6284 VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ (2) « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

6284 VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ (2)

Bu haber 08 Temmuz 2020 - 7:20 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Ayna

Geçen hafta dediğim gibi Cumhurbaşkanımızın bütün bu olanlara tepkisi yetersiz kalıyor. İstanbul sözleşmesi barındırdığı maddelerle kadın haklarından çok LGBT faaliyetlerini meşrulaştıran ve “Kadının Beyanı Esastır” tanımlaması altında erkeğe psikolojik baskı kuran bir YASAYA dönüşmüş durumda!

“Kadının beyanı esastır” hükmü çerçevesi kanun uygulayıcılar tarafından öylesine geniş tutuluyor ki yeterince araştırma yapılmadan ve deliller toplanmadan erkekler âdete yargısız infaz ediliyor. Sonra kendini temize çıkarmak için uğraş veren erkeklerin birçoğunun suçsuz olduğu anlaşılıyor. Peki, müfteri kadınlara,  attıkları iftiraların ve erkeklere çektirdikleri bu zor süreçlerin hesabı soruluyor mu? Hayır!

Hâsılı bu sözleşmenin aile yapısını koruduğunu ve kadına yönelik şiddeti önlediğini söylemek hayalden öteye gitmiyor. Bunun yerine İslam Medeniyetinin ve kültürümüzün kadına verdiği değeri eğitim konusu yaparak gençlerimizin yetiştirilmesi çok daha doğru ve kalıcı çözümler sunacaktır. “Sizin en hayırlınız eşine karşı en iyi davrananınızdır” hadisi şerifi dahi tek başına her şeyi özetlemeye yetmiyor mu?

Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde bize dayatılanlardan çok geç olmadan kurtulmak zorundayız! İflas etmiş, kârından çok zararı olan bir AB’nin zararlarına neden ortak olalım? Sonra geçen hafta dediğimiz gibi her şey para değildir. Paranız olabilir, zengin olabilirsiniz, ancak AHLAKSIZ BİR TOPLUM olursanız bunların bir kıymeti yoktur ve zevkleriniz uğruna elinizdekileri de kolayca kaybeder; tam bir müflis olarak silinir gidersiniz! Bu sözleşme içerisinde LGBT faaliyetlerini meşrulaştıran hatta koruyan hükümler bu özelde değerlendirilmelidir.

Dünyada birçok bilim adamı eşcinselliğin bir yaratılış kusuru değil, psikolojik bir hastalık olduğu noktasında hem fikir. Böyle bir hastalığı “cinsel tercih” saymak ta kanaatimce en az bu hastalık kadar HASTALIKLI BİR GÖRÜŞ! HELE BUNUKANUNLA KORUMAK AKIL KARI DEĞİL!

Derken bir bakıyorsunuz ÖSYM, bütün gençlerimizi bir tek sınav sorusuyla bu hastalıklı düşünce ve savunucusu bir “sanatçı” ile tanıştırıyor.

Ne sinsice kurgulanmış, ne muhteşem bir plan (!):

Bir ülkenin gençlerinin tamamına, hangi görüşten olursa olsun, bir fikri nasıl en kısa ve en etkili şekilde tanıtırsınız? -Bir sınav sorusuyla… Çünkü hepsi okumak zorunda! Peki, biz bununla yetinmeyelim ülke gündemini de meşgul edelim derseniz ne yaparsınız? Cevap aynı: Herkesi ilgilendiren bir sınav sorusuyla. Önceki ve sonraki nesil gençlerde etkilensin isterseniz cevap yine aynı. Bu mesajı bir “sanatçı” üzerinden vermek tesirini kat be kat artıracak mıdır? –Evet. Eğer mağduriyet yaşanırsa ister sanatçı ister soru hazırlayanlar işte o zaman bal kaymak… Değmeyin keyiflerine. Taraftarlar iki üç katına çıkar. Şer odağı üst akıl bir taşla on kuş hedefledi ve vurdu da!

Önceki yazımızda ifade etmiştik. Herkes işinin memuru. Şer vazifesini yapıyor.

Ya biz? Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ülkeyi yönetenlere sitemimiz bundan… Bu kahpe plan daha uygulanmadan bozulmalıydı. Ama en iyi niyetle söyleyelim; ÖSYM Başkanı “işlerinin yoğunluğundan” ülkenin en önemli sınav sorularını okuyacak vakit bulamadı herhalde(!). soruları hazırlayanlara soruşturma açmak ceza vermek vesaire kimsenin vicdanını rahatlatmadı. Bu işin sabahı ÖSYM Başkanı görevden alınmalıydı. Bu bir tek sorunun topluma verdiği zararın ise maalesef geri dönüşümü yok. Vebali ise üzülerek söylüyorum, yöneticilerin üzerinde duruyor. Bir daha tekrarlanmamasını umuyorum. Ancak bundan öncede Gençlik Bakanlığının Aleyna Tilki’ye verdiği ödül, Aile Bakanlığının gayrı meşru ilişki yaşayan Sıla adlı kadın “sanatçıya” verdiği desteği hatırladıkça umutlarım kırılmıyor değil. Cumhurbaşkanımız çok çalışkan, cesur ve iyi niyetli bir lider. Umarım bütün bu olanları da artık şu veya bu sebeple ötelemez. Aksi halde hem ülkeye hem kendisine yazık olacak. Siyaset yapıyor ve her kesimin oyunu hedefliyorlar eyvallah. Ama unutmamalı her şey Yaradan’ın kudret elindedir; kimsenin değil!

Son uyarımızı yapıp yazımızı sonlandıralım. Kapıda büyük bir tehlike var: Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi! Kısa adı ETCEP olan bu projeden ivedi ile vazgeçilmeli, eğitim müfredatına böyle bir garabet asla konulmamalıdır! Hedefleri aynı olan bu proje gençlerimize tam bir zehir etkisi yapacak ve anormallikleri normalleştirecektir.

İnançtan, gelenekten, örften, kültür ve medeniyetimizden taviz vermek, belli bir zaman sonra kötüyü normalleştirerek bizi ahlaksızlaştıracaktır! Bunun yerine bize ait olan ve toplum yapımıza uygun eğitim projeleriyle aile yapımız güçlendirilmeliyiz diye düşünüyorum.

Aklıma gelmişken bir önemli uyarı da ana babalarımıza yapalım: Lütfen herkes evladının eğitimini sadece devlete bırakmasın ve lütfedip hayattaki en değerli miraslarına sahip çıksın! Onları kendi elleriyle veya manevi değerleri verecek eğitmenler eliyle yetiştirme gayretinde bulunsunlar.

Unutmayın ahlâk, matematikten daha az önemli değildir!

Baki selâm ve daim muhabbetlerimle…

Prof. Dr. Ömer Atalar
Prof. Dr. Ömer Atalaromeratalar@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.