konfor, şan, şöhret, mansıp elde edenlerin ekseriyetinden bir tanesi de çıkıp demiyor ki;

Yahu kardeşim! Dünyaya gelen her insan için yaşadığı çağ zaten ‘ahir zaman’, yani zamanın bitimidir. Bizim bugünkü hal ve ahvalimizin, bunca kırılmışlık ve dağılmışlığımızın, akan gözyaşlarımız ve kanayan yaralarımızın sebebi ‘ilahi’ değil ‘beşeridir’ ve kendi ellerimizle yaptıklarımızdan dolayı başımıza gelmektedir.

Çünkü biz, içinde doğduğumuz toplumun kültürü, ömrümüze gölgesi düşen ailemizin bilgisi ile bize ‘din sosu’ ile kodlanan manevi dinamiklerin, aslında ‘ilahi’ hitabın neresinde olduğunu zerre kadar sorgulamadan alıp yaşamaya başlayan ve bu konuda yaşam konforumuzu bozmayan ‘kültürel’ bir inancı yaşıyoruz.

İlahi beyan ısrarla ‘aslını koru’ diyor; sevgi diyor, merhamet diyor, illa ki adalet diyor, mutlaka eşitlik diyor ama bizim her tarafımızdan üstüne üstlük din adına nefret, kin, öfke ve vahşet fışkırıyor!

Peki dünyaya bin küsur yıl hükmetmiş ve tarih yazmış bir aslan medeniyeti, bu kurnazlığa nasıl teslim oldu da bugün bu hale geldi derseniz de bence cevabı çok açık;

Tarla nemli olmadan tohum yeşermez!

Anımsıyorum, bir söyleşi esnasında gençlerimizden biri sormuştu;

“Hocam neden ısrarla batıya vurgu yapıyorsunuz, bizim hiç mi suçumuz yok bu yozlaşmada?”

Elbette suçumuz var.

Ancak şunu atlamamak gerek;

Yüzlerce medeniyete beşiklik yapan ve tüm bu medeniyetlerden kendine has bir medeniyeti ortaya çıkaran Anadolu Medeniyetinin ortaya koyduğu okuma yazmasız irfanı, buram buram samimiyet kokanı ihsanı; asırlar boyunca göçlerle, savaşlarla, yoksullukla yoğrulmuş bir halkın evine gittiğiniz zaman çoluk çocuğuna ait rızkını tümüyle önünüze koymanın misafirperverliğini dünyanın başka hiçbir coğrafyasında bulamazsınız.

Bakın mesela!

Elağız ilimizdi sanırım.

İki yıl önce, yani hemen pandemi öncesinde yürüttüğümüz yurt turnesinde tam bir okulun kapısından girerken yaşlı bir amca çaya buyur etmişti.

Evleri hemen okula bitişik bu ‘gül kokulu’ amcanın teklifini kıramamış, asistan arkadaşlarımı okula gönderip beş dakika gecikeceğimi söylemiştim.

Hâl hatır ve tanışma faslından sonra hemen yanı başında dikiş diken ve eşi olduğunu sonradan öğrendiğim nur yüzlü bir teyze, o beş dakikalık zaman zarfında adeta beynime kazınan iki çift laf etmişti;

“Demek gençlerle konuşmaya geldin evladım. Allah muvaffak etsin. Güzel bir insana benziyorsun. Ama dikkat et oğul. Hele de bu zamanda cümle kurmak, yırtık gömlek dikmeye benziyor. Düğümü içten atsan tenine batar, dıştan atsan gözlere batar”

Okuma yazması dahi olmayan bu teyzemin cümlelerini beynim hazmetmekle uğraşırken, gençleri konferans salonunda daha çok bekletmek istemediğim için, “Allahaısmarladık” istediğim yaşlı amca, ellerimi sıkıca kavradı ve gözlerimin içine bakarak;

“Allah yar ve yardımcın olsun oğul” dedi.

“Madem kaderde tanışmak nasipmiş, benden de gönül heybene iki çift söz koy ki, bu faniyi unutmayasın.”

