AĞLAMA ELAZIĞ « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

tempobet giriş tempobet

Pendik escort

AĞLAMA ELAZIĞ

Bu haber 19 Eylül 2020 - 8:31 'de eklendi.

Elazığ, sancılı bir kent.

Elazığ, harabe bir kent.

Elazığ, tükenmiş bir kent.

Bu tükenmişlik tesadüf değil, İlahi kader hiç değil.

Bu sonuç, Elazığ’ın seçtiği bir kader.

ALLAH insana kader yazmaz, ALLAH sadece insanın seçtiği kaderi önceden bilir, müdahil dahi olmaz, sadece izler.

İnsanın imtihanındaki sır da budur.

İnsanın ‘’BEN’’ iddiasına karşılık verilen bir özgürlüktür bu imtihan.

Vaazı burada kesip Elazığ’a dönelim.

Elazığ çok hızlı bir değişime uğradı.

Bu değişim, demografik yapının değişmesi ile başladı.

Sosyokültürel olarak yaşanan kırılmalar, bu kırılmalara Elazığ insanının duyarsız yaklaşımı.

Tarikat ve cemaatlerin teslimiyetçi öğretisinin etkileri.

Siyasi partilerin kendi faydaları ve sadece seçim kazanma hedefi ile Elazığ’a yaklaşımları.

Sivil Toplum Kuruluşlarının özelliğini yitirmesi.

Dirençli olan ve kültürel olarak belirli bir mesafe kat etmiş Elazığ insanının kenti terk etmesi ile hız kazandı ve halen devam ediyor.

Genel olarak kötü değişimdeki etkiler bunlardır diyebiliriz.

Çok fazla örnek vererek okuyucuyu yormanın bir faydası yok.

Özel olarak da, 2020 yılında yaşadığımız felaketler bu tükenmişliğin finali oldu.

Şu an Elazığ ağlayan bir kent kimliğinde.

Merkezi bütçeden yapılan acil yardımlar, yıkılan kentin yeniden inşası için sarf edilen çabalar elbette takdir edilecektir.

Şaşkınlık içinde olan kentin bu çabaları görmezden gelmesi, farkına varmaması hoş görülmelidir.

Sahipsiz Elazığ yakarması bu şaşkınlığın sonucudur.

Haksız da değildir Kent.

Yaralıdır, şaşkındır, çoğu sorunda çaresizdir.

Bu çaresizliği, bu acılı yakarışı, sağa sola çekerek, farklı anlamlar yükleyerek, yapılan edepsizce siyasi çıkışları hoş göremeyiz.

Kötü sözü sahibine iade edip, konuyu kapatmakta fayda var.

Tükenmişlik ve nedenleri tek taraflı yaklaşım ve yorumlamalar ile izah edilemez.

Edilmemelidir.

Elazığ insanı, kendine ve Elazığ’a sahip çıkamadı.

Elazığ, uzak taşranın, yüzünü medeniyet ve uygarlığa çevirmiş bir kenti idi, uzak taşranın bu güzel kenti, 70’li yılların başında Keban Baraj projesi ile ilk darbeyi yedi, verimli tarım arazileri baraj gölü altında kaldı. Kırsal kesim insanı, elindeki baraj parası ile şehre yerleşmek zorunda kaldı, bu para büyük oranda eğlence sektörünün tuzaklarına düşen köylüler tarafından çar çur edildi.

Bir kısmı ise kötü yönetilen, art niyetli holdingler tarafından batırıldı.

Köylü artık bu kentte iş arayan, kente uyum sağlamaya çalışan işsizler haline geldi.

Kültürel uyum, bir müddet sonra sağlansa da ekonomik etkileri halen devam ediyor.

İkinci göç dalgası, PKK terörü ile başladı, bu dalganın sosyokültürel tahribatı daha fazla oldu.

Suriyeli ve Afgan göçmenler sorunu ile ortaya çıkan demografik değişim, halen devam ediyor.

Her bir başlık, başlı başına bir inceleme konusudur.

