ÇAĞLARIN DEĞİŞTİRMEDİĞİ SES « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

ÇAĞLARIN DEĞİŞTİRMEDİĞİ SES

Bu haber 01 Mayıs 2020 - 7:56 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Tüm semavi dinler gibi, insanlığa huzur ve saadet vadeden bütün ideoloji, yerel inanç ve felsefe sitemlerinin yasak saydığı ya da yapılmasını salık verdiği evrensel değerler ve ilkeler vardır.
Hırsızlık yapmak, insan ya da canlı öldürmek, yalan söylememek, iyilik yapmak ve topluma faydalı olmak gibi ilkeler zaman ve zemin ayrımı gözetmeksizin her yerde geçerli olan evrensel değerlerdir.
Zaman içerisinde bu umdelerin değerini kaybetmesi ya da anlam aşınması ve kayması yaşaması mümkün değildir. Sesi çağlar ötesinden gelse de bu faziletli tavırların ve öğretilerin tek amacı vardır o da insanlığa huzur, barış ve kardeşlik içerisinde bir yaşam sunmaktır.
Konuyu biliyorsunuz. Geçmiş yıllarda ramazan ayında yapılan imsak saati, nelerin orucu bozup bozmayacağı gibi tartışmalarını yerini Ankara Barosunun Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş’ın Cuma hutbesinde ifade ettiği ayetler etrafında gelişen tartışmalar aldı.
Prof. Dr. Ali Erbaş hutbesinde; “Ey insanlar! İslam, lûtîliği ve eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti? Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir, bunun hikmeti.” cümlesini kullanmış ve görevi gereği insanlara ilahi bir gerçeği bir kez daha insanlığa hatırlatmıştı.
Erbaş’ın bu açıklamasının üzerine Ankara Barosu da ülkenin başka hiçbir sorunu kalmamış gibi bir açıklama yaparak eşcinselliği savunmakla kalmamış Diyanet İşleri Başkanı için “sesi çağlar öncesinden gelen bu şahıs” ifadesini kullanmıştı.
Ankara Barosu yine aynı açıklamasında “bir devlet kurumunun başında oturup söylemini kutsal sayılan değerler üzerine inşa ederek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesindeki kan kokan cüreti” ifadelerine yer vererek DİB Erbaş’a yönelik hakaretlerde bulunmuştu.
Yaşanan bu olayı tarih boyunca süregelen Hak-Batıl mücadelesinin bir yansıması olarak görmek belki mümkün. Herkes kendi görevini ve misyonunu icra ediyor diye de bakabilirseniz olaya. Ama bu açıklamanın hukuk gibi, adalet gibi yine evrensel kavramların en çok önde olması gereken bir kurumdan gelmesi aslında kimlerin sesinin çağlar ötesinden geldiğini göstermesi açısından önemli.
Bu çevrelerin en büyük hastalığı ve hatta takıntı haline getirdikleri açmazları, toplumun değer yargıları ve inanç sistemleri ile aralarına koydukları mesafedir. Bu kesimler, aydınlanmanın ve modernleşmenin ancak ve ancak değerlerden uzaklaşma ve insanlara gerçek huzur ve mutluluğu sunan ilahi öğretilerden uzak kalmakla mümkün olacağı gibi bir saplantı ve sapkınlık içindedirler.
Gelişmenin ve kalkınmanın önündeki en büyük engelin manevi değerler ve inan sistemi olduğu tezini yüzyıllardan beri savunan köhne zihniyetin günümüzdeki fosil kafalıları da ne yazık ki aynı tezi savunma ve bunu aydınlıkçı yaşam olarak görme bedbahtlığını sürdürmektedirler. Ancak bunu söylerken kendilerinin insanlığa ve çevrelerine faydası dokunacak hiçbir buluş, hiçbir yenilik ve hiçbir icatları olmamıştır. Kendilerine biçtikleri tek misyon vardır o da inançlara ve manevi değerlere düşmanlıkla aydın ve modern konumuna yükselme hissini yaşamaktır. Ancak son açıklama da gösterdi ki bu insanlar, ortaçağ karanlığının da ötesinde bir ilkellik yaşayan patolojik vakalardır.
Hukuk Fakültelerimizin böylesine karanlık kafalar ve faşist düşünceler serdedecek avukatları yetiştirmediklerini biliyoruz. Elbette azgın azınlığın bu saçmalıkları tüm hukukçulara mal edilemez. Kaldı ki başta Elazığ Barosu olmak üzere birçok şehir barosu ve avukatlar, Ankara Barosu’nun açıklamaların kabul edilemez olduğunu ifade etmiş ve suç duyurusunda bulunmuşlardır.
Korona günlerinde ve özellikle de mübarek ramazan ayında Ankara Barosu tarafından yapılan açıklamalar her ne kadar karşılık bulmasa ve birçok kesimden tepki alsa da bazı kesimlerin hala demokratik olgunluktan çok uzak ve her an meydana çıkmak üzere pusuda beklediklerini bir kez daha göstermiştir.

Mehmet Karaaslan
Mehmet Karaaslanmehmetkaraaslan@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.