Sonra gözlerini boşluğa astı ve yaşam çizgimde unutulmaz bir iz bırakan; ama gerçekten ancak ciltlere sığabilecek o derin cümlelerini kurdu;

“Dünya, fanidir oğul. Dilenci de olsan, padişah da olsan aynı tahta tabuta konuluyor; tıpkı namazdaki gibi, Kabe’deki gibi toprağın altında eşitleniyorsun. Yani, eninde sonunda “ömür” dediğin yol bitiyor. Sen, iyi bir yolcu olmaya bak evladım!”

Sonra elini kalbime koyarak ekledi;

“Bir kalp; insanları, kötülükten çekmek ve onlara faydalı olmak için çırpınmıyorsa o kalp viranedir oğul!”

Süslü -püslü sözlerin ruhları kolayca esir aldığı, beyazları iyiden iyiye kirletilmiş böylesi bir zamanda; diplomalı cahil ordusuna inat, tek harf okuma yazması olmadığı halde bir kuru selam, iki çift kelâmla gönülleri titreten bu gönül erleri, hala aramızda iken sormak gerekmez mi “Anadolu bizim neyimiz olur?” diye!

Peki, buna “baba ocağımızdır” cevabını veren herhangi bir zihin, insanlığın ve iyiliğin yurdu olan; sabırlı, dirayetli, metanetli evlatları yetiştiren, cefakâr ve kanaatkâr insanların yetiştiği bu emin beldeye yapılan zihni ve kültürel saldırıları kabullenebilir mi? (Devam Edecek)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
-4
hafif kar yağışlı
Namaz Vakti 18 Ocak 2022
İmsak 06:05
Güneş 07:32
Öğle 12:38
İkindi 15:13
Akşam 17:35
Yatsı 18:56
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 50
2. Konyaspor 20 39
3. Hatayspor 21 35
4. Başakşehir 20 34
5. Adana Demirspor 21 34
6. Fenerbahçe 21 33
7. Beşiktaş 21 32
8. Alanyaspor 21 32
9. Gaziantep FK 21 31
10. Sivasspor 21 30
11. Karagümrük 21 30
12. Kayserispor 21 28
13. Galatasaray 21 27
14. Giresunspor 21 25
15. Antalyaspor 21 23
16. Göztepe 21 21
17. Kasımpaşa 21 21
18. Altay 21 18
19. Rizespor 21 18
20. Ö.K Yeni Malatya 21 15
Takımlar O P
1. Ümraniye 20 42
2. Ankaragücü 20 42
3. Erzurumspor 20 38
4. Eyüpspor 20 36
5. Bandırmaspor 20 33
6. İstanbulspor 20 33
7. Adanaspor 20 32
8. Samsunspor 19 30
9. Tuzlaspor 20 27
10. Gençlerbirliği 20 26
11. Manisa Futbol Kulübü 20 25
12. Boluspor 19 24
13. Kocaelispor 20 24
14. Keçiörengücü 20 23
15. Menemen Belediyespor 20 23
16. Altınordu 20 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 20 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 22 56
2. Liverpool 21 45
3. Chelsea 22 43
4. West Ham United 22 37
5. Arsenal 20 35
6. Tottenham 18 33
7. M. United 20 32
8. Wolverhampton Wanderers 20 31
9. Brighton 20 28
10. Leicester City 18 25
11. Crystal Palace 21 24
12. Southampton 21 24
13. Aston Villa 20 23
14. Brentford 21 23
15. Leeds United 20 22
16. Everton 19 19
17. Watford 19 14
18. Norwich City 21 13
19. Newcastle 20 12
20. Burnley 17 11
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 49
2. Sevilla 20 44
3. Real Betis 20 34
4. Atletico Madrid 20 33
5. Real Sociedad 20 33
6. Barcelona 20 32
7. Rayo Vallecano 20 31
8. Villarreal 21 29
9. Athletic Bilbao 21 28
10. Valencia 20 28
11. Espanyol 20 26
12. Osasuna 20 25
13. Granada 20 24
14. Celta Vigo 20 23
15. Elche 21 22
16. Mallorca 20 20
17. Getafe 20 18
18. Deportivo Alaves 20 17
19. Cadiz 20 14
20. Levante 20 11