31 MART VAKASI – I « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

31 MART VAKASI – I

Bu haber 17 Şubat 2020 - 8:19 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Fikir Günlüğü

II. Abdülhamit tarafından Rumeli’deki askeri kışlalarda isyan çıkması üzerine 1908 yılında Anayasa tekrar yürürlüğe konarak yeniden meşruti yönetime geçilmiştir (II. Meşrutiyet). Meşrutiyete karşı olan bazı gerici grupların tahrik ettiği ve 31 Mart Vakası denen gerici ayaklanma Rumeli tarafından gelen Hareket Ordusu tarafından kısa sürede bastırılmış, II. Abdülhamit tahttan indirilmiş ve 1909 yılında Anayasa daha demokratik hale getirilmiştir

1876 yılında yapılan ilk Kanun-i Esasi ilk Türk Anayasası kabul edilirse 1909 yılında yapılan da ikinci Anayasadır. 31 Mart Vakasının bastırılması ve İttihat ve Terakki Partisinin etkinliğini artırmasından sonra hazırlanan bu Anayasa’da hükümet padişaha değil meclise karşı sorumluydu. Bu sayede Türkler modern Anayasacılık sürecine dahil olmaya başlamışlardır. 1909 Anayasasında temel özellikleri şunlardı: padişahın yetkilerinin daraltılması, Mebusan Meclisi’nin yetkileri artırıldı. Padişahın meclisi fesih hakkı Ayan Meclisi onayı ve fesihten 3 ay sonra seçim yapılarak yeni meclisin oluşturulma şartlarına bağlandı. Kanun teklifi verebilmek için padişahın onayını alma şartı kaldırıldı. Mecliste kabul edilen bir kanun için padişah ya 2 ay içinde onay verecek ya da iade edecekti. İade ettiğinde meclisin üçte iki çoğunluğuyla tekrar kabul edilirse artık kanunlaşacaktı. Padişahın mahkeme kararı olmadan sürgün yetkisi veremeyecekti. Bu sayede Osmanlı Anayasası demokratik meşruti ve monarşik bir Anayasa haline gelmiştir.

  1. Meşrutiyet döneminin en önemli olayı 31 Mart Vakası denen gerici ayaklanmadır. Yönetime karşı olan gericilerin çıkardığı bu ayaklanma 13 gün sürmüştür. O dönem Osmanlı’da Rumi takvim kullanıldığından ve ayaklanma tarihi Rumi takvime göre 31 Mart 1325’te gerçekleştiği için 31 Mart Vakası adını taşır. Bugün kullandığımız Miladi takvime göre ayaklanmanın tarihi 13 Nisan 1909’dur.

Ayaklanma ilkin askeri bir isyan olarak başladı. Fakat gerici softalar dahil olup propagandaya başladıktan sonra dinsel özellik kazandı. Kesin sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte ülkeyi yöneten İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin uygulamalarından duyulan hoşnutsuzluğun ve muhalefet çevrelerinin gerici propagandasının alaylı (okul mezunu olmayan) askerlerin kışkırtılması yüzünden çıkmıştır. İsyana katılan askerler Avcı taburları ve onlarla beraber hareket eden şeriat yanlısı halk ve İttihat – Terakki muhalifleridir. Karşı taraftaysa Hareket Ordusu, bununla beraber hareket eden Meşrutiyet yanlısı halk ve İttihat – Terakki taraftarlarıdır. Hareket Ordusuna Mahmut Şevket Paşa, Resneli Niyazi Bey, İsmail Enver ve Mustafa Kemal komuta ve liderlik etmişlerdir. İstanbul’da bulunan Abide-i Hürriyet anıtı 31 Mart Vakasında ölenlerin adına inşa edilen ulusal bir anıttır.

Ayaklanmayı başlatanların amacı eski düzeni yani Mutlakiyet rejimini geri getirmektir.