Belki ileride detaylı bir şekilde yazarız.

Neden, sonuç ilişkisi perspektifi ile önce nazarlarımızı Elazığ’a ve Elazığlıya çevirmek zorundayız.

Elazığ ve Elazığlı, her olumsuz gelişmede, her yıkıcı eylemde kayıtsız kalmıştır.

Kara para ve bu paraya hükmeden tefecilerin, Elazığ esnafını yok etmesini sadece seyretmiştir.

Kara para ve tefecilerin, arsa mafyasının yapsat sonra da kaç mantığının adeta esiri olmuş, sadece seyirci olmayı tercih etmiştir.

Gelen her göç dalgasında, göçmenlerin kent kültürüne uyum sağlaması için çaba sarf etmeyip, O göçmen kültürüne uyum sağlama yanılgısını ve kolaycılığını göstermiştir.

Bir kültür kenti olan Elazığ, kısa sayılabilecek bir zaman dilimi içinde, kendini Paçoz kültürünün kucağında bulmuş, direnç göstermeyi bir yana bırakalım, adeta bu kültüre dört elle sarılmıştır.

Sekiz köşe şapka, Çatalkaya türküleri ile kendini tanıtır olmuş, bir papaz giysisi ve Harput’un şirret bir bölgesi üzerine yazılan ahlaktan yoksun türküler ile Kent anılır olmuştur.

Elazığ bir dönemler, sanayi kenti idi, çok sayıda fabrika ve imalathaneye sahip kent, bu varlığı koruyamamış, bir ferrokrom fabrikası dahi yabancı şirketin eline teslim edilmiş, şirket bu fabrika sayesinde sektörde Dünya devi olabilmiştir.

Kapatılan, el değiştiren, taşınan fabrikaları da tek tek sayıp okuyucuyu sıkmayalım, herkes biliyor, biliyor ama boyun büküp, iç çekmekten başkada bir şey yapmıyor bu kentte.

Bu tür öz eleştirileri yapan açık yürekli, cesur insanlar, kısa sürede itibar kaybına uğratılıyor, yalnız bırakılıyor, adeta tecrit edilerek, gerçekle yüzleşmekten bucak, bucak, kaçılıyor bu kentte.

Hırsızlık, ihaleye fesat karıştırma, soygun, vurgun gibi namussuzluklara göz kapatılıyor, servetin birkaç hırsızın elinde toplanmasına göz yumuluyor, bu pisliğe karşı çıkanlar ya vuruluyor, ya da yalnız bırakılarak anasından doğduğuna pişman ediliyor bu kentte.

Mafya tipi çeteler, kurtarıcı olarak görülüyor, ahlaksızlık ve şiddet adeta teşvik ediliyor bu kentte.

Hemen hemen her sokak da fuhuş ve zina yapılan evler, oteller rahatça faaliyet gösteriyor, kimsenin kılı bile kıpırdamıyor bu kentte.

Bunları yazarken, içim daralıyor, elim titriyor, tükenmişliğin O derin acısını iliklerime kadar hissediyorum.

Ama normalmiş gibi, bu tükenmiş kentte yaşamaya devam ediyoruz.

Normal değiliz, bu sonucu kendi ellerimizle, kendi irademiz ile yarattık.

Ağlıyoruz, ağlamaya hakkımız yok.

Elinden emziği alınmış bebek gibi sürekli ağlamak, kurtarıcı, sahip beklemek züğürt tesellisidir.

Kimse kimseyi kurtaramaz, kimse, kimseye sahip çıkamaz, böyle bir şey yok bu Dünyada, böyle bir inanç şekli yok İslam da.

Ya bu rezalete, bu tükenmişliğe Elazığ razı olacak, ya da kendine ve Elazığ’a sahip çıkacak Elazığlı.

Başka alternatifin yok ELAZIĞ!

Sahip aramayı kes Elazığ, kente ve kendine sahip çık Elazığ.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Murat Ünal
Murat Ünalmuratunal@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.