Osmanlı Devleti’nin toprak kayıplarının artması, Meşrutiyet hükümetinin bir türlü yerleşip hakim olamayışı yüzünden gericilerin toplandığı Volkan Gazetesi’nin baş yazarlığını yapan Derviş Vahdet ve muhalif Ahrar Partisi kışkırtmalar yaparak olayı körüklediler. İstanbul’da asayiş bozuldu. Güvenliği sağlamakla görevli Avcı Taburları, subaylarını dinlemeyip kafalarına göre hareket etmişler, disipline uymamışlar ve isyancılarla işbirliğine girmişlerdir. Meclis önünde toplanan bir kısım isyancılar bazı subay ve gazetecileri öldürmüşlerdir. Padişah II. Abdülhamit bunları önlemeye yönelik herhangi bir tedbir almamıştır. Hareket Ordusu’nu İstanbul’a getirterek isyanı bastıran İttihat ve Terakki Partisidir. İsyan bastırıldıktan sonra II. Abdülhamit, meclisin kararıyla tahttan indirilmiştir. Türk tarihinde tahttan meclis kararıyla indirilen ilk padişah II. Abdülhamit, ikinci padişah ise Sultan Vahdettindir (VI. Mehmet).

31 Mart Vakası Türk tarihinin ilk rejim değiştirmeye yönelik ayaklanması özelliğini taşır. 1925 yılında Meydana gelen Şeyh Sait İsyanı ve 1930’daki Menemen Olayı da rejimi değiştirmeye yönelik benzer isyanlardır. 15 Temmuz 2016 yılında yaşadığımız kalkışma da demokrasi ve özgürlüklere karşı, bir kısım beyni yıkanmış askerin başlattığı bir diğer isyan hareketidir.

31 Mart Vakasını destekleyenler bunun II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesini temin etmek için İngiliz Gizli Servisi’nin yardımı ile ve İngilizlerin aleti olarak tertiplenen bir hadise olarak görürler. Yani İttihat ve Terakki bir nevi kendi kendisine isyan hareketi başlatmıştır. Bu anlayışta olanlara göre Derviş Vahdet gerici ve isyancı değil dini bütün bir Müslümandı. Orduda itaat ve ahlak bozulmaya başlayınca, dinde hassas ama akıl muhakemesi eksik olan bazıları iyilik yapıyorum zannıyla fitne tohumları ekmeye başlamıştı. Hürriyetin yanlış anlaşılması ve uygulanması yüzünden devlet yönetimi cahillerin elinde kalmıştı. İttihat ve Terakkiciler İngiliz Gizli Servisi’nin tahrikleriyle hareket ediyorlardı. Gergin durumu fırsat bilerek planlarını devreye koydular. Başlarında hiçbir subayın bulunmadığı başçavuş ve çavuşların komuta ettiği erleri, şeriat isterüz diye isyan ettirdiler.Ayasofya ve Sultanahmet Camii önünde toplanan isyancılar Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa ve Meclis Başkanı Ahmet Rıza Bey’in görevden alınmasını, bütün ittihatçıları sürgüne gönderilmesini istiyorlardı. İsyancılar Ahmet Rıza Bey zannettikleri Adalet Bakanı Nazım Paşa’yı ve gazeteci Hüseyin Cahid zannederek de milletvekili Emir Şekib Arslan’ı öldürdüler.

Bugün de 15 Temmuz 2016 kalkışmasını aslında hükümetin kendisine karşı yaptığını, muhalifleri bastırmak için bahane yarattığını iddia edenler de aynı tutarsız komplo teorilerinin savunucusudurlar. İsyancıların II. Meşrutiyete karşı olmaları, Abdülhamit’in mutlakıyet rejimin tekrar istemeleri ve Abdülhamit’in isyanı bastırmaya hiç gayret göstermeyişi göz önüne getirildiğinde bu iddianın tutarsız olduğu görülecektir. Kaldı ki, İttihat ve Terakki Cemiyeti değil tam tersine İsyancıların yayın organı gibi çalışan Derviş Vahdeti’nin gazetesi İngilizlerin himayesindeydi. Derviş Vahdeti’nin çıkardığı Volkan gazetesi İngilizler tarafından finanse ve himaye ediliyordu. Yer yer sosyolog Prens Sabahattin’in Adem-i merkeziyetçi görüşlerine yer veriyordu. Volkan gazetesi alaylı subaylar ve askerler arasında taraftar kazanmış, ittihad-ı Muhammedi Cemiyeti’nin yayın organı haline gelmişti.

Bediüzzaman lakaplı Said Nursi’nin ve bazı İslam alimlerinin askerlere ve isyancılara bunun bir oyun olduğunu ve oyuna gelmemeleri gerektiğini ikaz ettiği ve Bediüzzaman’ın etkili bir söylev vermek suretiyle sekiz taburu isyandan vazgeçirdiği iddia edilmektedir. (Devam edecek)

Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcıakineraslanbalci@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.